Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
Ana Menü

 Videolar
 Forumlar
 Köşe Yazıları
arrow.gif Şiir Bahçesi
arrow.gif Türkü Arşivi
 Ziyaretçi Defteri
 Video Klipler
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Dosyalar
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Röportajlar
 Albüm Tanıtımı
 Müzik (MP3) Dinle

 Üye Menüsü

 HABER

 Destek

 Bilgi Bankası
 Dersim Munzur
 Zazaca Dersler
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Dersim Resimleri
 Biyografiler
 Bilgi Bankası
 Zazaca Türkü Sözleri
 ZazakiYeni!

 Extra
Röportajlar

bezovut

Pirocan_Mİraz
Zazaki Dersler
· Genel ve Zorunlu Bir Ön Açıklama
· Alfabe Ve Temek Bilgiler
· Bağlaçlar
· Dişil ve Eril Sıfat Örnekleri
· Tek ve Çok Heceli Sözcükler
· Zıt Anlamlı Kelimeler
· Aylar - Renkler - İnsan Vücudu
· Zazaca'da Emir Kipi
· Zazaca'da Fiil
· Fiil Çekimlerinde ‘Şimdiki Zaman’
· İsmin Bükümlü Hali ve ‘Dili Geçmiş Zaman’
· Zazaca'da Tamlama
· Zazacada Sıfat
· Zazaca'da Edat
· Bazı Kelimeler
· Değerlendirme Sınavı
Köşe Yazarları

Dersim 38’le Yüzleşmek…


Alevileri Bazı Alevilerden Korumalı!


Kayıp İşaretler


Munzur Bir Hazinedir!

Site Dergisi

Dergimiz İle İlgili Forum Ve OKumak İçin TIklayınız

1826'ya kadar Alevilik
1826'ya kadar Alevilik


XVI. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Anadolu’da Alevilik veya o dönemdeki adıyla “Kızılbaşlık” organizasyonunu tamamlamış, sosyal ve dinsel kurum ve kuralları bugün bilinen görünümünü kazanmış durumdaydı. Varolan devlet düzeni ile Anadolu’ya göçlerin başlamasından bu yana sorunlu olan genel olarak kızılbaş adıyla anılan ve özelde tahtacı, çepni gibi alt gruplardan oluşan bu heterodoks kitlelerin Safevi Devleti’nin ortaya çıkışında önemli katkıları olmuş, bu oluşumu canla başla desteklemişlerdir. Babailer ayaklanması(1240) ile başlayan merkezi iktidarla yaşanan onlarca sürtüşme Şah İsmail’in ortaya çıkışıyla doruk noktasına varmış ve Şah İsmail’in Çaldıran Ovası’nda yenilmesi ile şiddetini yitirmiş, kızılbaşların Osmanlı’ya direnci için için yaşamaya devam etmiştir. Bu yenilgi sonrası Osmanlı ile zaman zaman yaşanan çatışmalar yerini bu kitlelerin oldukça disiplinli bir sosyal ve dinsel kapalı bir cemaat hayatı sürmeleri sürecine bırakmıştır. Bu süreçte hem coğrafi hem de sosyal marjinalleşme yaşanmıştır. Yoğun baskılar ve çatışmalar bu insanların ulaşılması güç coğrafi alanlara gitmelerini zorunlu hale getirmiş ve buralarda devlet düzenine uzak ve yabancı, kendi sosyal ve dinsel gereksinimlerini karşılamak üzere bir toplumsal yapılanma ortaya çıkmıştır. Daha çok köyler şeklinde olan bu yapılanma aynı zamanda birbirleriyle de iletişim halinde olan bir organizasyona da sahiptir. Bu iletişim ağı sayesindedir ki örneğin Toroslar’da, Elbistan’da, Erzincan’da ve Aydın’da, yani birbirinden oldukça uzak yörelerde yaşayan kızılbaşlar arasında öz bakımından farklı yönler bulunmamaktadır. Bu durum büyük ölçüde o dönemlerde bilgiyi adeta tekellerinde bulunduran ve bu bilginin iletişimini sağlayan Dedeler ve en önemli bilgi kaynakları olan elyazması “buyruk” kitapları sayesindedir.

Belli zamanlarda köy köy dolaşarak taliplerini ziyaret eden ve sorunlarını çözen Dedeler dinsel konuların yanısıra hukuksal konularda da başvuru makamıydı. Mesela Dersim’de Dedeler silahsız dolaşırlar, birbirleriyle çatışan aşiretleri ancak onların kutsal güçleri durdurabilir, onun çözümüne razı olurlardı.

Demek ki XVI. Yüzyıldan cumhuriyet’in kuruluşuna kadar Aleviler yukarıda özetlemeye çalıştığımız koşullarda yaşamışlardır. Bu zaman içerisinde Osmanlı idaresi onları hep potansiyel bir tehdit olarak görmüş, dindışı ve ahlakdışı saymış, hatta yoksaymıştır. Osmanlı onları yoksaydığından ve en alçaltıcı iftiraları(mumsöndü) sünni kitlelere aşıladığından dolayı onlar da deyim yerindeyse başlarının çaresine bakmışlardır. Yezid düzeni saydıkları Osmanlı idaresi ile her türlü bağlantıyı kesmişler, inanç ve adetlerini dışarıya kapalı bir şekilde yüzyıllarca yaşatmayı başarmışlardır. Bu başarı da şüphesiz sözlü geleneğin, coşkulu edebiyatlarının payı büyüktür.






Copyright © (( Munzurca )) Dersim - Munzur - Zazaki Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-03-31 (309 okuma)

[ Geri Dön ]