Dersimlilerin Tarihi, Yaşadığı Coğrafya, Dili Ve Kimliği
Dersim | XIDIR | Temmuz 16, 2009 at 11:17
DERSİM ADININ ANLAMI:
Dersim, Gileki (Dimilik) “der” (kapı), “sim” (gümüş), Zazaca da (Dersimce ) ise, “Deyr-sim” sözcüklerinden oluşan bir isim tamlamasıdır.
Türkçeye “gümüş kapı” olarak çevirebiliriz. MÖ 4.yüzyıldan önce Yunan tarihçi ve coğrafyacıların Dersim yöresine “DARANIS” adını verdikleri ve Anadolu’ya ilişkin en eski adların başında “Dariaini”ni geldiği belirtilmektedir.
Tarihçi Ptolemy’min Dersimi “Daranalis” olarak kaydet etmesi M.Ö. 519 yılında Pers Kralı Dara’nın (Darius) Kral olmasından itibaren başlamaktadır. Munzur Dağlarını içine alan geniş bir alanı kapsayan “Daranalis” adının yüzyıllarca kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde Erzincan’a baglı Tercan ilçesini kapsayan alana “Deryene” (Derksen) adınını verildigi Strabon’un “Cografya” adlı eserinde ve başka kaynaklarda da rastlanılmaktadır.
Dersim adının kökeni, Hazar Denizi’nin güneyindeki Deylem bölgesinde yaşantılarını sürdüren Deylemlilere kadar uzanmaktadır. Deylemliler (Gilanikliler-Gilanlılar) Pers öncesi halklarından olup, 4. yüzyılda Deylemista adıyla anılan yurtlarını, sürekli olarak Arap, Fars ve Türk ordularına karşı korudular.
Deylemliler’in yurtlarını koruma çabası 1256 yılında Moğol işgaline kadar sürdü. Moğollardan kaçarak batıya göç eden bir kısım Deylemliler’in bugünkü Dersime yerleştikleri sanılmaktadır.
İste yurtlarını terk edip, Anadolu’ya doğru göç eden Deylem aşiretlerinin bu bölgede yerleşmesiyle ve bölgeye kendi adlarını egemen kıldıkları sanılmaktadır. MÖ 542 yılında Pars kralı Dara (Darius)’un Bisitun yazıtında da yukarı Fırat ve Dicle Havzası “Zazana” olarak adlandırılmaktadır. M. Ö. 526–486 yılları arasında hükümdarlık yapmış olan Dara (Dariyus) zamanında, Babile yakın olan “Zazana“dan söz edilir. Zaza adına, milattan binlerce yıl öncesine ait başka bazı kaynaklarda da rastlanmaktadır. M.Ö. 3000`li yıllara ait olduğu tespit edilen ve aşağı Mezopotamya`daki Mari`de bulunmuş olan Sümer tapınaklarından birinin adı Ninni-Zaza (Nini Zaza)dır
Yunan tarihçi ve coğrafyacılarının Dersim bölgesine “Daranis” adını verdikleri gibi, Dara’nın “Bisütün Kitabelerin de bu bölgeyi (havaliyi) tanımlayan “Zuzu” tabirinin de Dersim yöresinde konuşulan “Zaza” sözcüğünden geldiği muhtemeldir. Cumhuriyet döneminden önce 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi yazışmalarında yoğun olarak “Dersim” adı sıkça kullanılmıştır. (Bkz. Ali Kaya, Tunceli (Dersim) Kültürü, Can Yayınları, Sayfa 11–12, 2001 İstanbul )
DERSİMLİLER’İN ÖZET TARİHİ
Dersim tarihi köklü bir tarihtir. MÖ 5000 yıllarında Dersim yöresinde Asur belgelerinde Dersim halkının “Muşki” adlı “Aryalar” olduğu belirtilmektedir. Daha sonraki dönemlerde “Karduk” adını alan bu kavim, Hitit Krallığı’nın kurulmasından sonra, batıdan gelen diğer Hitit boylarına karıştılar. Bu dönemde Hititlere; Şuhana, İşhuru, Alshi halkları komşulardı.
M.Ö. 4000’lerde Sümerlerin, Mö 2370–2330 yıllarında ise Dersim, Akadlar Devleti ‘nin bir ili olarak gösterilmektedir.
M.Ö. IV. ve III. bin yıllarındaki yazılı belgelere göre, Mö 2200 yıllarında Doğu Anadolu’da Subarular (Sabarrular) yaşamaktaydılar. Subarrular’ın Hurrilerle aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk işleyen kavim oldukları, işlenen madenleride Mezopotamya’ya ihraç ettikleri bilinmektedir.
M.Ö. 2200’de Dersim ve çevresi Hurri krallığının egemenliğindeydi. Mö 2000’de “İşuva” diye anılan bugünkü Tunceli-Elazığ bölgesinin halkı olan Subarrular. Hurri diye anılmaya başladılar. M.Ö. 2000 yılında Kuzey Doğu Anadolu, Hurrilerin egemenliğinde bulunuyordu. .M.Ö 1500 yıllarında Hurriler Orta Doğu’nun en güçlü devleti idi. MÖ.16.-15.ve14.Yüzyıllarında bölge Mitaniler’in egemenliğine girdi. Mitaniler(Mitani halkı Hurriler’den oluşuyordu) Dersim yöresinde Asurlar’dan da önce bir süre egemenlik kurdular.(MÖ 1252)
Asur Kralı Tukulti (M.Ö. 1242–1206) Hurriler’e ait Alzi, Amadunu (Diyarbakır) Purulumzi bölgelerini ülke topraklarına kattılar. Asurlar XIII. yy’dan IX. yüzyıl sonlarına kadar Alzi, Şupa, Huzana (Hozat) Tesmişki (Çemişgezek), Melilia (Malatya), Oumaha (Adıyaman), Hapla (Adıyaman-Gölbaşı), Işhuva ve Suhme ülkelerine seferler düzenlediler. Huri Devleti de M.ö. XII. yüzyılda Hititler tarafından ortadan kaldırıldı.
Hitit Kralı Suppuliluila Mas ve oğlu Marsilis (Mö 1347–1320) yazıtlarında komşu Alzi, Suhwa, Ishuva ve Alshi halklarıyla yaptığı savaşlardan söz eder. Bu halklar Ermenilerden önce bölgeye gelmiş, bölgenin ilk halklarıydı. Mö 1335 yılında Dersim yöresi ile bütünleşen Azzi-Hayaşa ülkesini Hatti Kralı II. Mürşili bir seferle kendisine bağladı. Dersim olarak adlandırılan İşuwa yöresinde “Müşkiler” yaşıyordu. Erken Demir Çağı’nda yöreye nereden geldikleri kesin olmayan Müşkiler’in, Dersim yöresini iskân ettiği bir alan olarak görülmektedir.
MÖ 1167’de Trakya-Frigya kabileleri, Yukarı Fırat’ı geçtikten sonra Murat Suyu Vadisi’ne yerleştiler. Burada bulunan Alzi ve Purulumziler’in ülkelerini işgal ettiler. Dersim, MÖ IX. yüzyılda Müşkiler’in, IX. yüzyılın sonlarında ise, Dersim bölgesi Asurlular’ın yağma seferlerine maruz kalır. IX. yüzyıldan itibaren Dersim çevresi, Asur ve Urartular arasında çekişme konusu olur. Urartu Kralı Minua; VIII yüzyılın başlarında Alzi ülkesini, ele geçirerek kendi eyalet sistemi içine kattı (810–785/780).
Urartu Devleti, M.Ö.900 yıllarında başşehri Van (Tuşba) olmak üzere Anadolu’nun doğusunda Hurri soylarının küçük prenslikleriyle bir birlik oluşturulması sonucu kurulmuştu. En parlak döneminde devletin sınırlarını Hazar Denizinden, batıda Malatya, kuzeyde Dersim, Erzincan ve Erzurum’a, güneyde Halep’e kadar uzanmıştır.
MÖ. VIII. yüzyılda Dersim yöresi Urartuların egemenliği altına girdi. Dersim’de Mazgirt Kalesi, Rabat Kalesi ve Mazgirt Kale Köyü Urartu döneminde yapılan eserlerdir (MÖ.880/859).
Urartular (MÖ. 900–612) Urartu halkı MÖ II. yüzyıldan kalma Hurrice’ye yakın bir dil konuşurlardı.
.
MÖ 715 yılında Med aşiretlerinin önderlerinden Dayarikko Keyeksa, tüm Med aşiretlerini (Med, Guti, Gui, Kusi, Lolu, Mamai, Kardus, Haldi ve Kardu) bir araya getirerek bugünkü İran şehri Hamedan’da, Medleri bir devlet çatısı altında birleştirdi.
MÖ 600 yıllarında Anadoluya saldıran Medler, Urartu Devleti’ne son verdiler. Böylece Urartuların yerine bölgeye Medler egemen oldular. Daha sonra Medler M.Ö. 7. yüzyılda İşuva’yı, 560 yıllarında ise Doğu Dersim yöresini ele geçirdiler. Böylece Dersim bölgesi Med Devleti’nin egemenliğine girdi (561).
MÖ VII. yy.da Der sim’de Med egemenliği kurulmasına rağmen yerleşik bir düzen oluşturulmadı. Anadolu’ya sefer yapan Persler, Dersim yöresini fethederler (MÖ 550).
Persler döneminde “Medya Sınır Satraplığı” içinde yer alan Dersim’ in yerel halkı ise; Haldiler, Kalıbler, Massinekler ve Akilisenler’den oluşmaktaydı. Pers sınırları içinde yer alan 13. Satraplık olan Akilisene, Dersim’in de içinde bulunduğu Armenia satraplığının sınırları Ağrı Dağından, Fırat ırmağının kıyısına doğru uzanan bölgeyi kapsıyordu.
Herodot’un 13. satraplık olarak belirlediği Dersim’in içinde bulunduğu satraplığın o zamanki valisi Ortataş, Akilisene yöresini de kapsayan alanda valilik yaptığını belirtmektedir.
MÖ 334 yılında Büyük İskender; Biga Çayı yakınında yaptığı İsos Savaşında (daha önce de Gawgamala Kerbelâ yakınlarında) Persler’i ağır yenilgilere uğrattıktan sonra Makedonyalı İskender, tüm Anadolu’yu Makedonyalı topraklarına kattı. Pers soylularından Ariorates ise Dersim’i kapsayan topraklarda Makedonya Krallığını kurdu. (M.Ö.332)
Bu dönemde Orontidler -Geli (Gil,- Gilani) Orontid Hanedanlığı olarak bilinen Akamenler, İskender’in Makedonları tarafından yıkıldı (M.Ö 401–200).
