Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
www.Munzurca.com :: Başlığı Görüntüle - İKİLİ İKTİDAR MI KLİK ÇATIŞMASI MI?
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

İKİLİ İKTİDAR MI KLİK ÇATIŞMASI MI?

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Siyaset/Politika
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
sendiren
Dost
Dost


Kayıt:
07 Mart 2007
Mesajlar: 35

MesajTarih: Pzr Ksm 18, 2007 6:35 pm    Mesaj konusu: İKİLİ İKTİDAR MI KLİK ÇATIŞMASI MI? Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

İKİLİ İKTİDAR MI? KLİK ÇATIŞMASI MI?



Son yıllarda,birçok şeyde saçma sapan tartışmalar yürütülüp gitmektedir.İncir kabuğunu doldurmayan sorunlar,büyütülüp ciddi teorik-ideolojik meseleler gibi tartışılırken,beri yandan ciddi ideolojik-teorik meseleler hemen hiç tartışılmamaktadır.Sanki bu noktada birçok çevre kendi arasında ciddi bir zımni anlaşma yapmış gibi ,mevcut statükolara dokunulmamaktadır.Yine diğer yandan,farklılık adına savunulan bilimsel ideolojik-teorik zeminden kayıp,burjuva düzene yaklaşan tartışma ve anlayışlara da rastlamak olanaklı olmuştur.Bu konulardan biri de günceli değerlendirme tartışmalarından kalkıp,teorik ve ideolojik olarak çeşitli savrulmalara işaret eden devlet,düzen,egemenler arası klik çatışmaları ve hegemonya savaşlarının sanki ikili iktidara işaret edermiş gibi algılanmasına kadar birçok şeye rastlamak mümkündür.
Ciddi kafa karışıklıklarına karşılık gelen bu durum,Marksizm’in abecesini,onun temel kavramlarının ve Türkiye’nin toplumsal maddi gerçeğinin yeterince iyi kavranamadığının birer göstergesi olmaktadır.Halbuki bu tanımlar,bilimsel olduğu gibi açık ve nettirler.Aynen Türkiye’nin toplumsal maddi gerçeği gibi.
Bilindiği üzere,devlet egemenlerin kolektif yönetim-idare organıdır.Egemenlerin kendisi dışındaki sınıflara,baskı-tahakküm ve iktidar etme aygıtıdır.Yani,egemen sınıfın ihtiyaçları-iktidar etme biçimi-sınıf mücadelesinin mevcut durumu belirleyicidir bu devlet yapısında.Mesela,bu aygıt şu anda Avrupa merkezli ülkelerde(giderek faşist eğilim ve ataklar artmış olsa bile) nispi demokratik içeriğe sahipken;Türkiye gibi bir ülkede faşist karakterdedir.Lenin’in bu noktadaki kısa tanımı aynen şöyledir:Devlet=Demokrasi=Diktatörlük.Devleti,doğru tanımlamak,rotayı ve yolu doğru çizmekle olanaklıdır.Ya da karşıtı.Doğru bir teorik-ideolojik zemine sahip olunmadan,bu duruş ve değerlendirmelerde doğru bir noktada olunması olanaksızdır.Tümden gelim açısından da,tüme varım noktasından da ,bu bilimsel bakış açısı temel değerdedir.
Türkiye’de faşizan uygulamalar,cumhuriyet tarihiyle birlikte her zaman olmakla birlikte faşizmin kurumsallaşmasından ve devletleşmesinden bahsedilemez.Faşizmin devletin tüm kurum ve kuruluş ve uygulamalarında dönüm noktası,1971 askeri faşist müdahalesi ve darbesi olmuştur.1971 ile birlikte faşizmin kurumsallaşması için temel adımların atıldığını ve de fakat aynı zamanda sınıf mücadelesinin ileri ve keskinliğinden kaynaklı olarak saldırgan ve köklü adımların atılmakta geciktiğini de söylemeliyiz.1980 12 Eylül askeri faşist darbesi, yarım kalan süreci tamamlayıp,bu kurumsallaşmayı tamamlamıştır.Faşizm tam kurumsallaşmış ve kurumlar tamamen faşistleştirilmiştir.
