Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
Ana Menü

 Videolar
 Forumlar
 Köşe Yazıları
arrow.gif Şiir Bahçesi
arrow.gif Türkü Arşivi
 Ziyaretçi Defteri
 Video Klipler
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Dosyalar
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Röportajlar
 Albüm Tanıtımı
 Müzik (MP3) Dinle

 Üye Menüsü

 HABER

 Destek

 Bilgi Bankası
 Dersim Munzur
 Zazaca Dersler
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Dersim Resimleri
 Biyografiler
 Bilgi Bankası
 Zazaca Türkü Sözleri
 ZazakiYeni!

 Extra
Röportajlar

bezovut

Pirocan_Mİraz
Zazaki Dersler
· Genel ve Zorunlu Bir Ön Açıklama
· Alfabe Ve Temek Bilgiler
· Bağlaçlar
· Dişil ve Eril Sıfat Örnekleri
· Tek ve Çok Heceli Sözcükler
· Zıt Anlamlı Kelimeler
· Aylar - Renkler - İnsan Vücudu
· Zazaca'da Emir Kipi
· Zazaca'da Fiil
· Fiil Çekimlerinde ‘Şimdiki Zaman’
· İsmin Bükümlü Hali ve ‘Dili Geçmiş Zaman’
· Zazaca'da Tamlama
· Zazacada Sıfat
· Zazaca'da Edat
· Bazı Kelimeler
· Değerlendirme Sınavı
Köşe Yazarları

Dersim 38’le Yüzleşmek…


Alevileri Bazı Alevilerden Korumalı!


Kayıp İşaretler


Munzur Bir Hazinedir!

Site Dergisi

Dergimiz İle İlgili Forum Ve OKumak İçin TIklayınız


Biyografi Tanıtımına Hoşgeldiniz
 
Biyografi başlıklarında ara  |  Tanıtımlarda ara
[ A |  B |  C |  D |  E |  F |  G |  H |  I |  J |  K |  L |  M |  N ]
[ O |  P |  Q |  R |  S |  T |  U |  V |  W |  X |  Y |  Z ]


[ Biyografi Tanıtımı Ana Sayfa ] [ Tüm Biyografiler ] [ Biyografi Ekle ] [ Rastgele Biyografi ]
Pir Sultan Abdal


Pir Sultan Abdal



Alçakta yüksekte yatan erenler

Yetişin imdada aldı dert beni

Başımı alıp hangi yere gideyim

Gittiğim yerlerde buldu dert beni



Abdal Pir Sultan'ım gönlüm hastadır

Kimseye diyemem gönlüm yastadır

Bilmem deli oldu bilmem ustadır

Şöyle bir sevdaya saldı dert beni





Pir Sultan Abdal'ın yaşamı üzerine, yazılı kaynaklarda pek bilgi yoktur. Doğum
ölüm yılları bile bilinmiyor. Yaşamı üzerine bilgiler, genellikle, kendi
şiirlerinden, halk söylentilerinden, kuşaktan kuşağa anlatıla gelen
menkıbelerden, bir de yakınlarının ya da başka ozanların onu anlatan
şiirlerinden çıkarılır.



Gene de bu yollardan epeyce bilgi edinilmiştir, çünkü Pîr Sultan, bağlandığı
tarikatın din anlayışını, dünya görüsünü yansıtmakta ya da derinleştirmek için
soyut şiirler yazan bir sanatçı değildir, doğrudan doğruya başından geçenleri,
kavgasını, özlemlerini, katlandığı acıları, yaş*****n türlü yönlerini yansıtan
somut şiirler yazmıştır.



Şiirlerden, halk söylentilerinden çıkarılan bilgilere göre, Pîr Sultan Sivas'ın
Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Yıldız dağı
eteklerinde, Çırçır'a kırk sekiz kilometre uzaklıkta, denizden bin yedi yüz
metre yüksekte, çoğu tek katli kerpiç evleri, soğuktan korunmak için yari yari
yarıya toprağa gömülü bir köy...



