DERSİM HATIRASI VE ÖYMEN’E AÇIK MEKTUP

*Manşet, Gündem | Tija_Sodiri | Kasım 16, 2009 at 01:58

dersim_katliamı

10 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulunda, Kürt sorunu eksenli “Demokratik Açılım” konulu görüşmeler sırasında, CHP adına söz alan siz Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen; “Atatürk, terörle böyle mi mücadele etti? Dersim isyanı böyle mi bastırıldı, Kıbrıs’ta, Dersim’de analar ağlamadı mı? O zaman kimse anaların gözyaşından bahsetmiyordu” mealinden sözler sarf ettiniz.

Zikriniz, tehlikeli bir fikriyatı ve işaret buyurduğunuz tarihsel gerçeğiyle insanlık-dışı bir fiili savunur, açığa vurur niteliktedir. CHP Genel Başkan Yardımcısı olacak siz Sayın Bay Öymen, sarf ettiğiniz sözün muhtevasında gizli tarihi suflenin, maksadın bilmezi olamazsınız. Öncelikle atıfta bulunduğunuz “anası ağlatılmış Dersim” örneği, “terör” ve “isyan” kavramlarına bulayarak meşru gösterebileceğiniz ve de Atatürk ismine gizleyerek dokunulmaz kılacağınız bir olay değil. Kaldı ki, Dersim’de ne “terör”, ne “isyan”; orada türlü taciz, hakaret ve provokasyonların sonrasında bahanesini bulmuş yığınsal bir temizlik hareketidir sözünü ettiğiniz.
Geçen zamanda deşifre olmuş resmi raporlar, belgeler, itiraflar, fotoğraflar, belgeseller, kitaplar ve kayıt altına alınmış binlerce tanığın anlatımlarıyla aşikâr olan gerçek odur ki, Dersim’de yaşananlar devlet planlı, organize, özel kanunları ve ihtisaslı mekanizmaları oluşturulmuş, taammüden gerçekleştirilmiş etnik, yığınsal bir temizlik hareketidir. Dönemin Başbakanlarından İsmet İnönü 1935 Kürt raporunda, yürürlüğe konacak planı baştan sona her bir etabını açık seçik ifade eder ki; “Dersim vilayetini yeni usulde teşkil edeceğiz… 1935 ve 36’da yolları, karakolları yapılacaktır. 1937 ilkbaharına kadar hazır olursa mürettip (düzenlenmiş) ve seferber iki fırka kuvvet ilbaylığının (valiliğinin) emrine 1937 ilkbaharında verilecektir. Süratle bütün Dersim silahtan tecrit olunacak, İlbaylığın o zamana kadar tetkiki neticesinde kuvvetle yapılmasını tasavvur ettiği, hükümete bildirdiği icraat da yapılacaktır. Bundan sonra Dersime verilecek şeklin safhası başlayacaktır. Bütün bu tasavvurlar gizlidir.”
Geçen 70 yılın sonrasında artık gizli saklı bir şey de kalmamıştır. Tasarlanan Plan dâhilinde silahsızlandırılmış, ellerindeki dahresi, nacağı, baltası, kazması dahi elinden alınmış Dersimlilerin yığınsal kıyımdan geçirilmeye hazır hale getirildikleri 1938’de, sözü edilen “gizli tasavvurların” ne menem bir karşılığı olduğunu yaşayanlar bilir. Semeresi nesilden nesle ödetilen Cumhuriyet Tarihiyle yaşıt kıyım katliamlarla süregelmiş Kürt Sorunu’nun, nihayet Meclis kürsüsünde akli çerçevede tartışılmaya açıldığı ön görüşmelerde sizin, partiniz adına zikrettiğiniz çözüm, Dersim 1938 mi?
Dersim, zikrettiğiniz tarihten dersini almış alacağından! Siz biraz fazla geldiniz Sayın Bay Öymen. Topal Osmanların, Sakallı Nurettin Paşaların, Koçgirili çocuklara okudukları karamasalları bilmez miyiz? Kayınpederi Sakallı Nurettin Paşadan Koçgiri’de uzmanlık dersini almış, kanun-üstü kanunsuzluklarla yetkilendirilmiş Abdullah Alpdoğan’ın Dersim icraatlarıyla, kulağı geçen boynuza dönüştüğünü; ‘Dersim Hatırası’ diye sakladığı o kanlı süngülerin çuvallayan tarihten uç verdiğini bilen biliyor gayri; biz, sizi diplomat, akil adam, müzmin muhalefet, sosyal demokrat filan sanıyorduk. Meğer siz bir de Nasyonal Sosyalistmişsiniz zikri beyanınızla ki, Dersim’de yaşananları reva gördüğünüze manalanmaktadır sözleriniz.
