 Nesimi Çimen
Nesimi Çimen'in ailesi Akçadağ Küreciğe bağlı Harunuşağından yıllar önce
Kayserinin Sarız kasabasına yerleşmişlerdir.Yaşamı boyunca yöremizle olan
ilişkilerini hiç kesmemiş, sevilen, muhabbetle saygı duyulan bir ozanımız-,
aşığımız, yol belirleyici sanatçımız olmuştur. Bugün Kürecik kültürünün, dünyaya
bakışında Nesimi Çimeni görüyoruz.
Nesimi Çimen 1931 yılında Adana’nın Saimbeyli Kazasının Fatmakuylu Köyü’nde
doğdu. 1941 yılında on yaşındayken ailesiyle birlikte Kayseri’nin Sarız
kasabasına bağlı İncemağara Köyü’ne göçtü. Oniki yaşında heveslenerek cura
çalmaya başladı. Bulunduğu ortamda Alevi deyişlerini öğrendi ve çevresinde,
kendine özgü yorumlarıyla ilgi gördü. İstanbul'a göç ettikten sonra topladıkları
bu folklor değerlerini radyo arşivlerine kazandırdı. O günden ölümüne kadar
curasını elinden bırakmadı, curasıyla birlikte iki Temmuz 1993’te Sivas’ta
şeriatçı ateşte yandı. Yoksul bir Kürt ailedendi. Daha çocuk yaşta hayatını
çalışarak kazanmaya başladı. 1946 yılında evlendi, tekrar göçtü. Bu defa
Adana’nın Kozan kasabasının Faydalı Köyü’ne yerleşti. O köyde çapacılık yaptı.
Kalaycılık ve bakırcılık öğrendi. Geçimini köy köy dolaşarak bu mesleklerden
sağladı. Bir yıl sonra tekrar Kayseri-Sarız’ a göçtü. 1953 yılında askere gitti.
1956 da tekrar Adana Kadirli’ye döndü. 1959 da ise Maraş- Elbistan’ın Akdil
Köyü’ne yerleşti. 1960 yılında tekrar Kadirli’ye dönen Nesimi Çimen’i bu kadar
sık göçüren neydi? 1962 yılından sonra İstanbul’a yerleşti ve bir mozaik
fabrikasına işçi olarak girdi. İstanbul un ardından Almanya, Fransa ve 1984’ten
1987 yılına kadar İsveç’te yaşadıktan sonra, orada oturma hakkı olmasına rağmen
ülkesine döndü.
İşçilikle birlikte Nesimi’nin hayatı da biraz düzene girdi. Yeni kurulan Türkiye
İşçi Partisi ile tanıştı ve partiye üye oldu. TİP’in düzenlediği bir çok gecede
kendi demelerini ve Alevi deyişlerini çalıp söyledi. 1984’ten 1987 yılına kadar
İsveç’te yaşadıktan sonra, orada oturma hakkı olmasına rağmen ülkeye dönmüştü.
Dönmeden önce Almanya’nın bir çok kentini, bu arada Berlin’i de ziyaret etmişti.
Sanki dostlarıyla vedalaşmaya çıkmıştı, curanın bu büyük ustası... Türkiye’de
eserlerini yayınlamak istiyordu. Umarım, onun „acılarımı dile getireyim“ dediği
eserleri zaman geçmeden yayınlanır. Nesimi eserleriyle sevenlerine ulaşır.
Nesimi Çimen sık sık „sermayemiz laf“ derdi. Muhabbetine katılanlar, onun
başından geçenleri nasıl bir öğreti gibi anlattığına şahittirler. Ben bir
tanesini size aktarayım: Nesimi Çimen, arkadaşları Osman Dağlı ve Mehmet Tokatlı
ile aşırı bir sıcak günde İstanbul’da bir cadde de birini beklemektedirler.
Gelecek, saatler geçmesine rağmen gelmemiştir. Sıcaktan ayakta duramaz hale
gelen üç arkadaş yakınlarındaki camiyi görerek gölgesine sığınmak isterler.
Kapıda caminin hocası Nesimi’ye „dur sen giremezsin“ der „Elindeki ne“ diye
sorar. Nesimi „Cura“ diye yanıtlar soruyu. „Onunla içeri giremezsin“ der hoca.
