| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
sendiren Dost


Kayıt: 07 Mart 2007 Mesajlar: 35
|
Tarih: Pzr May 27, 2007 1:45 pm Mesaj konusu: HİÇ BİR BURJUVA DÜZEN PARTİSİNE OY VERME !!! |
|
|
Reklamlarımız Destekcilerimiz
HİÇ BİR BURJUVA DÜZEN PARTİSİNE OY VERME !!!
BURJUVA DÜZENİN SEÇİM OYUNUNUN FİGÜRANI OLMA !!!
Trajikomik bir demokrasi oyunu,tiyatrosu sahneye kondu yine.Yine her şey aynı;aktörler,figüranlar,seyirciler…Koşullar farklı olsa da genel olarak oynanan oyunun içeriği aynı.Aktörler ve figüranlar ile seyirciler yer değiştirmediği sürece ;bu tiyatral oyun aynı sahnede,aynı içerik ve argümanda sür git devam edecektir.
ABD emperyalizmi-sanal muhtıra ile birlikte açıkça ilan edilen klik çatışmaları yani egemenlerin kendi aralarındaki iktidar etmeye ilişkin krizi trajikomik bir seçim senaryosuyla çözümlemek istiyorlar.Gerçek iktidar sahipleri olan asker-sivil bürokrasi(elbette ekonomik-siyasal anlamda sermaye ve dış bağlantılarıyla) ile yeşil elbiseli sermaye ve kısmen sırtını dayadığı ve de giderek desteğini çektiğini söyleyen büyük sermaye arasındaki çatışma;bu oyunla birlikte meşrulaştırılmak ve beyinlerde yasallaştırılmak isteniyor.
Her çatışma-kargaşa-kaos ve onu takip eden taşların yerlerinden oynaması,sistem içinde herkesin yerli yerine oturması,sınıfsal ayrışma ve saflaşmaların belirginleşmesini de beraberinde getirmektedir.Ama bu doğal ve kendiliğinden bir süreç gibi görünse de; iradi çaba ve müdahalelerin bu süreci derinleştirip-olgunlaştıracağı-hızlandıracağı ve nihai çözüme doğru yönlendireceği açık ve alenidir.
Türkiye gibi emperyalizme göbekten bağlı-yeni sömürge ve faşizmin iktidar ve demokrasinin burjuva anlamıyla bile günlük yaşamdan uzak olduğu ülkelerde ,seçimler bir aldatmaca,oyun ve senaryodan ibarettir.Emperyalist kapitalizmin iktidarını sağlamlaştırmak,geniş yığınlar nezdinde meşruiyetini arttırmak,sistemden kopuşların önüne geçmek görünürdeki oyunun perde arkasındaki gerçek yönetenleri gizlemek amacına yöneliktir seçimler.Bizim gibi ülkelerde ; daha önceki makalemizde ifade ettiğimiz üzere(Filler tepiniyor,çimenler haykırıyor:çare devrimde başlıklı makale) hükümetler hiçbir zaman gerçek bir iktidar olamazlar.Hükümetler görünür-görünmez tüm gerçek iktidar odakları tarafından yönlendirilen,ulusal ve uluslar arası gerçek iktidar odaklarının plan-program ve projelerinin uygulayıcılarıdırlar.Bizim gibi ülkelerde bu açıdan da olsa hükümetler kendilerini çok çabuk tüketirler.Ama bu durum,hükümetlerin tamamen iktidarsız ve iradesiz olduğu anlamını taşımamalıdır.
Seçimlere katılan tüm partiler,emperyalist kapitalist sistemin ve onun faşist diktatörlüğünün sınırlarını aşmak bir yana;tam tersine bir çoğu sınırları gevşek bulup sağlamlaştırma hedefine kilitlenmiş ve program ve eylemleri ile bunu hedeflemiş partilerdir.Bu durum şu anda en tartışma götürmez gerçeklerden biridir.