Banaz'da bugün de Pîr Sultan'ın olduğu söylenen bir ev, önünde sairin yaşadığı
dönemden kaldığına inanılan bir söğüt ağacı, ağacın altında, asâsının ucuna
takip Horasan'dan getirildiğine inanılan bir değirmen taşı vardır. Pîr Sultan
yaz aylarının güzel havalarında bu taşın üstüne oturup karısıyla sohbet edermiş.
Köylüler bu evi, ağacı, taşı kutsal sayarlar.



Kızının yaktığı ağıtta uzun boyluluğuna, biçimliliğine değinilen sairin asil
adi, şiirlerinde belirttiğine göre, Haydar'dir. Bir yerde soyunun Yemen'li
olduğunu, bir yerde Peygamber'in öz torunu olduğunu söyler, bir yerde de İmam
Zeynel-Âbidin'den "Zeynel dedem" diye söz eder. Uzmanlara göre, Pîr Sultan'in bu
sözleri söylemesinin nedeni halk üzerindeki etkisini arttırmak içindir. Muhammed
peygamber soyundan geldiklerini, "seyyid"liklerini ileri sürmek tarikat uluları
arasında bir gelenektir. Genel kani, sairin İran'ın doğusundaki Türk yurdu
Horasan'dan, önce Iran Azerbaycan'ında ki Hoy kasabasına, oradan da Anadolu'ya
göçüp Sivas'a yerleşen bir Türkmen soyundan geldiği yolundadır.



Çocukluğu çobanlıkla geçen Pîr Sultan'ın okuma yazma bildiği anlaşılıyor, ama
bilgin bir kişi olduğu söylenemez. Tekke eğitimi çerçevesinde kalmıştır.
Halifeler tarihini, peygamber menkıbelerini, evliya menkıbelerini, tarikat
kurallarını, Yunus Emre'yi, Hatâyî'yi bilir. Bunlar dışında, çağının
bilimleriyle ilgilenmediği gibi, divan edebiyatı ile de ilgilenmemiştir.
Şiirlerinde Yunan mitolojisinin, Iran mitolojisinin izleri pek yoktur. Ayrıca,
genel olarak bütün tarikatların kaynaklandığı Tasavvuf felsefesinin yüksek
konularına da girmez.



Söylentiye göre, Pîr Sultan'ın üç oğlu, bir kızı varmış. oğullarından Seyyit Ali
Banaz köyünün üst yanındaki çam korusunda,Pîr Muhammed Tokat'in Daduk Köyünde,
Er Gaib de Dersim'de gömülüymüşler. Adi Sanem olan kızının Pîr Sultan asıldığı
zaman söylediği ağıt çok ünlüdür. Bazı uzmanlar bu ağıtı Sanem'in ağzından bir
tarikat ozanının yazmış olabileceğini belirtirler. Pîr Muhammed ise babası gibi
sairdir. Delikanlı iken attan düşerek öldüğü, Pîr Sultan'in "Allah verdiğini
almaz dediler / Bana verdiğini aldı n'eyleyim" derken bu olaya değindiği
söylenir. Şiirlerinden uzun yasadığı, çok çocuğu bulunduğu açıkça anlaşılan
sairin, sağlığında iki oğul acısı görmüş olduğunu ileri sürenler de vardır.



Pîr Sultan Alevî-Bektasî tarikatindandir. Tarikata girme arkadasi, yani musaibi,
Ali Baba'dir. Baglandigi tekkenin pîri ise, Ahmet Yesevî'nin Anadolu'ya
gönderdigi dervislerden Koyun Babanin tekkesinde, Bektasîligin kurucusu Haci
Bektas Veli'nin tekkesinde posta oturmus, yani en üst makamlara getirilmis Seyh
Hasan'dir.