MÖ 301’de Kapadokya Krallığı kuruldu. Ancak Makedonyalı önder askerler, isyan bölgesine de katliam yaparak isyan bastırılır(M.Ö.322). İskender’in ölümünden sonra Akilisede ayaklanma çıkar, bunun üzerine, Perdikkas ayaklanma bölgesi olan Akilisene gelir, Dersim’deki (Akilise) çıkan ayaklanma kanlı bir şekilde bastırılır.(M.Ö.322).Bölgede tekrar egemenlik sağlanılır, Böylece dönemde Dersim bölgesi, Makedonya egemenliğine girdi. MÖ 230 yılında ise Dersim bölgesi, Kapadokya’ya dâhil edilir.
MÖ 180’lerde Kapadokya Krallığı, Pontos-Ararks işbirliğinin çökertilmesinden sonra, etkinliği azalan Pontos Devleti, son kralları Mitridates, Evpatur’un Roma komutanlarına yenilmesiyle Dersim Roma egemenliğine girdi.
Mö 140 yılında ise Part Krallarından Mitridatis, Dersim bölgesini egemenliği altına aldı. Part (Araks) Krallığı, Selekidler arsında yapılan savaştan sonra, Part Krallığı, ülke topraklarını Perslerle paylaştılar. Bölge prensliklerden biri Artarsasd’in oğlu Tigran (Dirkan) yönetimine geçti. Tigran, daha sonra Sophane (Dersim-Elazığ) krallığının topraklarını alması üzerine, Dersim bölgesi Tigran’ın egemenliği altına girdi. Mö 70’lerde ise, Dersim bölge yönetimi Arasklar ve Arsaklar arasında el değiştirdi.
M Ö 69–66 yıllarında Romalılar Lukullus Komutasındaki bir orduyu Tigran’ın üzerine gönderdiler. Lukullus Malatya (Melitene) Sophane (Dersim-Elazığ) yörelerini yağmaladı. Tigran, Van’a kaçtı. Mö.55 yılında Doğu Anadolu’ya giren Partlar, Dersim’de bir süre etkinlik sağladılar. Bunun üzerine Romalılarla, Partlar arsında yapılan anlaşmaya göre bölge Kapadokya eyaletine bağlanır.
Romalılar Mö I. yüzyıldan itibaren Partlar’ın Dersim bölgesi üzerine sürekli seferler düzenlendi. Partlar’ın (Arsaklar) direnişi uzun yıllar sürdü. Part Kralı Mitridates, Ermeni (Arask) Kralı ve damadı Tigran Romalılara karşı savaştı. Bu dönem de Dersim bazen Arsaklar’ın, bazen de Arasklar’ın egemenliği sınırları içinde kalır (M.S.53/54–428).
Partlar’Arsaklılar (Arşakuniler) Sasaniler’in hâkimiyetine (M.S. 450/451–651) girdi. Partlar, Romalılarla yaptıkları savaşlarla, iç karışıklarla ve çıkan ayaklanmalarla zayıf düşünce, Sasaniler’den Babek’in oğlu Erdeşir, Sasani İmparatorluğunu kurdu (224).
395’ten sonra Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren Dersim “Roma Mezopotamya sı” denilen “Therma” içerisinde iken, İran-Sasani ve Bizans orduları arasındaki etkinlik savaşlarına sahne oldu
Grek ve Roma tarihçilerine göre, , Sasaniler, Roma ve Bizanslılarla savaştılar. Daha sonra Sasaniler ile Bizanslılar arasında kalıcı bir barış yapılır. Barış antlaşmasına göre, Dersim-Elazığ yöresi, Sasani İmparatorluğu sınırları içinde kalır (506).Sasani Hükümdarlarından I. Kubart (Kavaz), Dersim yöresini imparatorluğunun sınırları içerisine aldığı söylenirse de, bölgenin dağlık olması, nedeniyle egemenliği her zaman olduğu gibi şaibeli kalır.
.
Sasanii hükümdarı III. Yezcerd zamanında Arap orduları Sasaniler’e saldırdılar (642).III. Yezdcerd yenilgiye uğradı. İran toprakları Arap ordularının eline geçti (651).
642 yılında Halife Ömer zamanında Müslüman Arap Orduları, Sasani Şahı olan III. Yezdigirt’i Nihavend Savaşında yenilgiye uğratması sonucunda, Müslüman Araplar, Sasani Devleti’nin siyasi varlığına son verdiler (642-651).
651 yılında Arap Habib b. Meslene tarafından doğu Anadolu bölgesinde fetihlere girişilir. Bizans İmparatoru Konstantin durumu kendi lehine çevirmek için Dersim; Erzincan ve Erzurum yöresine sefer düzenler, olumlu sonuçla döner.
653 yılında Habib Mesleme, Ermeni valilerin desteğiyle Dersim’de denetimi sağlarsa da, Dersim bu dönemde Bizans-Arap güçleri arasında sürekli el değiştirir (686).
700 yılında Müslüman Arap Ordusu Abdullah b. Abdülmelik komutasında bir sefer düzenlenir, savaş sonrasında Erzurum, Erzincan, Dersim bölgesi Arap egemenliğine girer.
772 yılında Abbasi yönetimine karşı Dersim yöresinde genel bir ayaklanma olur. (Ayaklanma içinde Ardzruni, Bağratlı ve Mamikon Ermeni kökenli boyları vardır. Dersim merkezinde başlayan bu ayaklanma, genişleyerek isyan dalgası Erzurum’u kuşatma altına alır. Amir b. İsmail El Harisi komutasındaki Arap ordusu, Ermeniler’i Erzurum-Erciş yakınlarında yenilgiye uğratır. Abbasi halifelerinden Muhammed Mehd ve Halife Mutez döneminde de bölgede isyanlar çıkar. Bu dönemde, İslam Arap kuvvetleri bölgede etkinlik kurmaya çalışmışlarsa da, Bzans İmparatoru Theoophilo 837 yılında Dersim yöresini yağma eder. Hozat yakınındaki CMU (CMNU) Palin ve Maskert (Mazgirt ile Akkilisene) yöresine işgal etti. Hozat’ı da tahrip eder. Bizans’ın baskıcı yönetimine karşı halk ayaklanır. 837 yılında Dersim yöresi Bizanslı Jones Karkuas ile Müslüman Hamdaniler’den Seyfüdlarının kuvvetleri Harput yakınlarında savaşa tutuşurlar. Karkaus yenilgiye uğrar. Bu savaşta askerlerin çoğu Dersim ve Elazığ’ın yerel halkından oluşuyordu. Bizans Ordu Komutanlığına ise kardeşi Leon Phokas getirilir. Böylece Bizans İmparatorluğunun bölgedeki yönetimi Dersimliler’in eline geçti.(Jonnes Tsimiskes Çemişkezek’iydi).
852 yılında Arap Halifesi Mütevekkil, kumandan Puğa’yı binlerce kişilik bir ordu ile Ermenistan’a gönderdi. Puğa, Sason’a girip Hutlulardan oluşan dağ nüfusundan 30 bin kişiyi katletti. Bu dönemde Dersim, Müslüman Araplar ve Bizanslılar arasında el değiştirmesine rağmen, Dersim bölgesi Müslüman Arapların etkisi altına girer.
IX. yüzyılda ise, Mezopotamya içinde yer alan Dersim, Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına girdi.
Bu dönemde, Türker’in yerli ittifakları olan Şadililer ve Mervan Kürtleri, Bizans’a karşı sert darbeler indiriyorlardı. Bu sırada Dersim’in Mazgirt yakınlarındaki Bağın’da Bizans’a karşı ayaklanma haberi imparator Manüel’e ulaşır. (1051–1052). Bunun üzerine, Bağın yöresine Beros komutasında bir ordu gönderilir. Beros, Bağın’da eşine az rastlanan yağmalar ve zulümler yapar. 1055’te Beros’un yerine bu defa Melissene geçer. Bizans İmparatoru Thedoras Bağın yöresinin yönetimini ve Ermeni Perslerinin savunma görevini Melissene’ye verdi (1055). Dersim ne çevresi Melissene’nin yönetimine girer. Dersim ve çevresi, Roma ve Bizans dönemlerinde de tam olarak denetim sağlanamadı. MalazgirtSavaşındansonra, Mengücekoğuları, Erzincan, Gümüşhane, Giresun, Divriği ve Dersim yöresinde egemen oldular.(1071)Anadolu Selcuklu Beylikler döneminde Dersimde karşılıklı çatışmalar devam etti.
Büyük Selçuklu döneminde ise, Selçuklu hükümdarı Melikşah, Dersim aşiretlerinden bazılarını (Baba, Mansur ve Kureyşan aşiretleri gibi) Kavrud’a karşı gösterdikleri başarıdan ötürü, Selçuklu Sultanı Melikşah bu aşiretleri, Dersim yöresini iskân ettirmiştir (1185).Ma
Ağustos 1226 yılında Anadolu Selçukluları Çemişgezek’i ele geçirdiler(1071–1275).1228,Anadolu Selçukluları, Mengücekoğulları topraklarını fetheder ve Dersim yöresi Anadolu Selçukluların egemenline girer. (1231–1237).
Anadolu Selçukluların, Büyük Selçuklulara yenilmesinden sonra, uzun süre beylikler arasındaki etkinlik savaşlarında el değiştiren Dersim, 1243’te kısmen Moğol egemenliğine,13. yüzyıl sonlarından ve 14. yüzyıl ortalarına kadar Dersim, Elazığ-Malatya, Maraş, Erzincan gibi yerlerde Moğol egemenliği kuruldu.
Merkezi Erzincan’da bulunan Eretna Beyliği (1335) bu dönemde Moğolların varsalı durumundaydı. Osmanlı topraklarına giren Timur, Dersim yöresini, kısmen de şehrini kuşattı. Kuzey Dersim’in hâkimi durumunda olan Muttahharten de Timur’a itaat eder. Bu dönemde Güney Dersim yöresi ise Şeyh Hasan Beyliğinin egemenliği altına girdi.