AKP,mevcut düzenin şu anda yeşil renkli,emperyalist odakların politikalarını tabidir ki egemenler lehine kararlılıkla uygulayan,bu bağlamda ağababası ABD ve AB emperyalizminin desteğini yeniden kazanmış olup ,mevcut klik çatışması sonucu mazlum konumunu!!! Kullanarak hükümet olmaya en yakın burjuva düzen partisidir.Zira gelişmeler ve emperyalist metropollerin açıklamaları da gösteriyor ki,bu faşist-gerici parti yaratılmaya çalışılan Sünni laik-şeriatçı ayrımının da vermiş olduğu rüzgarla daha da konumunu sağlamlaştıracaktır.
CHP,mevcut düzen partileri içinde asker-sivil bürokrasinin mevcut statükonun korunması,gerek ulusal ve gerek uluslar arası düzeyde giderek faşizan-milliyetçi söylemiyle MHP’yi bile aratacak düzeye neredeyse gelmiş olup,derin devletin sözcülüğüne soyunarak,gerek ekonomik ve gerekse siyasal düzlemde düzenin mevcut biçimiyle korunması gerektiğini savunan-uygulayan burjuva düzen partisidir.İsmindeki Halk ile söylemindeki sosyal demokrasiye karşın;durduğu mevcut nesnel konum ve parti yönetiminin yönelimi-duruşu faşist-ırkçı partilere daha yakındır.
ANAP-DYP birleşmesinden doğacak DP’de sonuçta ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz özdeyişi hatırlanırsa,ve faşist kontrgerilla şeflerinden Mehmet Ağar’la birlikte anılırsa,bu partinin de siyasal-ekonomik-sosyal olarak nerede durduğu ve duracağı açık ve aleni biçimde ortaya çıkacaktır.Bu faşist-gerici burjuva düzen partisinin de işçi sınıfı ve emekçilerin alternatifi olamayacağı açıktır.
SP,BBP,MHP,BTP,GP vs gibi irili ufaklı faşist gerici partiler,burjuva düzenin yedek ve potansiyel alternatifleri olmaktan öteye gidememişlerdir,gidemeyeceklerdir.Faşist düzenin sivil ayakları olan bu partiler;kendi içlerinde ya da bir başka partiyle(büyük burjuva düzen partileriyle)birlikte ya da ittifakla girecekleri seçimlerde bu kimlikleri ve yapısıyla alternatif değildirler.
Gelelim reformist küçük burjuva partilere(HKP hala burjuva liberal hatta derin devlete yaklaşan yanı ve giderek İP’leşip sistemin karanlık odaklarına yaslanmaya doğru kaydığı için bu çerçevede reformist küçük burjuva partiler içinde ele almak yanlış olacaktır.HKP ve İP faşistin ‘sosyal ‘olduğunu düşünmemekle birlikte genel ve ortak bir dil kullanmak bakımından 2 sosyal’ faşist düzen partileri olarak adlandırılmayı hak ediyorlar!)ÖDP,EMEP,SDP tipik reformist sosyal demokrat partiler haline dönüşmüşlerdir hızla.Sosyalist söylemlerine rağmen bu reformist küçük burjuva düzen partileri;gerek programları ve onun pratik yansımaları bakımından mevcut düzeni aşacak bir program ve eylem hattına sahip değildirler ve olamazlarda.Bu bağlamda bu partilerin;proletarya ve emekçiler için alternatif olacaklarını düşünemeyiz.
DTP için ayrıca konuşmak gereklidir.KUKM’nin reformist ve düzen içi ifadesi olan DTP barajı aşamayacağını düşündüğünden bağımsız adaylarla seçime hazırlanıyor.Olasıdır ki,mecliste grup kuracak güce kavuşacaklardır.DTP bu açıdan KUKM’nin burjuva gerici mecliste ulusal sorun ve mücadelenin sesi-soluğu olabilir.KUKM’nin mecliste boğulması
Ve düzenin sınırlarını aşamaması her zaman var olacaktır.(KUKM’nin siyasal ekseni ve durduğu yeri daha önceden yayınlanan Kürt Sorunu ve Komünist Tutum üzerine makalesinde ele almıştık.O açıdan detaylı olarak bu konu üzerinde durmayacağız.)
Gelelim irili-ufaklı devrimci-demokrat ve komünist devrimci grup ve hareketlere.Burada proletaryanın seçim taktiği üzerine ince ince düşünmek gerekiyor.