Nesimi; „Niye girilmesin Hoca. Şurda bir Müslüman gelse. Elinde kitabıyla içeri
girmek istese engel mi olacaksınız?“ „Onu elbette sokarız“ der Hoca. Nesimi, „o
halde ben de gireceğim, cura benim kitabım“ der ve girer caminin içine. Sıcaktan
kavrulmuş üç arkadaş gölgede biraz rahatlamışlardır. Nesimi Çimen uzanıverir
caminin ortasına. Hoca tekrar görevini yapar. „Allanın evinde böyle uzanılmaz!“
Nesimi cevabı yapıştırır: „Be Hoca, bura Allah’ın evi, bende ona misafir geldim.
Yani Allah’ın evinde de mi rahat edemeyeceğiz?“ Hoca ne söyleyeceğini
şaşırmıştır
Bu Halk Uyanmıyor
Nesimi'yi cura ile, curayı da Nesimi ile tanıdım ilk... 35 yıl önce... Pir
Sultan söylüyordu... O küçücük aletten, o güzelim sesler nasıl çıkartırdı
inanamazdım. Sonradan Sivas'ta nasıl yakıldığına inanamadığım gibi. Oysa o, O'nu
yakan halkına güzelliği de zulmü de anlatmak için düşmüştü yollara... Bu yüzden
çok işkenceler görmüş, çok dayaklar yemişti... O çok sevdiği halkı, O'nu ve
Madımak Oteli'nde yakana kadar. Bir şiirinde şöyle sesleniyordu halkına:
Daha sabah olmadı mı
Bu halk uyanmıyor
Henüz çile dolmadı mı
Bu halk uyanmıyor
Öküzü yok, katırı yok
Tarlası yok, motoru yok
Ebesi yok, doktoru yok
Bu halk daha uyanmıyor
Nesimi köylere vardık
Saz teline mızrak vurduk
Yılarca haykırdık durduk
Bu halk uyanmıyor
0, şimdi dostları ile birlikte 'ulu diyarında', 'Pir'in huzurunda' mutludur.
Selam sana dost Nesimi... Işıklar içinde yatasın e mi... - Arif Keskiner
Almanya'da Alevi Örgütlenmesi Üzerine Kısa Bir Bakış
Nesimi Çimen elinde curası ile bir gün çıktı geldi. Birkaç hafta misafirimiz
oldu ve “Alevilerin örgütlenmesi gerek” diyordu. Bochum şehrinde yapılan Kemnade
Şenlikleri’ne gittik birlikte. Kapıdan girerken bilet satan kız, aynı zamanda
elimiz üzerine bir çıkmaz boyadan damga vuruyordu. Rahmetli Nesimi Çimen biraz
geç davrandı, belki de anlamamıştı kızın ne yapmak istediğini ki, biletçi kız
acele etti, onun çıplak başına, alnının hemen üzerine damgayı vuruverdi.
Günlerce çıkaramadık bu damgayı ve çok gülmüştük. Akşam evlere sohbete
gittiğimizde, sadece bir söz söylüyordu Nesimi Çimen; "Aleviler
örgütlenmelidir". - Zeynel Gül - 1989: Neheim-Hüsten / Almanya
Dostum Nesimi Çimen
‘Nesimi’ hafif rüzgar, esin, esinti demektir. 'Nesimi' ise bu usul yumuşak
rüzgara ilişkin her şey... 'Çimen' sözcüğünü soyadı olarak kendisi mi aldı,
aileden mi geliyor, bilinmiyor. Fakat bir ad ve soyadı birbirine ve ikisi birden
taşıyan kişiye ancak bu kadar yakışabilir... Dostum Nesimi Çimen yumuşacık bir
insandı. Alevi kültürünün, Anadolu hümanizminin tüm erdemlerim kişiliğinde
eritmiş, birleştirmişti. Zeka, duygu, mizah ve hoşgörü bu kişilikten bir sabah
rüzgarı gibi size doğru eser, içinizi, gönlünüzü gönendirirdi. Parmaklarını
minicik sazının tellerinde gezdirmeye başladığında bütün büyük saz ustalarında
olduğu gibi Anadolu konuşmaya başlardı... Nesimi yumuşaklığını yitirmez ama bu
kez devleşirdi.. Onu hep 1970'Ii yıllarda, kuzguncuk tepesindeki evinde, sevgili
eşiyle ve oğlu Mazlum Çimen'le anımsıyorum... O günlerden bu günlere,
ölümlerden, yıkımlardan, kıyımlardan geçip geldik... Ama bu Anadolu'muzun da
tarihidir... Nesimi Çimen adı da bütün büyük sanatçılarının adları gibi
ölümsüzleşmiştir... Onu saygıyla, özlemle, dostumdu diyebilmenin onuruyla
anarken bir başka avuntum da onun erdemlerine tam anlamıyla layık bir evlat olan
Mazlum'la bu dostluğu sürdürmekte olmuşuzdur...- Ataol Behramoğlu - Mayıs 2003 /
Büyükada
NESİMİ ÇİMEN: Üç telli curanın üstadı
Sivas'a gideceği akşamdı. Kardelen' de görünce, uzun zamandır düşledigim "Nesimi
çimen Monografisi" için malzemeyi edineceğim sevinciyle kucaklaştık.
