| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
nehir Çalışkan Dost


Kayıt: 03 Ekim 2006 Mesajlar: 127 Nerden: istanbul
|
Tarih: Sal Ekm 10, 2006 11:24 am Mesaj konusu: fıkra:))))) |
|
|
Reklamlarımız Destekcilerimiz
Dursun iş için müracatta bulunmuş.İşe alınması için bazı evraklarla birlikte 8 adet vesikalık fotograf istemişler.Ancak dursun vesikalık fotografın ne oldugunu bilmiyormuş.hemen
Akıl hocası Temel in yanına koşmuş.durumu anlatmış
Temel''Bildigim kadarıyla vesikalık fotograf belden yukarı çekilen fotografdır.sen şuraya çukur kaz içine gir.
Bende fotograf makinası getireyim.Fotografını çeker veririz''demiş
Dursun başlamış çukur kazmaya .Temel fotograf makinasını getirmeye gitmiş.Temel bir de gelmiş ne görsün.Dursun 8 tane çukur kazmış..
Temel ''Ula Dursun niye 8 tane çukur kazdın ''demiş.:''8 vesikalık lazım ya''
Temel :''Ula salak ben zaten 8 tane fotograf makinası getirmiştim..... |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
munzur_vadisi Yeni Dost


Kayıt: 31 Aralık 2006 Mesajlar: 12
|
Tarih: Cmt Oca 06, 2007 1:34 pm Mesaj konusu: |
|
|
Zidane-Hakan Sükür
Fatih Terim bir gün İtalya’daki Trapattoni'ye gitmiş ve demiş ki:
- Bizimkilerde futbolcu sizinkilerde; siz niye bu kadar başarılısınız da biz değiliz?
Trapattoni " Bak şimdi anlayacaksın" demiş ve Zidane'ı çağırmış, demiş ki
- Bak Zidane. Babanın oğlu olup da senin kardeşin olmayan kişi kimdir?
Zidane
- Benim... demiş.
Fatih Terim'in bu çok hoşuna gitmiş ve hemen Türkiye’ye gelip antrenmanda olan Hakan Şükür'ü çağırmış, demiş ki
- Hakan babanın oğlu olup da kardeşin olmayan kişi kimdir?
Hakan düşünmüş bulamamış ve hemen Ergün'ün yanına gitmiş.Soruyu Ergün'e sormuş. Ergün cevap olarak
- Benim demiş.
Hakan büyük sevinçle hocasına gelmiş. Hocam " Buldum buldum Ergün'müş." demiş.
Fatih Terim de :
- Ne Ergün'ü oğlum Zidane Zidane... demiş
KAMYONCU
Genç çocuk son model Porsche'si ile yolda ilerlerken kırmızı ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir kamyon büyük gürültü ile arabaya çarpar. İkisi de inerler bakarlar ki arabanın arkası haşat. Kamyonun şoförü, gencin ayaklarına kapanır: "Abicim sen beni affet. Ben 30 yıl çalışsam bunu ödeyemem. Sen şu kardeşini affet" der. Çocuk bakar ki adamın hakikaten hali vakti pek yerinde değil. Adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam eder. Çocuk iki, üç ışık sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir gürültüyle arabasına arkadan çarparlar. Çocuk arabadan iner bir de bakar ki yine aynı kamyon şoförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer şoför kamyondan dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden uzatır ve: "Abi benim ben. Devam et!"
Evlenirken Neredeydin
Adamın işi varmış.Ankara'ya gidiyormuş,tam uçağa binerken kulağında bir ses:
- Binme,bu uçak düşecek dönmüş bakmış kimse yok ama içine bir kurt düşmüş binmemiş.İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
- Uçak düştü kurtulan olmadı koşmuş Haydarpaşa'ya bilet almış tam trene binecek aynı ses kulağına:
- Binme bu trene raydan çıkacak dönmüş bakmış yine kimse yok trene binmemiş gelmiş eve sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş:
- Tren Eskişehirde raydan çıktı şu kadar ölü şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş koşup,otobüse bilet almış tam binerken yine o ses.
- Bu otobüse binme,freni patlayacak dönmüş yine kimse yok dayanamamış bağırmış:
- Sen kimsin yahu?
- Ben senin iyilik meleğinim Adam iyice kızmış:
- Ulan evlenirken neredeydin!
Papagan telefonda
Adamın biri eve gelmiş ve gelen 3 milyarlık telefon faturasını görünce afallamış.faturanın detayını istemiş,bakmış ki tüm aramalar eşi,dostu...-napalım ödeyeceğiz artık demiş.Ama bir yandan gözü içerideki papağanına kaymış,"acaba papağan aramış olabilir mi" diye düşünmüş ve yatmış.Bir süre sonra kalkıp papağanı kontrol etmiş,bir de bakmış papağan kafesten çıkıyor,telefonu açıyor, arayıp birileriyle muhabbet ediyor.papağanı kanatlarından yakaladığı gibi duvara yapıştırmış,iki kanadını germiş ve papağanı duvara çivilemiş ; -bi süre böyle kal da aklın başına gelsin demiş.Papağan bir süre sonra karşı duvarda asılı olan İsa heykelini görmüş.O da aynı papağan gibi çivilenmiş,sormuş ;
-bilader sen ne zamandır burdasın, İsa ;
- valla 2000 yıl oldu.
Papağan;
- oha nereyi aradın lan
Cehennem
bush,italyan başbakanı ve tayip erdoğan şeytana gitmişler.bush sormuş:
-italya ne zaman dünyanın kıralı olcak?