Seçim sürecine nasıl gelindiği herkes tarafından malum.Bu tiyatro sahneye kondu ve proletarya-emekçilerin bu oyuna taraf-ortak olmaları isteniyor.Peki proletarya ve onun öncülerinin bu oyundaki rolleri ne olmalıdır?Konumlanmaları nasıl olmalıdır?
Proletarya gerek ekonomik –sendikal ve gerekse de siyasal anlamda örgütlü değildir.Proletarya siyasal olarak süreci dönüştürebilecek güce ve örgütlülüğe sahip değildir.Doğal olarak proletaryanın bu anlamda ciddi bir sınıfsal alternatifinin sürece damgasını vurması olarak dışındadır.Seçimlere katılması ve burjuva meclisinde proletaryanın özgürlük-sosyalizm mücadelesisin dili olunması şu anda hayaldir sadece.Bu anlamıyla proletaryanın seçimlere bağımsız olarak girmesi salt propagandatif-ajitatif bir yön taşıyacaktır ve genel olarak kabul etmek gerek ki semboliktir.Sınıfın kendi bağımsız devrimci-komünist tutumunun varlığının ifadesi anlamı taşıyacaktır.
Devrimci-demokrat ve komünist devrimci hareketlerde seçim taktiği konusunda öteden beri klasikleşmiş iki anlayış öne çıkmaktadır.Bunlardan birincisi boykot;ikincisi seçimlerin siyasal atmosferinden yararlanarak bağımsız adaylar etrafında propaganda-ajitasyon ve düzenin teşhiridir.Boykot taktiği bugüne kadar genel olarak küçük burjuva devrimci demokratlarca günün koşulları dikkate alınmadan tek devrimci taktikmiş gibi yaşama geçirilmeye çalışıldı.İkinci taktik ise komünist devrimcilere yakın kesimlerce yine sanki tek devrimci taktikmiş gibi algılanıp uygulanmaya çalışıldı.Her iki kesimce de yapılan temel yanlış bu iki taktikten her birinin tek devrimci proletaryanın taktiği olduğudur.Bu asla doğru değildir.Herkesin bildiği gibi taktikler,stratejiler gibi temel hedeflere dönük olarak günün maddi koşulları,düşman,proletaryanın durumu,gücü,koşulları vs. dikkate alınarak belirlenir.Taktikler,değişmez değildirler.Taktikler,yukarda saydığımız nesnel ve öznel şartlara göre belirlenirler.Taktiklerin abartılı bir biçimde ele alınması ve elastikiyetinin yitirilmesi devrimci sınıf proletaryanın bakış açısı olamaz.Devrimci komünistler,devrimin ütopya olmaktan çıkarılıp gerçek elle avuçla tutulur bir gerçek olması mücadelesi verirler.Onlar için,yaşam-hayat madde statik değildir,sürekli bir değişim hareket doğanın ve diyalektiğin temel yasasıdır.
Şimdi, ülke koşullarını göz önünde bulundurursak,izlenecek taktiğe de aşağı yukarı bir şekil vermek olanaklı olacaktır.Ülkede ciddi bir siyasal krizden nesnel anlamda bahsetmek olanaklı olmasa da;klikler arası çatışmanın düzeni iyice yıprattığı ve düzenin meşruluk ve yasallığını tartışılır kıldığını söylemek lazımdır.Bu seçim ;bu klik çatışmalarının hangisinin geçici olarak üstünlük sağlayacağını ve öte yandan ABD’nin BOP’nin bir parçası olarak Türkiye’nin orta uzun vadede rollerinin kesin olarak belirleneceği sistemin bu açmazlarında geniş yığınlar nezdinde meşruluğunu yitirmiş düzenin en azından bir süre içinde olsa meşrutiyetinin tazelenmesi vs. için yapılmaktadır.
Bu seçim;yapay laik-şeriatçı ikileminin bilinçli ve sistematik bir biçimde yığınların kafasına kazınmaya çalışıldığı,bu ikilem içinde ehven-i şer’in dayatıldığı bir seçim olacaktır.Düzen dışına akma eğilimi olan yığınların bu söylem nezdinde düzenle olan ilişkilerinin yeniden kurulması ve düzene özellikle de statükocu-asker-sivil bürokrasinin ya da sanal muhtıracı ve onların siyasal sözcülerinin arkasına yedeklenmesi gibi bir sonuç hedeflenmektedir bu seçimde.Bu seçimle;ABD’nin iç savaş stratejisinin dinamiklerinin reaksiyonerliği de ölçülmüş olacaktır.