Şiirleri güvenmediği, iyice tanımadığı kimselere vermediğini biliyordum.
Niyetimi söyledim;hoşlandı. Hemen oracıkta bir de söyleşi yaptım.
Dokuz yaşında saz çalmaya başlamıştı; üç telli curanın bu büyük ustası.
1964 yılında ilk plak çalışmasını yapmış, 1970'de de Almanya'da 10 plak
yayımlamış. Yine 70'li yıllarda iki kaset çalışmasıyla, Fransa'da bir longplay,
Almanya'da 3 kaset, İsveç'te (1984 ve 1986'da olmak üzere) iki kaset.
Emeklilik gibi herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığını sordum; yoktu.
Sivas'a gidebilmek için de, 500 bin lira borç alarak Hatay’dan Ankara'ya
gelmişti.
Türkiye'de ilk Şah İsmail gecesini Nesimi Çimen düzenlemişti. Bunları anlatırken
gözleri güneş vurmuş billur su gibi ışıldıyordu. 5 Mart 1977'de Ankara'da
düzenlediği bu geceye Can Yücel ve Yaşar Kemal'in büyük katkılan olduğunu ve
konuşmacı olarak da o gecede bulunduklarını anımsanıyordu. 17 Haziran'da da
İstanbul'da düzenlediği geceyi, İlhan Selçuk ve Halis Toprak'ın katkılarıyla
kotardığını anlatıyordu. "Aleviler, aşırı solcu olduğumu ileri sürerek sevmezler
beni, solcular (1980 öncesini kastederek) herhangi bir fraksiyona katılmadığım
için. Oysa ben bir sanatçıyım; kendimi yeterli de görmüyorum ama sanatımı bir
fraksiyonun sözcülüğüne indiremem." diyordu.
Fransa'da SECEM'e kayıtlı. Oradan gelen teliflerle yaşamını sürdürmeye
çalışıyordu.
Bir ara ben masadan kalkınca, Atilla Hoca'nın "Nejat Birdoğan'ın yeğenidir"
demesiyle, güveni daha bir artmıştı. Yanında taşıdığı şiirlerini verdi, fotokopi
aldım.
Kucaklaşıp izin istedim: Teki ama, dedi, sen ne kendi adresini verdin, ne de
benim adresimi aldın. Biz Sivas'tan dönünce nasıl haberleşeceğiz?.."
Sivas'tan hiç dönmeyecek artık O ; çünkü ‘Sivas hâlâ islam’... Allah'ın bol
olduğu yer...www.psakd.org
Kamil Nesimi
Ne diyelim, nasıl başlayalım? Ben Nesimi'yi nasıl anlatayım? Belki abartı gibi
düşüneceksiniz ama bu böyle: Nesimi, dünyada yaşamış gitmiş, arkasında eserler
bırakmış binlerce aydından, sanatçıdan bir tanesi. Geçmişteki aydınlarımızı
anlatırken nasıl zorlanıyorsak, çok doğaldır ki Nesimi'yi anlatırken de, bir o
kadar zorlanıyoruz. Ben Nesimi'nin felsefesini, yaşamım ve sosyal yapısını
siyasi bakışını anlatmayacağım. Benim açından müzikal ahlakı ve tek bir
curasıyla bütünleşmesi, büyümesi müthiş duygu. Anlatımı zaman zaman öyle buyurdu
ki, gözünüzü kapadığınız zaman 100 kişilik bir senfoni orkestrasının vermiş
olduğu sound'u çok rahat yakalayabiliyordunuz. İşte burada sanatçının kamil
olmasının önemini çok iyi anladım ve belki de sanat yaşamımdaki aşama
diyebilirsek bu sohbetlerden feyz alarak bununla bütünleştirilmiş olmam bu
noktada önem kazanıyor. Müziğimin ivme kazanarak dönüşüm noktası da diyebiliriz
Nesimi için. Sadece müzik adamı olmak, şair, yazar, çizer olmak tek basma
yetmiyor. Benim anlayabildiğim sanat ahlakı kamil olabildiğiniz zaman devreye
girer. Ben bu coğrafyada da çok ozan, yazar, aydın sanatçı tanıdım. Kamil
olanları Nesimi ye benzettim, olmayanları hiçbir şeye. Ellerinden öpüyorum
Nesimi (Nesemi) Baba.
- Arif Sağ
Gönüldaş Nesimi
Aşık Nesimi Çimen, 1963 yılında hayatıma girdi ve bugün de hayatımda. Coşku,
isyan, sevgi dolu yüzü, gülüşü hayalimde; sazı, sesi kulağımda; dostluğu
yüreğimde. 60'lı yılları İstanbul'da, Erdem Buri'nin Moda'daki evinde Veysel'le,
Ali izzetle, Suat Derviş, Orhan Kemal, Aziz Nesinle; 70'li, 80'li ve 90'lı
yılların ocak, mayıs, temmuz aylarını da Paris'te yaşadık. Yan yana, gönül
gönüle. Abidin ve Güzin Dino'lara, Hıfzı Topuz'a gider, Yıldız Sertel'le
dertleşir. Neyzen Ali Dede'yi dinler, Nil Yalter'in Bastille'deki kocaman
atölyesinde konserler düzenleyip Paris'in seçkin kültürel çevresine Pir Sultan,
Veysel, Ali İzzet, Nesimi söyler, akşamları dostlarla evde toplanır memleket
yemekleri yer, rakı içerdik. İftiharla oğlu Mazlum'u anlatırdı bana. Yemeğin
sonuna doğru alırdı curasını eline. "Erdem Baba" dediği Buri de durmadan kayıt
yapar, sonra da banda aldığı deyişleri France Culture radyosunda yaptığı
programlarda çalardı.
"Tur edip dünyayı gezelim gönül
Avrupa Asya'dan dönelim Muş'a
Dediler arzuhal lazım bu işe
Parasız arzuhal yazılmaz imiş"
"Hak hukuk adalet birden uyanmış
Solcuya pasaport verilmez imiş"
"Haksız adaletten hak arayanın
Hakları alınır verilmez imiş"...
Bizde eserler bellek ve gelenek yoluyla aktarılır ve bizde çok şey kaybolup
gider. Itrînin binlerce bestesinden, Yahya Kemal'ın dediği gibi: "Bize miras
kaldı yirmi eser..." Söyleyenler, çalanlar, dinleyenler dünyadan el etek
çektiğinde, eşsiz değerdeki sesler, sazlar, yorumlarda güz yaprakları gibi
havaya uçar, kaybolup gider. Günümüzün sözü-müziği gökten inmedi. Herkes, her
şey geçmişte bir yere dayanmakta. Tanburi Cemil Bey'i, Hafız Burhan'ı,
Veysel'leri, Ali İzzetleri, Nesimi Çimen'leri dinlemeden, bilmeden nasıl
yenileşiriz? Yenileşmek, hocam Ruhi Su'nun dediği gibi, her zaman "ileri" olmak
anlamına gelmiyor. Yenileşelim derken, yozlaşmak da var. Temelimiz sağlam olsun
diyorsak, nereden geldiğimizi, nelere-bilerek veya bilmeyerek-dayandığımızı
anımsamakta yarar var. Selam olsun, kültürel mirasımızı koruyan, yorulmadan
yolunda giden Hasan Saltık'a.
