Tarih: Cum Ağu 11, 2006 12:35 pm Mesaj konusu: Irak işgalinden sonra (2 sene önce) yazıldı ne yazık ki günc
Reklamlarımız Destekcilerimiz
Dünya emperyalizm beşiğinde sallanıyor. Bazıları uyumak istemiyor, ya uykusu yok ya da rahat değil beşikleri kalkıyorlar. Bazılarının o kadar çok uykusu var ki ninniye bile gerek kalmadan uykuya dalıyorlar. Bazıları ise huzur veren ninnilerden dinlemek istiyorlar. Hani büyüyüp adam olacağı günleri anlatan ninniler “uyusun da büyüsün ninni tıpış tıpış yürüsün ninni” bu ninnileri dinleyip uyuyanlar kalktıklarında büyümüş olurlar mı o meçhul ama o da ne!.. onlar kalkana kadar danalar çoktan bostanı yemiş bile. Kara mizah değil bu gerçeğe en yakın benzetme…
Yakın bir zaman önce başlayan işgal tüm vahşetiyle devam ediyor.Tepenize bomba yağdığını düşünsenize…ne kadar kötü değil mi? Bizim tepemize yağmıyor ama burnumuzun dibindeki komşumuza yağdırıyorlar bombaları peşi sıra.
Beklentileri büyük fakat kendileri küçük olan ülkelerde bu işgale eşlik ediyor ya da ses çıkarmadan, tepkisiz kalarak aşağılık bir politika sürdürüyorlar. Bu ülkeler elbette coğrafi ya da ekonomik açıdan küçük değiller. O ülkeleri küçük yapan kapitalist sistemin iflah olmaz savunucuları olarak parayı en üst rafa yerleştirmeleri, sözde demokrasi ve insan haklarına saygılı olmalarına rağmen kendi hakları söz konusu olduğu için başkalarının bırakın diğer haklarına, yaşama hakkına bile saygı duymamalarıdır. Bu saygısızlık nedeniyle halkların emperyalist güçsüzlere karşı tepkisi son yıllarda oldukça arttı. Öyle ki kendi ülkelerinde dahi aynı şiddetli tepkiyle karşılaşan ülkelerin etekleri tutuştu. Ülke başkanları bu işgalin-savaş değil işgal- haklı nedenlere dayandığı palavrasını sıkmaktan yoruldular. Ama yükselen muhalif ve bir o kadar duyarlı ve de vicdani ses susacak gibi değil. Susmaması da gerek.
Birçok ülkede belirli bir tarihte yapılan eylemler aynı türe ait olmaktan başka belki de hiçbir ortak yanı olmayan (tarih, din, kültür, ekonomi vs.) insanları tek bir amaç için birleştirmiş durumdadır. Gördüğünü sorgulayabilen, düşünebilen, düşündüklerini paylaşan insanlardır bunlar. Gerçek insanlar yani.
Tür olarak insan olmasına rağmen en vahşi hayvandan da vahşi insan türü vardır ki onlar da aynı türe mensup olduğumuz için utanç duyduğumuz varlıklardır. Eş dost toplantılarında ne olacak bu dünya’nın, Ortadoğu’nun, petrol fiyatlarının(liste uzatılabilir) hali diye yakınanların, iş icraata gelince vücut ısısını yükseltmek için kumlara uzanan timsahın yavaşlığıyla döşeklerinden doğrulmaları için gereken süre ile emperyalistlerin (ki ben onlara kısaca emi diyorum (ehlileşmemiş mal isteklileri)) ülkelerin doğal zenginliklerini fark ederek harekete geçmeleri için gerekli olan süre arasındaki orantıyı çözebilmek için dahi bir matematikçi olmaya gerek yok. Bizler umursamaz tavrımıza devam ettikçe emilerin körpe bir ceylan görmüş aslanın dikkati ve çevikliğini andıran hayvani içgüdüleri birçok ülkeyi tehdit edecektir.
Küresel ısınmadan, tekelleşmiş silah sanayilerine; gdo’dan (genetiği değiştirilmiş organizma), satın alınmış medyaya; petrol kuyularından, teröristlere kadar pek çok illetin çıbanbaşı olan yegane varlığımız(!), takdire şayan icraatlarıyla dev emi ‘savaş ta neymiş! bu insanları özgürleştirme hareketidir’ diyerek tanımların içini boşaltmayı kendine huy edinmiş iflah olmaz bir düşkünezendir.
İçinde bulunduğumuz durumun ekonomik ve siyasi boyutu bir yana ahlaki boyutu yozlaşmış değerlerimiz hakkında da ipuçları vermektedir. Bizim için asıl olan nedir? sorusunun cevabı henüz okula yeni başlamış bir çocuğun bile bileceği basitliktedir. Para…
Kapitalist sistem bizi buna mecbur etti. Tabiî ki sistemin suçu bu. Bu sistem de nerden çıktıysa…
Biz yaratmadık mı bu sistemi? Globalleştik yahu. Modernleştik, batılılaştık, tüketim toplumu olduk. Ama bir çok insani değerimizi de tükettik.
Kapitalist sistemin mecburi istikametidir bu. Bir kısım insanlar zenginleşip paralarına para katarken dünyanın geri kalanı ve daha büyük kısmı olan insanlar her geçen gün fakirleşip; ezilen ve sömürülen insanların safına itilir. Bu sistemli itme faaliyeti neticesinde insanlar daha sinirli, daha sabırsız, daha kin ve nefret dolu olurlar. Üretime emek gücüyle katılanlar hak ettiklerini alamadıkları zaman enerjileri haklı bir isyana dönüşür. Bu isyan insanların sistem karşıtı, bölücü, asi damgası yemelerine neden olur. Bu damga insanları daha da kızdırır. Ve sonrası…
Öncesi ve şimdisi şaibeli olan bu sistemin sonrası da şaibeli muhakkak. Yazının başında söylediğim tür olan gerçek insanın bu şaibeyi fark ettiğini biliyoruz. Darısı diğer türlerin başına…
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız