| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
serhildane Yeni Dost


Kayıt: 07 Ocak 2008 Mesajlar: 13 Nerden: istanbul
|
Tarih: Sal Mar 04, 2008 12:10 pm Mesaj konusu: Siz de özür dileyeceksiniz! |
|
|
Reklamlarımız Destekcilerimiz
İngilizlerin kıtaya ayak basmalarıyla Aborjinlerin doğal ve sakin yaşamı sona erdi. Avustralya'nın yerlileri ve eski sahipleri olarak kıtayı paylaşmaya hazırdı Aborijinler ama, İngilizler tümünü istiyordu. Bu doğrultuda yaptıkları bir yasaya, kıtada insan olmadığını bile yazdılar, Aborijinleri insan olarak dahi kabul etmediler.
Sonuçta Aborijinlerin nüfusu hızla “azaldı”, dört milyondan 400 binlere kadar indi! Ve bu resmi politika, 1970'lere kadar devam etti. Yani, soykırım uzun yıllara yayıldı. Dolayısıyla soykırımın en soysuz, en acılı, en köklü yöntemi olarak tarihe geçti bu sistemli asimilasyon.
Ancak aradan yüz yıl geçse de soykırım ve asimilasyon suçu, tarihin içinden çıktı ve bir kez daha sorumluların yakasına yapıştı, hesap sordu. Avustralya Başbakanı Kevin Rudd, bu tarihi soykırım ve asimilasyon suçu nedeniyle geçenlerde Aborijinlerden özür diledi!..
Emperyalist efendilerin ve sömürgeci zalimlerin dünya halklarına çektirdikleri eziyet ve yaşattıkları zulüm nedeniyle özür dilemeleri ender rastlanan ve ancak köşeye sıkıştıklarında kabul ettikleri bir durumdur.
Nitekim sömürgeci Türk burjuvazisinin en liberaline varıncaya kadar hiçbir kesimin Ermeni halkının maruz bırakıldığı soykırımdan dolayı en hafifinden bir özür dilemeye dahi yanaşmıyor olmaları dikkat çekicidir.
Oysa 1.5 milyon Ermeni'nin zorla göçertilmesi tarihsel bir gerçek. 1 milyonun üzerinde Ermeni, köylerinde, toplanma merkezlerinde, dolambaçlı sürgün yollarında, varış merkezlerinde vs. sistemli biçimde ortadan kaldırılmasa, 2.3-3 milyonluk Ermeni nüfusundan, bugün Türkiye'de nasıl 70 bin Ermeni kalırdı?
Nerede Anadolu'nun kadim halklarından Ermeniler? Nerede Rumlar? Mübadeleden sonra bile bir avuç kalan İstanbul Rumları, kontrgerilla şeflerinden Sabri Yirmibeşoğlu'nun, “Özel Harp biriminin mükemmel organizasyonuydu” diyerek üstlendiği 6-7 Eylül olayları sonrası tahdit edilip göçertilmedi mi?
Nerede Trabzon Rumları, Trakya Yahudileri? Nerede bu halkların malı-mülkü, birikimleri? Çalıp çırpıldı, zorla el konuldu, gasp edilmedi mi? Tarihi kültür mirasları ve eserleri nerede? Yakılıp yıkıldı, barbarca yok edilmedi mi? Türk burjuvazisinin bugünkü sermayesinin önemli bir kısmı Ermeni, Rum, Yahudi halklarının birikmiş menkul-gayri menkul servetlerinin zorla ellerinden alınması ile oluşturulmadı mı?
Kim verecek bunların hesabını? Bu halklara ve tarihe borcunuz yok mu? Her şeyi inkar etmeye devam mı edeceksiniz? İnkarla, asimilasyonla çürüterek kurtulabileceğinizi, birkaç kuşak sonra unutulacağını sandığınız suçlar tarihe kaydedilmiyor mu? Tarih de, Avustralya'da olduğu gibi bütün suçlarını kusmuyor mu üstünüze?
Türkiye Başbakanı Tayip Erdoğan, Münih'te yapılan son NATO Güvenlik Konferansı'nda, Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan'a hitaben, “Gelin tartışalım, arşivlerimizi açtık, siz de tasnif edin, varsa açın arşivlerinizi. Arkeologlar, tarihçiler, siyaset bilimciler, hukukçular çalışsınlar. Sonra biz siyasetçiler de karar verelim...” blöfünü yineledi ve ilk kez ekledi: “Biz gerekirse tarihimizle de hesaplaşırız.”
Dünkü katı inkar çizgisinden bugünkü “gerekirse tarihimizle de hesaplaşırız” noktasına gelinmesini bir ilerleme olarak görmekle birlikte, bunun demagojik bir söylemden ibaret olduğunu, Erdoğan'ın asla bir yüzleşme niyeti taşımadığını, sıkışmışlığı savuşturmaya çalışan bir manevra içinde olduğu belirtmek zorundayız.
Egemenler, soykırımın sürdüğünü belgeleyen Hrant Dink cinayeti ile birlikte iyice köşeye sıkıştılar. Bu yüzden '1.500.001'nciden sonra yeni manevralara koyuldular. Ama nereye kadar? İnkarın ve yalanın üzerinden geçen zaman, tarihi suçların yol açtığı acıları ve toplumsal travmayı hafifletip unutturmuyor; aksine her gün kartopu misali büyütüyor, toplumun hemen her kesiminin utancına dönüşüyor.
Özür dilemek, yüzleşmek şart! Sadece Ermeni ve Rum halkları ile değil, Kürt halkı ile kardeşleşmek için de bu bir şart. Çünkü egemenler, dün Rum ve Ermenilere karşı uyguladıkları benzer politikalarla bugün Kürt halkını hedef seçiyorlar.
Yüzleşme süreci başladı ve ilerliyor. Türk halkının ve Türk aydınının bir kesimiyle, devrimcilerin ve ilericilerin başını çektiği yüzleşme istek ve çabası genişliyor, yayılıyor. Bunun önüne geçilemez artık. Tarihin inatçı ve acımasız gerçekliği ile sınıf mücadelesinin, inkarın ve yalanın perdesini yırtan gücü, soykırım suçunu çırılçıplak seriyor gözler önüne. Yolun sonu göründü; İttihat ve Terakki'nin kanlı mirasını devralan ve sürdüren Türkiye egemenleri de, tarihin karanlık dehlizlerine gömerek çürütmeye çalıştıkları lanetlenmiş suçları için halkların önünde diz çökecek ve özür dileyecek! |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
|
|
|
|
<
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|