‘Herkese eşit ve ulaşılabilir yaşam’
Tarih: 31.01.2008 Saat: 10:54
Konu: Haberler


Ulaşılabilir Yaşam Derneği aktivistlerinden Cengiz Bilgin, yoksul ve imkanları olmayan herkese “kendimize ait cennetleri bu topraklarda bugünden kurabilirsiniz, bunun için gerekli erdem ve ahlakı bugünden yaratmak mümküdür.

‘Herkes için eşit ve ulaşılabilir yaşam’ sloganı gerçekçi olup imkansız olanı istemektir” diyor. Ankara doğumlu olan Cengiz Bilgin’in anne tarafı Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Kakper köyünden 1937’de Denizli’ye sürgün edilmiş. Bilgin’in babası ise Dersim’in Hozat ilçesine bağlı İbrahim Taner köyünden. Kuruluşundan bu yana Ulaşılabilir Yaşam Derneği’nin (UYD) gönüllü aktivistlerinden birisi olarak dernek içi faaliyetler yürüten Bilgin, derneğin “kırsal kalkınma ve insan hakları” bölümünde yer alıyor.

UYD, 1999 yılının Gölcük ve Düzce depremlerinin hemen ardından Marmara Bölgesi’nde çalışmalar yürüten bir grup gönüllü tarafından oluşturuldu ve resmi olarak 2001 yılında kuruldu. Genel merkezi İstanbul’da olan UYD’nin Dersim’in Ovacık ilçesinde de şubesi bulunuyor. Bu şube UYD için kırsal kalkınma departmanı işlevi görüyor. Dernekte şu anda 40’a yakın kişi çalışıyor. Bu çalışma kadrosunun bir bölümü tam zamanlı ve profesyonel olarak ziraat mühendisi, tarım ekonomisti, uyuşmazlık çözüm uzmanı gibi meslek sahibi iken bir grup kadrosu da doğrudan örgütlenme biriminde çalışan, yarı profesyonel, gönüllü aktivistler ve yöneticilerden oluşuyor. Avrupa’da da dayanışma amaçlı toplantılar düzenleyen UYD gönüllülerinden Cengiz Bilgin ile UYD’nin kuruluş amaçları ve çalışmalarına ilişkin sohbet ettik.

UYD’nin temel amaçları nelerdir?

UYD ‘herkes için eşit ve ulaşılabilir yaşam’ şiarı ile yola çıkmıştır. Derneğimiz toplumun dezavantajlı ve risk altındaki gruplarına yönelik olarak “toplum temelli” projeler üretmekte ve uygulamaktadır. UYD, yoksullaşan insan topluluklarının, etkin katılımları ile öznel sorunlarına yönelik çözüm geliştirebilme olanaklarını teşvik etmektedir. İhtiyaç alanları etrafında sivil toplum kuruluşu, kooperatif, iktisadi işletme, vakıf gibi kuruluşlar kurduk ve bu kuruluşları da yönlendirerek birleşmelerini destekledik. Bu amaç doğrultusunda risk altındaki gruplar başta olmak üzere, toplumsal duyarlılığın gelişmesi için gönüllülük temelinde katılımcı olan kişi ve gruplarla sürdürülebilir ve uzun vadede kalıcı model oluşturacak çalışmalar yürütüldü.

Ayrıca çalışmalarında “Toplum Temelli Gelişim ve Rehabilitasyon” yöntemini kullanıyor. Bu konudaki derneğimizin hedefi bu yöntem aracılığıyla grupları etkin, katılımcı ve uygulayıcı hale getirmektir. Önemli bir diğer hedefimiz ise risk altında yer alan gruplar başta olmak üzere, gelir düzeyi düşük insanlar için yoksulluğun önlenmesine yönelik destek ve gelişim programları yürütmektir. İzninizle bu son cümlede saklı kalan önemli konuyu kısaca açmak istiyorum: Küçük ölçekli toprak sahibi ya da topraksız köylüler, yerinden edilmiş topluluklar, işsiz ve/veya dar gelirli insan toplulukları, engelliler, kadınlar, risk altındaki çocuklar, azınlıklar, doğal ya da teknolojik afet sonucunda acil müdahale ve destek programlarına ihtiyaç duyan bölge ve gruplar hedef grubunda öncelikli kesimlerdir.

