Munzurun Susmayan Sesi MUNZURCA
İletişi Üye Hesabı Müzik Dinle Haberler Forum Anasayfa
www.Munzurca.com :: Başlığı Görüntüle - POPÜLİZM BİR HALK HASTALIĞIDIR
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

POPÜLİZM BİR HALK HASTALIĞIDIR

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Siyaset/Politika
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
sendiren
Dost
Dost


Kayıt:
07 Mart 2007
Mesajlar: 35

MesajTarih: Çrş Ağu 01, 2007 11:27 am    Mesaj konusu: POPÜLİZM BİR HALK HASTALIĞIDIR Alıntıyla Cevap Ver

Reklamlarımız Destekcilerimiz

POPÜLİZM BİR “HALK” HASTALIĞIDIR


Popülizm bir halk hastalığıdır.Popülizm bir proleter sınıf hastalığıdır demedik,dikkat ediniz bir halk hastalığıdır dedik.Halk ise en genel anlamda ,sınıfsal terminolojiden uzak ,sınıfsal değerlendirmeleri dıştalayan ,bir burjuva terimidir.Toplumun sınıflara bölünmüş olduğu gerçeğini yadsıyan,doğal olarak ta proletaryanın sınıfsal terminolojisinden oldukça uzak sınıflar “uyuşması”,”uzlaşması” terimidir.
Halk,çeşitli sınıfsal kesimleri,sınıfsal olarak bölmeyen çeşitli sınıfsal kesimleri aynı kategori içinde gören ve böylece de burjuva sınıflar üstü ideolojisinin değirmenine su taşıyan bir bakış açısının ürünü olarak değerlendirilmelidir.Bu anlamda , proletaryanın devrimci ideolojisinin bu sınıfsal olamayan ve de kendine yabancı ürüne karşı tutum alamsı zorunludur.Doğal olarak terminolojiye tavır alınması yetmeyecektir sınıfsal mücadele açısından.Onun yansımaları olan olgulara da tavır alınması,proletarya ve onun devrimci örgütünün birincil görevlerinden biridir.
Popülizm hastalığı da,bu “halk “ hastalığının yansımasıdır.Emperyalist kapitalist burjuvazi,sınıfların varlığının reddini teorik anlamda temel alır.Ve her kesimden insanın bir gün mutlaka zenginleşebileceği ve de sınıf atlayacağı masallarını yaymaya çalışır.Bu anlamda hiçbir kesimin diğerinden farklı olmadığı ve insanları “yaklaştıran” bir kavram olarak halk kavramını öne çıkarmaya çalışır.Bunun için,sınıfsal anlamda her şeyin üzerini örtebilecek bir kavramın ardına gizlenmesi gereklidir.Ki bu kavram halktır.Popülizm ise,en genel anlamıyla bu sınıfsal olmayan kavramın en genel dışavurumu olan geri yönlerinin ortaya konmasıdır diyebiliriz.Biliyoruz ki,bunu sosyolojik bir biçimde ve bilimsel terminolojiye uygun biçimde tanımlamadık.(Bizi takip edenler bilir ki,derdimiz bu kalıpları aşmak ve de alıntılardan uzak-yalancık sahte dünyaları aşıp kendi dilimizi oluşturmak ve de komünist devrimciliğin esasta dünyanın algılanışı ve değiştirilmesi iradesinde olduğunu göstermektir.)Böyle bir derdimiz de yok.
Popülizm,her sınıfın en aşağı-en geri kesimlerinin duygu ve düşüncelerinin dışa vurumudur.En geri düşüncelerinin ve en geri duygularının pohpohlanmasıdır.Mevcut düşünce ve duygularının okşanması ve orada kalmasının sağlanması çabasıdır.Popülizmde,mevcudun değerlendirilmesi ve değiştirilmesi yoktur.Önemli olan mevcudun dışavurumu ve deşarjıdır.Mevcuttan rahatsızlık olsa bile,bunun suya sabuna dokunmadan ortadan kaldırılması esas alınır.Tam olarak ortadan kaldırılması da değildir amaç.Mevcut durumdan kendi çıkarları uğruna yararlanma,olgunun elden geldiğince içinin boşaltılarak gerçek durumundan uzaklaştırılması ve günün koşullarına uyarlanarak mevcut durumda en zararsız biçime kavuşturulması amaçlanır.Bu zarar ve ya zararsızlık durumu da çıkarlar ve sistemin genel çerçevesi göz önüne alınarak yapılır.Mesela,sistem tarafından asılarak idam edilip yok edilen Denizler hakkında yıllara sonra sistem ve onun sözcülerinin yaklaşımına bir bakınız.”Masum olan gençler idam edildiler”.Yaklaşımın genel özeti budur.Mevcut olan durumdan ne kadar uzaklaşılır ve gerçekler ne kadar ters yüz edilirse ,popülizm amacına o kadar yakınlaşır.