Pîr Sultan, baglandigi tarikatça yalniz dinsel önder degil, devlet baskani
olarak da görülen Iran Sahlari adina, Anadolu halkini Osmanlilar'a karsi
kiskirttigi,ayaklanmaya çagirdigi, belki de bir ayaklanmaya öncülük ettigi için,
Sivas Valisi Hizir Pasa'nin emriyle tutuklanmis, yolundan dönmeyecegi
anlasilinca da asilmistir.



Söylentiye göre, asildigi yer Sivas'da eskiden Keçibulan adini tasiyan, sonra
uzun süre Daragaci diye anilan, simdi ise Kepçeli denilen yerdir. Bugün Sanayi
Çarsisi'nin karsisinda Mal Pazari olarak kullanilan bu alanin Gazhane
bitisiginde, sira sögütlerin bitiminde bulunan, boyu bes metre, eni bir metreden
fazla, bakimsiz toprak yigini onun mezaridir. Üstündeki moloz taslar, asilmasi
sirasinda Hizir Pasa'nin emriyle halkin attigi taslardir.



Mezarinin, bir menkibeye göre Erdebil'de, Bektasî gelenegine göre de Merzifon'da
oldugu söylenir. Daha baska söylentiler de vardir, ama gerçege en yakin görünen
söylenti asildigi yere gömüldügü, yakinlarinin, tarikat erlerinin, hükümet
baskisi yüzünden ölüsünü alip köyüne bile götüremedikleridir.



Siirlerinden, halk söylentilerinden çikarilan bu daginik bilgileri
degerlendirebilmek için, önce, Pîr Sultan'in ne zaman yasadigini saptamak
gerekir.





NE ZAMAN YASADIGI

Uzmanlar "Yürüyüs eyledi Urum üstüne" diye baslayan siirindeki sözlerine
bakarak, Pîr Sultan Abdal'in Sah Tahmasb zamaninda yasadigini söylüyorlar. Bu
siirinde söyle sözler var:



Aslini sorarsan Sah'in ogludur

(...)

Koca Haydar Sah-i cihan torunu

Ali nesli güzel imam geliyor

"Koca Haydar Sah-i cihan" diye anilan, Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dir.
"Sah" diye anilan ise, Akkoyunlu Devleti'ni yikip Safevîogullari Devleti'ni
kurarak Sîî mezhebi baskanligi ile devlet baskanligini birlestiren, Sah
Ismail'in kendisidir. Seyh Haydar'in torunu, Sah Ismail'in oglu da Sah
Tahmasb'dir.



Sah Tahmasb'in saltanat döneminin (1524-1578) büyük bir bölümü, Kanunî Sultan
Süleyman'in saltanat dönemine (1520-1566) rastlar. Bu iki hükümdar geçmisteki
aci olaylar yüzünden, uzun süre ülkeleri arasinda barisi saglayamamislar,
Iranlilar ile Osmanlilar, 1534'den 1554'e kadar, tam yirmi yili anlasmazliklar,
çatismalar, savaslarla geçirmislerdir. Kanunî Sultan Süleyman 1534'de yaptigi
dogu seferinde, Iranlilar'in elinde bulunan Bagdat'i Osmanli topraklarina
katmis, Sah Tahmasb 1548'de Anadolu'ya girerek Kemah'a kadar ilerlemis, 1552'de
Ercis, Ahlat kalelerini geri almistir.



Pîr Sultan'in siirlerindeki olaylarin Sah Tahmasb dönemindeki olaylara uymasi,
daha sonraki Iran sahlarinin Anadolu üzerine "yürüyüs eylemis" olmalari, bazi
uzmanlarin kesin konusmalarina, sairin bu dönemde yasadigindan süphe
edilemeyecegini söylemelerine yol açar.



Oysa bu dönemde Sivas'da valilik etmis bir Hizir Pasa yok, ama 1552'de
Köstendil, 1554'de Sam, 1560'da Bagdat beylerbeyliklerinde bulunmus bir Hizir
Pasa var. Uzmanlar 1567'de ölen bu Hizir Pasa'nin, Bagdat'a giderken, Sivas'a
ugrayip oradaki ayaklanmayi bastirmis olabilecegini söylüyor. Bu görüs dogruysa,
Pîr Sultan 1560'da asilmis demektir.



