Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
www.Munzurca.com :: Başlığı Görüntüle - DERSİMLİ ÇAĞDAŞ OZAN MİKAİL ASLAN, DOĞU-BATI VE MÜZİK İLİŞKİ
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

DERSİMLİ ÇAĞDAŞ OZAN MİKAİL ASLAN, DOĞU-BATI VE MÜZİK İLİŞKİ

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Açık Meydan | Yeşil Işık
Önceki başlık :: Sonraki başlık  

Mikail Aslanın yaptığı Müziği Nasıl buluyorsunuz?
Çok İyi
100%
 100%  [ 6 ]
İdare Eder
0%
 0%  [ 0 ]
Yorum Yok
0%
 0%  [ 0 ]
Toplam Oylar : 6

Yazar Mesaj
DersiMVataN
CANDOST
CANDOST


Kayıt:
08 Temmuz 2006
Mesajlar: 808
Nerden: DersiM

MesajTarih: Pzr Ksm 12, 2006 7:31 pm    Mesaj konusu: DERSİMLİ ÇAĞDAŞ OZAN MİKAİL ASLAN, DOĞU-BATI VE MÜZİK İLİŞKİ Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

DERSİMLİ ÇAĞDAŞ OZAN MİKAİL ASLAN, DOĞU-BATI VE MÜZİK İLİŞKİSİNİ ANLATTI: Bedenim garba gittikçe ruhum şarka ulaşmış


CİHAN CANPOLAT
Doğu Müziği'nin (o dersim diyor) çağdaş bir ozanı; nitelikli otantik çalışmaları vı savaş karşıtı tutumuyla tanıdığımız ünlü müzisyen Mikail Aslan'la konuştuk.

» Karışık bir coğrafyadan dilinizle bile özdeşleşmiş, kendine yer bulmuş "garb - garbistan" yani göç nedeni ile ayrıldınız. Uzun zamandır yurtdışında yaşıyor ve çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Bu göçün müzikal anlamdaki serüveninizi nereye götürdüğünden bahsedebilir misiniz?
Bilirsiniz göç yerinde insan hep eksiktir, kendi etrafında 360 dereceyi dönemeyen, tamamlayamayan kanadı kırık pergel gibidir. Kendisiyle her acıdan yüzleşmeyi başarmaz. Hissedişlerini, anlam dağarını kök tuttuğu toprağın alışkanlığı içinde sürdürür. Ama bu hissedişe sahici bir karşılık bulamaz. Öteki gibi olmayı, ona benzemeyi de içine sindiremez. Bir ertelenmişlik duygusu içinde divane, melül dolanır. 12 yıl sonra Türkiye'ye döndüğümde içindeki bu tarifsiz boşluğun neye karşılık geldiğini daha iyi fark ettim. Türkülerimi, İdamlarımı çağırdığım anadilimin insa-nal ve doğasal iklimiydi bu boşluk. Geçtiğim her yerden durduğum o uzak noktaya; benim bana uzaklığıma şaşkın bir çocuk edasıyla baka kaldım. Türkülerim burada ben uzaklardaydım. İstanbul'dan dersim'e her yerde kendi müziğimi dinledim. Fark ettim ki bedenim garba doğru gittikçe ruhum Doğu'ya gitmiş. Sanırım garbın benim üzerimdeki en hayırlı etkisi de bu olmuş.

