Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
www.Munzurca.com :: Başlığı Görüntüle - ANNELER GÜNÜ...;)
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

ANNELER GÜNÜ...;)

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Açık Meydan | Yeşil Işık
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
EZTUHASKON
Dost
Dost


Kayıt:
10 Ocak 2007
Mesajlar: 16
Nerden: erzincan

MesajTarih: Pzr May 13, 2007 1:20 pm    Mesaj konusu: ANNELER GÜNÜ...;) Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLARIM VEDE GELECEGİN
ANNELERİNİN ANNELER GÜÜN KUTLU OLSUN GRS DİLEGİYLE
Cool
Üye
G(Ö)LÜM
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
DersiMVataN
CANDOST
CANDOST


Kayıt:
08 Temmuz 2006
Mesajlar: 792
Nerden: DersiM

MesajTarih: Pzr May 13, 2007 2:56 pm    Mesaj konusu: anneler Günü Alıntıyla Cevap Ver


Mayıs ayının ikinci Pazar günü tüm dünyada Anneler Günü olarak kutlanıyor. Bu, insanlık tarihinin başından beri süregelen bir gelenek. Biz milattan önce 6.000 yılına kadar sürebildik izlerini. Ancak şuna eminiz ki, Anneler Günü tarih boyunca var oldu, insanoğlu dünya üzerinde yaşadıkça, anneleri onurlandırmak için yapılan bir kutlama var olacak ve biz onları her zaman çiçeklerle hatırlayacağız.

Barış ADALI
Anneme...

Bazı ülkelerde değişiklik gösterse de Mayıs ayının ikinci Pazar gününe rastlayan Anneler Günü, tüm dünyada annelerimize, onları ne kadar çok sevdiğimizi gösterdiğimiz bir gün olarak kutlanıyor. O gün, onu unutmadığımızı, bütün yıl hatırladığımızı ve sevdiğimizi göstermek için hediyeler, çiçekler alıyoruz. Aslında düşünceli olmak ve annemizi sezdiğimizi, ona değer verdiğimizi göstermek yeterli ama çiçeksiz bir Anneler Günü de olmaz değil mi?

Anneler Günü tarih boyunca kutlanmış. Tabii binlerce yıl önce, bizim kutladığımız şekilde kutlanmıyormuş. Bu günün kökenleri milattan altı bin yıl önceye kadar gidiyor.

Antik Yunanlılar ona Kaos diyorlardı. Hiçlik, karmaşa, karanlık ya da tarih boyunca aldığı diğer isimler… Önce O vardı. Sonra onun bağrından ilk varlık çıkageldi. İsmi Gaea, tüm evrenin yaratıcısı. Gaea, Uranüs'ü yarattı ve onunla evlendi. Bu evlilikten de Kronos ve Rhea doğdu. Rhea, daha sonra "dünya" adını alacak büyük bir toprak parçası yarattı, dev bir dağ ve daha küçük kaya parçalarıyla bu toprağa geldi. Kayaları kullanarak Zeus'u ve diğer tanrıları yarattı. Böylece dünyanın ve tüm tanrıların "Magna Mater"i yani "Ulu Anne"si ünvanını aldı. İnsanlar, uygarlık tarihi boyunca Astarte (Suriye), Ceres (Roma), Kybele (Firigya), Demeter (Yunanistan), Iştar (Babil) ve İsis (Mısır) gibi isimler verdiler Rhea'ya.

İsa'nın doğunumundan yaklaşık 500 yıl önce Roma'da Rhea'nın şerefine şenlikler düzenleniyordu. Hilaria ismi verilen bu şenlikler, 15-18 Mart tarihleri arasında üç gün boyanca sürüyordu. Anneler Günün'de annelere çiçek verme geleneği, bu tarihlere kadar uzanıyor. Hilaria sırasında Romalılar "Ulu Anne Tapınağı"na hediyeler sunuyorlar, tapınağı çiçeklerle donatıyorlar, törenler yapıp dans ediyorlardı. Tabii Romalılar birçok şenlik ve tanrılarının kaynağı olan Yunan dönemi ve daha eski dönem törenlerinden esinlenmişlerdi.