Kuruluşunuzun ismi ilginç. Niçin böyle bir isim seçtiniz?

Toplumsal yaşam ilişkileri içinde eşitsiz gelişim şartlarıyla mücadele eden insanların belki başlangıçta imkansız gibi gördükleri, fakat kendileri için isteyecekleri yaşamın düşlenebilir ve ulaşılabilir olduğunu görmelerini sağlamak ve herkes için eşit ve ulaşılabilir yaşam istemenin mümkün olduğuna halkımızı ikna edebilmek istiyoruz. Bu uğurda mücadele etmelerine etkide bulunmak istiyoruz. Bu temelde en uygun bulduğumuz isim ise “Ulaşılabilir Yaşam Derneği” olmuştur. İçinde çalıştığımız her yoksul ve imkansızlık içindeki gruplara da kendimize ait cennetleri bu topraklarda bugünden kurabilmek, bunun için gerekli erdem ve ahlakı bugünden yaratmak mümküdür ve bu kesimleri ikna etmek için başlangıçta kendi hayallerimizi anlatan bir slogandı:”Herkes için eşit ve ulaşılabilir yaşam.” Bu slogan gerçekçi olup imkansız olanı istemek gibidir. Topluluklar kendi temel sorunları etrafında taban örgütlülükleri oluştura oluştura birbirlerini de bulurlar.

Böylesi bir kuruluşa niçin ihtiyaç duyuldu?

UYD esas olarak son dönemde yerinden edilmiş insan gruplarına ve onların yaşadıkları alandaki ekonomik, sosyal, kültürel sorunlarına yönelik esaslı ve kalıcı taban örgütlülüklerine yönelmelerini doğru ve önemli buluyor. Ülkemiz çok ağır bir 40 yıl geçirdi. Halkımızın çok ciddi sorunları var. Çatışmalar içinde ülke içinde yerinden edilmiş milyonlarca insan var. Ülkemiz bu sorunların içine girmiş ve bir şekilde etkilenmiştir. Ama bir de bakıyorsunuz bu sorunu yaşayan kümeler tabanda inanılmaz derecede örgütsüz ve dağılmış durumdadır. Yoksulluk ve ona karşı mücadele duruşları oluşmuyor. Halkın kendini bulduğu ve gerçekten kendi sesini yansıtacağı en önemli araçlar olan ve onların yaşamlarını kurdukları alandan yükselen örgütlenmeler ya çıkmıyor ya da çok zayıf kalıyor. Bunun sonucu işte görüyoruz. Türkiye hükümeti yerinden edilmişlere yönelik 5233 sayılı yasayı hazırladı ve uyguladı. Binlerce insanın sokağa akması gerekirken ortada çıt yok, çünkü bu insanlar kendi sorunları için örgütlü değiller. Dolayısıyla hayalleri ve umutları yok oluyor. Bu insanlarımız ağır bir toplumsal travmanın da içinden geçmiş haldeler. Bu konuda birikmiş sorunlarına acil müdahaleler ve destekler şart. O halde bizler küme küme bu insanlarımızın güncel problemlerini çözmeleri için harekete geçmeye davet etmeliyiz. Dışarıdan yardım bekleyen, kendi sorunları için başkalarından mücadele bekleyecek atıllığa düşmüş ve düşürülmüş bu gruplar bu ülkenin neredeyse yarısı olmuş. Bu grupların kendi sorunlarında tüm bölge halkıyla buluşabileceği program ve yaklaşımlar oluşturmasını sağlayacak çalışmalar yapmak gerekiyor. İşte UYD bunun için var. Ovacık’ta yoksul ve toprağına erişim sorunu yaşayan kesimlerin bu problemleri için daha özlü örgütlenmelere geçmeleri ve yaşamlarını değiştirecek adımlar atmaya başlamaları o insanlar için ihtiyaç duyulan bir rehabilitasyon çalışmasıdır.