Pîr Sultan'in dili on altinci yüzyilin ikinci yarisinin dilidir, diyen bazi
uzmanlar ise sairin 1560'da asilmis olabilecegini kabul etmiyorlar. Onlar halk
söylentisini degerlendirerek baska bir yoldan gidiyor, Sivas'da valilik etmis
Hizir Pasa'yi ariyorlar.



Sofi Aziz Mahmut Hüdâyi Efendi'nin I. Ahmed'e yazdigi bir mektupta, Alevîler ile
Seyh Bedreddin'e bagli olanlari iyi taniyan, onlarla ugrasmasinin bilen bir
Hizir Pasa'dan söz ediliyor. Belgenin ilgili bulundugu dönemde ise iki Hizir
Pasa yasamis. Birinin özellikleri söyle:



Deli Hizir Pasa, Van Beylerbeyi (1582), Kars Beylerbeyi olarak Iran seferine
katilma (1587), Erzurum Beylerbeyi (1588), Sivas Valisi (1588), Diyarbakir
Valisi (1589), gene Sivas Valisi (1590), Tuna Muhafizi (1602), Budin Muhafizi
(1605), ölümü (1607).



Deli diye anilmasi gözü pek, acimasiz bir kimse oldugunu gösteriyor. Ayrica Iran
seferine katilmis, yani Safevîlere karsi savasmis. Safevî yanlisi Alevîlere
düsmanlik besleyebilir. Iki kere Sivas'a vali gönderilmis, ikincisinde oldukça
uzun kalmis. Alevîleri iyi tanidigi, onlarla ugrasmasini bildigi anlasiliyor.




Pîr Sultan'i astiranin Sivas Valisi Deli Hizir Pasa oldugunu söyleyen uzmanlarin
görüsü dogruysa, sairin ölümü 1588'de, ya da 1590'dan sonradir.



Gene uzmanlara göre, Pîr Sultan 1534'de Bagdat'in Osmanlilar'a geçisi üzerine,
Iran Sahina,





Güzel Sah'im çok yerlerden görünür

Asli nedir niye verdin Bagdat'i

diye siir yazmistir. 1534 ile 1590 arasinda 56 yil var. Pîr Sultan bu siiri
yazdiginda, diyelim 20 yasindaysa, 76 yasinda ölmüs olur.



Böyle uzun bir ömür sürdügü kabul edilirse, uzmanlar arasindaki görüs
ayriliklari da sona erebilir. Çünkü bu uzun ömre hem Pîr Sultan'in siirlerindeki
olaylara uygun düsen Sah Tahmasb dönemi, hem de Deli Hizir Pasa
sigdirilabiliyor.



Gene de bazi durumlarin açiklanmasi kolay degil. Örnekse, Pîr Sultan'in
siirlerinde bir Alevî ayaklanmasindan söz ediliyor, oysa Deli Hizir Pasa
döneminde Sivas'da böyle bir ayaklanma olmamis.



Uzmanlar arasindaki görüs ayriliklarinin ötesinde, kesin olan sudur: Pîr Sultan
abdal on altinci yüzyilda Anadolu'da, Sivas yöresinde yasadi.





KITAPLAR

Pîr Sultan abdal üzerine ilk önemli çalismayi 1929'da Sadettin Nüzhet ERGUN
yapmis, 105 siir yayimla*****, sair üzerine bilgiler verilmistir: XVII Asir Saz
Sairlerinden Pîr Sultan Abdal.



Konuya ikinci önemli yaklasim Pertev Naili BORATAV ile Abdülbâki GÖLPINARLI'nin
birlikte hazirladiklari, 1943'de yayimlanan Pîr Sultan Abdal adli kitaplar
olmustur.



