 |
|
 |
 |
| Dersim'de Yaşam '06 Belgesel Linkleri |
canerik bildirdi: " Dersim'de 06 Sonbaharda görüntülenen "Was", "Sarının üstü düzgündür", "Joker" ve "Eyüp Sultan" adlı çalışmalar YouTUBE'de "kat montaj" yapılarak yayınlandı. Aşağıdaki filmlerin içeriğine dair bilgi bulabilir ve ilgili linkleri tıklayarak yada adres satırına yapıştırarak izleyebilirsiniz...
Was (Saman)
Beser ve Fatma iki kumadır. Fatma sağır ve dilsizdir. Beser ise ilerleyen yaşı ve fazla kiloları nedeniyle iş zor hareket etmekte, hiç Türkçe bilmemektedir. Bölgede meydana gelen olaylar nedeniyle köylerinden alınıp başka bir köye yerleştirilirler. Görme engelli olan kocalarının ölümünün ardından her ikisi de yalnız kalır. Her ikisinin de çocukları olmamıştır. En yakın akrabaları, çok uzaktır. Pülümür'e bağlı Kırmızıköprü'de terkedilen, artık kullanıl(a)mayan resmi bir binada, küçük bir evde, zor şartlarda yaşamak zorunda kalırlar.
İki inek ve bir buzağılarından başka hiçbir şeyleri yoktur. Pülümür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın katkılarıyla geçinirler. Kendileri için hayati olan ineklerinin kış yiyeceği için bir ineklerini satar 600 YTL’ye ot satın alır ve yer olmadığı için köyün orta yerine yığmak zorunda kalırlar. Bu, hayatlarında önemli değişikliklere yol açar ve tüm yaşantıları ot a göre şekillenmeye başlar. Çünkü, köyün inekleri meydanda bulunan ota saldırmakta ve yiyerek tüketmektedir. Otun tükenmesi, zorlu ve çetin geçen Dersim kışında en önemli geçim kaynakları olan iki inek için hayati önem taşır.
Fatma sadece çalışırken, Beser otun korunmasına dair uzun yıpratıcı bir mücadeleler verir. Köylüler ile ilişkilerinden, yapılan dualara kadar her şeyin merkezine ot oturmuştur. Kavgalar, tartışmalar bitmeyen nöbetle hayatlarına girer…
Birinci Bölüm: (Türkçe Altyazılı)
http://www.youtube.com/watch?v=usyEcxxc8is
İkinci Bölüm (Türkçe Altyazılı)
http://www.youtube.com/watch?v=n3eiGF7_HDk
Üçüncü Bölüm: (Kırmanciki-Zazaki)
http://www.youtube.com/watch?v=xV56CaOXF3I
Dördüncü Bölüm (Türkçe Altyazılı)
http://www.youtube.com/watch?v=brgzGkoQxXs
Beşinci Bölüm: (Türkçe Altyazılı)
http://www.youtube.com/watch?v=-cbGjbkWpE4
Altıncı bölüm (Türkçe Altyazılı)
http://www.youtube.com/watch?v=3PJ6xA32f4k
http://www.youtube.com/profile?user=kewra
“Sarının Üstü Düzgündür”
Nedir?
“Sarının Üstü Düzgündür” Tunceli’de engellilerden sadece birisi olan, görme engelli Metin Güler ile yapılan söyleşi ve yaşantısından kesitleri kapsamaktadır. Beş kişilik bir ailenin Metin görme engellidir. Kardeşi Ayhan ise görme engelli olmakla birlikte, konuşamamakta, hareket edememekte ve yatağa bağımlı bir halde yaşamaktadır. Bunlarla birlikte baba Kamer Güler’in kolu kısmi engellidir ve çalışmasını engellemektedir. Hiç kız çocuğu olmayan anne Fatma Güler ise iki engelli çocuğunun tüm bakımıyla birlikte, ev ve ahır işlerini de yapmak zorundadır.
Neleri kapsamaktadır?
