| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
DersiMVataN CANDOST


Kayıt: 08 Temmuz 2006 Mesajlar: 797 Nerden: DersiM
|
Tarih: Cmt Eyl 01, 2007 10:55 am Mesaj konusu: 1 Eylül Dünya Barış Günü |
|
|
Reklamlarımız Destekcilerimiz
1 Eylül’ün Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Barış Günü olarak ilan edilmesinin 20. yılı. İkinci Dünya Savaşının insanlığa yaşattığı acıların yeni savaşları önleyebileceği düşüncesiyle 1946 sonrasını barış dönemi olarak adlandıranlar yanılmış görünüyor.
1946 dan bugüne yaşanan bölgesel ve iç savaşlarda 25 milyona yakın insan öldürülmüş, 40 milyon’un üzerinde insan yaşadıkları topraklardan zorla çıkarılmış ve savaşların yarattığı ağır yoksulluk koşularına terk edilmiş durumda. Ve halen Dünyanın yirmi’yi aşkın bölgesinde çatışmalar devam ediyor. Üstelik çatışmaların yarattığı tahribatlar çatışmaların bitmesiyle sona ermiyor. Tahrip olan sosyal ve doğal çevre, açlık ve sağlık sorunları, kara mayınları sorunu v.b sorunların yarattığı tahribatlar çatışmaların sona ermesinden sonra da devam ediyor.
Rakamlara göre dünyada barış için harcanan her 1 dolara karşılık, silahlanmaya 2000 Dolar harcanıyor.Dünyada silahlanma için harcanan her on doların 4 doları ABD’ye gidiyor.Uluslararası silah tekellerin kasalarına giren her dolar yeni bir ölüm makinesi ve yeni bir savaş olarak karşımıza çıkıyor. Her savaş bir “düşman”a ihtiyaç duyuyor. Silah tekellerinin kiralık hükümetleri ve küresel medya düşman yaratmada da üzerlerine düşeni yapıyor. 11 Eylül konseptinin düşmanı “terör” ve “ teröre destek veren ülkeler”! Üstelik tam da üniformalı ve yasal terör tartışmaları başlamışken…
11 Eylül sonrasının “güvelik” imajlı politikaları barışı sağlamak ve korumakla görevli uluslar arası mekanizmaları etkisizleştirip dünyanın her yerinde önce insan haklarının ve özgürlük alanlarının yeni düzenlemelerle kısıtlanmasını, otoritenin ve militarist yaklaşımın güçlenmesini beraberinde getirdi. Yaratılan yeni düşmanın ülke(leri)si bombalarla işgal ediliyor, yer altı ve yerüstü zenginlikleri talan ediliyor ve bütün bu utanmazlık televizyonlardan naklen savaş olarak bizim ve çocuklarımızın hafızasına işleniyor. Savaş ve şiddeti olağanlaştırıp, insani değerlerimize yabancılaşmamız için. Medya; ekranlardan yansıyan her acıyı ötekinin acısı haline getirip öyle pazarlıyor. Dünyanın; eşitlik, özgürlük, adalet ve dayanışma temelli; ırk, cinsiyet, dil,din vb. tüm farklılıkları insan hak ve özgürlüklerine dayalı ortak değerler üzerinde geliştirerek bir arada yaşamak olan barışa her zamanki kadar ihtiyacı var. Bu bilinçle milyonlarca insan ABD ve müttefiki ülkelerin hükümetlerinin ve medyanın propagandasına rağmen Paris’te, İstanbul’da, New York’ta , Brüksel'de, Atina’da, Manila’da, Roma’da ve dünyanın dört bir yanında Savaşa Hayır, Başka Bir Dünya Mümkün sloganları ve mum yakma eylemleri ile Irak’ın işgalini ve savaşı protesto ettiler. Irak işgaline fiili olarak katılan ülkelerdeki sivil toplum örgütleri kendi hükümetlerinin Irak’a ilişkin politikalarını kınadılar. İspanya’da barış yanlılarının gücü ve propagandaları hükümeti alaşağı etti.
Yanı başımızda süren ırak savaşı ve ülkemizde 15 yıl süren ve ardında 3700’e yakın köy ve mezranın boşaltılması, yüz binlerce insanın zorla yaşam alanlarından çıkarılması, binlerce faili meçhul cinayet ve kaybedilen insan, eğitim, sağlık, beslenme ve barınma hakkından yoksun bırakılan ve sokakların teslim aldığı binlerce çocuk, 40 bine yakın ölü ve yaralı bırakan ve bu gün gelinen noktada yeniden başlama eğilimi gösteren çatışma ortamı ve militarist yaklaşımlar barışın Ortadoğu, ülkemiz ve bizim açısından da ne kadar elzem olduğunu ortaya koyuyor.
İnsan hakları savunucularının yıllardır yaptıkları çağrılara rağmen Kürt sorunu başta olmak üzere bütün toplumsal sorun alanlarında militarizme teslim olmuş, politikasız ve siyasi iradeden yoksun hükümetlerce yok sayılan demokratik barışçıl yaklaşıma her zamanki kadar ihtiyacımız var. Biz insan hakları savunucuları olarak farklılıklarımızı çatışma değil eşitlik nedeni sayıyoruz. Kahramanların, korkakların, orduların, generallerin ve silahların olmadığı bir dünyayı yaratıncaya dek barış için mücadele etmeye devam edeceğiz. 2004 yılının Dünya Barış Gününde bir kez daha yineliyoruz:
Biz Barış İçinde Yaşamak istiyoruz.
Barış İstiyorsan
Barış’ın Yanında ol….