Diger yayinlar:





Pîr Sultan Abdal,Abdülbâki Gölpinarli, Varlik Yayinevi

Pîr Sultan Abdal, Cevdet Kudret, Yeditepe Yayinevi

Pîr Sultan Abdal, Cahit Öztelli, Milliyet Yayinevi

Sabahattin Eyüboglu'nun, ölümünden önce hazirlayip bitiremeden biraktigi bir
seçmeler kitabi, dostlarinca tamamlanip Cem Yayinlari arasinda basildi.





SANATI

Halkin benimsedigi, destan kahramani durumuna getirdigi sairlerin alinyazisini
Pîr Sultan da paylasmistir. Uzmanlar yazmalarda gördükleri ya da agizdan agiza
sürüp gelen Pîr Sultan siirlerinden hangilerinin gerçekten onun oldugunu,
hangilerinin onun adina baskalarinca söylendigini ayirmakta güçlük çekiyor,
çaresiz kaliyorlar. Görünüse bakilirsa, halkimiz Pîr Sultan'in siirlerini
çogaltma çabasini günümüzde bile sürdürüyor.



On altinci yüzyilda yazildigi bilinen bir yazmadaki, genellikle eski
yazmalardaki Pîr Sultan siirleriyle sonradan bulunanlar arasinda, gerek dil,
gerek söyleyis yönünden büyük ayriliklar oldugu gerçektir.



Bu durumu gözönünde tutan uzmanlar, Pîr Sultan'in sanati üzerine konusurken,
özellikle eski yazmalardaki siirlerinden, onun söyledigine kesin diye bakilan
siirlerden yola çikiyorlar. Görüsleri söyle özetlenebilir:



Pîr Sultan Halk edebiyati geleneklerinden hiç ayrilmamis, ölçü, uyak, biçim,
dil, söyleyis özellikleriyle, bir halk ozani görünümünü hep sürdürmüstür.
Siirleriin genellikle hece ölçüsünün 11'li (4+4+3 ve 6+5) ya da 8'li (4+4 ve
5+3) kaliplariyla yazmis, arada 7'li kalibi da kullanmistir. Aruz ölçüsüyle
siiri yoktur. Yalniz, gene heceyle yazdigi bir siirinde gazel düzenini
denemistir. Bunun disinda siirleri hep dörtlikler biçimindedir, kosma ya da
semaî biçiminde... Çogu zaman yarim uyak kullanmis, ses azligini rediflerle
giderme yoluna da sik sik basvurmustur.



Siirlerinden Pîr Sultan'in saza bagliligi açikça anlasiliyor. Iyi bir çalgi
ustasi oldugu da düsünülebilir.



Konularini yalnizca dinsel inançlardan, mezhep ya da tarikat inançlarindan
almamis, yasamin çesitli yönleri üzerine kesinlikle din disi siirler de
söylemistir. Tarikat siirlerinde ise, Ali, On Iki Imam gibi genel konularin yani
sira, kendi kavgasini, yasadigi günlerdeki çatismalari, ayrintilariyla yansitmis
olmasi çok ilginçtir. Kurumsal konulara, örnekse Tasavvufun derin sorunlarina
girmemis, yasam karsisinda hep sonut, hep disa dönük kalmistir.
Inançlarinin,kavgasinin yilmak bilmez, sözünü sakinmaz bir propagandacisidir.




Onun siirlerini okurken Anadolu'nun toplumsal tarihi üzerine bilgiler ediniriz.
devlet düzenini bozuklugunu, mezhep ayriligindan dogan iç kavgalari, bu yüzden
Alevîlere yapilan zulümleri, kadilarin haram yedigini, müftülerin yalan yanlis
fetva verdigini, Siilerin karsilastigi güçlüklerin Sünnî halktan degil, Sünnî
Osmanli Devleti'nden geldigini ögreniriz. Alevî Türkmenlerin, yönetimi durmadan
bozulan, dinsel hosgörüden uzaklasan Osmanlilar'dan nasil kopup, Mehdî diye,
kurtarici diye Iran Sahlarina sarildiklarini, siyasal kaygilara nasil araç
edildiklerini görürüz. Bu baglanisin altindaki çaresizlikleri, giderek bu
baglanisin yarattigi umut kirikliklarini sezeriz.