Dersim bölgesi, Timur’un Doğu Anadolu egemenliği yıllarında Karakoyunlular Erzurum, Sivas, Erzincan ve Dersim dolaylarına yerleştiler(1365–1469). Karakoyunluların, Ak koyunlular tarafından yıkılmasından sonra da, Ak koyunlar XV. yüzyılın ilk yarısında Dersim yöresini egemenliği altına alarak, Çemişgezek Emir Şeyh Hasan yönetimine son verdiler (1350–1502).
Ankara Savaşı’ndan(1402) sonra uzun süren Dersim’deki etkinlik savaşlarında taraf olmayan Osmanlılar, 12 Ağustos 1453 Otlukbeli savaşıyla birlikte yöreyi ele geçirmeye çalıştılar. Ancak Dersim yöresinde üstlenen Sefavi Hükümdarı Şah İsmail’in ordusu ile Der sim’in hâkimi durumunda olan Hacı Rüstem güçleri Osmanlı egemenliğini sarstılar. Osmanlı, Sefaviler arasında 23 Ağustos 1514 günü yapılan Çaldıran Savaşı Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlanınca Dersim yöresindeki Osmanlı etkinliği kısmen sağlanılır.
Dersim bölgesinin coğrafi, sosyal ve ekonomik yapısı nedeniyle, Osmanlı egemenliğine tamamen girmedi. Dersim ile Osmanlı merkez yönetimi arasında bağlar sağlanmasına rağmen, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Dersim Muhtariyet olarak kaldı.
Tanzimat döneminde ise Dersim komutanlığı Şah Hüseyin adlı bir Dersimli’nin egemenliğine girdi.
1847 yılında Dersim sancağının Erzurum eyaletine verilmesinden sonra, 1859 yılında yapılan değişiklikle Harput eyaletine,1867’de Dersim Sancağı Erzurum vilayetine bağlandı.
1859’da Dersim vilayet yapıldı. 1886 yılında ise sancak haline getirilerek Elazığ’a bağlandı. 1890 yılı devlet salnamesinin kayıtlarında şöyle anlatılır. Mamuret ül Aziz vilayetine bağlı bir sancak olan Dersim’in merkezi Hozat olup, Ovacık, Çemişkezek, Çarşancak, Mazgirt, Kuzucan (Pülümür), Kızıl kilise (Nazmiye) ve Pah kazalarından oluşmaktaydı. 1892 yılında Dersim Erzurum vilayetinin Erzincan sancağına bağlıydı. 1916 ve 1918 yılında da herhangi bir yönetsel değişikliğe uğramadı. Cumhuriyet döneminde de değişmeler sürmüştür. Cumhuriyet’ten sonra il yapılan Dersim, 1923’te ilçe yapılarak Elazığ’a bağlandı. 1936 yılında tekrar il yapıldı ve 2884 sayılı özel kanunla Dersim adı Tunceli olarak değiştirildi. (Bkz. Ali Kaya; Tunceli (Dersim)Kültürü, Sayfa 11–12, 2001 Can Yayınları, İstanbul. Ali Kaya; Dersimde Kökler, Sayfa 55–71,Ocak 2006,Can
Yayınları. İstanbul).
ZAZALAR’IN YAŞADIĞI BÖLGELER
Türkiye genelinde Zazalar’ın nüfusu tahminen 5–6 milyondur. Zaza dilini konuşan halk günümüzde genellikle Dersim, Fırat’ın iki kolu, kuzeyde Erzincan ili, güneyde Murat suyu, Doğu-Anadolu’nun Fırat ve Dicle su havzasızını kapsayan coğrafi bölge üzerindeki alanda yaşamaktadırlar. Matematik konumu itibarı ile 37- 42° enlem ve 37- 40° boylamlar arasında yer alan bu bölge; il olarak Anadolu’nun doğusunda, Sivas’tan Varto’ya, Gümüşhane’den Siverek’e kadar uzanır. Ağırlıklı olarak Dersim (Tunceli), Erzıngan (Erzincan), Erzırom (Erzurum), Qers (Kars), Muş, Xarpêt (Elazığ), Diyarbakır, Ruha (Urfa), Semsûr (Adıyaman), Bedlis (Bitlis) ve Sêrt ( Siirt),Bingöl, , Kuzey-Diyarbakır illerinde yaşarken, Kangal, Zara, Ulaş ve İmranlı (Sivas), Kelkit, Şiran ve Gümüşhane, Hınıs, Çat, Aşkale (Erzurum), Pötürge ve Arapkir (Malatya), Mutki (Bitlis), Sason (Batman),Aksaray gibi yerleşkelerde yaşamaktadırlar. Dersim aşiretlerinden oluşan Alevi Zazalar’ın bir kısmı da, Koçgiri, , Divriği, Varto-Hınıs, kısmen Kayseri’nin Sarız ilçesinde yaşamlarını devam etmektedirler. Şafii inancını benimseyen Zazalar ise; Elazığ, Bingöl, Diyarbakır, Siverek, Adıyaman, Aksaray, Mudki, Sason bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bunun dışında İstanbul, Ankara, Antalya, Aydın Bursa, Eskişehir gibi birçok il ve ilçelere göç etmişlerdir. Ayrıca Fransa, İsveç, Danimarka, Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Belçika gibi Avrupa ülkelerinde bulunan Kırmanç/ Zaza sayısı ise tahminen 400.000’dir.Horasan-Deylaman/Gilanda ise, yaklaşık 3–4 milyon Deylemli- Gileki yaşamaktadır.
DERSİMLİLER’İN KİMLİĞİ
Dersimliler’in Kırmanç dediği, ama uluslararası alanda Zaza olarak bilinen halkın geçmişi hakkında, Uluslararası bilim adamlarından B. Henning (1954) , D.N. MacKenzie (1961–95), T. L. Todd (1985; G.S. Asatrian / F. Vahman (1987–95), Joyce Blau (1989), P. Lecoq (1989), C. M. Jacobson (1993–97), Jonst Gippert (1993–96), M. Sandonato (1994), Ludwig Paul (1994–9) ayrı bir dil olduğunu ve Kürtçenin lehçesi olmadığını ispat ettiler. D.N.Mackenzie, Zazaca’Nin Kürtçeyle ilişkisinin olmadığı itiraza kanıtlamıştır .1900 yılında “Dersim” adlı kitabını yayınlayan Antranig’e ve sonradan da İranolog Oskar Mann ve tarihçi V. Minorsky’e göre; Zazalar’da kabul gören “Dımıli” terimi,Kuzey-İran’daki Gilan’da bulunan Deylem bölgesinden göç edip Dersim’e yerleştiklerini belirtmektedir.Türkiye Tarihi adlı kitabında Yılmaz Öztuna ise, Hunlarla aynı federasyon içinde ‘Timlin (Dimlin) Krallığı’ (M.Ö. 300-M.S. 550) adında yaklaşık dokuz asır yaşamış olan bir devletten de söz etmektedir. (Öztuna, a.g.e. cilt 1, s. 138–141). Dimlinler’in Hun federasyonunu oluşturan unsurlar arasında önemli boylardan biri olduğunu belirtmektedir. (Öztuna, a.g.e. cilt 1, s. 138–141)
Kürt dili üzerine çalışma yapan yabancı araştırmacılardan; Karl Hadank ve Artur Christensen, Dimililerle, Goranların aslen Kürt olmadıklarını, bunların Hazar Denizi’nin güney batısından gelen Deylemler olduklarını ileri sürmüşlerdir. Christensen, “Dimili sözcüğünün, harflerin yer değiştirmesi suretiyle “Deylem” sözcüğünden tür değini ileri sürmektedir. Bugün kendilerini Kirmanç ya da Zaza olarak tanımlayan Dimili konuşan toplulukların Anadolu’daki tarihinin M.S. 550′lerden çok daha gerilere dayandığı bilinmektedir.
V.Minorsky,Deylemliler adlı makalesinde;”Çağlar boyunca Daylamit boylarının yerleştiği alanlar, oldukça geniş bir alanı kapsar. Bu nedenle, kronolojik güçlükleri göz önünde bulundurarak referansları tek bir başlık altında toplamak daha uygun olacaktır. Bir Babil adı olan Dilmun adası (Bahreyn), bugün bile güncel bir adken Fars’ın güney kıyısındaki Bender-i Daylam adı gerilere, Buyid dönemine kadar dayanan bir ad görüntüsü vermektedir. Aşağı Kafkasya bölgesinde, Sasaniler devrinden kalma askeri yer isimleri Lahican’la bağlantılı gibi görünen (şimdiki Lahican) Layzân ya da Lâizan adlarını çağrıştırıyor. Şirvan adı, muhtemelen Talakan ve Alamut nehirlerinin birleştiği yerde bulunan Şir (Arapça, Şirriz) ile benzerlik gösteriyor demektedir. Bkz. Hudud bl II ve Cuveyni, III, 425 (Kazwini’nin notu)
V.Minorsky, Deylemlilerin, Urmiye gölünün kuzeybatısı, yani Salmas’ın merkezi çok yakın zamanlara kadar Dilmakan diye adlandırılmaktaydı. Urmiye gölünün güney batısında önemli bir Zagros geçidi üzerinde Lahican diye bir bölge olduğunu.(bkz. Sawdi-bulak, el’) ve Zazaların, Daylamit kavminin devamı olduklarını F.Andreasa atfen belirtmektedir.
Bkz.Kys. “..on peut toujours esperer que les recherches reveleront un jour des ilot dailamites tant leur ancienne metropole que dans ses colonies. Il suffit de mentionner ici l’ingenieuse thèorie de F.C. Andrea’s sur l’orginine dailamites des Zaza (Dimla)” (V. Minorsky, Daylam. La Domination des Dailamites, Paris , 1932, p,17; V.
