Munzur Vadisi’nin barajlar altında kalmaması için, Tunceli Sulh Hukuk Mahkemesi’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne “delillerin tespiti” için dava açıldı.
Avukat Barış Yıldırım tarafından açılan dava dilekçesinde Munzur
Vadisi Milli Parkı’nın için çeşitli tespitlerde bulunması istendi. Dilekçede,
“taşınmaz tabiat varlığı” özelliklerini sahip olup olmadığı, “1. derece doğal
sit” alanı özelliklerini sahip olup olmadığı ve “korunma alanı” olma özelliğine
sahip olup olmadığı yönünde tespitlerin yapılması talep edildi. Ayrıca aynı konu
ile ilgili dilekçenin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iletilmesi için Tunceli
Valiliğini de aynı dilekçe verildi. Verilen dilekçede Munzur Vadisi’nin taşıdığı
doğal güzellikler de bir kez daha hatırlatıldı. Akarsu kaynakları, endemik bitki
türleri, yöreye özgü hayvan türleri, tabiat özellikleri, tabiat güzellikleri
gibi etkenleri bağrında barındırması ile vadinin 1971 yılında milli park alanı
olmaya hak kazandığı belirtildi. Milli park alanında 1518 çeşitli bitki tespit
edildi ve bunlar kayıt altında alındı. Bunlardan 43 çeşidi vadiye has türlerden
oluşmaktadır. Yine aynı yerde bulunan çengel boynuzlu keçi, bezuvar isimli dağ
keçisi,ur kekliği, kırmızı benekli alabalık vadiye has türlerden.
Baraj yapımı hukuki değil
Munzur Vadisi üzerinde yapılan barajların vadiyi tehdit ettiğini belirtilen
dilekçede, yapılmakta olan Konaktepe Barajı, Konaktepe I,II Hidro Elektrik
Santrali (HES) etüt ve sondaj çalışmalarının yapıldığı hatırlatıldı. Yapılması
düşünülen Akyayık, Kaletepe, Bozkaya barajları master plan içinde olduğu
söylendi. Konaktepe Barajı ve Konaktepe I,II (HES) Projesi’nin tamamlanması
halinde 4 bin 990 hektar büyüklüğünde bir göl meydana geleceği ifade edildi.
Gölün oluşması durumunda milli park alanın yüzde 63.5’i sular altında kalacağına
dikkat çekildi. Vadinin sular altında kalması ile taşıdığı güzellikleri
kaybedeceği bir kez daha yinelenerek, telafisi mümkün olmayacak olumsuzluklar
yaşanacağı belirtildi. Vadinin milli park olmasından dolayı kültür ve tabiat
varlıkları hukuku hükümlerine göre “Taşınmaz tabiat varlığı”, “1. derece doğal
sit” ve “Korunma alanı” statülerinde olması gereken bir alan olduğu ifade
edildi. Söz konusu maddelere göre; milli park alanın bozacak ve tahrip edecek
çalışmaların yapılamayacağına dikkat çekildi. Ayrıca Türkiye’nin imzaladığı
uluslararası sözleşmelerde de benzer durumu öngördüğü vurgulandı.
Deliller için, keşif, bilirkişi, Munzur Vadisi Milli Parkı’na dair her türlü
akademik/bilimsel inceleme,yazı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
kayıtları, Tunceli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kayıtları, Tunceli İl Çevre
Orman Müdürlüğü kayıtları, Munzur Vadisi Milli Parkı’na dair olarak resmi
mercilerde bulunan her türlü bilgi ve belge, Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Yüksek Kurulu “İlke Kararları” ile her türlü kanuni delille başvurulması
talep edildi. Söz konusu talepleri içinde hukuki gerekçelerde şöyle: Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair
Sözleşme , Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern
Sözleşmesi) , Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi , Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanunu, Milli Parklar Kanunu, Çevre Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu, Kültür ve Tabiat ve Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma
Kurulları Yönetmeliği, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve
Koruma Bölge Kurulları Çalışmaları ile Koruma Yüksek Kuruluna Yapılacak
İtirazlara Dair Yönetmelik, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Ve Tabiat
Varlıklarının Tespit Ve Tescili Hakkındaki Yönetmelik.
