ALEVİ-BEKTAŞİ EDEBİYATINDAN SEÇMELER ALEVİ-BEKTAŞİ EDEBİYATINDAN SEÇMELER
Teslim Abdal’dan deyişler:
Mürşide varmağa talib olursan
İbtida insandan rehber isterler
Verdiğin ikrara doğru gelirsen
Aht ile peymandan rehber isterler
Mürşidin nazarı müşkülü seçer
Kâmil olan rehber Sıratı
geçer
Can kuşu kafesten akıbet uçar
Tenden uçan candan rehber isterler
Mürşidin var ise olursun insan
Mürşidin yok ise kalırsın hayvan
Arasat gününde kurulur mizan
Açılan mizandan rehber isterler
Muhammed Ali’nin nurun görmeğe
On iki İmamların yolun sormağa
Erenlerin divanında durmağa
On iki erkândan rehber isterler
Şah-ı Merdan bir yol
kurmuş kuluna
Yola giden rehberinden biline
Gitmek ister isen mü’min yoluna
Din ile imandan rehber isterler
Marifet babına girmek
dilersen
Hakikat güllerin dermek dilersen
Erenler sırrına ermek dilersen
Ahd ile peymandan rehber isterler
Teslim Abdal söyler bu hikâyeti
Nefsini bilmektir gücün gayreti
Yirmi dokuz huruf yedi ayeti
Bilmeye insandan rehber isterler
-----------------------------------------
Canım kurban olsun senin yoluna.
Adı güzel, kendi güzel
Muhammed.
Söylenirsin cümle âlem
dilinde.
Adı güzel, kendi güzel
Muhammed.
Terâzinin bir ucunda
Haydar oturur.
Yanı sıra cümle ümmet
yetirir.
Elinde de yeşil sancak
getirir.
Adı güzel, kendi güzel
Muhammed.
Mümin
olanların çoktur cefâsı,
Âhirette olur zevki
sefâsı.
Onsekizbin âlemin
mustafâsı,
Adı güzel kendi güzel
Muhammed.
Sen bir Peygambersin
şeksiz, gümansız.
Sana inanmayan dinsiz,
îmansız.
Teslim Abdal neyler dünyayı sensiz.
Adı güzel, kendi güzel
Muhammed.
-----------------------------------------
Genc Abdal’dan deyişler:
Dergahına
geldim niyaz eyledim.
Medet Allâh, Yâ Muhammed,
Yâ Ali.
Aşkın kitabından avaz
eyledim.
Medet Allâh, Yâ Muhammed,
Yâ Ali.
Nideyim sefâyı, zevki
dünyada,
Budur murâdımız ind-i
Hudâ'da.
Yarın mahşer günü koyma
cezâda,
Medet Allâh, Yâ Muhammed,
Yâ Ali.
Niyazım var üstâdıma,
pirime.
Salavât eylerim
destigirime.
Katarından, dîdârından
ayırma.
Medet Allâh, Yâ Muhammed,
Yâ Ali.
Genc Abdal'ım özüm Hakk'a bağlarım.
Coşkun sular gibi akar
çağlarım.
Eşiğine yüzüm sürer
ağlarım.
Medet Allâh, Yâ Muhammed,
Yâ Ali.
-----------------------------------------
Dostum Muhammed'dir hak
habîbullâh,
Söylersen Muhammed,
Ali'den söyle.
Cihâna geldiler sırr-ı
sırrullâh,
Söylersen Muhammed,
Ali'den söyle.
Hasan Muhammed'dir,
Hüseyin Ali.
Şah İmam Zeynel'e
demişiz belî.
Muhammed Bâkır'ı sevdik
ezelî.
Söylersen Muhammed,
Ali'den söyle.
Enbiyâ, evliyâ onlara
âşık.
Verdiler ikrârı oldular tanık.
Hak mezhebi İmâm-ı
Cafer-i Sâdık.
Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.
Mûsâ-i Kâzım'dan
kuruldu erkân.
Şah İmam Rızâ'dır
pîr-i Horasan.
Takî ile Nakî mümine
îmân.
Söylersen Muhammed,
Ali'den söyle.
Hasanül Askerî server-i
âlem,
Muhammed Mehdî'dir sâhibul kerem.
Genc Abdâl zikret dilinde her dem.
Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.