Pîr Sultan din disi konular islerken halk ozanlarinin kaliplasmis sözlerini
kullandigi gibi, zaman zaman bunlardan bütünüyle uzaklasmis köy yasamini
tertemiz, katkisiz bir gözlem gücüyle yansiyan siirler de söylemistir. Insan,
hayvan, doga sevgisiyle örülmüs siirler...



Kullandigi dil çaginin konusma dilidir. Yabanci sözcükler, din, mezhep,
tasavvuf, tarikat araciligiyla yasadigi günlerin konusma diline girdigi oranda
onun siirlerine de girmistir





KAYNAK: MEMET FUAT

Pîr Sultan Abdal-Yasami Sanatçi Kisiligi Yapitlari-DE Yayinevi 1977







Eserlerinden bazıları :





Alçakta Yüksekte



Alçakta yüksekte yatan erenler

Yetisin imdada aldi dert beni

Basimi alip hangi yere gideyim

Gittigim yerlerde buldu dert beni



Oturup benimle ibadet kildi

Yalan söyledi de yüzüme güldü

Yalin kiliç olup üstüme geldi

Çaldi bölük bölük böldü dert beni



Üstümüzden gelen boran kis gibi

Yavru sahin pençesinde kus gibi

Seher çagi bir korkulu düs gibi

Çagirta çagirta aldi dert beni



Abdal Pîr Sultan'im gönlüm hastadir

Kimseye diyemem gönlüm yastadir

Bilmem deli oldu bilmem ustadir

Söyle bir sevdaya saldi dert beni





Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma



Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma

Erilir Gam Yeme Divane Gönül

Er Başımda Duman, Dağ Başında Kış

Erilir Gam Yeme Divane Gönül



Yıkılır Mı Hakk’ın Yaptığı Havuz

Şah-ı Merdani' nin, Biz De Kılavuz

Üç Günlük Dünyada, şu Yahşi Yavuz

Erilir Gam Yeme Divane Gönül



Pir Sultan Abdal’ım, Sırdan Sırada

Bu İş Böyle Oldu, Kalsın Burada

Cümlemiz Niyetlendiği Murada

Erilir Gam Yeme Divane Gönül





Bugün Yardan Haber Geldi



Bugün Yardan Haber Geldi

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

Eğildim Bir Buse Aldım

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan



Güzel Olanı Severler

Yanağından Gül Dererler

Kulakta Mengiç Küpeler

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan



Baş Koydum Yarin Dizine

Uykular Girmez Gözüme

Ağ Ellerin Sür Yüzüme

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan



Şekerden Şerbet Ezerler

İnce Tülbentten Süzerler

Dört Yanım Almış Güzeller

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan



Pir Sultanım Gel Yanıma

Seni Sarayım Canıma

Dola Kolların Boynuma

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan





Bilene Danış



Bilirim Bilirim Dersin Bilene Danış

Danışan Dağları(Hey Dost) Aşar Mı Aşar

Danışmadan Yola Çıksa Bir Kişi

Akıbet Yolundan(Hey Dost) Şaşar Mı Şaşar



Cahile Irak Ol Kamile Yakın

Bir Mana Söyleyim(Hey Dost) Darılma Sakın

Hasmın Karıncaysa Merdane Takın

Ummadık Taş Başa (Hey Dost) Düşer Mi Düşer



Pir Sultan Abdalım Böyle Mi Olur

Kişi Ettiğini(Hey Dost) Elbette Bulur

Yırtıcı Kuşların Ömrü Tez Olur

Zararsız Akbaba(Hey Dost) Yaşar Mı Yaşar





Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez



Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez

Eser Bâd-ı Sabâ Yel Bozuk Bozuk

Türkmen Kalkıp Yaylasına Yürümez

Yıkılmış Aşiret İl Bozuk Bozuk



Kızılırmak Gibi Çağladım Aktım

El Vurdum Göğsümün Bendini Yıktım

Gül Yüzlü Cerenin Bağına Çıktım

Girdim Bahçesine Gül Bozuk Bozuk



Elim Tutmaz Güllerini Dermeye

Dilim Tutmaz Hasta Hâlin Sormaya

Dört Cevabin Mânasını Vermeye

