Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
www.Munzurca.com :: Başlığı Görüntüle - DERSİMİN UNUTULMUŞ OZANLARINDAN KEKO
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

DERSİMİN UNUTULMUŞ OZANLARINDAN KEKO

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Dersimin unutulamayanları ... Dedelerimiz , pirlerimiz, Seyidlerimiz...
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
DersiMVataN
CANDOST
CANDOST


Kayıt:
08 Temmuz 2006
Mesajlar: 808
Nerden: DersiM

MesajTarih: Pts Mar 10, 2008 5:09 pm    Mesaj konusu: DERSİMİN UNUTULMUŞ OZANLARINDAN KEKO Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz


Keko Demirkıran, Dersim'in Mezgir (Mazgirt) ilçesine bağlı
Mûxûndî bucağının Goman (Yaşaroğlu) köyünün Teman
mezrasında 1336 (Miladi: 1920) yılında doğar. Doğum tarihi, o dönem Anadolu'daki her insan gibi kesin olmamakla birlikte, nüfus cüzdanında yukarıdaki tarih yazılıdır. Apé Keko, henüz altı aylık iken babası Rus Cephesi'ne, seferberliğe gider. Eğer bu seferberlik 1. seferberlik ise, 1915 yılındaki Kafkas Cephesi Savaşı demektir ki, bu da Keko Dayı'nın doğum tarihinin Miladi olarak 1920 yerine 1915 yılı olmalıdır. Rus Cephesi'ne giden Apé Keko'nun babası Sadıq, bir daha geri gelmez. Öldü mü, yoksa esir düşüp Rusya'da mı kaldı, bilinmez... Sadıq'ın eşi, yani Apé Keko'nun annesi Koçer, bir başına 5 yetimi ile kalır. Koçer, o dönemde birçok dul kadın gibi, Dersim'in geleneği gereği evlenmez, beş çocuğunun başında kalıp onları büyütür. Yetim kalmanın ve fakirliğin verdiği sıkıntılar, ileride Apé Keko'yu Dersim'in bir dengbeji, ozanı yapar. Böylece Apé Keko, Mûxûndî bölgesinin son ve sayılı dengbeji ve ozanı olur.
Keko'nun, gençlik yıllarında cem, cıvat ve düğünlerde aranan bir ses olduğunu, o dönemin yaşayanlarından sık sık duyardım. Evlenme çağına gelince, ilk evliliğini yapar ve Kewé (Türkçe karşılığı: Keklik) adında bir kızla evlenir. Bu evlilikten 5 çocuğu olur. Bir hastalıktan dolayı Kewé beş çocuğuyla birlikte ölür. Genç evliliğin ve beş çocuğun doğum yılı hesaba katılırsa, bu olayın olduğu yılların Türkiye'de II. Dünya Savaşı, kıtlık ve bulaşıcı hastalıkların (çiçek hastalığı vb.) yoğun olduğu yıllara denk geldiği görülür. Bu acı olaylar, Apé Keko'yu daha bir içlendirir. Kılam söyleme ve derlemeye daha çok yönelir. Bundan sonra, ikinci bir evlilik daha yapar. Senem adlı kadınla evlenir. Ancak anlaşamaz, bu evlilik de böylece daha fazla sürmez ve ayrılırlar. Üçüncü evliliğini de Hatun adlı biri ile yapar. Bu evlilikten beş kız, dört erkek olmak üzere dokuz çocuğu olur. Gariptir ki bir hastalık sonucu kızların dört tanesi ölür. Bu gün hâlâ bir kız, dört erkek çocuğu ve eşi Hatun (Xatûn) hayattalar.
Yaşamı boyunca askerlik ve belli alış­verişlerin dışında şehre fazla gitmeyen, genellikle köyde yaşamını geçiren Apé Keko çiftçilik, saz çalma ve türkü söyleme ile zamanını geçirir. 6 Eylül 1992 yılında sabah saat 5.30'da kendi köyü olan Teman'da, kendi evinde vefat eder.