Söyleşide, Metin’in iç dünyasına kısa bir yolculuk yapılmaktadır. Doğuştan görme engelli olan birisinin ışık ve renkleri tanımlaması, aşkları, sevme nedenleri, hepsi birbirinin aynı olan CD’leri arşivleme yöntemleri, yaşamı kolaylaştırmak için geliştirdiği yöntemler gibi pek çok özgün ayrıntı Metin’in doğal anlatımıyla mevcuttur. Bununla birlikte; Israrlı BİLGİSAYAR istemi gibi kavuşamadığı alamadığı ulaşamadığı hayalleri, hayal kırıklıkları, arzuları, istemleriyle birlikte kısıtlı imkanların çatışması ve bulunan on iki günde bir dışarıda yemek, iki günde bir kahvehaneye çıkma, her öğün üç bardak çay gibi ayrıntı mevcuttur. Bununla birlikte saz çalıp türkü söyleyen Metin’in kendi besteleri, anne ve babasıyla yapılan sohbet gibi bir çok ayrıntı yer almaktadır.
Yardım etmek isterseniz Metin’in iletişim adresi : Metin Güler Kırmızıköprü Merkez 62710 Pülümür Tunceli
Öneri ve Eleştirilerinizi bu mail adresi yada www.canercanerik.com adresinden bana ulaştırabilirsiniz…
Sarının Üstü Düzgündür I
http://www.youtube.com/watch?v=oxvwqq0gs7k
Sarının Üstü Düzgündür II
http://www.youtube.com/watch?v=WvMtCosf5oE
Sarının Üstü Düzgündür III
http://www.youtube.com/watch?v=si5LqX6y9HY
Sarının Üstü Düzgündür IV
http://www.youtube.com/watch?v=9EcVyl6Rp20
Dersim’de sonbahar “Dia gösterimi”
http://www.youtube.com/watch?v=GK1fE9XN5Ug
Video-art çalışması JOKER’i izlemek için
http://www.youtube.com/watch?v=6XRP4Huj1p4
“Eyüp Sultan”
Türkiye’den Avrupa’ya 1960’lı yıllardan itibaren gerçekleşmeye başlayan “İşçi Göçü” en çok ekonomik zorluklar içerisinde, geçim sıkıntısı çeken Anadolu köylülerinin ilgisini çekti. Kendilerine ait topraklar olmayan, herhangi bir gelirden yoksun köylüler Avrupa’ya akın etti. İlk dönemler “Git-kazan-dön” üçlemesiyle yola çıkılırken, bir süre sonra bu üçlemin yerini“Git- Kazan – Yerleş” aldı. Göçle birlikte oluşan “Alamancı” kültürü elbette ki sadece Batı Avrupa’da değil, Anadolu’da yaşam üzerinde önemli etkilere sebep oldu. Giyim-kuşam, konuşma tarzlarından, sosyal ilişkilere, ekonomik güç olarak ortaya çıkmaya kadar pek çok alanda değişimlere yol açtı.
Avrupa’ya giden kişilerin bir anlamda “gidip çalışarak geride kalanlara rahat bir yaşam sunma” hedefi, beklentisi geride kalanların umut ve hayallerini Avrupa’dan gelecek olana çevirdi. Bu gün, Avrupa ve Anadolu arasındaki fark her ne kadar korunsa da, asgari standartta var olan ayrım ve beklenti kendini yine göstermeye devam ediyor. Ekonomik sıkıntı içerisindeki insanların tek umudu yine Avrupa’ya çalışmaya gönderdikleri yakınları olmayı sürdürüyor… Bir dönem yazılan ve aylarla ölçülen zaman diliminde ancak cevap alınabilen mektupların yerini ucuz telefon, internet gibi anında iletişim sağlayan araçlar aldı. Beklentilerin, umutların havale edildiği Avrupa’dan alınan destekler ve gerçekleştirilen hayallerin sayısında da aynı oranda gerileme oluştu. Ama değişmeyen bazı gerçekler vardı.