Bugün Türkleşmiş olan ve 19. yüzyıl başlarından beri Hoy bölgesinde aktif olarak yerleşik bulunan Dümbüliler de Dımli ile bağlantılı gibi görünmektedir. Agathias III, 17′de Lasica’da savaşan Dilimnitai askerlerinden bahsederken onların yurtlarının Orta Dicle havzasında Fars topraklarına komşu topraklarda olduğunu söylemektedir. Bu bölge muhtemelen Zazalar’ın bugün yaşadıkları bölgedir. Gezgin Abu Dulaf, Şahrazur’un yedi fersah doğusunda Daylamistan diye bir yerden bahsetmektedir. (28Bsm. Minorsk,Kahire1955,s.25 ) Bu yer, “Eski Pers kralları döneminde” Daylamitlerin oradan Mezopotamya ovalarına akınlar düzenledikleri yerdir. Lahican’ın batısındaki Daylaman kazası, Daylamand merkezinin Ostân’dan Lahican bölgesine aktarılmış olduğunun kanıtı olabilir. Urmiye gölünün kuzeybatısı, yani Salmas’ın merkezi çok yakın zamanlara kadar Dilmakan diye adlandırılmaktaydı. Urmiye gölünün güney batısında önemli bir Zagros geçidi üzerinde Lahican diye bir bölge var olduğunu belirtmemekle birlikte, Gene Lahican adını taşıyan birkaç köy daha var olduğunu, bunların Urmiye gölü havzasında ve Savalan dağının kuzeyinde olduğunu” yazmaktadır. ( Bkz.Sawdi-Bulak, El’) Diyarbakır’ın kuzeyinden Palu ve Dersim’e kadar uzanan bölgede yaşayan ve bugün hala İran kökenli bir dil konuşan “Zaza”lar kendilerine Dımli demektedirler”. F. C. Andreas, bu durumu, Daylam benzerliğine yorumlamaktadır.
Dersimliler’in MS 9. ile 11. yy. arası Deyleman’dan bugünkü yurtlarına göç ettiği tezi kabul görmektedir.
Kuzey-İran (Deylaman-Gilan) da konuşulan Gilekçe/Goranca dili ile Dersimce/ Zazaca’nın köken olarak Kürtçe dilinden daha fazla yakın olduğu ve Deyleman-Gilan coğrafyası ile Dersimler’in yaşadığı bölgeler arasında da yer ve köyler arasında da isim benzerlikleri var olması bu tezi doğrulamaktadır. Örneğin; Deyleman/Gilan,Tarum,(Torut)Aşkale(Aşkale),Verami(Veramin),
Kuhpir(Kuhpir),Deşt(Deşt),Şakakom(Şakak),Hasanbeg(Hasanbeg),
Lahican(Lahçinan)gibi benzer yerleşim isimlerine rastlamak mümkündür.
Bu tarihsel gerçekler Dersimliler’in (Zazaların/Kırmançların) Deylem’le ve Deylemliler’le olan ilişkileri Dımıli-Deylem kuramını doğrulamaktadır. Dimli ya da Dimili teriminin Deylem adından doğduğu ve “Deylemli” (Deylemi) demek oldugu F. C. Andreas tarafından belirtilmektedir. Andreas’in bu görüsü A. Christensen tarafından desteklendi. (Bk. Les Dialects D’avroman Et De Pewa, A. Christensen, 1921, Kopenhag)
Minorski, K.Hadank, MacKenzie gibi kendi alanlarında otorite kabul edilen tarihçi, dilbilimci, F.C.Andreas’la aynı görüşü desteklemektedirler. Dimli-Deylem bağlantısına ilk işaret eden kişi, Ermeni yazarlardan Antranik olmuştur. Antranik, 1901’de yapılan incelenmesinde ileri sürer. (Bk: Dersim, 1901, Tiflis; DesmalaSure, Sayi:6,8 ,9
Bizans tarihçilerinden Agathias ( M.S 553–579/582), “Histories” adlı yapıtında “Lazica” deki Roma-Pers savaşları anlatırken, bu savaşlarda Perslerle birlikte savaşan Dilimnitler-Deylemliler’den de söz eder. Agathias, Dilimnite’ler ülkeleri Iran’la sınırlı olan Dicle kıyısındaki. Dilimnite’ler ülkeleri Iran sınırında yer almıştı. Dimililer (Kirmanclar ve Zazalar) M.S. 6′inci yüzyılın ortalarında (M.S. 551–52) bugün yaşadıkları topraklarda bağımsız olarak bir yaşam sürüyorlardı. (Bkz. The Dilimnites are among the largest of the nations on the far side of the Tigris whose territory borders on Persia),
Histoire Des Ardzrouni, Onuncu yüzyıl öncesi, Artsruniler olarak bilinen Van Ermeni Krallığını (vaspurakan) anlatırken söyle demektedir; Delemik’lerin Aghbag eyaletindeki Hadamakert kentine sefer düzenledikleri, Tanrı’nın sayesinde Ermeni kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlandı(a.g.y. S.243)
Aynı dönemde Asur ülkesine gitmek için yola çıkan Delemikli bir askeri müfreze, Aghbag eyaletindeki Hadamakert kentinde büyük yağmalara girişerek, çocuk, kız ve kadınları ve kaçırdıklarını belirtmektedir. (History of The House of Ardsruni). Bk.Agathias, “The Histories”, Trans. By Joseph D. Frendo, 1975, 111. Kitap, S,87–88)
Minorskiy de, “Daylam” başlıklı makalesinde Agathias’i destekler. (Türkçesi için bk. DesmalSureSayi:1).Bunu duyan kral, seçkin süvarilerinden oluşan bir grubu onların üzerine gönderdi. Kralın emrine sadakatle bağlı olan süvariler, bir süre sonra Antzevatsik bölgesinde Delemikleri bozguna uğrattılar. Yigit ve kokusuz okçular, Delemikleri otların Ermeni atlarının nalları altında ezilmesi gibi, ezip geçtiler. Asagi yukarı, ellerindeki kılıçla 2 000 kişiyi öldürdü. Delemiklerin askeri kampı ele geçirilip yağmalandı. Esirler kurtarıldı.(a.g.yS.243).
Tarih sahnesine çıkan Delemic boyu Salar adı verilen Generale itaat ediyorlardı. Bu General Aghovanie, Pers ülkesi, Ermenistan, hatta Berda şehrini egemenliği altına aldı.
Adamakert’i işgal eden ve Ermeni kralı Gagik Ardzruni (Kakig) tarafından yok edilmekle yüz, yüze bırakılan General Salar’in son askeri müfrezesini oluşturan Delemikler’dir.(a.g.y.S243–244).
Aghbag Hatamakert (Adamakert) kentini İşgal eden Deylemliler Antzevatsik bölgesinde Ermeni ordusu, Deylemlileri yenilgiye uğratır. IbnMiskavayh (ölm.1030)ve Ibnal-Asir(1160–1233 Arsak Poladyan, V11 – X Yüzyıllarda Kürtler” adlı çalışmasında; Hicri 326 yıllında (937–938 yılında) Laskari Ibn Mardi, büyük ordusuyla Djibal’den Azerbaycan’a saldırdı. Laskari, yönetim merkezi saydığı Ardabil’den başka bütün bölgeyi ele geçirdi. Saldırıyı püskürtmek için Daylam, Ziyaridler’in Emir evinden prens Vasmgir’le anlaşmaya başladı. Aynı yıl Vasmgir, Rey’den Azerbaycan’a gittigi sırada Laskari savaşmadan ordusunu bölgeden çıkardı. Ermeni bölgesi Andzevadzik’e (Arap Az-Zavazana geçti. Musul’a hareket eden Laskari, Artsrunid Ermeni Prensleri tarafından pusuya düşürülereköldürülür. (M.S.93738)
(Bk.Minorsky,LDdominationDesDailamites, Dipnot:47.DesmalaSure,SayiS11/1,S.34
Ermenilerle savaşın oldugu yer de Ermenice’de Andzevadzik, Arapçada ise Az-Zavazan ya da sadece Zavazan olarak adlandırılan Zaza ülkesidir.
Bu dönemde, Abbasi imparatorluğunda merkezi otoritenin zayıfladığı, hemen hemen her tarafta olduğu gibi Ermenistan’da da ismen halifeye bağlı fakat fiilen bağımsız devletlerin oluştuğu, Buyi Deylem Devleti’nin doğuşunu engelleyen dönemdir.
“Dersim”adlı kitabında Thomas Artsrunu için;’Antranik, söyle der:
Thomas Arzrouni, Telmig ırkından bir ordunun Aghbag’in Hatamakerd Sin bölgesine varışında,(Dersim/Dest-Geyik suyuna bağlı köy) Ermeni kralı, onlar üzerine bir saldırı emri vererek iki binini öldürüp savaşı kazandığından söz eder. (a.g.y., S.160-161, Dipnot)
Bu dönemde yaşayan Telmigler, dilleri Dersimliler’in çoğu tarafından bugün konuşulan Dimlidir veya Dimililer, Tmli olarak biliniyordu. Meyyafarkin ve Amed Tarihi’nin yazarı Ibn’ül-Ezrak (M.S.985–1062) bu eserinde Deylemliler’in (Buyiler/Buvey ogullari) M.S. 979-980′de Diyar-i Rebia (Musul-Ceylanpınar arasındaki bölge), Meyyafarkin ve Diyarbakır zaptını anlatır. (Bk.Mervani Kürtleri Tarihi, S.48; Çev. M.E. Bozarslan).
Ibn’ül Ezrak, Buyid Devletini de “Deylem Devleti” olarak tanımlar(a.e.g. S.135).
Londra Üniversitesi profesörlerinden David Marshall Lang’in Deylemlilerin 1021′ de Ermenistan’ı fethet ettiğini belirtmektedir.
1020′de Ani’nin Bagradid yöneticisi Gagig–1 öldü. Bu olay büyük Ermenistan’ın ortaçağ boyunca ulusal tarihinin son sayfasını açtı. Artik Shirak Eyaleti ile sınırlı hale gelmiş olan Bagratid egemenliğindeki toprakları, Gagik’in iki oğlu, Jhon-Smbat 111 ve daha dinamik Ashot 1V the Valiant arasında bölündü. Çok geçmeden Hazar bölgesinden Müslüman Daylamitler, Ermenistan’ı istila ettiler(1021).Aynı dönemde Selçuklu Türklerinin ilk grupları da Vaspurakan’da, Van gölü çevresinde göründüler” (Bkz.D. L. Lang, The Armenians: A Poeple In Exile, S 55, 1981).