KYBELE'DEN RHEA'YA

İsa'nın doğumundan 6 bin yıl önce Frigyalılar Rhea'ya Kybele diyorlardı. Efsaneye göre Sangarius Nehri'nin kızı Nana, Kybele'nin rahmine koyduğu bir tohumla hamile kalmış. Bakire olan Nana'nın hamile kalmasına çok sinirlenen babası onu bir odaya kapatmış ve çocuk 25 Ocak tarihinde doğar doğmaz da bir sepet içinde nehre bıraktırmış. Sepeti bir çoban bulmuş, çocuğu almış ve yeni doğum yapmış bir keçinin sütüyle beslemiş onu. Frigya dilinde keçi anlamına gelen Attagi'den esinlenen çoban, çocuğun ismini Attis koymuş. Kybele, Attis'i her zaman sevmiş ve korumuş. Fakat Attis, kıskanç tanrıların sözlerine kanarak Kybele'ye sırt çevirmiş. Daha sonra hatasını anladığında çok üzülmüş ve kendisini öldürmüş. Kybele, Attis'in vücudunu alarak mağrasına taşımış ve üç gün sonra hayata geri döndürmüş. Attis'in öyküsü Hıristiyanların peygamberi İsa'nın hayatına çok benziyor. Özellikle bakire bir anadan doğması ve ölümden geri dönmesi… İnsanlar Attis'e iyilik çobanı ismini vermişler. Tıpkı 6 bin yıl sonra İsa'ya da aynı ismi verecekleri gibi.

Hıristiyanlığın yaygınlaşmaya başlamasıyla, eski şenliklerin bir kısmı yasaklandı, bir kısmı da yeni dine göre şekil değiştirdi. Eskiden dünyanın ve insanların annesi için yapılan şenlikler, artık Meryem Ana için yapılıyordu.

Mart'ın 14'ü Hıristiyanlar'ın oruç tuttuğu 46 günlük "Büyük Perhiz"in bittiği gün, yani Paskalya. "Büyük Perhiz"in ilk gününü takip eden dördüncü Pazar günü, Meryem Ana günü. Bu tarih aynı zamanda İsa'nın, 5000 kişiyi yoktan balık, ekmek ve şarap var ederek doyurduğuna inanılan gün.

EVE DÖNÜŞÜN BAHANESİ

16. yüzyılda İngiltere'de insanların gelir düzeyleri arasında büyük farklar vardı. Orta gelirli kişiler yok denecek kadar azdı. Sadece zenginler ve fakirler. Parası olmayanların yegane geçim kaynağı, zengin malikanelerde hizmetçi olarak çalışmaktı. Tabii bu kişilerin çalıştığı zengin malikaneler her zaman doğup büyüdükleri yerlerin yakınında olmuyordu. Uzak yerlerde çalışan çocuklarının hasretine dayanamayan annelerin baskısıyla kilise, Meryem Ama Günü'nün aynı zamanda Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verdi. Bu günde tüm hıristiyanlar, vaftiz oldukları kilisenin ayinine katılacaklardı. Böylelikle, memleketlerine dönerek annelerini görebileceklerdi. 150 yıl boyunca Anneler Günü bu şekilde kutlandı. Anneye hediye alma geleneği de bu dönemde başlar. O günlerde insanlar, memleketlerine dönerken annelerini sevindirmek için çeşitli hediyeler alıyorlardı. Daha sonra ekonomik dengelerin değişmesiyle Anneler Günü de yavaş yavaş unutulmaya başladı.

1800'lü yılların sonlarına doğru Amerika'da bazı bağımsız kiliselerde çeşitli sebeplerle Anneler Günü kutlamaları yapılmaktaydı. Fakat bu kutlamalar daha çok Meryem Ana'ya yönelik olarak gerçekleşmekteydi. 20. Yüzyılın başlarına kadar resmi bir Anneler Günü kutlaması hiç olmadı.