şeytan:
-1250 yıl sonra
italyan başbakanı ağlamaya başlar:
-ben göremicem,ben göremicem
bush sorar:
-amerika ne zaman dünyanın kıralı olcak?
şeytan:
-1300 yıl sonra
bush ağlamaya başlar:
-ben göremicem ben göremicem
tayip erdoğan sorar:
-biz ne zaman ABye gircez?
şeytan ağlamaya başlar:
-ben göremicem ben göremicem
Recep Tayyip Erdoğan
Adamın biri falcıya gitmiş. Adamın avuç içini inceler incelemez,
falcının yüzü karışmış?
Adam telaşla sormuş: "Hayırdır... Halim,ahvalim çok mu kötü?
Falcıdan cevap: "Üzgünüm... Pek yakın bir vakitte, tüm Türkiye'nin
felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın!..."
Kendini deccal gibi hisseden adamcağız ne yapsın?
Derhal, kendini en yakın demiryoluna atıp rayların üzerinde
hayatına son verecek ilk treni beklemeye başlar.
Aynen, Anna Karenina misali...
Derkeeeeen, yandaki çayırda top oynayan çocuklardan biri
topu demiryoluna kaçırır.Tam o anda da, yaklaşmakta olan trenin cuf
cuf sesleri duyulur.
Cocuğu rayların üstünde gören adam, kendi makus talihini unutup
cocuğa doğru bir hamle yapar.Oğlanı kaptığı gibi, son anda rayların
dışına yuvarlar.
Tren uzaklaşınca, talihsiz adam döner cocuga sorar: "İsmin nedir
yavrum?"
Recep Tayyip Erdoğan"
bektaşi
sofunun biri şehir meydanında elerini yukarı açmış; _ey yüce Allah ım bana din iman ver, bunu duyan bektaşi usulca sofunun yanına yaklaşmış ve; _ey yüce Allah ım şişemdeki şarabım bitti bana biraz şarap der. sofu bekteşinin bu sözlerini duyunca hiddetle bağırarak, _bıre miskin utanmazmısın Allahtan içki istemeye? bu karşılık bekteşi; _ne kızarsın sofu ben şarabım yoktu diye şarap istedim,sende sende olmayan dini imanı istedin. Allah kimin duvasını kabul eder sence...
ÇOK ŞÜKÜR
"Alo efendim" "Pardon galiba yanlış numarayı çevirdim" "Dikkat etsene geri zekalı " "Geri zekalı sensin, üstüne birde bit beyinlisin" "Ne sen kiminle konuştuğunu biliyor musun???" "Hayır" "Ben İstanbul emniyet müdürüyüm" (biraz seksizlikten sonra) "Sen kiminle konuştuğunu biliyor musun?" "Hayır" -"Ohhh çok şükür"
Temelin Koyunu
Temel'in bir koyunu varmis. Butun gayrete ragmen koyun gebe kalamiyormus. Temel dusunmus tasinmis ve nam salan kocun sahibi Idris ile konusmaya karar vermis.
Idris: -Tamam koyunun kocum ile ciftlesebilir ama 5 YTL alirim... der.
Bunu seve seve kabul eder Temel ve ertesi sabah koyununu el arabasina oturtur Idris`in yolunu tutar. Koyun ile Koc ciftlesir. Ama Temel tedirgindir ya hamile kalmazsa diye sorar:
- Koyunumun hamile oldugunu nereden anlayacagim?
Idris:
-Sabah kalktiginda eger ayakta ise hamile degil... eger yatiyorsa hamiledir... der. Sabah olur Temel kosarak gider ahira ama koyun ayaktadir. Oflayip yine el arabasina koyunu koyup Idris in ahirina gider. Bu sefer 3 YTL alir. Ayni seyi soyler Idris, ayakta ise degil, yatiyorsa hamile... Sabah olur ancak yine koyun ayaktadir. Yine gider Idris in ahirina ve bu sefer ona aciyan Idris 1 YTL alir ve hayvanlar yine ciftlesir. Takip eden gun Temel in cani hic ahira gitmek istemez ve karisi Fadime'ye seslenir: -Su ahira bi baksana koyun ne alemde ayakta mi, yatiyor mu?Fadime gider bir zaman sonra gelir. Temel sorar:
Eee koyun ne durumda, ayakta mi yatiyor mu? Fadime gülerek cevap verir:
-Ne ayakta ne de yatiyor, el arabasina binmis seni bekliyor.
ne alalım?
Karadenizliler, bir konferans düzenlerler.
Bu konferansa konuşmacı olarak ünlü bir Amerikalı bilim adamı da davet edilir.
Amerikalı konuk, bir hafta erken gelir, hem tatil yapar hem de Türkleri
yakından tanıma fırsatı bulur.
Karadenizliler ile Amerikalı bilim adamı hemen her konuda anlaşırlar, uyum içinde konferans biter.
Ayrılık günü gelir, Karadenizlileri alır bir düşünce.
Aralarında toplanırlar, başkan konunun önemini vurgulamak için der ki:
Biz bu Türk dostu, değerli bilim adamına nasıl bir hediye alalım ki bizi unutmasın?
Hem kullandığı birşey olsun, hem her eline aldığında bizi hatırlasın?"
Salonda kısa bir sessizlik olur, arka sıralardan Temel elini kaldırır.
"Sünnet ettirelim"
bu fıkralar munzur.net'ten alınmıştır
 DEVRİM BİR EFSANE ÖZGÜRLÜK BİR ÜTOPYA DEĞİL! |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
|
|
|
|
<
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|