D.M.Lang 1021′deki bu olaya bir başka eserinde şöyle dile getirmektedir;
Ani’nin Bagradit yöneticisi Gagik–1. 1021′de öldü. Bu olay büyük Ermenistan’ın ortaçağ boyunca ulusal tarihinde yeni sayfayı açtı. Simdi Shirak veya Sıracana vilayeti ile sınırlı hale gelmiş bulunan Bagratid, topraklarını Gagik’in iki oğlu arasında – pasif Jhon-Smbat 111 ve daha enerjik Asot 1V the Vali ant arasında- bölündü. Çok geçmeden, Selçuk Türküleri’nin ilk grupları Van Gölü çevresindeki Vaspurakan’da kendilerini gösterirlerken, Azerbaycan’dan gelen Daylamitler 1021′de Ermenistan’ı istila ettiklerini belirtmektedir. (Bkz. D. M. Lang, Armenia: Cradle of Civilization, S. 193–196, 1970)
Tüm bu araştırma, inceleme ve bilimsel çalışmalar sonuncunda Zazalar’ın, IX-X-XII. yüzyıllarda Hazar Denizi’nin güney kıyılarında bulunan dağlık Gilân-Deylaman bölgesinden, Dersim bölgesine gelip yerleştikleri anlaşılmaktadır. Bu olgu, Zaza dilinin adı geçen İran diyalektlerine yakınlığı ile de doğrulanmaktadır. Bu halkın kendisine verdiği “Dimli” adı da “Delmik”ten doğmuştur. Iran’nın Delâm (Daylam) ilinin sakinlerine verilen “Daylamit” (Daylamli) adının aynısıdır.( Bkz. G.S. Asatiyan, op. cit. p, 160.)
Osmanlı belgelerinde hangi lehçeyi konuşursa konuşsun, Türk olmayanlar ekrad olarak adlandırılıyor. 16. Yüzyıla ait tahrir defterlerinde. Ekradı Dımıli“ ve „Ekradı Disimlü“ adları geçmektedir.“Ekradı Dimili günümüz Türkçesiyle Dimili veya Ekradı Disimlü ise Dersimliler demektir. Günümüzde Dersim’in Doğu kesiminde yer alan ve halk arasında sayısı 12 olarak gösterilen aşiretlere, bölgede verilen ortak isim, 12 Aşirê Dêsımi (12 Dersim aşireti) ya da Dêsmiyan ya da Dêsıman/Dêsmıji (Dersimliler) dır.
Genelde Kırmanç olarak adlandırılan Zazalar Alevidir. Zazalar ise Şafii Sunidirler. Zaza/Kırmançlar arasındaki bölünmenin temel sebebi, inanç ayrılığının yanı sıra, çeşitli dönemlerde yapılan göç dalgalarıyla da ilişkilidir. Günümüzde kendilerini farklı tanımlamalarına rağmen, Zaza/ Kırmanclar ortak bir orijinden gelmektedirler. Alevi, Şafii mezhep farklılığı Zazalar’da kültür ve yaşam tarzlarında farklılıklara yol açmıştır.
Geçmişte Emevi ve Abbasi Dönemlerine kadar uzanan bu ayrılıklar 11. Yüzyılda Selçuklu Türkleri, Moğollar(İlhanlılar),Karakoyunlular, Ak koyunlular ve Osmanlılar döneminde de devam etti.16. yüzyılda Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşına gitmeden önce Anadolu da yediden, yetmişe kadar Alevi nüfusunun sayımını yaptırdı. Kırk binin üzerinde Alevi olarak adlandırılan Şah İsmail taraftarını öldürdükten sonra, Sefavi Hükümdarı Şah İsmail üzerine sefere çıktı. Sefavi Devleti hükümdarı Şah İsmail ile Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim arsında yapılan Çaldıran Savaşı, Sefavi Devletinin yenilgisi ile sonuçlandı( 1514).Çaldıran savaşından sonra kökleşen Alevi-Sünni ayrımı Alevi, Şafii mezhep farklılığı Zazalar’ın yaşam ve kültür tarzlarında farklılıklara yol açtı. Zamanla Türk/Türkmen, Kürt/Kırdaş ve Zaza/Kırmanc şeklinde ayrılıklar belirgin hale geldi. Yavuz Sultan Selim döneminden sonra Kırmanç/Zaza halkın bir kısmı kendisini Kırmanç olarak tanımlarken, diğer bir kısmı ise kendisini Zaza olarak adlandırdı. Zaza/Kırmanç adlarının ayrışmasının temel nedeni bu döneme rastlamaktadır.
Rus Kürdolog V. Mınorsky, İslâm Ansiklopedisi’nin İngilizce nüshasında, “Kürtler” bölümünde 20. yüzyılda Kürtler arasında kesinlikle Kürt olmayan bir unsurun tespit edildiğini (Zazalar)”(sf. 113). Ve bu grubun Kürtçeden çok farklı kuzey-batı lehçesi konuştuğunu” (sf. 1152) belirtir. İslâm Ansiklopedisin de, Zaza sözcüğünün geçtiği her yerde “gerçek Kürt olmayan” kaydını düşer. (sf. 1151) Kürdolojinin babası sayılan Minorsky, Goran ve Zazaların kesinlikle Kürt olmadıklarını (İslam Ans. 1091) belirtmektedir. Konunun uzmanlarından; O.Mann, David Mckenzie, Haddank ve Prof. Kojima da Zazaca ve Gorani’nin, Kürtçenin bir lehçesi olmadığını ve bağımsız bir dil olduğunu belirtmişlerdir. Dimililer (Dımıliler)- Zaza/Kırmanç olarak adlandırılan Zaza-Kırmanç halkı aynı etnik kökene dayanmaktadır.
Avrupa’da kendi dalında ciddi bir otorite olan Leipzig Max-Blanc Enstitüsü, Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Londra HGI DNA Refernece Laboratory, National Blood Service (HGI DNA Araştırma Laboratuarı, Ulusal Kan Merkezi tarafından, farklı Kürt gruplarının genetik açıdan durumlarını saptamak üzere ortaklaşa yapılan bir araştırmanın sonucunda, Kırmanca (Zazaca) konuşan Kürtlerin etnik kökeni ile ilgili bilimsel veriler ortaya koymuştur. Genetik alanda Uluslararası üne sahip bilimsel bir yayın organı olan “Annals of Human Genetics” dergisinde yayınlanan araştırma; Ivan Nasidze, Dominique Quinque, Murat Öztürk, Nina Bendukidze ve Mark Stoneking tarafından hazılanan “mtDNA and Y-chromosome Variation in Kurdish Groups” (Kürt Gruplarında MtDNA Kromosomu Değişikliği) başlıklı makalenin girişinde belirtildiğine göre;“Mevcut veriler, öteki Kürt grupları, Avrupalılar, Kafkasya, Batı ve Orta Asya gruplarına ait verilerle karşılaştırıldığında, hem mt DNA hem de Y-cromosomu bakımından, Kürt Gruplarının etnik olarak en yakın oldukları Gruplar Batı Asyalılar, en uzak oldukları Gruplar ise Orta Asyalılardır” denilmektedir.
Kırmanç (Zaza) ve Kürtlerin etnik olarak yakın oldukları gurupların batı Asyalılar olduğu dolayısıyla ön Asya halkları olan İranlılar, Ermeniler veya Aryan ırkına daha yakın oldukları açığa çıkmıştır.
Etimolojik ve bilimsel analizlerde bu gerçeği doğrulamaktadır. Kırmanca/Zaza veya Kırmanc/Dimili adları aynı halkı ifade etmektedir. Dersimliler’in- Dimililerin Kürt ya da Türk oldukları yönündeki tezler temelsizdir.
Günümüzde Kırmanç/Zazalar, kendilerini Dimili olarak tanımlamaktadırlar. Zaza/ Kırmanç dili baskı ve yasaklar nedeniyle yazılı hale gelmemesinden dolayı, özelliklede genç kuşaklar, ana dillerini konuşamaz ve kullanamaz duruma getirilmiştir. Bu nedenlerden dolayı Dersimliler’in bir kısmı Kürtleşmiş veya Türkleşmişlerdir. Önemli bir kesimi de siyasi kimliklerini muhafaza etmektedirler.
DERSİMCE-ZAZACA/ KIRMANÇ DİLİNİN ÖNEMİ
Zazaca, Hint-Avrupa dil ailesinin İran’i diller gurubun Kuzey-Batı koluna dâhildir.Zazaca-Dımli,Hind-Ari,İran’i veya Hind-Avrupa dillerindendir.Beluçca,Sistanice, Sivend (Kelendi), Umurice (Umuri), Perç (Paraçi) Gorani, Astiyani ve Sengseri dilleri Kuzey-Batı kolunun Hyrkani (Gurgan) alt gurubunu teşkil etmektedir.
Zazaca’nın diğer akraba olduğu diller arasında en çok benzerlik Gilan-Deylaman da konuşulan Gilekçe dilidir. Gilekçenin; Galişi, Biyapes, Sefidruı, Biyapiş, Tenkaboni, Rahimabadi, İşkuri, Şehsavari ve Siyahkeli gibi lehçeleri vardır. Mazenderance (Taberice), Semnanice, Guranca, Tatilişce,(Gilekçe yakın olan Talişçe İran dillerinin kuzey batı koluna dâhildir).Tatice,(Bazı araştırıcılar Tati dilini Med dilinin devamı saymışlardır, Herzendi, Talişçe, Taticenin, Zazaca ile bağlantıları vardır. Bazı araştırmacılar Zazaca’nın Deylem bölgesinden köken aldığını belirtmektedirler.
Gramer ve kimi önemli sözcükler açısından Zazaca’ya yakın olan diller Kuzey-İran’da, Farsça, Lorca, Devanice, Kumzari, Eşkuşmi, Veheni gibi İrani diller Orta ve Batı Asya’nın büyük bır kısmında konuşulmaktadır. Zazaca gibi, Batı İrani dillerinin kuzey koluna ait olan Guranca’nın lehçeleri vardır. Bunlardan Kendule, Pave, Avramani, Gorecan, Golayi, Bivenci, Bacalan ve Telehedeşk lehçelerindir. Avraman lehçesinde Pehlevice ve Avesta ya yaşayan en yakın İrani dil olduğuda bilinmektedir. Bu diller daha çok İran, Pakistan, Irak, Hindistan, Türkiye. Çin, Rusya, Gürcistan, Afganistan’ı kapsamaktadır.( Bkz. Gilekce– Rusca sözlük. Kerimov,1980,Moskova.)
Zazaca,Zazalarla birlikte veya Zazalar’dan sonra Dicle ve Fırat nehirleri (eski Mezopotamya) arasına yerleşen halklardan kelimeler ödünç almış veya bu dillerden etkilenmiştir.Zazaca; Hurice, Hititçe, Sümerce Farsca, Ermenice, Türkçe ve diğer halkların dillerinden bir etkileşim söz konusudur.Bu halklardan ödünç alınmıştır.Bu sözcükler,deyimler günümüzde de kullanılmaktadır.Zaza yerleşim yerlerinin, göçlerin yollarının üzerinde bulunması Zaza dilinin üstünde bir değişim yaratmıştır. Zazaca dili, Farsça ve Gilekçe’ ye bir çok dilden daha yakındır. Hind-Avrupa dilbilimcileri eserleri ile Zazaca’nın en eski dillerden bir dil olduğu kanıtlamışlardır.