-----------------------------------------
Ezel-i ezelden öteden beri
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi
Çekerim cevrini andan ötürü
Sevdikçe severim geldi pîrimi
Sevdikçe
severim ben anı çoktan
Sevdiğini Allah var eder yoktan
Geçerim varımdan ayrılmam Haktan
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi
El ele el
Hakka buyurdu Allah
İnandım Pîrime Allah eyvallah
Pirim Allah dostum Allah, hüvallah
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi
Genc Abdal Sultan
Şuca’ kuludur
Cennet bahçesinin gonca gülüdür
Pîrim nazar kıldı, sanma delidir
Sevdikçe sevesim geldi pîrimi
-----------------------------------------
Ey benim
mürşidim nûr-i cemâlim
Pîrim
cemâlini göresim geldi
Kaldır nikabını lütf eyle şâhım
Pîrim cemâlini göresim geldi
Bir ismin
Ali’dir Hayder-i Kerrar
Hasen Hulk-i Rizâ ey zât-ı envar
Hüseyin şâhımdır mü’mine didar
Pîrim cemâlini göresim geldi
İmam Zeynel’abâ Muhammed Bâkır
Keremler kânıdır ol İmam Câ’fer
Nola bir kez hüsnün kâ’be’sin
göster
Pîrim cemâlini göresim geldi
Kâzım Musâ, Takî,
Nakî, Askerî
Muhammed Mehdî cümlenin bihteri
Murâdım isterem bilmezem gayrı
Pîrim cemâlim göresim geldi
Genc Abdal da güzel söyledi hâlin
Erenlerden almış feyz u kemâlin
Ey imamlar şâhı göster cemâlin
Pîrim cemâlini göresim
geldi
-----------------------------------------
Pir Mehmed’den bir deyiş:
Eğer benim âh-u zarım
sorarsan,
Allâh bir, Muhammed, Ali
sevdiğim.
Bu cihanda külli varım
sorarsan,
Allâh bir, Muhammed, Ali
sevdiğim.
A sevdiğim sensiz bir an
olamam.
Şâd olup da sensiz bir
dem gülemem.
Senden özge bir yardımcı bilemem.
Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.
Derdin bana yeter, derman
istemem.
Hükmün yeter, aslâ
ferman istemem.
Göster dîdârını
gılman istemem.
Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.
Sensin âşıkların dîni,
îmânı,
Müminlerin can içinde hem
cânı.
Duvazda okurum Oniki
İmâm'ı.
Allâh bir, Muhammed, Ali
sevdiğim.
Pir Mehmed'im eder
hazar isterim.
Mürşidimden himmet, nazar
isterim.
Malım dökmekliğe pazar
isterim.
Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.
-----------------------------------------
Aşık Fedayi’den deyişler:
Neyleyim dünyayı, şanı, şöhreti.
Âh Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Aldı beni İmamların
firkati.
Ah Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Matem aylarında artar
firakım.
Âh-u nâlan etmek benim
merakım.
Nâr-ı iştiyaktan yanar
yüreğim.
Ah Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Zârım işitenler
kaldılar ta'na,
Dediler teselli gerektir
sana.
Yüz bin öğüt versen
kâr etmez bana.
Ah Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Cihan benim olsa şâd olup
gülmem,
Dest uzatıp çeşm-i
giryânım silmem.
Çilekeş dervişim
sefâyı bilmem.
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
Firdevs bahçesinin kırmızı gülü,
Ben âşığım, oldum
O'nun bülbülü,
Görünür gözüme
Kerbelâ çölü,
Ah Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Gönül murgu seyrangâha
çıktıkça,
Kerbelâ'dan şehitlere
baktıkça,
Ilgıt, ılgıt al kanları
aktıkça,
Ah Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Arş-ı semâvâtta
gördüm nûrunu,
Aşkına düşenler verir
varını.
Ali oğlu, Muhammed'in
torunu,
Âh Hüseyin deyü ağlar
gezerim.
Fedâyi dervişim derdi veremdir.
Cihanda kâm ehli olanlar
kimdir?
Geceyle, gündüzüm derd
ile gamdır.
Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
-----------------------------------------
Mâh-ı Muharrem'de mümin
olanlar,
Âh Hüseyin deyu zâr eder
ağlar.
Yasın çekip bahr-ı
ummâna dalanlar,
Ah Hüseyin deyu zâr eder
ağlar.
Âşığ-ı şeydâlar
figana başlar.