"Dönemez bu dümen bozuktur bu çark
Günün gerçeğim görmeyen ahmak"
diyen Nesimi'nin canım ahmaklar aldı. Ama... Ahmaklar yok olur gider,
Nesimi'nin:
"Nesimi der ki ey füze yapanlar
Acımasız zalim cana kıyanlar
Bırak yasasın bütün insanlar
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin"
diyen sesi çınlar durur.- Tülay German
Nesimi Çimen'in ardından
Anadolu coğrafyasında yer alan Alevi-Bektaşi kültürünün müzikal ürünleri
öylesine çeşitlilik gösterir ki, bu ürünler ve bunların yaratıcılarını bir
kalemde tespit etmek ve anlatmak nerdeyse imkansızdır. Yöreden yöreye değişen
dil ve müzik özellikleri, ocaklara bağlı olarak çeşitlenen ritüel uygulamaları
ve nihayet kültürün yaratıcıları, uygulayıcıları ve aktarımcıları olan
aşıkların/ozanların kişisel özellikleri Alevi-Bektaşi ses kültürünün temel
belirteçleri arasında yer alırlar. Özellikle aşıkların, topluluğun bünyesinde
böylesine önemli bir işleve sahip olmalarına rağmen şairlikleri ayrı yer
tutulmak üzere müzikal bakımdan yeterince alındıkları söylenemez. Zira aşık
tarzı müzik ve şiir, kişisel bir nitelik taşımasının yanında, bir yörenin, bir
topluluğun top yekun kültürünü anlamak bakımından önemli izler taşırlar.
Anadolu sahasında öyle aşıklar vardır ki onların sanatsal özelliklerim ortaya
koymak, yalnızca yaşam öykülerini irdelemekle mümkün olmaz. Bu sanatçıların
sosyal konumlarını ele almadan onların sanat etkinliklerim anlamak ve irdelemek
neredeyse imkansızdır. Aşıkları sanatında kültürel yayılmanın, siyasal
etkinliklerin yöresel çeşitliliğin tüm ayrıntılarını bulabilirsiniz... Yukarıda
sıralanan bu özellikleri bünyesinde barındıran aşıklardan birisi de Nesimi
Çimen'dir.
Anadolu'daki Alevi-Bektaşi toplulukların kültür bölgeleri arasında yer alan ve
Tunceli, Malatya, Kahramanmaraş, (Kayseri-Sarız), Adana illerini kapsayan bir
hat üzerinde yaşayan Aleviler, müzikal bakımdan özgün simalarının yetiştiği bu
hat içerinde ve sıraladığımız bu nitelikleri en yüksek icra düzeyi ile hayata
geçiren Nesimi Çimen, gelenekten aldığı birikimi kişiliği ile kaynaştırmış ve
son yıllarda icracılar arasında da sıklıkla dile getirilen Nesimi Tavrı'nı
meydana getirmiştir.
Nesimi Çimen muhabbete yatkın kişiliği sayesinde çeşitli meslek gruplarından
kişilerle sıcak ilişkiler tesis etmek mahir bir insandır. Özellikle müzik
dünyasının önde gelen isimleri ile kısa zamanda dostluk kurar. Kurduğu bu
dostluklar onun kimi zaman Radyo (TRT) ve piyasa camiasıyla, kimi zamanda
konservatuar camiasıyla ilişkide olmasını sağlamıştır.
Nesimi Çimen 1960'lı yılların İstanbul'unda aktif siyasetle tanışır. Bu, onun
kişiliğinde bir değişimin ilk habercisi olduğu gibi, sanat yaşamımn da bundan
sonraki dönemde yörüngesi olacaktır. Bu dönemden itibaren Nesimi mahlasıyla
toplumcu ve gerekçi şiirler yazmaya başlar. 0, artık gelenekten aldığı "usta
malı" deyişleri sazıyla ve sesiyle yorumlayan usta bir sanatçı olmanın yanında,
toplumsal sorunları şiirlerinde dile getiren, baskıya ve zulüme başkaldıran
"halk ozanı" kimliğine bürünmüştür.