Oskar Mann’ın, Karl Hadank’ın, CI.J.Rich’in, A.V.Le Coq’un, Peter Lerch’in v.b araştırmacılar Zazaca’nın kendi başına bir dil olduğu doğrulamaktadırlar.Anadolu’da konuşulan Kurmanca-Kürtçesiyle ile Zazaca/Kırmanca sı yüzyıllarca ortak coğrafyayı paylaştıkları için diğer diller gibi, Kürtce ile Zaza dilleri arasında da benzerlik oluşmuştur.
Zazaca’yı ilk olarak başlı başına bir dil olduğunu, yaptığı derleme, araştırma ve incelemeleriyle kanıtlayan ilk dilbilimci Oskar Mann’dır. Oskar Mann’ın 1903’ten 1907’ye kadar yaptığı araştırmalarını ilerletip kitap haline getiren Karl Hadank, “Die Mundarten der Zaza adlı bilimsel eseri 1932 yılında kitaplaştırmıştır. Böylece İranoloji dilbilimde Zaza dili bugüne kadar dilbilimcilerin hem fikirliliğiyle başlı başına olarak tanınma durumunu korumakta. Oskar Mann’dan önce Peter Lerch (1856), Friedrich Müller (1864), Albert van Le Coq (1901) gibi araştırmacı ve dilbilimcilerin eserlerinde de Zazaca hakkında folklorik yazın derleyip kısmen analiz de etmişlerdir.(Bkz.WZılfi Selcan (1987–98; Grammatik der Zaza-Sprache, Nord-Dialekt (Dersim),
Zazaca’nın, Kürtçeden tamamen farklı olduğu V. Minorsky, Prof. Haddank, Prof. David Mac Kenzie, Ingmar Sauberg, Terry L. Todd, W.B. Lockwood, T.M. Jhonstone ve Prof. Dr. Gouchıe Kojima ve Jost Gippert gibi dilbilim adamlarınca tarafından kesin bir dille ifade edilmiştir. Etnologue, Zazacayı, Hint-Avrupa dil ailesinin kuzey batı İran dilleri bölümünün, Zaza-Gorani içinde sınıflandırmaktadır.
Oskar Mann, Zazaca’yı Hazar dillerine ve Gorancaya yakın bir dil olarak kabul eder. Ayrıca Ludwing Paul, Zülfü Selcan(Zazaca –Sprache) ve Joyce Blau gibi bilim adamlarıda aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Kuzeybatı Iran dilleri, diğer Iran dillerinden Güneybatı gurubunda olduğu kadar belirli farklılık göstermez. (Bkz: I.M. Oranski. Tarih Isigi Altinda Iran Dilleri, s. 166)
Tarihsel olarak son yapılan araştırmalara göre Zazaca, bir Ortaçağ İran’ı dili olan Partça’ya ve günümüz Kuzey-İran- Hazar Deniz kıyısında konuşulan dillerle, Zazaca arasında yakın benzerlikler görülür. Güneybatı ve kuzeybatı Iran dillerini birbirinden ayıran bazı tarihsel-fonetik özellikleri göz önüne alındığında, kuzeybatı ile doğu İran dilleri arasında bazı ortak benzerlikler görülür. Kuzeybatı İran diyalektlerinden biri olan Zaza dili özelikle Guranice ile Hazar kıyılarında konuşulan Harzance, Gilekçe, Talişçe, Darice, Beluçca ve Mazandaran dillerine yakınlık göstermektedir. ( Bkz.: G.S. Asatiyan. Zaza dili ve ermenice, s.160; G.S. Asatiryan, N.Kh. Gevorgian. Zaza Miscellany: Notes on some Religious Customs and Institutions. in: A Green Loaf (Acta Iranica No.8), Leiden 1988, p. 499-508)
Hazar denizinin kıyılarında yer alan ve çağdaş kuzeybatı dilleri ve diyalektlerinden; Lekce, Umuri, Sıvena, Perçi, Devani, Kumzari, Derice, Tati, Peştuca, Muncani, Tack, Raci, Sengseri, Aştiyan, Talis, Tatice, Lek, Gilan, Mazandere, Semnani, Berki, Lor, Lar, Sistani ve bunlara yakın halkların dilleri gelişmiştir. Ayrıca Zazaca, Guranice de orta Iran diyalektlerinin eski ve orta Farsçanın bazı ana kolları olarak gelişmiştir.
Türkiye’de, Zazaca üzerine bir kısım siyasi çevreciler, Zazacanın bir Kürt lehçesi olduğunu savunmaktadırlar. İran’ı dillerin dilbilim dalı olan İranoloji’ye göre ise; Zazaca’nın bir Kürt lehçesi veya dili olmadığı, aksine başlı başına bir dil olduğunu ispat etmektedirler. Kürtlerin siyasi ve sayısal olarak Zazalar’a göre daha üstün olması nedeniyle, ayrıcalıklı konuma gelmişlerdir. Bu durum Zazaca’nın, Kürt lehçesi olduğu yönündeki görüşlere zemin teşkil etmesine neden olmuştur. Tarihsel süreç içersinde Kürtlerin siyasi ve sayısal olarak Zazalar’a göre daha üstün olmalarından dolayı, güncel siyasette çeşitli toplum katmanlarında yaygın olan “Kürt lehçesi” olduğu görüşü son yıllarda açığa çıkan araştırmalarla birlikte önemimi yitirmesine ve Zazaca/Kırman canın bağımsız bir dil olduğu görüşü giderek ağırlık kazanmasına neden olmuştur.
Tüm bu araştırma, inceleme ve bilimsel çalışmalar sonucunda, Zazaca’ya yakın olan diller günümüzde Hazar Denizi kıyısında olan dillerdir. Bu diller içinde en yakını olan dil ise Gilekçe dir. Zazaca/dimili ile Gilekçe arsındaki sözcükler, işaretler, sayılar karakteristik özellikler iki dil arasındaki benzerlikler aşağıda görülmektedir.
ZAZACA/KIRMANCA DİLİ İLE GİLEKÇE DİLİ ARSINDAKİ BENZERLİKLER
Gileki
Dımiliki(Zazaca)
Kürtçe
Türkçe
Dıy
Diyayene/venayene
Ditin
Görmek
Şive
Şiye
Siy
Gölge
Sabun hesto
Sabun esto
Sabun heye
Sabun Var
Emondere
Eno/yêno
Tê
Geliyor
Baxhşim
Baxhşime (be şime)
Em herin
Gel beraber gidelim
Çeper
Çeper
Kozîk
Çeper
Tasık
Tasık
Aman
Üsküre-Tas
Vareno
Vareno
d ibare
Yağıyor
Muy
müye/por
Pof
Saç
Tusik
Tusk/tuske/bıze
Karık
Keçi
Nevve
Newe
Nû
Yeni
Guş
Gos
Guh
Kulak
Portaxal
Portaqal
Poıtaqal
Portakal
Pir
Pir
Kal/pir
Yaşlı (Dede)
Çene (cune):
Çeneke/keyneke
keçik
Kız
Limbu
Limone
Limon
Limon
Çieh
Çibi yo/çawo
Cima
Neden
Bini
Pırnıke
Poz
Burun
Setçende
Saate çenda
Saat çende
Saat kaç
Zimistan
Zimistan
Zivistan
Kış
Çem
Çim
Çav
Göz
Xıyar
Xıyar
Xeyar
Hıyar
Serti
Serd
Sar
Soğuk
Pan
Pank/pasna
Pe
Ayak topuğu
Dibide
Di bide
Bide
Hadi
Palon
Palike
Kurt an/Pal
Palan
Bazo
Pozu (Pazo)
Pazu
Pazı
Bize
Bize
Bizin
Keçi
Şalvar
Şalvar
Sapık
Şalvar
Nağun
Neıııke
Nenuk
Tırnak
Gorbe
Gorbe/Pısınge
pışıng
Kedi
Çend
Çend
Çend
Kaça
Yaxe
Yaxe
Pastû
Yaka
Stare
Stare/astare
Siterk
Yıldız
Alef
Alef
Ahf
Ot
Mânian
Maye /Daye
Dia
Anne
Naıı
Naıı/noıı
Naıı
Ekmek
Pır-pır
Pır-pır/perrais
Frandin
Uçmak
Baba
Baba/bao
Bav
Baba
Mast
Mast
Qatık
Yoğurt
Kofa
Koh/Ko
Çîya
Dağ
Qalem
Qaleme
Xwenwîs
Kalem
Biya
Biya
Were
Getir
Germ
Germ
Gemi
Sıcak
Ciğer
Ciğere
Kezevv
Ciğer
Ters
Ters
Tırs
Korku
Dotera
Dotdera
Wira
Ötede
Dest bide
Dest bide
Destbide
Elini ver
Kerde
Kerde
Kirin
Yaptı
Natera
Natera
Lıvira
Buradan
Ceket
Ceket
Caket
Ceket
Hesto
Esto
Heye
Var
Maboxer
Mabe xer
Rojbaş
Merhaba
Der
Der/çeber
Derî
Kapı
Teng
Teng
Teng
Dar
Xele memnunu
Xeyle memnuna
gelek memnun bum
Memnun oldum
Baron
Baron/Siliye
Baran
Yağmur
Genum
Genım/Genum
Genim
Buğday
Xırabe
Xırabe
Xırab
Bozuk
Hane
Xane
Mal
Ev
Ateş
Adır
Ağır
Ateş
Beşime
Be sime
Were Emheı
İn Gel gidelim
Payız
Payız
Pay iz
Sonbahar
Katığ -Mast
Qatıx -Mast
Mast
Yoğurt/Katık
Xele
Xele/zaf
zaf/gelek
Çok
Parjun
Parjun (parzun)
parzun
Süzgeç
Duo (Du)
Do
dew
Ayran
Çışo
Çi biyo
Çibû
Ne oldu
Xumar
Xumare
Xumar
Kumar
Horoz (sukule)
Xıroz (sukule)
Dîk
Horoz
Ere (ya)
Are (ya)
Ere
Evet
Xali
Xali
Ferş
Halı
Seng
Seng (kemere)
Kevir
Taş
Zeytun
Zeytun
Zeytun
Zeytin
Zeamet nekis.