Sazım Düzen Tutmaz Tel Bozuk Bozuk



Pir Sultan'ım Yaratıldım Kul Diye

Zalim Paşa Elinden Mi Öl Diye

Dostum Beni Ismarlamış Gel Diye

Gideceğim Amma Yol Bozuk Bozuk Gurbet Elde



Gurbet elde bir hal geldi başıma,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Derman arar iken derde düş oldum,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.



Hüma kuşu suya düştü ölmedi,

Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı.

Dedim yâre gidem nasip olmadı,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.



Kağıda yazarlar ufak yazılar,

Anasız olur mu körpe kuzular.

Yürek yaralıdır, ciğer sızılar,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.



Pir Sultan Abdal'ım böyle buyurdu,

Ayrılık donları biçti giydirdi.

Ben ayrılmaz idim felek ayırdı

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.









Kul Olayım Kalem Tutan Ellere



Kul Olayım Kalem Tutan Ellere,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Sekerler Ezeyim Şirin Dillere,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.



Sivas Ellerinde Sazım Çalınır,

Çamlı Beller Bölük Bölük Bölünür.

Yardan Ayrılmışam Bağrım Delinir,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.



Pir Sultan Abdal’ım Ey Hızır Paşa,

Gör Ki Neler Gelir Sağ Olan Basa.

Beni Hasret Koydun Kavim Kardaşa,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.







Dostun Bahçesine Bir Hoyrat Girmiş



Dostun Bahçesine Bir Hoyrat Girmiş

Korudur Da Benli Dilber Korudur

Gülünü Dererken Dalını Kırmış

Kurudur Da Benli Dilber Kurudur

Neredesin De Dudu Dillim Nerede

Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede



Bu Meydanda Serilir Postumuz

Çok Şükür Mevlaya Gördük Dostumuz

Bir Gün Kara Toprak Örter Üstümüz

Çürüdür De Benli Dilber Çürüdür

Neredesin De Dudu Dillim Nerede

Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede



Pir Sultan Abdal’ım Başımdan Başlar

İyisini Korda Kemini Taşlar

Bin Çiçekten Bir Kovana Bal İşler

Arıdır Da Benli Dilber Arıdır

Neredesin De Dudu Dillim Nerede

Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede









Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım



Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

Gerçek Erenlere Yüzler Süreyim

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın



Alçağında Al Kırmızı Taşın Var

Yükseğinde Turnaların Sesi Var

Ben De Bilmem Ne Talihsiz Başın Var

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın



Benim Şah'ım Al Kırmızı Bürünür

Dost Yüzün Görmeyen Düşman Bilinir

Yücesinden Şah'ın İli Görünür

Niçin Gitmez Yıldızdağı Dumanın



El Ettiler Turnalar Bazlara

Dağlar Yeşillendi Döndü Yazlara

Çiğdemler Taşınsın Söylen Kızlara

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın



Şah'ın Bahçesinde Gonca Gül Biter

Anda Garip Garip Bülbüller Öter

Bunda Ayrılık Var Ölümden Beter

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın



Ben De Bildim Su Dağların Sahisin

Gerçek Erenlerin Nazargâhısın

Abdal Pir Sultan’ın Seyrangâhısın

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın


Eklenme Tarihi : 2007-04-29
Gönderen : (( MuNZuRCa ))
Hit : 373
[ Geri Dön ]  [  Arkadaşıma Gönder ]  [  Yazdır ]
Copyright © (( Munzurca )) Dersim - Munzur - Zazaki