Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
www.Munzurca.com :: Başlığı Görüntüle - DERSİM KATLİAMI TANIĞI: KONUŞTU VE ÖLDÜ...
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

DERSİM KATLİAMI TANIĞI: KONUŞTU VE ÖLDÜ...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Dersimin Soykırımı
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
simaoropen
Dost
Dost


Kayıt:
29 Mart 2007
Mesajlar: 18
Nerden: istanbul

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 5:16 am    Mesaj konusu: DERSİM KATLİAMI TANIĞI: KONUŞTU VE ÖLDÜ... Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

İŞTE GERÇEK.
69 YIL SONRA KONUŞTU

Abdullah Çiftçi, Dersim İsyanı'nda görevli askerdi. Tam 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde suskunluğunu bozdu ve yaşadıklarını anlattı. Bir hafta sonra da yaşamını yitirdi. Çiftçi, Atatürk'ün isyan çıkmaması için çaba gösterdiğini, 'katliam emrini İnönü'nün verdiğini' açıkladı

Dersim isyan önderi Seyit Rıza yakalanmış, Elazığ'a ***ürülmüştü. Jandarma karakolu yanındaki meydana getirildiğinde sonradan Dışişleri Bakanı olan Sabri Çağlayangil'e döndü. Sehpaları görünce durumu anlamıştı. Çağlayangil'e 'Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin?' diye sordu. Sorusu yanıtsız kaldı. Son sözü soruldu. 'Kırk liram ve saatim var, oğluma verirsiniz' dedi. Sonra meydana çıkarıldı. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama O, meydan insanla doluymuş gibi sesizliğe ve boşluğa hitap etti: 'Evladı Kerbela'yız. Günahsızız. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.' Sözleri meydanda yankılandı. Söyleyeceklerini bitirdikten sonra dimdik yürüdü, kendisini asacak celladı itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu...

Yalnız mağdurlar konuşmuştu

Dersim Katliamı'nı yazan tüm tarih kitapları yukardaki bu anekdota apayrı bir yer ayırır. Bu öyle bir anekdottur ki, okuyan herkesi etkilemiş ve düşündürmüştür. Çünkü Dersim'de 1937-1938 yılları arasında yaşananlar, okuyanı etkilemeye, dinleyeni gözyaşlarına boğmaya devam etmektedir. Ancak bu hikaye ve anlatımlarda eksik bir bölüm vardı. Ne yazık ki bugüne kadar sadece hep mağdurlar konuştu. Sadece mağdurlar hikayelerini anlattı. Soykırımın yürek burkan hikayeleri hep onların ağzından dinlenildi. Peki ya soykırımda yer alanlar? Soykırımı gerçekleştirenler? Onlara ya ulaşılamadı, ya da konuşmak istemediler. Böyle olunca da hikayenin bir tarafı hep muğlak ve belirsiz kaldı.

Konuştu ve öldü

Ancak bu muğlaklığa ve belirsizliğe 112 yaşındaki Urfa Birecik'li Abdullah Çiftçi son verdi. Çiftçi, 1938-1939 yılları arasında Dersim Hozat Piyade Birliği 2. Tabur'da erdi. İsyanın en acımasız bastırıldığı dönemde, isyana kaynaklık eden en stratejik bölgede emir kulu olarak görev yaptı. İsyanda yaşadıklarını ölümünden sadece bir hafta önce 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde anlattı ve anlatımlarının kameraya kaydedilmesini istedi. Çiftçi katliamda yaşadıklarını anlattıktan bir hafta sonra, 3 Ocak 2007 tarihinde yaşamını yitirdi. Çiftçi, kamera kaydında Hozat'taki ilk günlerini şöyle anlatıyor: 'Dersim'e gittiğimizde Hozat'ta cepheye verdiler. Görev yaptığım birimin ismi Hozat Piyade Birliği'ydi. Bölüğümüzün çoğunluğu Urfalı'ydı. Askerler hep Kürttü. Sarp bir coğrafyası vardı. Dağlar çok yüksekti, tıpkı Ağrı Dağı gibi. Erkekleri hayvan derisinden çarık giyerlerdi. Ne kar bilirlerdi, ne soğuğu. Çok dayanıklı ve güçlülerdi.'

