| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
OzgurTutsak Yeni Dost


Kayıt: 23 Ekim 2006 Mesajlar: 13 Nerden: İstanbuL
|
Tarih: Sal Ekm 24, 2006 5:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
Reklamlarımız Destekcilerimiz
BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI
1
Senin adını
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
Belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
Burası benden başka kaç insanın evidir?
Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
Ben de kendi kendimle konuşuyorum.
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
Hem, ne dersin,
o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.
Ve tıpkı o eski
acıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak
kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
Yüzümü kızartmıyor benim
onun bu an
böyle zayıf
böyle hodbin
böyle sadece insan
oluşu.
Belki bu hâlin
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır.
Belki de sebep buna
bana aylardır
kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan
bu demirli pencere
bu toprak testi
bu dört duvardır...
Saat beş, karıcığım.
Dışarda susuzluğu
acayip fısıltısı
toprak damı
ve sonsuzluğun ortasında kımıldanmadan duran
bir sakat ve sıska atıyla,
yani, kederden çıldırtmak için içerdeki adamı
dışarda bütün ustalığı, bütün takım taklavatıyla
ağaçsız boşluğa kıpkızıl inmekte bir bozkır akşamı.
Bugün de apansız gece olacaktır.
Bir ışık dolaşacak yanında sakat, sıska atın.
Ve şimdi karşımda haşin bir erkek ölüsü gibi yatan
bu ümitsiz tabiatın
ağaçsız boşluğuna bir anda yıldızlar dolacaktır.
Yine o malum sonuna erdik demektir işin,
yani bugün de mükellef bir daüssıla için
yine her şey yerli yerinde işte, her şey tamam.
Ben,
ben içerdeki adam
yine mutad hünerimi göstereceğim
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı
seni böyle uzak,
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi
kafamın içinde duymak...
2
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,
dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
suyu donmayan testi
ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
Güneş,
artık o her gün öğle vaktine kadar,
bana yakın, benden uzak,
sönerek, ışıldayarak
yürür...
Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,
başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı :
dışarda akşam olur,
bulutsuz bir bahar akşamı...
İşte içerde baharın en kötü saatı budur asıl.
Velhasıl
o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle
bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı
hürriyet denen ifrit...
Bu bittecrübe sabit, karıcığım,
bittecrübe sabit...
3
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...
Nazım Hikmet RAN.
 Sokak duvarlarına yazdığımız "Yaşasın" ile başlayan sloganların yerini; Tecrithanelerin, İşkencehanelerin duvarlarına kanlarımızla yazdığımız "Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz." sloganları aldı... |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
hevii Dost


Kayıt: 20 Aralık 2006 Mesajlar: 16 Nerden: elazığ
|
Tarih: Prş Oca 04, 2007 4:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
artık butun sozcuklerden cırkın kelımeler
hatta cırkınlıgın kendısı sılınmelıdır
her sozcugu anlamla bırlestırmelı
ve sonuna askı eklemelıdır her saır
ayrılıklar degıl artık asklar sıırlesmelıdır.
mem zın e kavusmalı
ehmede xane mezarında gulumsemelıdır
hasan huseyın ask sıırı yazabılmelıdır artık
ve ahmed arıf ın hasretı prangalar eskıtmemelıdır
tum yuruyusler aska yapılmalı
her bıldırı askı yazmalıdır artık
yazılan her yenı kıtap askı anlatmalı
artık mutlulugun resmını cızebılmelıdır dıno
hıc bır ask karsılıksız kalmamalıdır
her sucun bagıslama nedenı olmalıdır ask
sılahlar susmalıdır artık
ask, barısla bırlesmelı
en ılkel
uzak ve yakın kavımlere ulasmalıdır
yalnız aska olmalıdır butun mahkumıyetler
atesler yakılmalı
tutusmalar yasaklanmamalıdır artık
dugunler yapılmalıdır aralıksız her gınduz ve gece
davullar vurulmalı
halaylar aska tutulmalıdır
herkes anadılıyle, ozgurce yasamalıdır askını
herkes konustugu dılde haykırmalıdır
yada hıc anlamadıgımız baska bır bıcımde
ama herkes askını yasamalı
herkes askla yasamalıdır...
HEVİİ
 S.A.B |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
|
|
|
|
<
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|