Tam da bu politik yaklaşım ve üslup ,burjuva siyasal anlayışın kendisine uygundur.Bakınız şöyle burjuva politikacılarına ne demek istediğimizi anlarsınız!Yaz sıcaklarında kömür dağıtılması,basit günlük-birkaç günlük ihtiyaçların karşılanması,ulusalcılığın ve dinsel duyguların sömürülmesine dönük politik üslup,var olan esas çelişkilerin değil tali-ikincil çelişki ve çatışkıları temel alan yaklaşımlar vs vs hep bu söylediklerimizin kanıtıdır.Burjuvazi siyasal sisteminin devamlılığının bir önemli ayağını sürekli buraya dayamak zorundadır.Yığınların mevcut sistemin dışına çıkmasını,emek-sermaye temel çelişkisi etrafında örgütlenmesi ve mücadele etmesini engellemek zorundadır.Doğal olarak yığınların bu güncel ya da can alıcı taleplerinin bir biçimde ifade edilmesi,onların temiz ve güzel duygularının sistemin dayanakları haline getirilmesi ,burjuva düzenin sürekliliği açısından yaşamsaldır.Bu açıdan,her zaman ve her koşulda popülist söyleme sahip olan burjuva siyasetçileri üretmiştir düzen.Bakınız Çoban Sülülere,Kasımpaşalı Tayiplere ve de onlar gibi onlarcasına hepsi siyasal olarak sistemin ihtiyaçlarına karşılık gelmektedir.Bu açığı kapatmaktadırlar.
Popülizm,aynı zamanda toplumsal ,ekonomik,siyasal,kültürel çözülme,dejenerasyon ve yabancılaşamaya eşlik edip temel alır.Bu yoz,gerici,yabancı eğilim, en çok gerçek bir toplumsal hesaplaşmanın eşiğinde, dibe vuruşlarda kendini daha çok öne çıkarır.Kendinden uzaklaşmanın ve kendi olamamanın en özlü karşılığıdır popülizm bu anlamda.
Popülizm en çok toplumsal tabanını,bu dışlanmışlardan,lümpen ve sınıf bilinçsiz proletaryadan,giderek ve proletaryaya doğru kaymaktan korkan küçük burjuva değişik katmanlarından bulmaktadır.Küçük burjuvazinin siyasal temsilcilerinin de ,bu süreç içinde bil fiil yer aldıklarını da söylemeliyiz.Bu açıdan, aşağıdan yukarıya yukarıdan aşağıya birbirini tamamlayan zincirleme bir etkileşim zinciri oluşmaktadır.Diyalektiğin gereği olarak.
Bu gelişmelerden ve var olan gerçek durumdan ,komünist devrimci cenahta yer alanların ya da küçük burjuva devrimciliğinin etkilenmediğini ifade etmek tarihsel gerçekliğe sırt çevirmektir.Yok saymaktır.Bu durum elbette ve daha çok siyasal hareketleri birebir etkilemektedir.Onların güncel siyasal taktikleri ve örgütlenme anlayışlarına bire bir yansımaktadır.Günlük ajitasyon-propaganda çağrılarından tutalım da,ne idüğü belirsiz platformlara kadar ve de giderek sistem içinde tutulan yere bakarak bu gerçeklerin pratik yaşamda nasıl karşılandığını görmek olanaklıdır.Siyasal hareketler , uzun süredir girdikleri bu süreci değiştireme kudretini gösteremezler.Zira girilen yol,stratejik tercihlerin ürünüdür,günün dayatmaları değil.Devrimci politikaya yaklaşımda tutalım da,şehitlere yaklaşıma kadar,seçimlere ilişkin olarak alınan tutumlardan tutalım da örgütlenme anlayışının temeli haline getirilen lümpen proletarya ya da genel olarak “halk”a yönelmesine kadar bu süreç giderek derinleşmektedir,ve tabiî ki derinleşmesi de kaçınılmazdır.Bu aslında gereklidir de.