Amerikan İç Savaşı'nın başladığı tarihlerde Marie Jarvis isimli bir kadın çeşitli eyaletlerde Anneler Klübü ismi altında organizasyonlar kurdu. Bu organizasyonların amacı, hangi taraftan olursa olsun İç Savaş'ta yaralanan askerlere yardım etmek, onları tedavi etmekti. Jarvis'in 4 oğlu bu savaş sırasında öldü. Savaştan sonra 1865 yılında Jarvis, Annelerin Kardeşliği Günü adında bir kutlama organize etti. Bu kutlamanın amacı değişik politik görüşlere sahip komşuların birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamaktı. Çok başarılı olan bu organizasyon, 1965'i takip eden yıllarda da tekrarlandı.

ANNELER GÜNÜNÜN RESMİ OLARAK KUTLANMASI

Jarvis 9 Mayıs 1905'te öldüğü zaman, kızı Anna, annesinin hatırasını onurlandırmaya karar verdi. 12 Mayıs 1907'de kilisede annesinin anısına bir tören düzenlenmesini sağladı. Takip eden yıl boyunca politikacılara ve rahiplere mektuplar yazarak bu günün gelenekselleştirilmesi isteğinde bulundu. 10 Mayıs 1908 Pazar günü kiliselerde Jarvis'i anlatan vaazlar verildi. Aynı yıl içinde Mayıs ayının ikinci Pazar gününün Amerika'daki tüm eyaletlerde Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Artık anneler günü resmi bir gün olmuştu.

Anneler Günü'nün vazgeçilmez hediyesi, o tarihten beri hep çiçekler oldu. Yine de bazı ticari çevreler, bu potansiyeli kullanmak, insanoğlunun en kutsal duygularını istismar etmek için tüketicileri en pahalı hediyelere yöneltti. Ancak anne kalbi hiçbir zaman aldığı hediyenin değerini düşünmez. Onun için önemli olan hatırlanmış olmaktır ve çiçekler anneler için her zaman yeterli olacaktır.

Anneler gününün yol açtığı ticari çılgınlık Anna Jarvis'i de derinden sarstı. Anneler Günü, amacının çok ötesinde bir duruma gelmişti. 1923 yılında Jarvis, Anneler Günü kutlamalarının iptal edilmesi için dava açtı. Sonraki yıllarda yine Anneler Günü'nün iptal edilmesi için Washington'a kadar yürüdü. Fakat başarılı olamadı. 1948 yılında ölmeden kısa bir süre önce yaptığı ropörtajda Anneler Günü'nü başlattığı çok üzgün olduğunu söyledi.

Anneler Günü, artık hemen tüm dünyada kutlanan bir gün. İletişimin inanılmaz boyutlara ulaştığı, yaşamın baş döndürücü bir hızda sürdüğü günümüzde ticari bir yozlaşma söz konusu olsa bile, yılda bir günün annelerimize ayrılmış olması, onların gerçek değerini hatırlamamız açısından çok önemli. Anneler Günü olmasaydı, hayatın yoğun temposu içinde belki de hiç hatırlamazdık annelerimizi.[img][/img]
Üye
[/center]
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rojdeniz
Dost
Dost


Kayıt:
07 Ağustos 2007
Mesajlar: 41

MesajTarih: Cum Ağu 24, 2007 1:42 pm    Mesaj konusu: anneler Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

ANNELER GÜNÜ İLE İLGİLİ YAZINI OKUDUM
EMEĞİNE SAĞLIK
ARKADAŞIM
Cool
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ezgi23
Yeni Dost
Yeni Dost


Kayıt:
24 Mayıs 2007
Mesajlar: 2

MesajTarih: Cum Ağu 24, 2007 3:19 pm    Mesaj konusu: Re: anneler Alıntıyla Cevap Ver

anneler gunu yaziyi okudum eline saglik ama ben annelerin bir gune sigdirilmasina karsiyim ben cocuklarimin bir gun annesi degilimki her gun annesiyim ve her gun hatirnmami isterim sadece seslerini duyayim bana anne desinler yeter bana hediye almasinlar yanagima öpücük kondursunlar annem desinler yeter yoksa senede bir gun beni hatirlayip bir hediye almalarina karsiyim bir anne yüreginde herdaim cikarmiyorsa evlatlarini evlatlarda her daim annelerini unutmasinlar yeter bence bir anne deyip boynuma sarilmalari en guzel hediye benim dusuncem böyle baskasinin bilemem
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
DersiMVataN
CANDOST
CANDOST