Ki Dersimliler, dara çekilmiş yaşlıların mezar yerlerini, kaybolan çocuklarının akıbetleri hakkında 72 yıl sonra bir resmi açıklama bekliyorlarken, dönemin mutlak iktidarı CHP’nin mirasçısı sayılan sizden bir özür de beklemiyorlar ama en azından müsebbiplerin ömürce sustukları gibi siz de sükût gösterseydiniz, bunu da ikrardan sayacaktık… Oysa ki, ‘bu cennet vatan’ın kadim ‘cehennemlikleri’, mağdurları arasında yer alan biz Dersimliler, olup bitenleri ötelemek ve Cumhuriyet Tarihine sirayet etmiş Mahmut Esat Bozkurtvari egemen tekçi, kafatasçı zihniyetin değişmesini ummak; azların, azınlıkların temel aidiyetleriyle kabul görebildiği çağdaş bir Türkiye tahayyül etmek, ve tahayyül edilenin olanaklı olduğuna ümit beslemek; yeni bir toplumsal konsensüs ve adapla yan yana, iç içe (acısı, sevinciyle geçip giden yüzyılların hatırına) aynı göğün altında barış içinde yaşanılabilir; şiddetsiz, gerilimsiz bir hayatın olanaklı olduğuna dair bir iyimserliğe kapıldığımız şu günlerde, pervasızlığın böylesini patavatsızlığınıza mı saymalı? 1938’leri geçelim Bay Öymen? 1990’lı yıllarda yüzlerce köyü, mezrası insansızlaştırılmış Dersim’den daha da, ceddiniz adına tahsil edemediklerinizde mi var? Zira amcanız “Hıfzırrahman Raşit Öymen’in de 1935 Tunceli Kanunu’nu onaylayan mebuslardan biri” olduğunu öğreniyoruz, İsmail Beşikçi’nin Bianet’e verdiği açıklamasından aşikâr olan secerenizden zikrinize sirayet etmiş bir durum söz konusu olabilir mi?
“Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar hakikati böyle bilsinler!” Bilenen bu kafatasçı vecizesiyle ünlü Mahmut Esat Bozkurt, pek çok farklı inanç ve aidiyetlerden halkların kök tuttuğu Misak- Milli sınırları dâhilinde 1920’li ve ‘30’lu yıllarda üç dört dönem Adalet bakanlığı yapmış biri. İşaret edilen o yıllarda nasıl bir adaletin vuku bulduğunu Ağrı, Zilan ve Dersim örneklerinden biliniyor Bay Öymen. Atıfta bulunduğunuz Dersimle hatırlamamıza vesile olduğunuz Abdullah Alpdoğanlar, Mahmut Esat Bozkurtlarla aranızdaki seksen yıllık mesafeyi unutmuş gibisiniz; 1930’lu yılların meclis kürsüsünde mebus değilsiniz; Tan gazetesinde tefrika yazarı değilsiniz.
Siz hatırlatınca hatırlıyoruz işte… Hapishanelerden salıverilmiş hırlı hırsızlardan, canilerden çatılmış Hozat Alayında geçen üç aylık görev süresinde yaşananları dile getirmeye beis duyduğunu ve hatırlarının o kısmında ar edip sustuğunu beyan eden Muhsin Batur’u hatırlayıp utanın siz de. Suçlular Alayı’nı Memo romanının önsözüne konu eden Kemal Binbaşar’ı, tertiplerinin mezalimden saydığı Dersim anılarını ibretlik makalesine konu edinen Necip Fazıl Kısakürek’i okumadınız diyelim ki… İhsan Sabri Çağlayangil hocanızın itiraf buyurduğu şu sözlerinden habersiz olamazsınız; “Yediden yetmişe o Dersimlileri mağaralara kapatıp fareler gibi zehirledik, Dersim sorunu işte böylelikle halloldu!”
Belli ki, Cumhuriyetle yaşıt CHP’nin halledemediği bir mesele var ortada. Baykal’ın eksik kaldığını siz tamamlayın: Dersimlisiyle, Kürdüyle, Lazıyla, Rumu, Çerkezi, Ermenisi, Asurî Keldanisiyle azınlık aidiyetler hakkında daha da ne düşündüğünüzü açıkça ifade buyurun! Kelamınızın alâmetifarikasını, cinsini çözebilmemiz için Dersim’e işaretle, neyi kastettiğinizi bilelim!
Ola ki önümüzdeki seçim dönemi, bir zamanlar partinizin kalesi sayılmış Tunç’eli’ne, eski bir alışkanlıkla gelecek olursanız, sizi babalarımızın konukseverliğiyle ağırlayacağız. Hanelerini kör ettiği Dersimlilerin ocağına yaralı düşmüş ’38 Kırımının kurmay kadrolarından Ragıp Gümüşpala’ya, yarasını sararak gösterdiğimiz nezaketi, erdemi göstereceğiz size!
Vadilerimizi sular kaplamadan gelin! Toplu mezarlarımız baraj sularına gömülmeden gelin! İksor ve Axpanos mağaralarında, Laç Deresinde, Mercan Vadisinde, Beyaz Dağın ardındaki Hopik toplama havuzunda, Karadağ sırtlarında, Ramazan Deresinde, Jel Dağının öte yüzlerinde, Harçik ve Mameki dönemeçlerinde, Anafatma gözelerinde, Mazgirt Geçidinde, İn kayalıklarında küllenen cetlerimizin kemikliklerini göstereceğiz size. Orada Hozat ve Mameki Süvari alaylarının geride bıraktıkları paslı nalları, kırık süngüleri ve boş kovanları toplatacağız size…