“Eyüp Sultan” işte bu bağlamda bir sembol oluşturuyor. Avrupa’ya bir dönem yazılan mektupların, kayıt edilerek gönderilen teyp kasetlerinin önemli bir bölümü, yoksul köylülerin ihtiyaçlarının yer aldığı sipariş listesi gibiydi. Elbette ki en önemli beklenti paraydı. Süslü çocuk oyuncaklarından, “meyvaları hızlı büyüten ilaçlara”, jel şekerlerden çikolata, içki, ayakkabı, iç çamaşırı, kışlık kıyafetler, televizyon, müzik seti, teyp, tekerlekli ayakkabı gibi, adeta görülen ve duyulan her şey “Avrupa’da daha ucuz” “Avrupa’nınki daha kaliteli” gibisinden beklentilerle, -ki daha da önemlisi, Avrupa’da bunları alabilecek ekonomik güce sahip insanların var olması sebebiyle- isteniyordu. “Eyüp” Sultan olarak algılanıp tanımlanıyor…
Avrupa’da yaşayan bir Dersimli arkadaşa “mail” yazarken, bir dönem bizim de yazıp adeta sipariş listesine çevirdiğimi mektupları anımsadım ve nostalji yapma adına benzer bir üslupta yazıp yolladım… Mektubun ardından ise Almanya’da yaşayan oğlu için bana görüntü çektiren Hasan Satık’ın kayıtlarını tekrar izleme ihtiyacı duydum. Elimde olan görüntüler, yukarıda bahsettiğim mektup ve teyp kasetiyle aynı formattaydı.
Dersim’de yaşayan ve patlayan bir mayın nedeniyle bir ayağı sakatlanan Hasan Satık, kış aylarını Mersin’de geçirmesine rağmen ekonomik sıkıtı çekmektedir. Her sene ilk baharın gelmesiyle birlikte yaşadığı köy olan Kırmızıköprü’ye gelir ve burada fiziki durumunun imkan verdiği tek iş olan arıcılık yapmaya devam eder. Ancak bu işten kazandığı kendisine yeterli gelmemektedir. Umudu, Almanya’da yaşayan oğlu Eyüp’tedir. Bulduğu kameraya yaşadığı mekanı tanıtır ve zorlukları kayıt ettirir. Tek hedefi, tek amacı Almanya’daki oğluna göndermek ve onun kendi sıkıntısını görerek yardım etmeyi sürdürmesini istemektedir. Yaklaşık on dakikalık görüntünün önemli bir bölümü bu bağlamda taleplerden oluşmaktadır.
- Eyüp sultana söyleyeceğim para göndersin hepsini değiştireceğim… (Bacaları kast ediyor)
- Eyüp sultana söyleyeceğim para göndersin evi yeniden yapacağım…
- Bu memlekette durum kötü. Hiçbir gelirimiz yok. Aylık yok.. Maaş yok.. Durumumuz kötü yani…
- Bu eski çeşme. Şimdi, yalnız kalınca bana su getirmiyorlar.. Kamer Güler diyor “Su ancak karşıya (mahalleye) yetiyor…Eyüp sultana yazayım bana jeneratör alsın. Motor… Su çekeyim. (Dereden)
- Burası masamdır. Yemeklerimi (yaz aylarında) Burada yiyorum.
- Rakı da içiyormusunuz burada?
- Para varsa içiyoruz yoksa yok…Eyüp Sultan (para) gönderirse arada bir rakı alıp rakı alıp, rakı da içeriz..
-
- Eyüp Sultan’a diyeceğim “para göndersin” Yeni kovan alacağım. Hepsinin içerisine su giriyor. Arılar ölüyor..
- Eyüp sultana diyeceğim hepsini yenileyeceğim. Her şeyi yeni alacağım
- Tanrıya şükür Eyüp Sultan’da var. Bana gönderiyor.. Çok şükür bana her zaman gönderiyor. Benim de artık tek umudum odur. Ondan başka kimim var ki benim?
YouTUBE’de kısmi görüntü kaybı yaşanmasıyla birlikte 06.04 saniye süren film, Anadolu’da yaşayan insanların umut ve hayallerinin bağlandığı “Alamanyaların” insanların yaşantısının içerisine ne kadar girdiğini ve yaşamın her alanında “Alamancılara” ihtiyaç duyduklarının, onlardan beklenti içerisinde olduklarını göstermesi bakımından, dönemi yansıtan bir belge niteliğinde… Hasan Satık’ın renkli kişiliği ve üslubuyla Musa Aslan’ın mütevazi ve sessiz kişiliği filme renk katıyor.
Filmi izlemek için lütfen aşağıdaki link’i tıklayın ;
http://www.youtube.com/watch?v=CYqFfvELcMc
"
|
| Tarih: 31.12.2006 Saat: 12:02 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|