Kayıt:
08 Temmuz 2006
Mesajlar: 792
Nerden: DersiM

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 5:18 pm    Mesaj konusu: Dersimli Zeynep Ana ... Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

Dünya'nın bir çok yerinde kadınlar, anneler gününü mutlu bir şekilde kutlarken, Dersimli Zeynep anne yüreğinde ki büyük acılarla anneler gününe giriyor. Eşi Hasan Çiçek 1994 yılında askerler tarafından öldürüldükten sonra yakılan ve adı kayıp hanesine yazılan Zeynep Çiçek’in bir oğlu da 2002 yılında Hozat'ta patlayan bomba ile sakat kaldı. Zeynep ananın acısına geçtiğimiz yıl oğlu Rıza Çiçek'in askerler tarafından tarandıktan sonra 'terörist' ilan edilmesiyle kat be kat arttı. Zeynep anne şimdi yoksul evinde yoksul yaşantısının içinde yaralı oğlu Rıza Çiçekle anneler gününü geçirecek.

Bugün anneler günü, mayıs ayının ikinci pazarı. Bir çok anne savaşın olmadığı bir ortamda çocuklarına sarılacak, barışın zevkini tadını çıkaracak belki. Birlikte eğlenecekler, birlikte gülecekler, sarılıp koklaşacaklar. Savaş coğrafyasına dönüşen Türkiye'de yaşanan her ölüm, peşinde büyük acıları bırakıyor. Anneler günü belki bütün anneler için büyük sevinçlerin yaşandığı bir gün olacak, ama bölgede bu mümkün mü? Hangi anne var ki yüreğine acı düşmemiş, yalnızlığın, kaybetmenin, çaresizliğin acısını yaşamamış?

BİR YÜREĞE BU KADAR ACI SIĞAR MI?

Dersimli Zeynep annenin de yaşadığı acıları duyunca, 'bir insanın yüreği bu kadar acıyı' kaldırır mı diye düşünmemek elde değil. Her alıştığımız ölüm, yaralanma olayları kayıp insanlar o kadar sıradanlaştığı bir coğrafya da bu kadar acı insanların yüreğine sığıyor, sığdırıyor, yaşamanın çaresi bu acıları yüreğine kabul etmek. Başka çaresi yok, yaşamanın.

EŞİNİ ÖLDÜRÜP, CESEDİNİ DE YAKTILAR

Zeynep Çiçek, daha 58 yaşında yeni geçmiş. Zeynep anne, Hozat'ın Boydaş Köyü'nde evlerin yakıldığı, insanların katledildiği bir dönemde hayat arkadaşı yanından askerler tarafından alınıyor ve bir daha dönmüyor. Askerlerin defalarca evlerini boşaltmaları için baskı yaptığı günlerde, tam evini taşımak için hazırlandığı bir günde meydana geliyor. Zeynep anne, yaşananları şöyle anlatıyor: "1994'te Hayrim 3 yaşındaydı. Atımız salınmış, atı getirmek için gidiyordu. Köyde kimse kalmamış, bizde göç etmeye hazırlanıyorduk. Bana dedi gel davarın önüne atı getirem bizde gidek. Aynı anda asker geldi, aldı yanımda. Ben geldim davarı ağılın içine koydum, oradan ses geldi. Bir tepenin üstündeydi. Asker bize yol göster dedi. Dedi ki amca biz yol bilmiyoruz bize yol göster dediler. Dedi ki teyzeciğim sen geri dön, bende arkalarında gidince. Teyze sen dön dedi. Ben dedim kurban olam benim kimsem yoktur, Küçük oğlum var yanımda, onu nereye götürüyorsunuz. Dedi teyze bize yol göstersin geri dönsün dedi. Ben de davarı topladım köyün karşısına getirdim, 3 kere tüfek sesi geldi. Baktım asker hep geldi köyün yukarısında toplandı. Oldu sabah asker bizim evi sardı, bir tane yine asker kapının önünde durmuş. Dedim asker abi, Hasan Çiçek'i aldılar ne yaptılar. Ama o asker ağlıyor, dedi ki 'teyzeciğim komutanın yanına git'.