Üzerimize taş atarlardı

Abdullah Çiftçi'yi en çok etkileyen şey operasyonlarda yaşadıkları olmuş. Çiftçi, operasyonlar sırasında köylülerin silahla değil, taşlarla kendilerine karşı savaştıklarını anlatıyor: 'Kış mevsimiydi. Köylere operasyona çıkıyorduk. Operasyona gittiğimiz köyleri önce çembere alırdık. Bu sırada köyün çevresine yerleşen isyancılar üzerimize taş atıyorlardı. Atılan taşlar çığa sebep oluyordu. Çığ yüzünden çember dağılır, düzenimiz bozulur, zayiatlar oluşurdu. Bazen 100 askerin öldüğü olurdu çığ yüzünden. Operasyonlar sırasında çatışmalar da olurdu. Bazı günler 10 isyancıyı ölü olarak ele geçirirdik.'

Hayvanları kesip yerdik

Abdullah Çiftçi, dağ başlarına operasyona çıkan askerlerin yiyecek ihtiyacının nasıl karşılandığına da açıklık getiriyor ve şunları söylüyor: 'Gıda sorunumuz yoktu. Ahırlardan binlerce inek çıkardı. İnekler küçük memeliydi. Onların hayvanlarını kesip yiyorduk. Onların köpeklerini, eşeklerini serbest bırakıyor, geri kalan hayvanları kendimize alıyor, sonra da evlerini ateşe veriyorduk. 2 yıl böyle sürdü.'

Abdullah Çiftçi, köy baskınları sırasında yaşanan katliamları ise ayrıntılı şekilde anlatıyor. İşte Çiftçi'nin anlattıkları: 'Operasyonlar günlerce sürerdi. Köylere gittiğimizde köyün yetişkin erkekleri kaçardı. Sadece çocuklar ve kızlar kalırdı köylerde. Ambarlarını, ahırlarını ateşe veriyorduk. Sonra onların çocuklarını, kızlarını, kadınlarını hepsini ağır makinalı silahların önlerine verip öldürüyorduk. Kanları sel gibi akıyordu. Kimseyi dinlemiyorduk. Tuttuk mu bırakmazlardı, öldürürlerdi.'

Çocuklar birbirine sarılırdı

Çiftçi, özellikle bir bölümü anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor: 'Allah kimseye göstermesin gördüklerimi. Müslüman Müslüman'ı vuruyordu. Çocuklar birbirlerine sarılırlardı. Candı, ne yaparsın. Sonra çığlıkları gökyüzüne yükselirdi. Kanları sel olup akardı. o çığlıklar kulaklarımda, bir türlü gitmiyor.'

Türk köyüne dokunmadılar

Çiftçi'nin anlatımları katliam sırasında yaşanan çifte standardı da gözler önüne seriyor: 'Hozat'ın karşısında bir köy vardı. Ona dokunmazlardı. Türk köyü olduğu söyleniyordu. Operasyona gittiğimizde komutanlarımız sadece köyün içine girerlerdi. Bizim girmemize izin vermezlerdi. Kendileri bizzat sağ olanları çıkartırlardı.'

İnönü vurun dedi

Çiftçi, katliam emrini kimin verdiğini de açıklıyor. Çiftçi, katliam emrini Atatürk'ün değil İnönü'nün verdiğini söylüyor: 'Niçin katlettiğimiz bilmiyorum. Askere gitmedikleri söyleniyordu. Kürtler miydi, gavurlar mıydı bilmiyorum. Savaşıyorduk. Onlar bizi, biz onları öldürüyorduk. Atatürk savaşın çıkmaması için çok çabaladı. Atatürk kırmadı, Atatürk öldükten sonra İnönü dedi ki vurun. 38'de isyan tamamen bastırıldı.'

Mı di-Ben gördüm
Peki, İbrahim Çiftçi olaylardan sonra vicdan azabı duymuş muydu? İşte Çiftçi'nin soruya verdiği yanıt: 'Gördüklerim söylenmez... Söyleyemem. Ama ben gördüm, yaşadım. Geçen yıllarda hocaya gittim. Hocaya olayları anlattım. Yalnız dedim ki namlumu kimseye çevirmedim. Onları vururken zorlanıyorduk. Ama elimizden bir şey gelmiyordu. Ne yapabilirdik ki. Ben rahatsız olsam ne yapabilirdim ki. Askerim ben. Köyleri hep yaktık yıktık. Bir kişi dahi sağ bırakmadık. Yaktığımız köy sayısı 10 kadardı. Hatırladığım köy isimleri Karaoğlan, Ayvacık, Qazi köyleriydi. Dersim'e giden askerlere soruyorum oraları. o köyler yıkıkmış...'