Kimseyi beklemeye gerek yok. Herkesi kendi kapısının önünü süpürmeye çağırdık. UYD böylesi bir tabandan yükselecek soylu duruşların destekçisi bir örgütlenmedir. Topraklarımız bizimdir diyoruz ve üretim yapma çabasıyla topraklarına erişim mücadelesi içindeki her köylüyle buluşuyoruz, tarım yapıyoruz, köylerimizde evlerimiz yok. 1994 yılında yakıldı, ama o topraklar bizim ve bizler oralarda yaşıyor ve geçiniyoruz. Dersimi bu uğurda varolan her köylümüz için ulaşılabilir kılmak adına, ulaşılabilir Dersim için çaba sarf ediyoruz. Dünyanın her tarafına yayılmış Dersimlileri ve Dersim’i anlayanları toprak için, üretim için bu çabaya katılmaya çağırıyoruz. Bu mücadele kutsaldır ve önünde engel tanımaz.

Bugüne kadar hangi faaliyetleri geçekleştirebildiniz?

Derneğimiz kuruluşundan sonraki ilk aylarında bir dizi depreme yönelik acil dönem ve sonrasına yönelik projeler yürüttü. Günümüzde ülke içinde yerinden edilmiş ve ağır yoksulluk yaşayan gruplara yönelik insan hakları ve kalkınma eksenli merkezinde toprak ve adalet arayışı olan programlar yürütmekteyiz. İstanbul’da yaşamakta olan Roman halkının mahallelerine yönelik kentsel dönüşüm programı kapsamında yapılan yıkım esaslı AKP Belediyeleri’nin merkezinden yapılan baskılara karşı Romanların her türlü kültürel kimlik sorunlarına da sahiplenen programlar yürütmektedirler. Kurumumuz ayrıca Mardin-Midyat merkezli Süryani toplumuna yönelik toprak ve kültürel eşitlik savunuşu esaslı programlar ve Dersim’de 1994’deki köy boşaltmalar nedeniyle yerinden edilmiş Dersimli yoksul köylülerin toprak mücadelelerine sahip çıkmak esaslı kalkınma programları yürütmektedir. UYD’nin çalışmalarının tamamına yakını ülke topraklarında gerçekleşmiştir. Bunun yanında önümüzdeki dönem için bölgesel kalkınma programlarına geçme hazırlıkları yürütülmektedir.

UYD olarak herhangi bir devlet bütçesinden yardım alıyor musunuz?

UYD kamu kurumları ve AB gibi uluslararası kurum fonlarına kırsal kalkınma ve istihdam eksenli projeler sunmaktadır. Kurumumuz doğrudan herhangi bir devlet bütçesinden destek almamaktadır.

Bu faaliyetlerinize yönelik çevrenizin, görsel ve yazılı basının ve özellikle ülkedeki devlet dairelerinin nasıl bir tepkisi oldu?

UYD’nin çalışmaları sınırlı zorlaştırmalar dışında genel olarak birçok çevreden olumlu destek bulmaktadır. Sol tandanslı/düşünceli bir kuruluş olması nedeniyle yer yer bazı kuruluşlarla sıkıntılar yaşanmış olsa da hedef gruplarla çalışmalarda kamu kurumlarından ilgili bakanlıklar, Tarım Bakanlığı gibi veya ilgili müdürlüklerle SHÇEK gibi işbirliginde her zaman ısrarlı olması sonucu kamu kurumları ile ortak faaliyetlere de girebilmektedir.

Farklı kurum, kuruluş ve platformlar ile ortak çalışmalarınız var mı?

Derneğimiz hem ulusal hem de uluslararası kuruluşlara; AB, Kalkınma Ajansları, üniversiteler gibi kuruluşlarla program ve projeler uygulamaktadır. Bu projelerde yer alan gönüllü, yarı gönüllü ve uzmanlar ile etkin biçimde çalışmaktayız. UYD bugüne kadar yürüttüğü çalışmalarda ilgili kamu kuruluşları, bakanlıklar, illerde valilik ve kaymakamlıklar gibi kuruluşlarla faaliyet hedeflerine oranlı ortaklıklar kurmakta. Uluslararası akademik kuruluşlar, hareketler, üniversiteler, öğretim elemanları gibi ortaklık ettiği kuruluşlar oldukça fazladır. İlçemizde halen yerinden edilmiş 350 aile bulunuyor.

İleriye yönelik hangi projeleriniz var?