GERİYE ELBİSELERİ VE YANMIŞ KEMİKLERİ KALDI

Askerin gitmesinin ardından 3 yaşındaki oğluyla dağın başında evinde tek başına kaldığını anlatıyor Zeynep ve ekliyor, "Kimse bana sahip çıkmadı." Köyde 3 yaşında ki oğluyla yalnız başına kalan Zeynep anne, 20 gün sonra Hozat'a gidebiliyor. Büyük oğluyla birlikte tekrar eşinin cesedini aramaya koyulan Zeynep anne, "Götürüldüğü zamam 3 tane tüfek sesi geldi. Gittik ölüsünü yakmışlar, öldürmüşler ölüsünü de yakmışlar. Ben işliğini aldım getirem savcıya verem. Mermi bir de aldık. Yağmurluk yanında asılıydı, getirdik savcıya verdik. Orada ben dengemi kaybetmişim, oğlumda bayıldı öyle babasını görünce" diyerek yaşadıklarını anlattı. Kıyafetlerinden eşini tanıdı Zeynep anne, geriye kalan kemikleri getirip bir mezara koydular, ama resmiyette Hasan Çiçek halen kayıp görünüyor. Devlet o infazı hiç bir zaman kabul etmedi.

KÜÇÜK OĞLU PATLAYAN BOMBAYLA SAKAT KALDI

Köyden ayrılmak zorunda kalan Zeynep anne, Hozat'a yerleşti. Çocuklarının yanına gidip geldi, İstanbul'a. Zeynep anne, Hozat'ta küçük oğlu Hayri ile birlikte yine yaşam mücadelesi vermeye başladı. Köhne bir ev tutan Zeynep anne oğlu Hayri'yi okutmak ister ve onu okula yazdırır. Ancak Hayri'nin ne parası vardır, ne de okula götürecek bir defteri ve kalemi. Yine aynı şekilde yoksul olan arkadaşlarıyla kafa kafaya verip, 'demir toplayıp' satarak kazandıkları parayla kendilerine defter almaya karar verirler. Ama bu büyük bir felakete yol açar. 26 Ekim 2002 tarihinde askeriyeye ait atış poligonu civarında hurda demirleri toplayan Hayri ile arkadaşları buldukları patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucunda ağır yaralanırlar. Olayda Hayri'nin 3 arkadaşı hayatını kaybederken, Hayri ise artık eski yaşamına dönemez. Zeynep anne, olay gününü çok iyi hatırlıyor. "Benim küçük oğlum Hayri buraya geldik, maddi durumuzun perişandı. O tarafa gitmiş kırıntı toplayıp getirsin ki kendisine defter alsın. 15-16 yaşında okula verdim, defter kalemi yoktu. Kimse bize yardım yapmıyordu. Gidip getiriyorlar ama bilmiyorlar ki bombadır. Getiriyorlar indirdiği yerde patlıyor. Evdeydim bir ses geldi. Ben dedim ne olmuş, bende koştum gittim. Dediler ki Hayrim ölmüş. Ben önce dedim hakkat o da ölmüş. Ben yine dengemi kaybetmiştim. Oğlum baygındı kanlar içinde. 3 ay Hayrim orada kaldı. Yatak yiyecek parası benden almadı. Ama ilaçlar hep biz Malatya'da getirdik" diyerek yaşadığı zorlukları anlattı.