Çığlık çığlığa uyanırdı, vicdan azabı içindeydi

Abdullah Çiftçi'yi tanıyan herkes, Çiftçi'nin Dersim'de askerlikten döndükten sonra uzun süre içine kapandığını, kimseyle konuşmadığını belirtiyor. Oğlu Yusuf Çiftçi, babasının bazı geceler uykusunda konuştuğunu, bazen de çığlık çığlığa uyandığını söylüyor. Çiftçi, babasına ilişkin şunları anlatıyor: 'Öleceğine yakın herkese Dersim'de yaşadıklarını anlatmaya başladı. Sık sık Allah kimseye göstermesin, gördüklerimi, yaşadıklarımı derdi. Dersim insanına çok yakınlık duyardı. Dersim'e askerliğe giden köy gençleri ile konuşur, oraları sorar, bilgi almak isterdi. Son olarak konuşacağım, kameraya alın dedi. Zaten konuştuktan bir hafta sonra da merdivenden düştü ayağını kırdı. Doktorlar ayağı düzelmiş dediler, ama kısa süre sonra yaşamını yitirdi.'

Çiftçi'yi yakından tanıyanlardan biri de Aşağı Karkutlu Köyü Muhtarı Ethem Polat'tı. Polat, Çiftçi'yi şöyle anlatıyor: 'Anlatınca dalar giderdi. 'Komutanlarımız Türktü ama asker ağırlık olarak Kürttü' derdi. Anlatırken sürekli duygulanıp ağlardı. 'Nasıl böyle bir şey oldu' deyip duruyordu. Sürekli 'anlatılmaz' diyordu. 'Allah kimsenin başına vermesin' derdi.

Vicdan azabı içindeydi...

Dersim Katliamı

Dersim İsyanı, 21 Mart 1937 gecesi başladı. İsyan kısa sürede genişledi. İsyanın genişlemesi üzerine devlet isyanı bir dizi harekat ile denetim altına almaya ve bastırmaya çalıştı. Özellikle Laç Vadisi ve Kutu Deresi bölgesinde binlerce kadın ve çocuk öldürüldü. İsyan sırasında 9 adet savaş uçağı kullanıldı. Köyleri bombalayan, sivil katliamlar gerçekleştiren uçakları kullananlardan biri de Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'di. İsyan sürerken 1937'de isyan lideri Seyit Rıza idam edildi. 1938'de bastırılan isyanda 90 bin Kürt katledildi. İsyandan sonra da Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi. Binlerce Dersimli de yerinden yurdundan edilerek sürgüne gönderildi. Dersim'de yaşananlar çok çevre tarafından katliam olarak değil soykırım olarak tanımlanmaktadır.
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
simaoropen
Dost
Dost


Kayıt:
29 Mart 2007
Mesajlar: 18
Nerden: istanbul

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 5:17 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dersim Katliamını Yaşamış Bir Kişiden;

Dünya Ana 14 yaşındayken 1938 Dersim katliamını görmüş. Olayların ardından Elazığ'da bir yatıla okula ***ürülen Dünya Ana Türkçe'yi burada öğrenmiş. 20'li yaşlarında tekrar memleketine dönen ve evlenen Dünya Ana'nın dört kız çocuğu olmuş. Kızları yetiştikten sonra bir gün almış kocasını karşısına "Benden sana artık hayır gelmez" demiş. Köy köy dolaşıp kocasına uygun bir kadın bulmuş, istemiş, düğün dernek evlendirmiş. Sonra da "Artık özgürüm" diyerek ayrılmış evinden. Ömrünü Anadolu'da ne kadar ziyaretgâh varsa onları gezmeye adamış. 1997 yılında hayatını kaybeden Dünya Ana Ömrünün son 15 yılını İstanbul Kartal'da kızlarının yanında geçirmiş.

Şimdi Dünya Ana'nın mezar taşında kendisinin şu sözleri yazıyor:

Biz cenneti de gördük cehennemi de...
Daha dün gibi aklımda çocukluğum.
Yediğimiz ekmek de İçtiğimiz su da tertemizdi.
Havada gül kokusu vardı o zamanlar.
Ne zaman ki terk etti bizi peygamberleri başka olsa da o güzel insanlar...
Ne zaman ki çocuklar süngülendi ve ben kör olası gözlerimle gördüm,
Ne zaman ki sürüldük o Diyar-u Jar ülkesinden, dilini bilmediğimiz bu yaban ellere...
İşte o zaman başladı bizim için cehennem.
Şimdi bu yanası İstanbul'da beton duvarlar arasında kimse duymaz sesimi.
Bazen çıkıyorum şu Kartal'ın tepesine, geceleri ayla konuşuyorum.
Ne yapayım ki?
Soruyorum ona: Ey Asme! Nereye gidiyor bu Dünya?
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
muslumali
Yeni Dost
Yeni Dost