Zamet nekerdıs
Cewr
Zalime t etme
Sim
Sim/sem
Ziv
Gümüş
Sobetexerbo
Sodıre toxer bo
Rojbaş
İyi sabahlar
Hangir
Hengure
Tirî
Üzüm
Fincan
Fincane
Fincan
Fincan
Buğur
Bore
Bux\ve
Ye
Dar
Dar
Dar
Ağaç
Çay
Çay
Çay
Çay
Zelzele
Zelzele
Erdhejî
Zelzele
Pandir
Pendir
Penır
Peynir
Pirhen
Pırân
Kiras
İç gömlek
Kaz
Kaz/qeze
Qaz/Gus
Kaz
Zani
Zani
Qız
Diz
Sineh
Sene
Sîng
Göğüs
Arnamuz
Ar-u namus/serm
şemı
Utanmak
Av ‘
awe
Av
Su
A\’göre
a\vakahengure
Ava tıri
Üzüm suyu
masar
çereasme
davviya mehe
Ayın sonu
Pilemarday
pilema
Pir, kal
Büyüğümüz
asemongorgo
bulusk
bırusk
Şimşek
malge
meğel
axıl, gom
Ağıl
pileağa
pilepila/Khalık
kalek
Büyük baba
kıuelıo
Be hevvıı
xe\var
Uykulu
andi
hende
Ne ya
Kadar
ayne
aynek/ayne
neynık,eynık
Ayna
saravazpuden
Serde vazdais
Bazdan
Üstünden atlamak
Pir
Pir
piremer
Yaşlı
haberdan
xeberdayi
peyuanduı/Qısse
Haberdar
kuçi bağ
baxo qıçkek
Deştik, defşe
Küçük bağ
Pile bakale
Bakıl/kalik
Kalık
Dede
cor
cor
bılınd
Yüksek
sare
Sere/cor
jor/vvar
y tıkarı
Bal ıs
baılısna
balgî
Yastık
bouı
Sere/bani
Bani/ban
Çatı
vang
\veng/zırçais
qirin
Bağırmak
tale
tale/tali
bext
Talih, şans
balışan
bexçiş
xheresa
Bağışlamak
con
Can
Can
can
canodık barar
canıbıra/yemin
klıeresen
Öz kardeş
bart
vore
berf
Kar
valg
velg
belg/pel
Yaprak
Buz
Bize
Bizin
Keçi
tarsuk
tersonok
tırsonek
Korkak
vas
beso
bese
Yeter
ca
ca/cıle
cil
Yatak
ganolaf
waxt
Dem/wext
Zaman
Bul bul
bılbıl
bılbıl
Bülbül
bes
beso
bese
Yeter
çarukband
çarıi/laye
pe lav/sol
Bağcık
Biye
Be
hatın
Gelmek
bilıo
Be hewn
Be xewn
Uykusuz
avle
havele/havvale
sorık/xuri
Suçiçeği
Sene
Sene
sing
Göğüs
Zaidi
zerd/çeqer
Zer
Sarı
Rafa
raye/rayire
Re/rah
Yol
canıgin
Can/lâşe
laş/beden
Vücut/can
cigarvabic
cığeıpocıt/surke
sorkirin
Ciğer kızartması
cangol
Cengel/bırr
mışe
Orman
Çay
Çay
Çay
Çay
sormahordon
serdais
semıahıl
Soğuk almak
Çolak
qılere can
qiler/qırej
Vücut kiri
çum
Cim
Çav
Göz
Mal
Mal
hıvan
Davar/mal
mordeh
Merde
çendek
Ölü
dod
dü
du
Duman
Pile
pila
mezın
Büyük
darya
derye/dengiz
Belir
Deniz
duz
Dizel
dızek
Hırsız
das
Dest/baji
Mil
Kol/el
Çarcı
Çerçi
fırotkar
seyyar satıcı
laçik
Leçeğe
Sarık
Başörtüsü
duşmand
dısmen
Ne yar/dıjmın
Düşman
dikan
Dükkân
fraşgeh
Dükkân
duııden
dıdan
Duan
Diş
du
Do
De w
Ayran
Zan
jüan/zon
zıman
Dil
Çene
çenıke
çen
Çene
çagu
Kardı/çagu
ker
Bıçak
Av çele
a\v uka/çamure/le 1
avheri
Çamur suyu
çerenen
çerenois
çırandm
Otlamak
Kul/leng
leng
leng
Topal
dim/sorat
Sürati
serçav/rû
Yüz
merdeh
Merde
Miri
Ceset
kuçı barar
Bira qıçkek
bırayipiçûk
Kardeş
pilebarar
bıraupil
Birayı mezın
Ağabey
valvale codu
velvelucinak/ziıce
Qirya
Bağıran kadın
Der
Dar/ceber/der
Deri/derge
Kapı
Dar
Dar
Dar
Ağaç
faytun
faytone
kaşke
Fayton
daro
dareğ/zure
Vır vır/dese
Yalan
haııde
heııi/ııevve
mı?
Yeni
Tur/divene
Divane/xeğ
cumıî
Deli
kerkıgu
Çiye kerge
zırç
Tavuk boku
Fonduk
fındıqe
fıııdıq
Fındık
viyay/lıaşaıeh
haşaret/lolık
nıeş/buhık
Böcek
subuc
sipiçe
sıpî
Bit
luk
loıııke
qul
Delik
Kaçı/helva
hel\va/he\vla
hevvle
Helva
kaıı
hes
hırç
Ayı
varg
verg
Gür
Kurt
haıına/hast
henniya/esto
heye
Var
angur
hengure
tırî
Üzüm
haııdi
hende
çendî/lıindî
Miktar
Ayaz
Ayaz/pak
hişk/sayî
Açıkhava
Alanı şange
haylenıe
^şgmate
Gürültü
anıaleh
emelia
kaıkır
İşçi
karguden
karebıke
kai’bıke
iş yap
Mübaşir
Mübaşir
Kâhya
Mübaşir
vazang
vezang/astike seri
gaziker
Baş kemiği
Sac/nıoye sar
por
por
Saç
kebab
kabab
kıbab
Kebap
zare
zerece/zaranee
kew
Keklik
ku
kuhyo
kudere
Nerede
Kura
tukutidera
Tu h kudereyi
Neredesin
Kel
Kel/khırr
tulikuderî
Kel
kaıııte
0 kamo
evv kiye
0 kim
keşeh
keşeh
Peni
Ayağın lifi
pasineh
pasna
kefpe
Ayak tabanı
tarozo pile
teroziyo pil
mezin
Büyük terazi
taske dik
Ters
Tırs
Korkmak
Cahil
calıil
xışım
Bilgisiz
Gileki
Zazaki
Kürtçe
Türkçe
Koş
Kist
kuştın
Öldürmek
Malyan/mar
mar/mor
mar
Yılan
Mas/mast
mast
mast
Yoğurt
karmatave
asme
hiv, mah
Ay
malıi
mose/maşi
ması
Balık
balış
balışna
balgi
Yastık
kerke gi
Çiye kerge (gi)
zırç
Tavuk boku
Olurda]
mırdar
mırar
Ölü hayvan
ıtııırdan
merdene
Mırın kırın
Ölmek
pirekerke
Pile kerge
qgert
Kart tavuk
mirs
Sem
ziv
Gümüş
malbaci/malem
Malim
mamoste
Öğretmen
narme
nerme
serezaroke
Çocuğun başı
Gülme
qumas/gulme
qutni
Kumaş
tarami
tari
tari
Karanlık
lafu
thal/tlıol
vala
içi boş
lifcik
lifcik
ladik
Sutyen
Malı
mıx
mıx
Çivi
haneha
Hane xo/vvaire çey i
xwedi mal
Ev sahibi
vasan
vvastere
xvvestın
İstek
ancil
İncire
lıejir
İncir
Tut
Tüye
Tut
Dut
aguz
Göze
guz
Ceviz
aluçe
aluce/akuıço
zerdele-i
Erik
Kale nohut
nuki
nok
Nohut
Kal
Kal
keçel
Cip
Ayaz
Ayaz/paka
He\vaxvveş
İyi hava
niştan
ranistee
runeştın
Oturmak
ş i/nam
Nem
Ten/hew
Nem
Namaz
Namaz
ırmıj
Namaz
ııamur
Nem/lem
Ten
Rutubet
na
Ne
na
Hayır
zoni
zani/zoni
çong/jinu/çok
Diz
Gileki
Dımiliki(Zazaca)
Kürtçe
Türkçe
Yele varha
Yelde esto/lıavvera
reba
Havada olan
Kaput
qaput
stür qumaş
Kalın kumaş
sarbesar
piya ser(şime)
hevre, bihevre
Gidelim
cir
Cer
jer/xar
Aşağı
baval
qahnd
stur/qahnd
Kalın
pijandın/pijisandin
potene
pahtin
Pişirmek
ababu
kalik
Kalık
Büyükbaba
baıeğ
Ala
Ala
Bayrak
parzân
perayiş
firandin
Uçmak
persen
Pers
pirskirin
Soru sormak
vaz qudaıı
vazdais
Bazdan
Koşmak
Kaz
xaz
qaz
Kazımak
sineh
Sene
sing
Göğüs
purt
pırd
Pire
Köprü
darcik
Darcık/pencere
şibak/pace
Pencere
paçik
pancık
penç
Paça
Pul
Pul/pere
dırav
Para
pırhaıı
Piren
kıras
Gömlek
pişvaz
pehvaz/verbeci
ruber
Karşılamak
Dik/rast
Rast
Rast
Düz
raza boon
raji biyene
qebul kırın
razı olmak
abbe rah
rayaaweke
Herk, ce\v
Suyolu
ra dakatan
ra küte ne
ketere
Yola düşmek
rase rah
ra düze
Riya rast
düzyol
ca
ca
Döşek
Yatak
Rugan dudeh
rono nevve
cunent vişk
Tereyağı
Raks
reqs/kaykeno
listın
Oynamak
dım/sorat
Sureti
ruçık/skum
Yüz
daimacuar
cur/cor
jor
yukaıı
ro
ro
Rıh, can
Ruh
Saf sadık
Saf
X\verıi, arî, peti
Saf/temiz
tamzaan
zanayene
zanîn
Bilmek
xeşinekeno
xeşinekeno
nexeyvin
Konuşmamak
Anne/pir
pilo/pir/kamıl
Pir/kal
Yaşlı
sovzif
Sebze
heşnayî
Sebze
Kal
Kel
keçel
Kel
Ruja/setareh
rajasitare/astaıiki
sterk
Yıldız
Çitin
Çetin
dıjwarî
Zor
Haber bor
xeberbero/fesat
gılîgeraııdi
Dedikoducu
Sar jir
sereseri/serjir
serjer
Baş aşağı
sarzaan
seripurode/serbimo
serjekirim
Baş kesmek
surka boon
sermain
şemı
Utanmak
Sus
yavvas/gıran
hedi
Yavaş
oxir.qxirbo.yoi
Ağır bo
vexer
Güle güle
Balı sofra
sıfre/bere sofra
xwan/sıtre
Yemek softası
Ta kıse
xılaman/xılami/xatıı
raxadaşt/Birhati
lıatıra
sang
kemera çakmağı
Kevir heste
Çakmak taşı
fışke kunay
firişkiye
Fitandin
Islık çalmak
dulımar san