İki şeyi birbirinden ayırt etmekte yarar vardır:Bir ülke de gerçek iktidar kimdedir ,neden dir?Bu soruların yanıtı yaşamsaldır.Acaba göstermelik organlar olan “parlamento” ve “hükümet”ler de mi yoksa gerçek sahiplerin de mi iktidar?Bu durum tespiti yol ve yön çizmede ve de duruşun noktası konusunda kesin bir işaret verir.Zira Türkiye’de ülkeyi yöneten gerçekte hükümetler değil;egemenlerin paralı uşakları asker-polis-sivil faşist bürokrasi ve onun siyasal adı olan faşist devlettir.Bu açıdan devletin elinde bulunan maddi ve manevi değerlerin kolektif kapitalizmin ya da kapitalistlerin ortak malı ya da değeri olduğunu vurgulamak,tespit etmek yaşamsal önemde olduğu gibi,ideolojik olarak komünizmin saflarında yer alınıp alınmadığını da gösteren bir içeriğe sahiptir.Zira Küçük burjuva devrimcileri ve reformistlerin iddia ettiği üzere,”kamu” ya da devletin elinde bulunan değerler gerçekte hiçbir zaman ve koşulda emekçilerin,proletaryanın ve ezilenlerin olmamıştır ve olamaz da.Bunun tersini iddia etmek,emekçileri aldatmaktır.Ya da bu devlet ya da ordu-polisin tüm halkın bir değeri olduğunu iddia etmek ve savunmak , yine aynı düzlemde anti-bilimsel,anti-Marksist,anti-sınıfsal bir temele sahip olup sahtekarca sınıfı ardından vurma anlamını taşımaktadır.
Genel olarak hükümetler ve devlet,ABD emperyalizmi,onun yerli işbirlikçisi tekelci burjuvazinin emrindedirler.Onların çıkarlarını korumak-kollamak ve savunmak temel görevleridir.Hükümetlerin,gerçek iktidar olan faşist devlet aygıtının ve onun ağa babalarının çıkarları dışına çıkması hemen hemen olanaksızdır.
Öte yandan,iktidar etmede ve ya idare etme biçimlerinde burjuvazinin değişik kesimleri arasında fikir ayrılıkları olması ve de bunun iktidar organlarının paylaşılması noktasında çeşitli çatışmalar biçiminde yansıması doğal,olağan,olanaklıdır.Ama , bu durumun çeşitli kesimlerce ikili iktidar diye ucube bir biçimde tanımlanması var olan durumu ifade etmemek bir yana,akıldan yoksun ya da orijinallik adına türlü kılıklara girebilen hastalıklı beyinlere özgüdür sanırız.
Gelelim Türkiye’de mevcut durumun analizi noktasında ki somutlamaya.Egemen işbirlikçi tekelci burjuvazi ve onun faşist devleti ile yeşil yükselmekte-büyümekte olan Anadolu sermayedarlarının-Orta üst burjuvazi ile çatışması(AKP hükümetinde cisimleşen temsil biçimiyle-her iki kesimi de kucaklayan-kavrayan-kapsayan,çelişkileri ve çatışkılarını da bu anlamda içinde canlı biçimde bulunduran) ;aynen yukarıdaki gibi bir klik çatışması olarak adlandırılması gerekir.Bunun klik çatışması olmadığını iddia edip bunun aslında ikili bir iktidar durumuna işaret ettiğini söyleyenler,anti-Marksist,anti-bilimsel bir değerlendirme yapmak dışında mevcut durumu analiz etmekten yoksun,bilimsel bilgi ve görgüden yoksun karikatür “Marksizm” peşinde koşan zavallı mahlukatlardır.Varlık nedenlerini,ayrılık ve eksiklikler üstüne kurmuş bulunan zavallı beyinlerdir,ileri ve olması gereken üstüne değil.Orijinal olmak derdine,marjinal olmayı seçen yalnız kovboyların yoludur.
Klik çatışması dışında,ikili iktidar durumuna işaret edip yönlendiren değerlendirme,AKP’yi sistem dışına çıkmaya çalışan,işbirlikçi tekelci burjuvazi ve ABD emperyalizminden icazetsiz ,bağımsız bir siyasal hareket olarak tanımlamak anlamına gelir ki,bu kesinlikle yanlıştır.Ve de ciddi bir siyasal aldatma,iki yüzlülük ve tipik burjuva siyaset anlayışının devamı demektir bu durum.Zira,ikili iktidar varlığının kabulü demek,sistem içinde iki
Farklı odağın iktidar ettiğine ve bunların iktidar etme ve varlığını sürdürme durumunun birbirinden bağımsız olduğuna işaret etmektedir.
Ama,AKP’yi kurduran da,bu partiyi gerek ilkinde ve gerekse de ikinci seçimlerde hükümet yapanda ABD ve onun uşağı işbirlikçi tekelci burjuvazidir.(İktidar demiyoruz dikkat:hükümet diyoruz.)ABD ve tekelci burjuvazinin çıkarlarına aykırı bir hükümetin varlığını iddia etmek,faşist devleti-emperyalizmi ve egemen gücü-iktidarını kavrayamamak demektir.Onları küçümsemek demektir.Bu ülkede,faşist rejime rağmen,hükümet kurma ve ortadan kaldırmanın olanaklı olduğunu düşünmek,hayal perestliktir,yalancılıktır,sahtekarlıktır.