Zâr eder iniler dağlarla
taşlar.
Deryada balıklar, havada
kuşlar,
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.
Yedi iklim, kevn-i mekan
dört köşe,
Cümle âlem taaccuptur bu
işe.
Deryalar mevc vurup gelir
hurûşa,
Âh Hüseyin deyu zâr eder
ağlar.
Fedâyî'nin başı Hünkâra bağlı,
Kerbelâ nârından ciğeri
dağlı.
Muhammed'in torunu, Ali'nin oğlu.
Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.
-----------------------------------------
Şah Hatayi’den deyişler:
Gönül ne gezersin seyran yerinde
Âlemde her şeyin var olmayınca
Olura olmaza dost deyip gezme
Bir ahdine bütün yâr olmayınca
Yürü sôfi
yürü, yolundan azma
Elin gıybetine kuyular kazma
Varıp her dükkânda metaın çözme
Yanında mürşidin var olmayınca
Kalktı havalandı gönlümün kuşu
Kavga, gıybet etmek kötünün işi
Üstadın tanımaz bunda her kişi
Anın kim mürşidi er olmayınca
Varıp bir kötüye sen olma nöker
Çarhına değer de dolunu döker
Ne Hüdâ’dan korkar, ne hicap çeker
Bir kötüde namus; âr olmayınca
Şah Hatayi
’m edem bu sırrı beyan
Kâmil midir cahil sözüne uyan
Bir baştan ağlamak ömredir ziyan
İki baştan muhip yâr olmayınca
-----------------------------------------
Gel tâlip Pîr’den rızâsız yürüme
Sakın seni üstadın kabul eylemez
Farkla dur, otur, mîzanla yürü
Sakın Sultân kapıda kul eylemez.
Bu yol tâ
ezelden Kaalû Belî’dir
Benliğinden geçen Hakk’ın kuludur
ŞAH
HATÂYÎ cümlemizin halidir
Vefâsından cefâsın bol eylemez.
-----------------------------------------
Dün-ü gün isteğim budur Hüdâ’dan
Mürşidimden gayrı nem var benim de
Dâima ayırma beni izinden
Mürşidimden gayrı nem var benim de
Mürşide hile olmaz doğru gelinür
Yalanın bünyadı yoktur, delinür
Her ne ister isen anda bulunur
Mürşidimden gayrı nem var benim de
Yedi yerde İmam Câfer makamı
Verdiler elime çün ezkârımı
Nakd elinde Şeyh
Safî’nin makamı
Mürşidimden gayrı nem var benim de
Muhammed Ali’in doğru erkânı
Mürşidine var ki göresin seni
Mürşidin gemidir, tâlip yelkeni
Mürşidimden gayrı nem var benim de
Bu sözü söyleyen Sultan
Hatayi
Hatayi ‘den gayrı kim var gedâyî
Salarım üstüne bin bir kazayı
Mürşidimden gayrı nem var benim de
-----------------------------------------
Gönül ne durursun sen varsana
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
Varıp eşiğine yüzün sürsene
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
Mürşidin arayan gitti
arayı
Arayanlar buldu derde çareyi
Yüzbin okur ise akda karayı
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
Bu dünyada durdukça eğer
dursan da
On dünya dolusu kitap görsen de
Her harfine binbir mana versen de
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
Halil yaptı Kâbe’yi oldu
delil
Farz oldu varmayanlar oldu melil
Muhammed’e rehber oldu Cebrail
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
Hatayi
sözün manisin ver dedi
Yar ile ettiğin ahde dur dedi
Cebrail, Musa’ya Hızır’a var dedi
Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz
-----------------------------------------
Aşık Veysel'in Son Şiiri
Selam saygı hepinize
Gelmez yola gidiyorum
Ne şehire ne de köye
Gelmez yola gidiyorum
Gemi bekliyor limanda
Gideceğim bir ummanda
Gözüm kalmadı cihanda
Gelmez yola gidiyorum
Esim dostum yavrularım
İşte benim sonbaharım
Veysel karanlık yollarım
Gelmez yola gidiyorum
Ölümünden kısa bir süre önce oğlu Ahmet Şatıroğlu'na yazdırmıştır.
Copyright © (( Munzurca )) Dersim - Munzur - Zazaki Tüm hakları saklıdır. Yayınlanma:: 2007-03-31 (468 okuma) [ Geri Dön ] |