Müziğinizde doğduğunuz topraklarda yaşanmış geçmiş savaşların izleri ve bundan esinlenilmiş eserler var albümlerinizde. Yanı sıra yörenize has lirizm ve geleneksel müzikal bir tavır görülüyor okuduğunuz eserlerin genelinde. Bu otantik yönelimin nedeni daha kişisel sebepler mi, yoksa içine doğduğunuz kültürün etkileri mi?
Her ikisi de. Bu insanın kendi ruh hali ve birey hissedişi değil sadece, onun çıkıp geldiği İdiltür, toplum gerçeği ve ondan aldığı moral terbiyeyle ilgili bu tercih. "İnsan mizacını baktığı ufuktan alır" diyen dersim'li bir şairimizin bir dizesini hatırlatmanın yeridir burası. Bu göğün altında seslerini yitirenlerin, sözleri yarım kalmışların söylemini sürdürüyoruz bir bakıma. Bizden çok evvel söylenmiş bir sözü, melodiyi, hissedişi dillendiriyoruz yeniden. Şahsen ben abdal ozanlar soyundan addediyorum kendimi. Müziğimle hem evvelim, hem ahir! Tabii biraz da zamane, çağının arazlarıyla malul!. Bir doğa yasasına dikkat çeker bir eski dersim deyişi: "Hergu was koka xo ser..." Yani her nebat, kendi kökü üzerinde boy verir.

Sözleri size ait "Agerayis" adlı bir eserinizde annenizle bir diyalogunuz var ve şunlar söyleniyor o diyalog içinde:
Anne: Oğul buraları (Kalan'ı) yaktılar. Sütün beyazını yumurtanın sarısına çaldılar. Oğul: Ana dur ki ben bunu sana söyleyeyim; kim demiş ki göğün alünda barış yoktur, yer gök şahit olsun ki o gün gelir. Vallahi billahi gelir, yarın gelir.

» Eserinizde anlatmak istediğiniz açıkça barış. Ama bir de anne özlemi var sözlerin gerisinde saklı . Bize biraz bu özlemden anne oğul arasındaki diyalogdan söz eder misiniz?
Ana barışa en çok ihtiyaç duyandır, çünkü her cephede ölen annelerin çocuklarıdır. Tarihten de biliriz ki, birçok savası kendi oğulları artik ölmesin diye analar durdurmuştur. Burada anne aynı zamanda sıladır, harap edilmiş hayatın kaynağıdır yeniden. Yıkılan ev onun ocağı, hanesidir, yanan orman onun saçları, dalı budağıdır. Düşen her can onun hayat gerçeğinden bir parçadır. Bu temelde özlemse, annelerin çocuklarıyla konuştukları kuş diline, ninniye, masala, sevgi sözlerine dönebilmek-tir yeniden.

» Dünyada ve özellikle Ortadoğu'da ortamın bu kadar gerilmesini ve insanların bu olan bitene seyirci kalmasını siz neye yoruyorsunuz?
Burada her konuya yanıt yetiştiren laf uzmanını oynamak istemem. Bilineni belki tekrarlamak olacak ama insanlık hiçbir zaman bu denli manupüle edici araçla kuşatılmadı. Bu denli maniple, oportünist, faydacı ve ikiyüzlü yaklaşmadı uzağında yakınında yaşanan sorunlara. Medya denilen araçlarla yığınların bilinci karartıldı. Tarifini karşıtından alan fanatik, militarist ruhlu kampların egemenliği dünyaya hükmediyor. Bir Afrika atasözünde denildiği gibi: Aslanların tarihini yazacak birileri çıkmadığı müddetçe bütün avcılık hikâyeleri avcıları yüceltmeye devam edecek gibi.

» Müziğin barışa olan katkısını nasıl yorumluyorsunuz?
Müzik önyargıları kıran en önemli araçlardan biridir. Gerçek anlamda bir halkın ezilmişliklerini ve imkânsızlıklarını anlatan bir müzik, diğer halklara durumun anlaşılması acısından çok önemli bir kaynak sunar. Müzik ile verilen cevap yeterli olmayabilir ama dediğim gibi önemli bir role sahip. Örneğin İran da en tanınmış Fars kökenli sanatçılar, kendi ülkelerinde yaşayan Kürtlerin İdamlarını söylerler ve bu halklar arasında kaynaşmaya olanak sağlayan bir köprüye işarettir. Bu anlamda Türkiye'de ki sanatçılarda cesaret yok maalesef. Bırakalım Türk kökenlileri, Kürt kökenliler bile böyle bir çabaya cesaret edemiyor.