Teman, Hizol (İzol) aşiretinin ilk kurduğu köylerden biridir. 1987 yılında Temir Çavuş'la yaptığım bir söyleşide, Temir Çavuş bana şunları söylemişti: "İzollar'ın (Hizol) dedesi ilk olarak Karacadağ'tan gelip Rîçik'e yerleşirler. Rîçik, kök anlamındadır. Kökümüz buraya yerleşip buradan dağıldığı için bu adı alır. Dedemiz izolî ölünce, üç oğlu anlaşamaz. Büyük oğlu Rîçik'te kalır. Ortanca oğlu Malatya-Karacadağ'a geri döner. Küçük oğlu Temir buraya yerleşir. Çevredeki diğer Hizol köyleri ise çok daha sonraları kurulur. Geldiği yıllarda buralarda çoook aşiret kavgaları olmuş bizim aşiretle Şadiler arasında fazla olmamışta Xıran aşireti ile çok olmuş hata son bazı aşiret kavgalarına ben de tanık oldum. İleri gelenler bakmışlar bu kavga kötü sonuçlara varır tutmuşlar her köye veya köyler arasına seyitleri yerleştirmişler. Bizim köye de öyle gelmişler. Bu köyü kurar. Teman ismi Temir'den kalır. Son Temir ismini de bana vermişler. Bu yeni doğanlara 'Temir' ismini takmazlar. Ne bileyim Özgür. Deniz bilmem ne gibi yeni yeni bilmediğim birçok isim var şimdi." ı İşte, Ape Keko böyle bir çevrede doğar, yaşar ve Ölür.
Yaşamı boyunca birçok beste ve derlemeler yapar. Aynı zamanda kendi dışında derleme yapanların da derlemelerini, kılamlarını seslendirir. Biz çevre halkı, Ape Keko'yu "Tirka Depâ" adlı parça ile tanırız. Adeta, bu kılam Keko ile özdeşleşmiştir, diyebiliriz.

Ape Keko(Keko Demîrktran)
(D.1920 - Ö. 6 Eylül 1992)
Tirka Depé
Bir aşk hikâyesini anlatır. Aşk hikayeleri ya genellikle üçüncü kişilerin engellemeleriyle acılar eşliğinde son bulur ya da güçlü uğraşlarla mutlu sonla biter. Anlatacağımız bu aşk hikâyesinin çok daha değişik versiyonu vardır. Olay tamamen bir gerçek kesitten alınmıştır. Olayın geçtiği yıllar ise, 1920-1930'lu yıllardır. Hikâyenin türküsü, Keko'nun ilk bestesidir.
İşte hikâye:
"Çeleqas (Kureş'in ilk köyü) köyünde Ali Hamebije adında Hîzollu (İzol) bir delikanlı. Karakocan'da (Dep) Mile Yusuf adlı bir Zaza'nın kızı olan Türkan'a (Tirki) gönlünü kaptırır. Belli bir uğraştan sonra Tirké de Ali'yi sever, birbirlerine bağlanırlar. Farklı inançlar ve kültürlerden olmaları nedeniyle, kız tarafı bu evliliğe razı olmaz. Çok kavgalar olur, kavgalarda ölümler olur. Bir Suninin bir Kızılbaş'a (Qızılbaş) kız vermesi akıl kârı değildir. Üstüne üstlük Tirke {Türkan), çok da güzel bir kızmış. Ali Hamebije en sonunda Tirké'yi kaçırır ve evlenir. Araya insanlar girer, sorun barışla sonuçlandırılır. Asıl acıklı hikâye de bu evlilikten sonra başlar:
Tirké'yi (Türkan) çok seven Ali, yaşamında her gününü, mutluluğunu ve mutsuzluğunu onunla paylaşır.
Çift sürmekten gelen Ali, evin önüne gelir. Karısı Tirke, kapıda onu karşılar. Ali'nin elinde karasabanın (hevcar) ucuna takılan demir (gîsin) vardır. Sevinçle bu demiri Tirke'ye doğur fırlatır: 'Tut' der. Tirke, havadan gelen demiri tutmaya çalışır ama aksilik bu ya, tutamaz. Üstüne üstlük demirin de sivri tarafı kadından yana gelir. Bu hızla demir kadının karnından içeri girer, kadın oracıkta ölür."