Kayıt:
17 Temmuz 2008
Mesajlar: 1
Nerden: adana

MesajTarih: Prş Tem 17, 2008 5:05 pm    Mesaj konusu: Re: Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

benimde dayımın hanımı vardı 4 sene önce vefaat etti bir gün ona sormuştum yenge sen olayları hatırlıyormusun diye tabi hatırlıyorum demişti ozamanlar 6-7 yaşlarında olduğunu söylemişti bir gün köyü askerler bastı bizi köy meydanında topladılar başlarında bir subay vardı ayağında çizmesi elinde kırbacıyla sandalyenin üzerinde bacakbacak üstüne atmış oturuyordu karşımıza makinalıyı yerleştirdiler subay elini havaya kaldırdı tam indirecekken bir atlı son hızla gelip subaya bir şeyler söyledi birden her şeylerini toplayıp çekip gittiler yengem böyle anlatmıştı,
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Tija-Sodiri
İlerleyen Dost
İlerleyen Dost


Kayıt:
31 Temmuz 2006
Mesajlar: 55
Nerden: *-*DERSİM-*-*

MesajTarih: Pzr Tem 27, 2008 3:21 pm    Mesaj konusu: Re: Alıntıyla Cevap Ver

KERİMSEVGİ TERBİYE SINIRLARINI ZORLAMA SİTEDE AÇTIĞIN TÜM KONULAR KÜFÜR VS ARGO KELİMELER İÇERİYOR.ADAM GİBİ ŞEYLER YAZACAKSAN YAZ YAZMAYACAKSANDA EDEBİNLE OTUR.
SENİN Bİ DAG DEDİĞİN YER İSYANLARIN KENTİ.
Üye
Güneşin gözyaşlarını seyret, kendi göz yaşlarını katmadan…Akar sonsuzluğa ve yüreğimin kan ırmağına ay düştü…
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
zapata
Yeni Dost
Yeni Dost


Kayıt:
26 Temmuz 2008
Mesajlar: 4

MesajTarih: Pzr Tem 27, 2008 3:57 pm    Mesaj konusu: Re: Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

KERİMSEVGİ saygı duymuyorsan sus otur
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zaza_alwaz
Yeni Dost
Yeni Dost


Kayıt:
25 Ocak 2008
Mesajlar: 1

MesajTarih: Pzr Ağu 24, 2008 1:35 pm    Mesaj konusu: Re: Alıntıyla Cevap Ver

Tija-Sodiri demiş ki:
KERİMSEVGİ TERBİYE SINIRLARINI ZORLAMA SİTEDE AÇTIĞIN TÜM KONULAR KÜFÜR VS ARGO KELİMELER İÇERİYOR.ADAM GİBİ ŞEYLER YAZACAKSAN YAZ YAZMAYACAKSANDA EDEBİNLE OTUR.
SENİN Bİ DAG DEDİĞİN YER İSYANLARIN KENTİ.




ERKAN SENİ KINIYORUZ.HATTA SANA QIN.
ENGİN YORUMLARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜRLER AYRICA
AMA SEN BURDA HARCANIYORSUN
SENİ ALİ BOĞAZA ALALIM
SAYGILAR
UĞUR - BARIŞ
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
zelale
Yeni Dost
Yeni Dost


Kayıt:
27 Ağustos 2008
Mesajlar: 1

MesajTarih: Çrş Ağu 27, 2008 10:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mavexér sare ma,

Tertele Dersim ser Çayan Demirel CD virasto, eqe kunora sima dest yamu yamu şer keri... (Dersim 38 Belgeseli)

Dest pae dey derd mevino zof rindeq virasto, sere qul beno lete, dirvete ma téra beni.

Rindiyede bimani
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Dersimin Soykırımı Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
<

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok DERSİM OLAYLARINDA YAŞAM HAKLARI ELİN... emila Özgür Düşünce 0 Çrş Tem 16, 2008 10:20 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok DERSİM JENOSİDİ -12 TEMMUZ-JENOSİD S... sendiren Dersim Genel 1 Pts Tem 07, 2008 1:20 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Bir Dersimli Asker Daha Öldü (3. Oldu... DevrimGece_ Güncel Olaylar/Haberler 0 Çrş May 14, 2008 8:21 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok DERSİM KATLİAMIN TANIĞI: HEMİ ŞEXE... simaoropen Dersimin Soykırımı 0 Prş Nis 24, 2008 5:55 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok DERSİM 38 KATLİAMI... simaoropen Dersimin Soykırımı 5 Prş Nis 24, 2008 5:42 am Son Mesajları Gör

Powered by Dersim © 2006 TeAm