Önümüzdeki dönem UYD, köye dönüş projelerine geçecektir. Bununla ilgili olarak birinci adım Ulaşılabilir Dersim A.Ş, 160 çiftçi ile halka açık bir şirket örgütlenmesi olarak kuruldu. Önüne Dersim’de küçükbaş hayvancılığı geliştirmek ve başta yerinden edilen yoksul köylüler olmak üzere Dersim’in bütününde ciddi sıkıntılar içinde olan köylülerin temel geçim kaynaklarından başı çeken peynir üretiminin önündeki problemleri çözmek amacıyla Ovacık’ta Mandra yapımına başlamıştır. Dersim’de 5 ilçeyi ilgilendiren üç noktada hayvancılık ve süt ürünleri ile ilgili işleme tesislerinin kurulması çalışmaları tamamlanırken buna parallel çiftçi eğitimleri, yem, ilaç gibi girdilerde çiftçiye kredi desteği sağlayarak tüccara bağımlılığın kırılması amaçlı bir programı yürütecektir. Bu yatırımlar sonrası arıcılık ile ilgili işleme tesisinin ve bitkisel üretimde bir paketleme tesisinin kurulmasıyla çalışmalar devam edecektir.

Yerinden edilmiş ve ilçe merkezlerinde oturan geniş aile bloklarının kentsel hayata entegrasyonlarını sağlayıcı bir program yürüteceğiz ki konutlar bölgesi rehabilitasyon programı bu hedefe hizmet ediyor. İlçemizde halen yerinden edilmiş 350 aile bulunuyor. Neredeyse tamamı işsiz olan mutlak yoksulluk sınırının bile altındaki bu ailelerden 200’ü bu konutlar bölgesi denilen alanda bir arada yaşıyor. Bu ailelerle oturdukları alanda bulunan 900 dönümlük bir arazideki arazi Ulaşılabilir Dersim A.Ş tarafından satın alınmaktadır. Organize hayvancılık programı kapsamında ahır ve ağıl yapımı, yem bitkisi ekimi, sebze ve tıbbi aromatik bitki üretimi, yürüyüş yolu, çocuk parkı, eğitsel ve kültürel mekanlar yapılacaktır. Kurulacak ortak alanda aynı zamanda bir tarım enstitüsü de oluşturulacaktır. 2008 yazı ile beraberse UYD köye dönüş projelerine başlayacaktır. Bununla ilgili bir kurultayı 2008’de tüm göç grup temsilcileriyle yapmayı programına almıştır.

Avrupa’da da bu konuda bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdiniz. Bu toplantılarla hedefiniz neydi?

Avrupa’da bulunmamızın temel gerekçelerinden birisi de halkımıza, bu halka açık örgütlenmeye ortak olma çağrısı yapmamızdır. Hedefimiz dünyadaki tüm Dersimlileri ve Dersim’i anlayanlarla bu örgütlenmede buluşturmak ve etkili, ihtiyaç duyulan kaynak oluşturma amaçlı bir yapılanmaya ulaşabilmektir. Okurlarınıza şu çağrıyı yapmak istiyorum: Ülke içinde yerinden edilmeler yerli halkların en derin problemidir. Özünde yoksul küylülüğün sorunudur.

Bu kesimler büyük bir travma yaşadılar ve yurttaşlık duyguları zedelendi. Hiçbir devletin bir toplumu yerinden etme hakkı yoktur. Toplumun da çözüm konusunda devleti bekleme diye bir sorunu yok. Bizler bu travmayı beraberce aşacağız. Bu yurt bu topraklar bizim ve hep öyleydi. O halde yurdumuzu yeniden kurarak ve topraklarımızda yeniden üreterek varolacağız. Bunun için herkes kendi kapısının önünü süpürmekle başlayarak bir araya geleceğiz. Bu sorun 15 ilde de yaşandı ve bu sorunları ancak bir toplu dayanışma ile aşarız. Bağış yardımı demeyeceğiz; el ele verip aktif ve kalıcı dayanışma diyeceğiz ve başaracağız. Herkes için ulaşılabilir toprak ve adalet için bu birliğe katılın diyor hepinize saygılarımı sunuyorum.










Bu haberin geldigi yer: (( Munzurca )) Dersim - Munzur - Zazaki
http://www.munzurca.com

Bu haber icin adres:
http://www.munzurca.com/modules.php?name=News&file=article&sid=372