Bu acıklı olaydan sonra Ape Keko, aşağıdaki kılamı (türküyü) besteler. Olayın kısa bir anlatımını Türkçe yazdığım için, kılamın Türkçe çevirisini yazmayacağım. Kılamı, Kürtçe'sini ve şive yapısını bozmadan aktaracağım. Sözcüklerdeki düşüklük ve bozukluğun dilden ve şiveden kaynaklandığını bilmenizde yarar vardır. Aradaki Türkçe sözcüklerin de bozulan Kürtçe'nin bir belgesi olarak sayabiliriz.

(Not: Bilmeyen arkadaşlar i ler ı şapkalı ı lar i şapkasız u lar ö olarak okunur.)
Delal wez derket bîlmeze li dîyaré camûs gole
Rindika Tirka Depe, rinda mina
Paytexta dîne İslame yıldıza
Estenbole Tu bi we rindîya, xwe qonişme
Nece destan; iş û karan sar dike
Ah tal berdî dî çöle
Payıze kirîye Oxçeya Depé
Diğerin saltanata gîzme û sola
Delal Depé pirsin bîlmeze
Lo haye li habi reze
Bejna Alîye Hamebije di pirsin
Li Tirka fîdanâ minâ teze
Tu ki mira bibe here
Ber te da bidim du gundan
Xelat mayına xeze
Delal Depe pirsin lo haye ağıza çaye (deve nahalé)
Payîza kerîye Surîya Bértîyan
Dadibirin terin iskeleti Beyrut’a Şamé
Tu ki mira bibe here
Ber teda bidim du gundan
Xelat mezra Davata mi
Delal Depe pirsin bilmeze
Le haylo li gundan yane
Mile Ûse elçîkî dişînî
Dû eskere Zazane
Dora Depe vebirî
Hezar û pencsed méré Xelyanu Şîrîyane
Aliye Hambije" tektene"
Tifinga xa digirî dikevî Metrîsa kolane
"Zazanû sere xa ji mira derînin
Xasime min naw weda kîjane"
Delal dibe elçî kî bişînin Use Xece
Herde kare ezelden lo dosté" Hîzolane
Bila lı wî elçî kî bişînî dılo
Xerîbo da peyaye Karîyane
Karıyan wî zemanî hamlîyé difirînin
Dere mapûse mîre" Beylerane
Néçeler qanlî wû qetîl derxistine kelepçane
Delal dibe Miste Husé Ali Cemé
Hefté merî xa digire
Dest dide ser destiye şuran
Dûza Depe da daway şeré lo wan Zazané
Roj heya nîvro rev le xistî lo eskere Zazan
"Alî yo hele ware min nişandın
Dere Mileye Musane"
Dere Mileye Use pîn le dixînî
Difirînî waki dere filane
"Alîye Hamebije hela ware
Nav qîz wû bukan destgirtîya te kîjane”
Delal dibe élçîkî bişînin saz û ostey herde Kare
Lo dilo qey giran naye
Berw û wîy filey herin sazan dest bigirin
Bawén ava çemé
Bibén "mal xırawo te nebîstîye
Tek çavkî Tirkâ Depe wanîye bedela
4 Ordîya kerika dünyaye
Delal Depe pirsin bîlmeze
Lo hey lo çi hékmete
Dev û didane Tirka mın
Kişandin komû qelam û qudrete
Ewé ki tere cem Tirka Depe
Rûdinî wera qezî dike
Ez kefil dibim şunda wî cennete
Sureta Tirka dikim mîna
Sureta Ana Fatmeye'
Rûk li dunyalîge rûk axîreteye