Türkiye’de egemen sınıflar içindeki klik çatışmaları hep olageldi ve olmaya da devam edecektir.Sınıflar ve sınıf mücadelesi var olduğu sürece bu kaçınılmazdır.Kürt sorununda çözüm yollarından tutalım da emperyalist merkezlere yaklaşıma;siyasal-sosyal-kültürel-ekonomik yaklaşımlardaki farklılıklar bu klik çatışmalarının kaynağı olabilir,olacaktır da.
Diğer yandan birçok makalemiz de üzerinde durduğumuz üzere,AKP ve benzeri hükümetler,ABD’nin meşhur yeşil kuşak projesinin ürünüdürler.AKP vb hükümetler(partiler) ,özellikle ABD’nin GOİ –BOP çerçevesinde düşünülecek olursa,toplumsal gerginlik-böl-parçala-yönet ve diğer yandan iç savaş taktiğinin gereği olarak özellikle beslenmekte ve desteklenmektedir.Mevcut koşullarda ABD emperyalizmi sürekli gerilim taktiği üzerinden ve halkların kardeşliğinin parçalanıp düşmanlaştırılması politikasının gereği olarak AKP vb hareketlere özellikle ihtiyaç duymaktadır.Komünizm heyulası,ABD’yi böyle bir yol izlemeye zorlamak yanında,dinsel duyguların en kolay sömürülen duygular olduğu durumundan hareketle,bu akımların kullanılması kadar doğal bir şey olamaz onlar için.
Şimdi asker-polis-sivil bürokrasi yani faşist devlet örgütü ile AKP arasındaki klik çatışmasını,yani yönetme-yönelim ,çıkar farklılıklarının fiili çatışmayı yaratmasını,iktidarın ikileşmesi olarak adlandırmak;Marksist bilimsel devlet teorisinin içini boşaltmaktır.Zira çoğunda bu sanal çatışmanın zaten galibi bellidir ki;bu da ABD,onun yerli işbirlikçileri ve onların faşist devletidir.AKP’yi basit bit figüran olarak görmek kadar,AKP ve temsil ettiği(daha doğrusu fiili tabanı olan-zira temsil ettiği kesinlikle işbirlikçi tekelci kapitalistlerdir.) kesimi olduğundan daha güçlü,mevcut statükoyu değiştirme noktasında çok güçlü bir konumda göstermekte yanlış,aldatıcı ve gerçek dışıdır.
AKP’nin ,sermayenin çeşitli kesimlerini aynı potada eritmek-birleştirmek istediği ne kadar bir gerçekse,aynı akımın kendi içsel çelişkilerinin dışa vurumunun abartıldığı da bir o kadar gerçektir.AKP’nin herhangi bir düzen partisinden farkı,yeşil tonda olması ve sistemin ihtiyaç duyduğu popülizmin en iyi kendine karşılık bulduğu bir yerde duruyor olmasındandır.
Burjuva faşist düzenin gidişatı ve ekonomik-siyasal gelişmeler ve yapısal kriz ,bu partiyi de yıpratmış olacaktır ve değişmesi gereği açığa çıkacaktır.Bu değişimde yerini çabucak bir başkası alabilecektir.Politika ,hangi anlamda olursa olsun boşluk tanımadığı içindir ki,burjuvazi yedekleri hazırlamaktadır bile.Burjuva-faşist rejim olduğu yerde dururken,isimler-partiler sürekli değişip duracaktır doğal olarak.Hiç bir burjuva düzen partisi,sistemle-faşist rejimle hesaplaşamaz.Zira onun icazeti olmadan sahne alamaz,yaşayamaz.Mevcut düzenle hesaplaşmanın tek yolu devrimdir.Bu anlamda burjuva güruh içindeki çeşitli görüş ve uygulama farklılıklarının ve de iktidar etme biçimlerindeki ayrılığın yansıması olan ,klik çatışmalarını görünürde bir ikili bir iktidar varmış gibi göstermek anti-Marksist,anti-bilimsel,aldatıcı bir tutumdur.Orijinalite adına bilimden,Marksizm’den uzaklaşıp burjuva düzenin dümenine su taşımaktır.Teorisyenlik etiketini kendine bu türden ucube ‘teoriler’de arayanlar ancak deli saçması şeyler üretirler.Sonuçta kendileri bile,kendi ürettiklerine inanamazlar.Politika ,teori ideolojik anlamda bu türden ucube safsatalardan temizlenmelidir.Onlara yüksek sesle şöyle seslenilmelidir:”Oturduğunuz ve kurulduğunuz rahat koltuklarınızı terk etmeyiniz.Bizim sizden tek isteğimiz,gölge etmeyiniz.”



MahmutHalilCan(Sendiren)

http://www.ateshirsizi.org
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Siyaset/Politika Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
<

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok KESKİNLEŞEN KLİK ÇATIŞMALARI VE DEVRİ... sendiren Siyaset/Politika 0 Prş Mar 22, 2007 2:14 pm Son Mesajları Gör

Powered by Dersim © 2006 TeAm