| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
koye_dersim Dost


Kayıt: 30 Ocak 2007 Mesajlar: 42
|
Tarih: Prş Şub 22, 2007 8:48 pm Mesaj konusu: YAŞAMAK NEDİR SİZCE? |
|
|
Reklamlarımız Destekcilerimiz
SEVGİLİ SARYA'ya HİTABEN YAZILMIŞTIR
“Yaşamak
Bir ağaç gibi tek
Ve hür
Ve bir orman gibi
Kardeşçesine...”
Nazım Hikmet Ran
Böyle demiş ünlü Anadolu şairi.
Yaşamak güzel, ama özgürce. Ve insan her şeyden önce niçin
yaşadığını bilmeli. Yaşamak bir bilinç olayıdır.
Varolmak yaşamak için yeterli midir?
Bizi yaşama ne bağlar, Ya bize yaşamı ne sevdirir. Bizim yaşama
sevinçimizin ölçütü ne? Soruları çoğaltmak kolay. Ya bu soruların cevabını
bulmak... Aslında her birimizin bu sorulara verebileceği cevaplar vardır. Ama
kendimize göre cevaplardır bunlar.
Yaşamı nasıl seviyoruz.
Yaşama sevincimiz çevremizdeki insanları ne derece etkiliyor,
yaşama sevinçimizi nasıl paylaşıyoruz
“Güzel yaşamdır” demişti Rus şair.
Yaşamın ölçütü; ölçüsüz yaşamaktır bana göre......
Ama unutmayalım; varolamak yaşamak için yeterli bir sebep olmuyor
bazen.
Yemek için mi yaşıyor insanlar, yoksa yaşamak için mi yemeli
insanlar.
Sevgili......
İnsan yaşadığı gibi düşünür. Ve düşündüğü gibi de yaşamaya
çalışır. Yaşamı ve insanları sevmeli.
Ölüm mü?
O hep var zaten.
Yaşamak da am bir kez...... Güzel yaşamak kadar güzel ölmek de
önemli.... Ama her ölüm erken olan ölümdür. Kutsal kitaplarda peygambere
gelen 10 emirlerin başında gelen emir; “öldürme” diye yazılır. Ama biz
öldürüyoruz işte. Ve niçin öldürdüğümüzü bile bilmiyoruz. Bir insanın
umudunu öldürmek.... sevincini, aşkını öldürmek......
Ya insanın kendi içindeki çocğu öldürmesine ne demili...?
Haklı cinayet var mı?
Cinayetin haklısı varmı hiç. Hiçbir savaşın haklı boyutu yok. İnsan
öldürmenin, yaşamı öldürmenin haklılığı olur mu ?
Doğayı, hayvanları, canlıları öldürme hakkını kim verdi insanlara.
Hiçbir canlı insanlar gibi bilincili yaşam öldürmez. Neden?
Kaçımız bu soruyu kendine sordu?
Ya yaşama sevinci
Gerçekten yaşamak nedir:
Şiir gibi, şarkı gibi, dolu dolu yaşamk, bilinçli yaşamak güzel.
Ben yaşama şartlanmadım diyen sadece bunun farkında değildır, ya da
bunun farkına vardığında duyacağı rahatsızlıktan kaçmak için durur olduğu
yerden. Ama insan bulunduğu yerden kaçarak kendinden kaçamaz ki...
Ne de olsa biz insanlar en yüksek sevyelere layık bir varlık
soyuyuz. Basit mekanızmalarla açıklanamayız...... o zaman mekanızmalar mı
karışmış yoksa..? kendimizi içinde hissettiğimiz bütün “mekanızmaları” daha
da karmakarışık ettikçe mı kendimizi iyi hissediyor sanıyoruz.?
“Yaşasın karmaşık insan ilişkileri ve yaşam biçimleri mi” diyeceğiz.
Bir yandan basıtleşiyor günlük koşuşturmalar ve yaşam biçimleri.....
Bir yandan basitlikten kaçıyoruz..
Tanrım, bu ne çelişki ?
“Bazen bir müzik çalar bazen bir dalga sesi
Bazen ilgisiz bir şey, hatırlatıyor seni..”
Ayrılığın acısına acı katandır bu hatırlatan acı şeyler...
birliktelikle birlikte birbiri ardına gelmiş bazı şeyler. Ardından geleni
bulamadığında ezer insanı...
Farkına varmak, ya da farkına varmaya çalışmak.....
İnce ince dönüm noktalarını bulup izlediği yolu takıp etmek. Hepsini
ortaya çıkarmak... ortaya çıkanları ayıklamak.... benimsemek, ya da yok
etmek.....
Yaşarken, düşünmeyi sevenleri anlatmaya çalışıyorum. Becermediğimi
biliyorum...
Yaşamak nedir sence..?
Yemek, içmek, gezmek vb. Basıt şeyler mi?
Yaşamak bu değil dostum.
Biz değil sanki başkası, başkaları yerimze yaşıyor.
Kendi yaşamımızı kendimiz yaratalım.
Büyük bir şairin bu sözlerini hiç unutmam; “eğer tekrar dünyaya
gelsem, saniyelerin nabzını tutardım” Saniyelerin nabzını tutmak gerek...
Yaşamak en ciddi akademik faaliyettir.
Yaşama sevinci, içinizdeki çocuğun yaşama aşkı ile yaşayın
Sarya, bana o kadar güzel, insanı şeyler öğretın ki....... sana ne demeli... içimdeki çocuğun yaşama sevincin coşturdun. Bana yaşamın güzellığını, insanca paylaşımı ve dostluğu, gerçek yoldaşlığı öğrettın.
İçimdek, çocuktan içindeki çocuğa mavi selamlar
Sevgiyle kalın |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
koye_dersim Dost


Kayıt: 30 Ocak 2007 Mesajlar: 42
|
Tarih: Cum Şub 23, 2007 9:10 pm Mesaj konusu: ÖLMEK WE ÖLDÜRMEK...............? |
|
|
Ölmek ve öldürmek
Emekli albay bir masanın etrafında bazı gençleri toplamış, masanın üzerinde bayrak, Kuran ve silahlar var. Gençler ölmeye ve öldürmeye yemin ediyor.
Bu olay önemsiz bir şeymiş gibi geçiştiriliyor. Bazıları olayı emeklilik sendromu gibi göstermeye çalışıyor. Albay emekli olunca canı sıkılmış gençleri etrafına toplayıp “oyun oynuyor”muş.
1969’larda da bazı (emekli ya da muazzaf ) albaylar da kendilerine ülkücü ismini veren gençleri eğitmişti. Sonuçları biliniyor.
Olay basit ve geçiştirilebilecek bir olay değildir. Son yıllarda yükselen ırkçılık ve şovenizmle doğrudan ilgilidir. Mersin’de, Bozüyük’te, Trabzon’da linç girişimleri, tetikçiler, öfkeli “yalnızkurt”lar kendiliğinden mi ortaya çıkıyor sanıyorsunuz. Birileri Hayal’leri, Samast’ları kışkırtıyor, eğitiyor, silahlandırıyor. Sadece emekliler mi? Mersin Kuvayyi Milliye Derneği yöneticileri emekli albay ve emekli komiser olduktan sonra mı ırkçı düşünceleri benimsediler sanıyorsunuz? Bunlar ve bunlar gibiler emekli değilken neler yapıyordu acaba?
Yasin Hayal, Trabzon Terörle Şube Müdürü’nün ismini verdi diye Emniyet sert bir açıklama yaptı. İyi güzel. İçinizden kaç kişi bulunduğunuz ilin Terörle Mücadele Şubesi Müdürü’nün ismini biliyorsunuz?
TCK 301. maddedeki fiiller ifade özgürlüğü kapsamına girer. Yani, 1915 yılında Ermeniler soykırıma uğratılmış mı, uğratılmamış mı? Bu konu özgürce tartışılabilmelidir. Bu konuyu tartıştığınız zaman Türklüğe hakaret etmiş olmazsınız. Bir Emniyet biriminde işkence yapıldığı yazıldığında, eleştirildiğinde Emniyet güçlerini aşağılamış olmazsınız. Ayrıca, Emniyet güçlerinin aşağılanması da suç olmamalıdır. Fakat, günümüzde pek çok ülkede ırkçılık suçtur. Irkları, ulusları, azınlıkları, dinleri, mezhepleri aşağılamak suçtur. Başka ırklar ya da halklara karşı bir ırkı yüceltmek suçtur. Ölmeye ve öldürmeye yemin ettirmek suçtur. Yani, dünyanın pek çok ülkesinde TCK 301 gibi maddeler yoktur. Ama, dünyanın pek çok ülkesinde emekli albayın yaptıklarını yapmak suçtur. Hele bir dernekte bu fiilin işlenmesi suçu daha da ağırlaştırır. O dernek de çalışmasını sürdüremez.
Bakalım savcılar ne yapacak? Şimdiye kadar basına yansıyan bir soruşturma yok.
İşte, bütün derin devlet ve milliyetçilik üzerine yazdığımız yazılarda anlatmak istediğimiz budur.
Gençleri örgütleyen ve kışkırtan kendilerine “milliyetçi” sıfatını yakıştırmış bazı partiler, asker ve polisler...
Arkalarında devlet bildikleri adamların desteğini de hisseden işsiz, gelecekten umudunu kesmiş lümpen gençler...
Samast ile aynı fotoğraf içinde görülmek için yarışanların bu gençlere gösterdiği tolerans...
Medyanın yarattığı havanın Polat Alemdar, Çatlı olmaya hevesli gençleri daha da kışkırtması... Ve “milliyetçi” etiketli suçlulara ve suç örgütlerine karşı yargının tutumu...
Yaratılan bu siyasi ortam değiştirilemezse, ülkemizin geleceği karanlık olacaktır. Yetmişli yıllarda sık sık hatırlatılırdı. Son yıllarda unutuldu ama Hitler’in iktidara gelmesi de böylesi siyasi koşullarda oldu. Hitler’e de bazıları bugün emekli albaya güldükleri gibi gülüyordu.
Silah üzerine yemin törenlerinin komik olmadığını bir aydın daha öldürülünce mi anlayacağız?
saygılar |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
|
|
|
|
<
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|