Lara goşi
Gerka guh
Kulak deliği
seb
Saye
Sev
Elma
sopayesini
Siniye
Sini
Tepsi
Tabak
tabağe
karitk
Tabak (ağaç)
mucanıa
siniya semine
siniyaseme
Gümüş tepsi
parizon
parzun
nivııok
Süzgeç
hondeş
vendaıs
Gazı
Seslenmek
Çan
herme/dos
Mil-kulang
Omuz
Kul
sane
şe
Tarak
cigardar
cigeren
baciger
Cesaretli
corasan
reng
reng
Renk
Şalvar
şalvari
Şal
Şalvar
azdam
sole
şor
Tuzlu
asnıon
asmen
Esman
Gökyüzü
Şile
sıt
şîr
Süt
Şaft
Saf
Saf
Saf
tarazu
terazun
mezîn
Terazi
tarsanen
tersnayene
tirsandin
Korkutmak
tasak
tersok
tirsonek
Korkak
tasbi
tızbıki
tizbî
Teşbih
marse tas
legana/baqıre
Peşo
Bakır/leğen
tafang
tufang
tiving
Tüfek
toloşt
tenbel/qelp
tiral
Tembel
taııdur
tandure
tendûr
Tandır
Totom
tutın
titun
Tütün
talelı
Tali
Bext
Şans
lat
zaf/zof
Pır/zide
Çok
zamal
zenıan
Dem
Zaman
zang
zelal
avapaqij
Duru
zanay
cineke
İö
Kadın
vaz
va
ba
Rüzgâr
Avgöre
a\vkahengııre
avtirî
Üzüm suyu
ma sar
asmesere
Da\viya melıe
Ayın sonu
pilemarday
pilemurdem
mirofe gevvre
Büyük insan
asemongorgor
bulusk
bıûsk
Şimşek
nıalge
malieağıre
te\vle
Ahır
Pile ağa
pilepiyemin
kalik
Büyük baba
Küre no
Kinde Uo
xe\var
Uykulu
andi
hende (andi)
Hindi
Miktar/kadar
Sayılar
Gileki
Dımiliki/Zazaca
Kürtçe
Türkçe
1. Yek
Ju
Yek
Bir
2. Du
Dıde
Dudu
İki
3. Se
h i re
Sise
Üç
4. Çar
Çar
Çar
Dört
5. Penç
panç
penç
Beş
6. Seş
Şeş
Şeş
Altı
7. Hafi
Haft/Hapt
Heft
Yedi
8. Hest
Heşt
Heşt
Sekiz
9. Neude
New
Neh
Dokuz
10. Des
Des
Deh
On
ll.Vezde
Desujü
Yazdeh
On bir
12. Devazde
Desudıde
Dazdeh
On iki
13. Sizde
Desuhire
Sezdeh
On üç
14. Çaharda
Desuçar
Çardeh
On dört
15. Panzde
Desupanç
Panzdeh
On beş
16. Saıısde
Desuseş
Şazdeh
On altı
17. Behafte
Desuhaft
Hefdeh
On yedi
18. Behhijde
Desuheşt
Heşdeh
On sekiz
19. Onnizde
Desunevv
Nozdeh
On dokuz
20. Visde
vist
Bîst
Yimi
100. Seli
Seh
Sed
Yüz
Yukarıdaki tabloda belirtildiği gibi, Gilekçe dili ile Zazaca dili arsındaki benzerlikler bariz bir şekilde görülmektedir Kuzeybatı İran diyalektlerinden biri olan Zazaca dili kendisini çevreleyen Gilekçe başta olmak üzere Guranice ile Hazar kıyılarında konuşulan Harzance, Talişçe, Darice, Beluçca ve Mazandaran dillerine akraba bir dildir. Güneybatı ve kuzeybatı Iran dillerini birbirinden ayıran bazı tarihsel-fonetik özellikleri göz önüne alındığında, kuzeybatı ile doğu İran dilleri arasında bazı ortak benzerlikler görülür.
Gilekçe den yüzyıllar önce kopmasına rağmen bugün bile, Zazaca dili ile Gilekçe dili arasındaki benzerlikler, fonetik kurallar ve karakteristik özellikler açıkça görülmektedir. Zazaca’nın İran dilleri sistemindeki yeri belirlenmiştir. Tüm bu veri çalışmaları Dersim halkının Hazar Denizinin güneyinde yer alan Deyleman-Gilan -Horasan’dan göç ederek Dersime yerleşmişlerdir.(Bkz. Ali Kaya, Deylem’den Dersim’e Seyahat) Sayfa,30–34,Birinci basım 2002,İkinci basım 2002,Can Yayınları. İstanbul. Ali Kaya, Dersim Tarihi, Sayfa,24–34,Can Yayınları, 2002 İstanbul).
Zazaca, son yüz yılda özellikle de Avrupa, Rusya ve Amerika gibi ülkelerde bilimsel olarak araştırılmış ve İran’ı diller arasındaki yeri saptanmıştır. Zazalar/Kırmançlar, bölgeden, bölgeye kendilerini Zaza /Kırmanç/Dimili olarak adlandırsalar da, halk olarak kendilerini Kürtlerden farklı görmektedirler.
Dersimli yazar ve araştırmacıların kendi kültürel değerlerini, dillerini ve tarihilerini sahiplenmeleri ve yabancı araştırmacıların da bu konudaki çalışmaları sonucunda bu tezin temelsiz ve bilim dışı olduğu ortaya çıkmıştır. Zazaca -Kırmanç ve diğer Anadolu dilleri kendilerini bir eğitim ortamında geliştirebilecek bir eğitim dili olabilme ortamı bulamamıştır. Eğitim dilinin sadece Türkçeden ibaret olması nedeniyle, medeniyetler beşiği olan Anadolu’nun çok dilli ve kültürlü yapısına büyük zarar vermiştir. Bundan dolayı Zazaca ve diğer etnik diller varlıklarını sürdürme noktasında unutulma ve ölü bir dil olma sınırına getirilmiştir. Son yıllarda özellikle Avrupa’da Zazaca edebiyatı ve yazı dili çalışmaları ve çabaları Zazalar arasında olumlu bir yankı oluşturmuştur. Türkiye de ki başta Dersimlilerin dili olmak üzere, etnik halklar kendi ana dil haklarından mahrum bırakılmışlardır. Milli dillerinden uzak okur -yazar olmayan kuşaklar yetiştirilmiştir. Dersim dili gibi ana dillerin konuşma alanı kısıtlanmıştır. Kısıtlanan diller yok olma ile karşı karşıyadırlar. Bu yerel dilerin öldürülmemesi, başta devletin temel görevi olmalıdır. Özellikle Dersim dilinin (Zazaca-Kırmanca) az sayıda insan tarafından konuşulan bir dil olması nedeniyle risk altındadır. Ne yazık ki bu dil hızla bir veya iki kuşak sonra yok olma ile karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle Dersimliler, kendi ana dillerini yazılı hale getirerek, günlük yaşamda kullanmaları sorumluluklarının da gereğidir.
26.12.2007
Ali Kaya
(Not: Yazı sitemize ali kaya tarafıından ulaştırılmıştır hiçbir oynama yapmadan yayınlıyoruz. Munzurca Gönüllüleri )









Emek verilip araştırılmış tarihleriyle daha önce pek rastlayıpta okumadığım.tarih
Dersimliyiz ama tarihi bilmiyoruz güzel paylaşım doğrusu.Tabii bu benim eksikliğim
çok güzel bir araştırma olup daha da genişletilerek kitap haline getirilmeli ve Türkiye İran Ermenistan Gürcistanda ki Zazalara da bu bilgiler aktarılmalı ki şimdiye kadar bilmediğimiz geçmişimizi tek kaynaktan öğrenip daha güçlü bir 10 milyon olalım..
Bu araştırma insan aklıyla uyumlu bir araştırma olduğuna inanıyorum. Bazi mihrakların şaşırtma tarihine everilmiş güzel bir yanıttır. kutluyorum.
Kelimelerin hepsini okumadim ama gozume ilisenlere sizin yazdiginiz gibi demiyoruz ve ben kurmanci lehcesini konusuyorum. umarim yayinlarsiniz. Yillarca hepimiz kurd tuk, dune kadar kurd te yoktu.
Tasık
Tasık
Aman demiyoruz TAS veya TASIK
Üsküre-Tas
Muy
müye/por
Pof demiyoruz POR diyoruz
Saç
Çene (cune):
Çeneke/keyneke
keçik qiz / Jin kadin
Kız
Xıyar
Xıyar
Xeyar xiyar diyoruz
Hıyar
Mânian
Maye /Daye
Dia daye
Anne
Pır-pır
Pır-pır/perrais
Frandin ucurmak demektir bizde pir diyoruz
Uçmak
Mast
Mast
Qatık mast diyoruz
Yoğurt
Biya
Biya
Were = gel ,, Bine = getir
Getir
Germ
Germ
Gemi yazmissiniz bari titanik yada vapur deseydiniz-
GERM diyoruz bizde
Sıcak
Ciğer
Ciğere
Kezevv degil kezep ve ceger ikiside kullaniliyor
Ciğer
Maboxer
Mabe xer
Rojbaş orjinaldir ma be xer = ma bi xer hayirlar olsun
Merhaba
Hane
Xane
Mal da diyoruz Xani de diyoruz
Ev
daro
dareğ/zure
Vır vır/dese derev de diyoruz
Yalan