Keko'nun en çok söylediği parçalardan biri de "Sewa Mankirengé" adlı parçadır. Kimi söylemlere göre parçayı Keko bestelemiş. Kimi söylemlere göre de parça, olayın kahramanı olan Teman yakınındaki Seyit Baé Heylo adlı bir Seyit'indir. Ama ne olursa olsun bu kılam Ape Keko ile özdeşleşmiştir.
Hikâye şöyledir:

Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra haliyle dedelik kurumu büyük bir darbe alır. Tekke ve Zaviye Kanunuyla başlar. Daha önceleri bir Seyit'in ancak bir başka Seyit'in kızı ile evlenmesi makbul olurken, Seyitler gittikçe yabancı, hatta daha da ileri giderek kendi taliplerinin kızı ile evlenmeye başladılar. Bu da haliyle toplumda büyük tepkilere yol açtı. Kimi zaman da bu durum kılamlara konu oldu. yasaklanan dedelik yozlaşma Aşağıdaki parça da bunlardan birisidir. Bae Heylo, talibinin kızına aşık olmuş. Selviye (Sewe) adındaki kızı kaçırır ve onunla evlenir.
Kılam bu durumu anlatır.

Sewa Mankirenge
Delal Mankirenge xaş Mankirenge
Gundikî pir tomete çîn û ornege
Cem hev rûdini. ayîw dibînî biraw u xange
Delal Mankirenge dipirsin qewax û bîye
Sewlîya min ser xenî digerî qolike sipîye
Wîye lay Gurora biben me çi dixazî Ké çave seré xa tav ne dîye
Delal dibe mala me arane, çûne arile Axkilîse
Rindika sewlîya min rinde ronîya hemberva xadeye
Kevire ambar çirî Kormise (Kolemis)
Şev û ro ez helandim derde te le kirtik sîse
Delal dibe ware ez û te ji hevra yarbin
Kesik cem minû te tüne
Şaîdé min û tejî kevir û darbin
Em kî ki soza xa bitexilîn
Roja mahşere kevir û darc xade vera barbin
Delal dibe mewy mewy xirmale Sewéy
Tu ware kincan bişo ava ne kefe
Xazî bu cané wî kesî şewa payîze çek xa vedike
Dehe wû şeş saatan ber sînga bere te da dikevî xewîy
Delal dibe ware ez û te hevra herin li ser ziyarete
Kar û berxé qurbane dikalin min û te tân
Gava ki vedigerim bere xa didim
Sewlîya xa War dizanim tewli hûrîyan terimi cennete
Delal dibe Mankirenge dipirsin li habe tayî
Té da té hûnİk û rewayî
Bejna Sewlîya min rinde mîna tifinga Avûstirî
Dest Ezîz Ağayî

Keko'nun kendine ait onlarca eseri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: "Mezra Gaze", Sewa Dırban", "Qelesqelan", "Rizayé Kormîse"...
Portrenin hazırlanmasında bize yardımcı olan Keko'nun oğlu Ali Kemal Demirkıran'a duyarlılığından ve katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Seyfi MUXİNDİ

www.gomanweb.com dan Alınmıştır Mustafa Elverene Teşekürü Borç Biliriz.

Üye
[/center]
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Dersimin unutulamayanları ... Dedelerimiz , pirlerimiz, Seyidlerimiz... Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
<

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok DERSİMİN TARİHİNİN EN GENİS ARASTI... koye_dersim Etkinlikler, Duyurular, Tanıtımlar 1 Pzr Mar 04, 2007 1:08 am Son Mesajları Gör

Powered by Dersim © 2006 TeAm