Ülke koşulları ve sınıf düşmanlarının durumu böyledir.Peki sınıf bu eksende kendini nasıl konumlandırmalıdır. Sınıfın öz örgütlerinin yetersizliği, mücadelesizliği yanında siyasal olarak örgütsüz olması; bu derin açmazda kendi geleceğine ilişkin rolünü oynamasının temel handikabıdır.Öte yandan ;siyasal hareketlerin proletarya ve emekçi yığınlarla kalıcı-istikrarlı bağlarının ötesinde;hemen hiç bağı yoktur.Doğal olarak;bu seçime ilişkin bu gerçekler ışığında taktik belirlenmesi zorunludur.
Bu seçimde yukarıdaki koşullar ve partilerin duruşları ortada iken; burjuva düzen partileri arasında ehveni şer tercihi proletarya ve emekçilerin kesinlikle tercihi olamaz. Bu açıdan propaganda-ajitasyonun temeli kesinlikle burjuva düzen partilerine oy vermemek onların bu iktidar kavgalarının figüranı olmayı reddetmek olmalıdır.Bu seçimlerde yığınların düzenden,düzen partilerinden kopuş sürecinin keskinleştirilmesinin hedeflenmesi ve sergilenen oyunun bir parçası olmamak üzerine kurulu propaganda –ajitasyon ve örgütlenme hedef olmalıdır.Boykot ,koşulları yoktur.Boykotun alt yapısı olan devrimci durum ve koşullar mevcut değildir.Öznel devrimci durum ve koşullar mevcut olmadığından,boykot bugünün şartlarında edilgin bir taktik olacaktır.Ama seçimler ile parlamentonun kullanılması dönük çalışmamızın alt yapısının olacağı bir koşullar bütünlüğüne sahip değildir.Örgütlü mücadele ve mücadele seviyesi bu aşamada değildir.Yani bu seçimler yukarıdaki koşullar dikkate alındığında devrimci-demokrat ve komünist devrimcilerin düzenin teşhirine burjuva gerici-faşist partilerin sandıkta yalnız bırakılmasına,burjuva-faşist gerici düzenin bu traji-komik oyununun ve iktidar savaşlarının bir parçası olunmamasına,devrimci savaşın örgütlenmesine hizmet edilmesine önayak olmalıdır.Burjuvazinin ve emperyalist kapitalizmin çeşitli kliklerinin egemen olma savaşının bir parçası olunmamalıdır.Sınıfın bağımsız devrimci programının propaganda ve aji-
tasyonu bu seçimlerin ana teması olmalıdır…
Emekçiler ve proletarya , burjuvazinin ve egemenlerin bu seçim oyununu boşa çıkarmak ve kendini bu oyunla meşrulaştırmasının önüne kendi bağımsız devrimci proğramıyla çıkmalıdır.Sandıklara gitmemeli ve hiçbir burjuva partisine oy vermemenin propaganda ve ajitasyonunu yapmalı,özellikle böylesine güncel bir saflaştırma politikasının aleti olmamalıdır.Boykot ile seçimlerin siyasal propagandanın aracı olarak kullanılması arasında sınır bir çizgide taktiğini şekillendirmelidir…
HİÇ BİR BURJUVA PARTİYE OY VERME! VERDİRME!!!
KAHROLSUN EMPERYALİST KAPİTALİZM!!!
EGEMENLERİN ÇIKAR VE İKTİDAR KAVGALARININ ALETİ OLMA!!!
YAŞASIN BAĞIMSIZ DEVRİMCİ SINIF PROĞRAMI!!!
SEÇİM ALDATMACASINA HAYIR!!!
YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM!!!
MahmutHalilCan(Sendiren)
www.ateshirsizi.tr.cx
 MahmutHalilCan(Sendiren)
http://ateshirsizi.net
http://www.ateshirsizi.tr.cx |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
|
|
|
|
<
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|