 [/center] |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
DersiMVataN CANDOST


Kayıt: 08 Temmuz 2006 Mesajlar: 797 Nerden: DersiM
|
Tarih: Cmt Eyl 01, 2007 10:58 am Mesaj konusu: Re: 1 Eylül Dünya Barış Günü |
|
|
KADININ RENGİ BARIŞ…
Bugün ülkemizde ve dünyada en fazla özlemini çektiğimiz şey, BARIŞ… Acının, gözyaşının, talanın, işkencenin, her türlü gayri insani muamelenin yaşandığı savaşlarda Barışın rengini hep kadınlar yansıtır; çünkü savaşların acısını en çok onlar yaşarlar. Savaşları “erk sahibi, erkek egemen” zihniyetler yaratır ancak tüm topluma yayılan acıların yükünü en fazla kadınlar taşır.
Kadınlar, silahlı çatışma ortamlarından ve savaşlarda sistematik olarak fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmaktadırlar. Buna zaman zaman bir soykırım, zaman zaman toplama kamplarında yıllarca tutulma, zaman zaman yerleşik oldukları habitatlarının yakılıp zorla boşaltılması, zaman zaman da kölelik eşlik eder. Bangladeş' den Bosna-Hersek’ e, İkinci Dünya Savaşında Berlin'den Japon istilası altındaki Nanking'e, Filistin’ den bugünkü Irak’a, Afganistan’ dan Sudan’ a ve adını sayamadığımız onlarca coğrafyaya kadar her yerde kadınlar ve kız çocukları cinsel şiddetin mağdurları olmuşlardır. Savaşlarda, kadına yönelik tecavüzün ve hamile bırakmanın bir savaşma aracı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Tecavüz, zorla fahişelik, cinsel kölelik ve zorla hamile bırakma, uluslararası insancıl hukukun ve Cenevre Sözleşmesi’ nin açık ihlali olup hem savaş suçudur hem de insanlığa karşı işlenen suçlardandır.
Yine savaşların yol açtığı tahribatlardan en fazla etkilenen nüfus yine kadınlardır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre, dünyada yaklaşık 50 milyon yerinden yurdundan zorla edilmiş insan bulunmaktadır. Bu nüfusun %75-80 arasını kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır. İlgili devletlerarası koruma mekanizmalarını son derece yetersiz oluşu ise, BMMYK’ nın koruması altına girebilmiş 21.8 milyon kişinin sadece yarısının kadınlar ve kız çocukları olmasından açığa çıkmaktadır.
Kendi coğrafyamızda yaşanan 15 yıllık silahlı çatışma süresince evlatlarını yitiren annelerin çığlığı bugün barış çığlığına dönüşmüştür. Çünkü bu coğrafyada kadınlar, tıpkı Bosna-Hersek’deki kadınlar gibi, tıpkı yanı başımızdaki komşu ülke Irak’da olduğu gibi, soykırıma eşlik eden tecavüz, işkence gibi diğer insanlık dışı muamelelere maruz kalan Ruanda’ da olduğu gibi, Sudan’ daki iç savaşta, ve daha sayamadığımız onlarca coğrafyada olduğu gibi, eşlerinin ve kardeşlerinin gözleri önünde tecavüze maruz kaldılar, annelerinin karnındayken faili meçhul bir cinayette yitirdikleri için babalarını asla göremeyecek çocukları dünyaya getirdiler, yakılıp boşaltılan köylerini terk etmek zorunda kaldıkları için şimdi büyük kentin varoşlarında kimlik ve açlık mücadelesi vermekteler. “Bu coğrafyada yitirilen her can bizim canımızdır, savaşa hayır barış hemen şimdi” dedikleri için saçlarından sürüklenerek gözaltına alınıyorlar; Bingöl’ de barış masaları kurmak istediklerinde, “asker, gerilla, polis ve geçici köy korucusu; kimsenin ölmesini istemiyoruz” dedikleri için, belki de tarihte başka bir mahkeme salonunda görüntülenmeyecek bir kare düşürüyorlar tarihe: 125 kadın sadece barışı istediği için sanık sandalyesine otururken onlara işkence yapan görevliler hakkında jet hızıyla takipsizlik kararları veriliyordu. Yitirmenin, işkencenin, kayıpların acısını en fazla kadınlar çektiği için bugün onlar BARIŞ mücadelesi vermekteler. Verdikleri bu barış mücadelesinde de yine aynı karşı-yöntemler karşılarına dikiliyor tabii ki. İnsan haklarına ve demokrasiye tahammülleri olmayanlarca kaçırılarak bir aracın içinde tecavüze uğruyor ve onlara yaşamları boyunca unutamayacakları travmalar yaşatılmakta.
Ama kadınlar, “acılar yarıştırılmaz, acılar hepimizin ortak acısıdır” demeye ve BARIŞ bu topraklarda hüküm sürünceye kadar barış ve demokrasi mücadelesi vermeye devam edecekler. Onlar, yitirdikleri evlatlarının acısını artık başka canlar yitmesin diye çaba sarf ederek bastırmaya çalışıyorlar çünkü. Acı hepimizin, tüm kadınların, tüm anaların çünkü. Yitirilen yaşam kime ait olursa olsun ailelerine taziye dileklerini iletmek de bir daha aynı acıların yaşanmaması içindir; acılara sahip çıkarak sorunlarımızı çözme iradesini göstermek içindir. Çünkü kadının çığlığı barış; rengi barış rengidir…
Barışa bir renk verin
Renkler çabuk solmasın