» Askıda duran bir soru olarak Ahmet Ka-ya'ya yapılanları anımsayalım. Yani bu ülkenin ulusal televizyonlarında Kürtçe bir şarkı söylenmek, söyleyebilmek için 30 bin insanin ölmesi mi gerekiyordu?
Bu konuda sanatçılar rolünü oynayabilirse değişime, barışa çok önemli katkılar sunabilirler. Örneğin tanınmış Türk kökenli sanatçılar Kürt meslektaşlarıyla birlikte ortak sahne tutabilirler. Zülfü Livaneli'nin bir dönem Mikis Theodorakis ile yaptığı çalışmaları anımsayalım. Sözünü ettiğimiz tarzda sanatsal aktiviteler bazı tıkanıklıkların önünü açabilir, asit dökülse değişmez sanılan kafalarda kalıcı izler bırakabilir diye düşünüyorum.

" Herkes kendi aynasını gezdirir " cebinde
» Sizce, bir ifade aracı olarak politik tercihler yüklenmesinin müziğe etkisi nedir?
En saf biçimiyle bile olsa her müzikal parçanın ve sanatsal eserin, farkında olarak ya da kendiliğindeninde dayandırıldığı gizli, örtülü bir dünya görüşü vardır. Ona özünü veren sanatçının dünyayı algıladığı biçimiyle. Sanat tarihi kadar eski bir tartışmadır sürer gelir bu. Şimdi, Özdemir İnce, en inceltilmiş biçimiyle güle bülbüle gazel yazsa ne yazar? Oradan Hürriyet sütunlarındaki hezeyanları kendinden kilometre önde giden köşe düsturlarındaki sıradanlığa çıkar. Hiç kuşku yok herkes kendi aynasını gezdirir cebinde.

» Doğu-Batı Divanı Orkestrası olmak üzere, müziğin barış adına attığı adımlar hakkındaki fikirleriniz nelerdir?
Örnek verdiğiniz Doğu -Batı Divanı Orkestrasında da batı müziği hakim. Orkestrasyon mantığı içinde batılıların anlayışına göre yapılan bir kompozisyon mevcuttu. Ben doğuluların ve batılıların ayrı olduğunu düşünenlerdenim. Bunlar iki zincir halkası gibi birbirine bağlanabilir.

» Siz ve Gerhard Fischer - Münster tarafından bestelenen, "Connections (Bağlantılar) -Remasiye Munziri (Munzur' un Yakarışı)" adlı eseriniz Doğu-Batı sentezine, daha farklı bir örnek sayılabilir mi?
Evet, yukarda özetlediğim bakış açışı doğrultusunda yapılan bir kompozisyondu andığınız orkestrasyon.

» Bundan sonraki çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
Önceki albümlere benzer fakat ayrı 'sound' denemeleri ile Klam formatında albümlerle devam etmek; deneysel çalışmalarımı da bunların arasına serpiştirmek istiyorum. Aralık ayına doğru İstanbul'da ve Anadolu'nun bazı kentlerinde henüz planlama aşamasında olan bir dizi konser yapma düşüncemiz var.

Üye
[/center]
Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Açık Meydan | Yeşil Işık Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
<

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Göçük Dersimliler (Mert Ve ozan = Çey... DersiMVataN Mizah, Komiklikler, Eğlence 1 Cmt May 31, 2008 10:15 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Küçük Ahmet Aslan | Geleceğin Ahmet A... DersiMVataN Film & Belgesel Ve Video PaylaŞımı 4 Pts Nis 07, 2008 11:26 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Mikail Aslan - Zernkut ( Simya ) Şark... pirocan_miraz Türkü Sözleri 0 Cum Mar 28, 2008 7:34 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok AhMet AsLan xortedersim Munzur 5 Cum Oca 25, 2008 4:14 pm Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Welat çıra tu ğemgini / Bahattin Aslan pirocan_miraz Kırmancki - Zazaki Yazılar 0 Çrş Oca 09, 2008 9:10 pm Son Mesajları Gör

Powered by Dersim © 2006 TeAm