Ana dili Kürtçe olduğundan kırık bir Türkçesi vardır. Bu, onun Türkçe söylediği
deyişlere ayrı bir lezzet katar; daha da dikkat çekici hale getirir. Nesimi
Çimen, kendi şiirlerini sazı eşliğinde dile getiren ve asıl olarak şair
kimliğini öne çıkarıp sazını sözün yardımcısı olarak kullanılan klasik aşık
tiplemesinden farklı, özel bir yapıya sahiptir. 0, yerel düzeyde de olsa usta
bir bağlamacı olarak daha fazla tanınmıştır. Yukarıda belirttiğimiz hat üzerinde
yer alan yörelerde küçük boy bağlamaya Ruzba, Inzva, Dede Sazı, Balta Saz gibi
isimler verilir. Özel perde bağları olan, tezene kullanmadan sağ elin
parmaklarını teller üzerine vurmak suretiyle çalınan (Şelpa, Pençe) bir tür cura
diyebileceğiniz bir enstrüman Nesimi Çimen'in icrası sayesince adete şaha
kalkmıştır. Nesimi Çimen'in icrası bu yörelerdeki çalım tekniklerinin bir
sentezi gibidir.
O'nu ve O'nun sanatını anlatmak bu denli sınırlı satırlar içinde mümkün değildir
elbette... Son olarak belirtmeden geçemeyeceğim bir husus daha var ki. bu O'nun
sadece usta bir halk ozanı olmasının yanında "dava adamı" olduğunun
göstergesidir sanırım. 1987 veya 1988 yıllarıydı... Gülhane Parkı'nda yapılan
etkinliklerin bir parçası olarak "Aşıklar Şöleni" düzenlenmişti. Bu etkinliğe
Nesimi Çimen de davetliydi. Kuliste bir süre sohbet ettik. Benim aşıklarla
ilgili sorduğum bir soruya şöyle cevap vermişti: "Aşıklar dava adamı olurlar.
Pir Sultan'ın, Kul Hikmet'in, Hayati'nin yolundan giderler.(...) Pir Sultan'ın
yoluna serimizi bile hiç düşünmeden veririz biz. Bu onurdur bizim için..." 1993
yılında Pir Sultan'ın yolunda "davası uğruna" canım teslim etti büyük usta...
Ruhu şad olsun.- Melih Duygulu
Derlediği Bazı Eserler :
Duaz-I İmam
Gel Dilber Ağlatma Beni Şah’ı Merdan Aşkına
Du Cihanın Ranıması Şii Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına
Dost Dost
İmam Zeynel Abidin’in Abına Umdumusa
Arayıp Özünde Bakırı Buldunusa
Ceddin Evladı Muhammet Cafer’i Bildin İse
Rahme Gel Ol Şahı Merdan Ali İmran Aşkına
Dost Dost
Seyid Musa’yı Kazımdır Ehl-İ Beytin Serveri
Canı Aşkı Nuş Edenler Müpteladır Ekseri
Şahı Şehidi Horasan İmam Rıza’dan Beri
Müptelayı Merhamet Kıl Kalb-İ Viran Aşkına
Dost Dost
Ey Virani Çıkma Yoldan Doğru Raha Gel Beri
Muhabbet Şevkat Senindir Ey Hasan-Ül Askeri
Evliyalar Serfirazı Hacı Bektaş-I Veli
Sen Ganisin Ver Muradı Devri Mihtan Aşkına
Dost Dost
Şifa İstemem
Şifa istemem balından
Bırak beni bu halımdan
Razıyım açan gülünden
Yeter dikenin batmasın
Gece gündüz bu hizmetin
Şefaatin kerametin
Senin olsun hoş sohbetin
Yeter huzurum gitmesin
Taşa değmesin ayağın
Lale sümbül açsın bağın
İstemem metheylediğin
Yeter arkamdan atmasın
Kolay mı gerçeğe ermek
Dost bağından güller dermek
Orda kalsın değer vermek
Yeter ucuza satmasın
Sonu yoktur bu virdimin
Dermanı yoktur derdimin
İstemem ilaç yardımın
Yeter yakamdan tutmasın
Nesimi'yem vay başıma
Kanlar karıştı yaşıma
Yağın gerekmez aşıma
Yeter zehirin katmasın
Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur
Kayseri/Sarız-Nesimi Çimen-Nesimi Çimen
Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur
Nedir Bu Telaşın Vay Deli Gönül
Hele Düşün Devr-İ Adem’ Den Beri
Neler Gelmiş Geçmiş, Say Deli Gönül
Şu Fani Dünyada Umudunu Yüz
İnanmazsan Var Kitaba Yüz Be Yüz
Evin Mezaristan , Malın Bir Top Bez
Daha Duymadınsa Duy Deli Gönül
Günde Bir Yol Duman Çöker Serime
Elim Ermez Gidem Kisbü Karıma
Kendi Bildiğine Doğrudur Deme
Var İki Kamile Sor Deli Gönül
Gördüm İki Kişi Mezar Eşiyor
Gam Gasavet Gelmiş , Boydan Aşıyor
Çok Yaşayan Yüze Kadar Yaşıyor
Gelde Bu Dünyayı Yor Deli Gönül
Mevlam Kanat Vermiş Uçamıyorsun
Bu Nefsin Elinden Kaçamıyorsun
Ruhsati Dünyadan Geçemiyorsun
Topraklar Başına Vay Deli Gönül
Barış Güvercini
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Barış güvercini uçsun Dünya da
Yok olsun kötülük düşmanlık ölsün
Barış güvercini uçsun Dünya da
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
Dünya cennet olsun yaşasın insan
Gelin barışalım dökülmesin kan
Son bulsun savaşlar kesilsin figan
Barış güvercini uçsun Dünya da
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
İnsancıl insanlar barıştan yana
Ancak zalim olan kıyar insana
Barış aşkı yayılmalı cihana
Barış güvercini uçsun Dünya da
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
Nesimi der ki ey füze yapanlar
Acımasız zalim cana kıyanlar
Bırak ey yaşasın bütün insanlar
Barış güvercini uçsun Dünya da
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
Şu Diyarı Gurbet Elde
Kahramanmaraş-Nesimi Çimen-İhsan Öztürk
Şu Diyarı Gurbet Elde
Şen Değil Gönlüm Şen Değil
Aman Kimse Bilmez Ahvalımdan
Şen Değil Gönlüm Şen Değil
Sergerdar Oldum Gezerim
Aman Hem Okuyup Hem Yazarım
Gece Gündüz İntizarım
Şen Değil Gönlüm Şen Değil
Ben Cismimi Yaktım Nara
Aman Gönlüm Uğramış Efkara
Tecellim Yok Bahtım Kara
Şen Değil Gönlüm Şen Değil
Mücrimiyem Didem Yaşı
Aman Gamdan Ayrılmadı Başım
Zalımlardan Yedi Taşı
Şen Değil Gönlüm Şen Değil
Nedir Ey Gaziler Benim Yandığım
Kayseri/Sarız-Nesimi Çimen-İhsan Öztürk
Nedir Ey Gaziler Benim Yandığım
Haldan Bilmez Yar Elinden Dertliyim
Bu Aşkın Ateşi Yaktı Sinemi
Pervaneyim Nar Elinden Dertliyim
Gafletten Uyandım Gözümü Açtım
Aşkın Küresinde Kaynadım Piştim
Yavru Şahan Gibi Tuzağa Düştüm
Kurtulamam Tor Elinden Dertliyim
Binbir Niyaz Ettin Eğledin Beni
Bir Kadım İkrara Bağladın Beni
Gül Diye Tikene Dağladın Beni
Kokulatmaz Har Elinden Dertliyim
Çıktım Şu Alemi Seyran Etmeye
İkrar Verdim Bu İkrarı Gütmeye
İndim Bedest Ana Pazar Etmeye
Şenliği Yok Şar Elinden Dertliyim
Virani'yem Çekem Yarın Kahrını
Ver Doldur İçeyim Aşkın Zehrini
Muhabbete Saldık Gönül Bahrını
Geçti Zaman Zar Elinden Dertliyim
Ayrılık Hasreti Kar Etti Cana
Kayseri/Sarız-Nesimi Çimen-İhsan Öztürk
Ayrılık Hasreti Karetti Cana,
Seher Yeli Sevdiğimden Bir Haber.
Selamım Tebliğ Et Kutbi Cihana,
Seher Yeli Sultanımdan Bir Haber.
Bülbül Gibi Bağlanmışım Kareler,
Ayrılık Derdine Nedir Çareler,
Merhem Kabul Etmez Dilde Yareler,
Seher Yeli Sevdiğimden Bir Haber.
Sıtkı’ Yam Kalmışam Issız Çöllerde,
Böyle Dert Bulunmaz Gayri Kullarda.
Dilim İntizarda, Gözüm Yollarda,
Seher Yeli Sevdiğimden Bir Haber.
(( MuNZuRCa ))
|
|