Cumhuriyet Döneminde Alevilik
Aleviler yüzyıllarca
Osmanlı idaresinden baskı görmüş bir topluluk olduklarından yeni cumhuriyet
idaresini coşkuyla karşıladılar. Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen
reformlar ise onları bütünüyle olmasa da memnun eden reformlardı. Eğitim birliği
yasası, yeni alfabenin kabulü, şeyhülislamlık kurumunun kaldırılması, kadın-erkek
eşitliğine yönelik düzenlemeler, halifelik kurumunun kaldırılması ve laik esaslara
dayalı bir hukuk sistemine yönelinmesi Alevileri hoşnut eden gelişmelerdendir.
Ancak Alevileri üzen gelişmeler de yaşanmadı değil.
Bunlardan 1921’de meydana gelen Koçgiri olaylarında yoğun şiddet uygulandı. Yine
1925’te tekke ve Zaviyelerin kapatılması ile de Aleviler olumsuz yönde etkilendiler.
Alevilerin toplanma yerleri genellikle tekkelerinin ve ocaklarının bulunduğu yerlerdi.
Sünniler bu yerler kapatılınca camilerde aynı işlevleri görürlerken Aleviler böyle
bir olanaktan yoksun kaldılar ve ibadetlerini yine gizli yürütmek zorunda kaldılar.
Son olarak 1937’de Dersim Olayları sırasında da o zamanki idarecilerin oldukça
basiretsiz tutumları nedeniyle birçok masum insan acımasızca yokedildi. Bu olay
sonrasında aralarında Dedelerin de bulunduğu birçok insan sürgün edilerek Dersim
adı Tunceli’ye dönüştürüldü. Aleviler bütün bu olumsuzluklara karşı
tepkilerini, ilk başlarda halka yakın bir görüntü sergileyen Demokrat Parti’ye oy
vererek gösterdiler. Ancak 1950’lerin ortalarına gelindiğinde Demokrat Parti’nin
dini politikaya alet eden ve sünnileri kullanmaya yönelik politikaları üzerine
Aleviler 27 Mayıs hareketini desteklediler.
Özellikle 1960’lar Türkiye’de kırdan kente doğru
yoğun göç akımının başladığı bir dönemdir. Bu göç akımı sonrasında sadece
büyük kentlere değil, başta Almanya olmak üzere dünyanın değişik ülkelerine de
yoğun bir işgücü göçü yaşandı.
Yine 1960’lardan itibaren Türkiye’de sol akımlar
yaygınlık ve etkinlik kazandı. Aleviler de ağırlıklı olarak sol hareketlere destek
verdiler. Bu dönemde özellikle genç kuşaklar Alevilik inanç ve geleneklerini
küçümseme eğilimine girdiler. Giderek Alevilikle ilgili bilgilerden uzaklaştılar,
Cemler gittikçe daha az yapılır olmaya başlandı.
Bu dönemde de Alevilik daha çok sözlü geleneğin
yaşatıcısı ozanlar ve aşıklar tarafından yaşatılmaktaydı. Aşık Veysel, Aşık
Daimi, Feyzullah Çınar, Davut Sulari ve Mahmut Erdal bu geleneğin temsilcilerinin
bazılarıdır. Ayrıca az sayıda ve akademik alanda olmasa da çeşitli kitapların
yayınlandığını görmekteyiz. Yüzyıllardır yazılı geleneğin taşıdığı
Aleviliğin yazılı kültüre geçişi tabiki birden olamazdı. Alevilik alanında
1980’li yıllara gelene dek yayın faaliyeti ağırlıklı olarak, deyişler ve
nefeslerin “divanların; tarihi romanların, buyruk hüsniye, vilayetname” gibi
kitapların üzerinde yoğunlaştı ve özellikle halk katında bu tür çalışmalar
rağbet gördü.1960’lardan sonra da Alevîlik-Bektaşîlik konusu ne yazık ki
üniversitelerin ve devletin ilgisinden mahrum kalmayı sürdürdü. Anadolu’nun bu
eşsiz inanç ve kültür hazinesine layık olduğu değer verilmedi.
1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren
Alevilerin, CEM (Abidin Özgünay), EHLİBEYT (Doğan Kılıç Şeyh Hasanlı) ve
GERÇEKLER (Mehmet Yaman) adlı süreli yayın organlarını çıkardıklarını
görüyoruz. Bu konuda öncü sayılabilecek bu yayın organları fazla ömürlü
olamamışlar, ekonomik sorunlardan dolayı kapanmak zorunda kalmışlardır.
Yine 1960’lı yılların ikinci yarısından sonra
Türkiye siyasal yaşamına Alevilerce kurulmuş bulunan Birlik Partisi katıldı. Bu
parti bir grup Alevi kökenli siyaset adamınca 17 Ekim 1966’da kuruldu ve
başkanlığına Hasan Tahsin Berkman getirildi. Birlik Partisi’nin amblemi Hz. Ali’yi
simgeleyen bir aslanla, onun çevresinde Oniki İmamı simgeleyen oniki yıldızdan
oluşuyordu. Parti programında din ve vicdan özgürlüğü vurgulanıyor, kamu
düzenine, genel ahlaka ve yasalara aykırı olmayan ibadetlerin serbest bırakılması
isteniyordu. 1967’de genel başkanlığa Hüseyin Balan getirildi. Birlik Partisi 1969
seçimlerinde % 2.8 0y oranı ile 8 milletvekilliği kazandı. Daha sonra Millet
Partisi’nden istifa eden 2 milletvekili de Birlik Partisi’ne katıldı. 1969
Kasımında parti başkanlığına Mustafa Timisi seçildi. 1970’de Birlik Partisi’nin
bazı milletvekilleri Adalet Partisi’ne geçti. Bu milletvekilleri partiden ihraç
edildiler, ancak kamuoyunda partinin imajı büyük bir darbe aldı. Parti 1973’te
Türkiye Birlik Partisi adıyla girdiği seçimlerden sadece bir milletvekilliği elde
edebildi. Daha sonraki seçimlerde oy oranı sürekli düştü ve 1977’den sonra siyasal
etkinliğini tümüyle yitirdi.
Aleviler gerici ve ırkçı saldırılardan Cumhuriyet
döneminde de nasibini aldı. 1978'deki Maraş ve 1980’deki Çorum Olayları bunların
Türkiye tarihine bir kara leke olarak geçen en kanlılarındandır. Yüzlerce insanın
öldüğü ve göçettiği bu olaylar sırasında devlet yurttaşlarını, gözü
dönmüş ırkçı ve gerici saldırganlara karşı koruyamamış üstelik suçlular kısa
süre sonra serbest bırakılarak, bazıları milletvekili bile olabilmişlerdir.
Şüphesiz Aleviler yaşanan bu olaylarla Osmanlı döneminde yaşananlar arasında
paralellik de kurmaktadırlar. Tarihte yaşanmış acı olayların izleri hafızalardan
silinmeden yaşanan, inanç farklılığına dayalı baskılar ve kıyımlar Aleviler’in
cumhuriyet idaresinden de umduğunu bulamadığı düşüncesini güçlendirmektedir.
Copyright © (( Munzurca )) Dersim - Munzur - Zazaki Tüm hakları saklıdır.