Bunca acı yaşayan ve sefaletin de yaşamını zorlaştırdığı Zeynep anne, yaşadığı tüm bu acıların üstüne birde oğlu Rıza'nın acısı eklendi. Rıza Çiçek'i hepimiz askerler tarafından vurulduğu ve hemen 'terörist' ilan edildiği için yakından tanıyoruz. Ama Rıza'nın annesi Zeynep annenin yaşadıkları ise oldukça büyük trajediyi andırıyor. Zeynep anne, Hozat'ta fakir bir yaşamı sürdürürken yaz tatilinde yanına oğlu Rıza gelir. 2007 yılının yazını Hozat'ta geçiren Rıza, annesine kışlık odun toplamak için köye doğru dayısının oğlu Bülent Karataş la yola koyulur. Ormanda askerlerin açtığı ateş Bülent'in yaşamının sona ermesine Rıza'nın da ölümle pençeleşmesine neden oldu. Acı üstüne acı yaşayan Zeynep anne, oğlu Rıza'nın da aynı kaderi yaşamasıyla tekrar yıkılır. Haberin kendisine gelmesiyle bayıldığını belirten Zeynep anne, "Ben Hozat'taydım yayladaydım. Haber geldiğinde bayılmışım. Arabaya koydular. Zannediyorum Rıza da ölmüş. Orada tansiyonum çıktı" dedi. Oğlunun yaşadığını öğrendiğinde büyük sevinç yaşadığını belirten Zeynep anne, oğlunun hastanede geçirdiği günlerde dahi yanına doğru düzgün gidememiş. Parası olmadığı için oğlunun durumunu öğrenmek için hastaneye bile gidemeyen Zeynep annenin durumu, oğlu Rıza'nın tutuklanıp 'terörist' ilan edilmesiyle de değişmedi.

KOMŞUSUNDAN ALDIĞI BORÇ PARAYLA OĞLUNUN ZİYARETİNE GİTTİ...

Dersim'deyken oğlunu 2 haftada bir komşusundan aldığı borç parayı yol parası yaparak ziyaret eden Zeynep anne, Rıza Malatya'ya götürülünce daha da zor durumlar yaşadı. Oğlu Malatya'da kaldığı süre içerisinde ancak 3 kez ziyaretine gidebilen Zeynep annenin tek isteği oğluna sahip çıkılması.

Hozat'ın dar sokaklarından geçilerek gidilen dışarıdan dahi harabe bir köy evini andıran 2 katlı evin daracık tahta merdivenlerini tırmanarak geçtiğimizde yine duvarları toprakla sıvalı bir evde yaşıyor Zeynep anne. 2 ayda bir bağlanan 70 YTL yardım parasını alıyor, 60 YTL'sini kiraya veriyor, geriye kalanla da 2 ay geçinmek zorunda. Bazen kız kardeşi bazen çocukları küçük miktarlarda yardım etsede kendisine, Zeynep annenin yükü şimdi daha da ağır. Zeynep anne, boyaları aşınmış ağaçtan çerçevesi olan pencereli, Hz. Ali'nin kocaman resminin asılı olduğu evinde oğlu Rıza ile birlikte bir süre daha yaşayacak. "Biz devletin kapısına gitmedik" diyen Zeynep annenin yaşadığı hüzün, yüzünde ki çizgilere yansımış. Zeynep anne, anneler gününü yüreğinde ki büyük acılara rağmen yaralı oğlu Rıza ile birlikte kutlayacak.

Üye
[/center]
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
ala_ree_niede
İlerleyen Dost
İlerleyen Dost


Kayıt:
03 Nisan 2008
Mesajlar: 62
Nerden: güneşistan

MesajTarih: Prş May 15, 2008 10:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

TÜM ANNELERİN GEÇMİŞ ÖZEL GÜNÜ KUTLU OLSUN..(özellikle dersimli annelerin Smile ) onların yükü ağırdır..) TÜM HAYIRSIZ EVLATLARA YUUHHH !
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Açık Meydan | Yeşil Işık Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
<

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok 1 Eylül Dünya Barış Günü DersiMVataN Açık Meydan | Yeşil Işık 5 Cmt Eyl 01, 2007 10:55 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok 8 mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü DersiMVataN Güncel Olaylar/Haberler 2 Çrş Mar 07, 2007 10:38 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ KARŞI BİLDİRGESİ orhanyldz Açık Meydan | Yeşil Işık 1 Cum Şub 23, 2007 10:49 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok 3 Aralık Dünya Engelliler Günü DersiMVataN Güncel Olaylar/Haberler 4 Pzr Arl 03, 2006 3:15 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok 19.11.2006 PAZAR GÜNÜ SAAT 13:00-15:0... pirocan_miraz Radyo 5 Cum Ksm 17, 2006 6:21 pm Son Mesajları Gör

Powered by Dersim © 2006 TeAm