 [/center] |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
DersiMVataN CANDOST


Kayıt: 08 Temmuz 2006 Mesajlar: 797 Nerden: DersiM
|
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
pirocan_miraz Site Pirocanı


Kayıt: 31 Temmuz 2006 Mesajlar: 249 Nerden: kimsesizler ülkesi
|
Tarih: Cmt Eyl 01, 2007 11:45 am Mesaj konusu: Re: 1 Eylül Dünya Barış Günü |
|
|
DERSİM VATAN BASTA EMEKLERİNİ İÇİN TŞK EDERİM BÖLE BİR KONUYU BİZİMLE PAYLAŞTİĞİN İÇİN BENDE DERİMKİ BARIŞ OLMAYAN BU DÜNYADA BELKİ BİRGÜN BARIŞ GELİR VE OZAMAN BARIŞ GERCEK AMACIYLA SUNULUR VE KUTLANIR.YİNEDE BARIŞ OLMAYAN BİR ÜLKEDE DÜNYA BARIŞ GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN .YENİ GÜNLERDE BARIŞIN YENİNDEN DOĞMASI ÜMİDİYLE 
 merhaba can yoldaşlarım selam olsun benden sizlere |
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
DersiMVataN CANDOST


Kayıt: 08 Temmuz 2006 Mesajlar: 797 Nerden: DersiM
|
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
DersiMVataN CANDOST


Kayıt: 08 Temmuz 2006 Mesajlar: 797 Nerden: DersiM
|
|
| Başa dön |
(c) Bu yazının her
türlü telif hakkı ve sorumlulugu yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir . Munzurca.com BU konuda Sorumlu Tutulamaz. |
 |
|
|
|
|
<
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|