Dersim Hatırası’ diye saklamanız ve Dersim’i hiç unutmamanız için!

Emirali YAĞAN

Yeni Özgür Politika

Tags: , , , ,
  • Benzer YAZILAR

  • 2 yorum var

    1. Dersim diyor ki:

      maske düştü.. yalancının mumu yatsıya kadar yanar. ama bu zatlar büyük bir beceri ile 80 yıl boyunca bu maskeyi taşıdılar. zaman herşeyi aşındırır.. bu maske üzlerine dar gelmeye başlamıştı ki düştü.. dersim halkı onurlu bir halktır.. türlü entrikalarla devşirdiğiniz ve bir insanlık ayıbı olan bu kendi özünden koparma-asimilasyon geri tepti işte.. dersim halkı onurludur.. dersim halkı öymen ve öymen gibi entrika tezgahtarlarının oyununa gelmeyecek.. evet Emirali hoca’nında dediği gibi dersim halkı onları iyi ağırlayacak.. tıpkı dedeleri gibi..

      hocam gercekten harika bir cevap olmuş. emeğine yüreğine sağlık. bir gün karşılaşırsak sizi bizzat tebrik edeceğim..

    2. Bingøllu diyor ki:

      walla ben dersim halkini anlamiyorum. Ataturk 70 000 den fazla dersimli oldurdu ve dersimi haritadan nerdeyse sildi. ama 2009 yerel secimlerede dersimin yuzde 15i chpye oy verdi. Mecliste onursuz oymenin dersim hakkinda yapdigi konusmasini alkislayan kemal kilicdaroglunu gorunce agzim acik kaldi. Allah dersime yardim etsin. Selamlar bingollu hevaldan

    YORUM YAP