Yıllardan beridir var olan bir pratik örnek bunun açıklanması açısından yararlı olabilir belki.Bu da 68 devrimci kuşağına ve onun önderlerine karşı yaklaşım ve algılanma sorunudur.Popülizmden en fazla nasibini almış bir konudur bu.Hemen tüm kesimlerin bu noktada sanki fikir birliği etmişcesine aynı noktada birleşmesi enteresan gibi görünse de,bunun temeli tamamen popülizmdir.Mahir-İbrahim ve Denizler üçlüsünden söz ettiğimizde ,gerek yeni yetişen devrimci kuşaklarca ve gerekse de eski kuşaklarca üzerinde birleşilen ve de akıllarda en çok kalanın kim olduğunu hiç düşündünüz mü??Ciddi bir biçimde soruya açık ve dürüstce yanıt verildiğinde ,elbette yanıt Deniz oluyor çoğunlukla.Biz gibi demokratik kültürün olmadığı,geleneksel devrimci aktarımın zayıf olduğu ve popülizmin yukardan aşağıya aşağıdan yukarıya egemen olduğu bir toplumsal yapılanmada bu hiç te enteresan değil.Ama doğru olmadığı gün gibi açıktır.Örneğin Deniz çok iyi bir militandır,iyi bir ajitatördür,iyi bir doğal liderdir.Ama gerçek bir politik önder midir?Mesela İbrahim ve Mahir çok yönlü politik liderlerdir.Sosyalizm üzerine çok yönlü teorik,ideolojik ve pratik düşünceleri,kapasiteleri,ülkeyi algılama ve değiştirme noktasında her ne kadar şablonculuk olsa da üretim içinde olma gayretleri ve de diğer yandan pratik mücadele içindeki yerleri itibarıyla Denizden daha ilerde yer tuttukları söylenebilir.Ama gelin görün ki,Deniz’in bilindiği kadar İbrahim ve Mahir bilinmemektedir.Maalesef durum böyledir.
Ama bir Rus devrimine bakınız,ya da dünya devrim hareketi liderlerine bakınız.Orada özellikle demokratik yerleşik bir kültüre sahip olan ülkelerdeki durum ile bize benzer ülkelerde de durum çok ta farklı değildir. Rus devriminde Kamo’nun tuttuğu yer ile bir Lenin ya da Troçki’nin tuttuğu yer aynı değildir.Öte yandan bize benzer özellikte ve kuşakta yer alan Latin Amerika’da Che’nin efsanevi durumunu düşününüz.İşte Popülizmin yığınlar ve devrimci mücadele üzerindeki etkileri budur.
Sistem,gerek kendi genel siyasal politikaları açısından ve de gerekse de Devrimci mücadele açısından popülist kültür ve değerleri öne çıkaracaktır.Bu kaçınılmazdır.Biz ise,ısrarla bilimsel sosyalizmin ışığında popülizmin çarpıcılığına ve çekiciliğine kapılmadan yolumuza devam etmeli ve yürümeliyiz.Popülizme karşı mücadele,devrimci komünist ideolojik ve pratik mücadelenin çok özel ve önemli bir boyutudur.Gerekli özen gösterilmelidir.Bu “halk” hastalığı mezara gömülmelidir.


MahmutHalilCan(Sendiren)

www.ateshirsizi.tr.cx
www.ateshirsizi.greatnuke.com


Başa dön (c) Bu yazının her türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir .
Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz.
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    www.Munzurca.com Forum Ana Sayfası -> Siyaset/Politika Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
<

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok POPÜLİZM VE PROLETARYANIN DEVRİMCİ MÜ... sendiren Siyaset/Politika 0 Çrş Ağu 01, 2007 11:41 am Son Mesajları Gör

Powered by Dersim © 2006 TeAm