 |
|
 |
 |
| Modern Zamanları Kasteden Müzik |
12 yıllık sürgün yaşamının ardından ilk kez Türkiye’ye gidip konserler veren Mikail Aslan, gelecekten umutlu. Aslan, kendi tarzını “modern zamanlara kasteden müzik” diye tanımlıyor.
Zazaca stranları, kullandığı Doğu ve Batı enstrümanlarıyla Kürt müziğinin sevilen ismi Mikail Aslan, 12 yıllık sürgün yaşamının ardından ilk kez Türkiye’ye gitti. İstanbul, İzmir, Erzincan ve Amed’de konser verdi. Zazaca ezgilerle otantik müzik yapan Aslan, sürgüne rağmen ait olduğu kültürü yaşatma yolunda önemli mesafe kaydetmiş. Mikail Aslan, 12 yıllık sürgün yaşamını “Sürgün parçalı bulut gibi bir şey. Bir türlü bir yere yağdıramaz. Parçalanmış karakter kişilik oluşuyor” sözleriyle anlatıyor.
Aslan’ın müziğine getirdiği tarif ise şöyle: “Bu müzik özünde belli bir bölgenin sound yapısını temsil ediyor. Bir kere bir insan bir bölgede yetişir, oranın kültürünü alır. Oranın ruhuyla şekillenen bir kimliği taşır. Bir şekilde o müzik kültürüyle şekillenmişiz, o doğal kültürün güzel yanlarını alarak evrensel değerlerin bir parçası yapma gibi bir düşüncemiz var. Her enternasyonal kültürün içinde küçük bir halk orijini vardır. Biz bunun diyalektik bağını kurarak sanatımızı yapmaya çalışıyoruz. Biz zaten kendi bölgemizi anlamadığımız taktirde diğerlerini de anlayamayız. Bu temelde ben kendi müziğimi modern zamana kast eden bir halk müziği olarak görüyorum.”
Müzikle düşünce arasındaki bağ
Mikail Aslan, Kürtler gibi dağlı olan toplumlarda sözün müzikten daha ileri olduğu görüşünde. Tamburu ise bir olayı anlatmak için ses niteliği diye tarif ediyor. Aslan, enstrümanı sadece sözü destekleyici bir araç olarak değil de o aracı kendi başına da düşünmek istediğini söylüyor. Kürtlerde enstrümantal müziğin gelişmediğine de vurgu yapan Aslan, makam ve ritmlerle kaybolan değerleri enstrüman boyutuyla işlemeye çalıştığını belirtiyor.
Aslan’ın Kürt müziği ile düşünce arasındaki ilişkiye dair görüşleri de şöyle:
“Kürt müziği başlangıcında anlatım tarzıydı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, ilk olarak Kürt direnişini, dirilişini gerçekleştirmek isteyen gençlerden etkilenen sanatçılar vardı. Bunlardan biri Şiwan Perver’di. Şiwan da bu motivasyonla yola çıktı. Böyle baktığımız zaman düşünce ile müzik, müzik ile mitoloji, müzik ile din arasında bir bağ vardır. İsteseniz de istemeseniz de her müzik sonuçta bir fikrin, düşüncenin, bir tabakanın, bir anlayışın ürünü olarak çıkıyor. O halde müzikle düşünce arasındaki bu bağı iyi anlamak gerekiyor. Bunu bütünleştirmek gerekiyor.”
‘Genç müzisyenler desteklenmeli’
Mikail Aslan müzik kaynaklarından yararlanırken bireysel yoğunlaşmanın doğru yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Medya’nın dayattığı popüler anlayışın çabuk tükenmeyi beraberinde getirdiğini de belirten Aslan, doğru bir yaklaşımla eski bir klamın yeniden canlandırılabileceği görüşünde. Aslan Kürt müzisyenlerin durumunu da şu sözlerle anlatıyor: “Eskiden sadece Kürtçe albüm yapmak bile yetiyordu. Ama artık dinleyiciler kalite de arıyor. Bir kere bu alan medyaya kapalı olduğu için yine büyük firmalar olmadığı zaman bu alanda çaba gösteren müzisyenler zor anlaşılır. Şüphesiz buradan çıkacak insanlar da halkın arasından gelecektir. Dolayısıyla burada iş yine halka düşüyor. Halkın genç müzisyenler adına bir ışık gördüklerinde ona sımsıkı sarılması gerekir. Tabi bu aşamada mümkün değil. Çünkü toplum olarak bir arabesk kültürünün, piyasa kültürünün etkisi altındayız. Yani müzikle sanatı inceleyen çok daha bilinçli kesimin oluşması gerekir. İşte bizim buna rağmen bir şeyler yapmamız lazım. Ben inanıyorum ki, giderek Kürt müziğinin birikimi kendisini gösterecektir.”
‘Değişim yeterli değil’
Mikail Aslan Kürt müziğindeki değişimi de yeterli bulmuyor. Kürt kültürünün belli bedeller karşılığında açığa çıktığına vurgu yapan Aslan, Kürtçe algılayan herkesin müzik yapmak istemesini doğal karşılıyor. Ancak bazı uyarılarda da bulunuyor. Özellikle belli potansiyeli olan müzisyenlerin bir tarza saplanmasını eleştiriyor. Aslan Koma Agire Jîyan’ın govend müziğine hapsolduğu eleştirisini yapıyor. “O arkadaşlar dinamik motivasyonla ortaya çıkmış. Govend kitliyor onları. Bunlar da durum içerisinde bazen yönlerini yitiriyorlar” diyen Aslan, gelecek on yıl içerisinde niteliksel ayrışma olacağı görüşünde.
‘İnsanlara doğru şeyleri verdiğime inanıyorum’
Mikail Aslan, 3 ay içerisinde yoğun bir çalışma içine gireceğini, kendi içerisinde nitelik taşıyan az enstrümanla çok şey anlatma çabasına gireceğini anlatıyor. Dersim Zazacasıyla sınırlı kalmasını yetersizlik olarak gören Aslan, ileriki dönemlerde Bingöl yöresine ait Zazaca ezgilere de yer vereceğini belirtiyor. Kürdistan ve Türkiye’deki konserlerine gösterilen ilgiden etkilendiğini belirten Aslan, yaptığı müziğin amacına ulaştığını şu sözlerle anlatıyor: “Erzincan’da verdiğim konserde, konser salonuna giren herkes Zazaca konuşmaya başlıyordu. Konsere gidiyorlar diye o mekanda bilinçli olarak bu dili konuşma vardı. Bizim müziğimizin gerçekten yapmak istediğine ulaştığını gördüm. O dili temsil etmemiz, olduğundan daha büyük sempati yaratmış. Bu demektir ki insanlara doğru şeyler verdik.”
Aslan son olarak siyasilere de mesaj vermek istiyor. Politik çevrelere dahil olmayan insanlara siyasi çevrelerin biraz daha hoşgörüyle yaklaşmasını isteyen Aslan, “Sanat bir emektir. Bu emek de bir vicdan yoğunlaşmasının sonucu olarak ortaya çıkıyor. Ortada bir değer varsa, hangi çevrelerden olursa olsun değer altında buluşmak gerekir. Çünkü sanat ve müzik bir değerdir; halkın bütünlüğüdür, birleştiricidir” diyor.
DİHA/AMED
Mikail Aslan kimdir?
1972 yılında Dersim’in Pülümür İlçesi’nde doğdu. 10 yaşında ailesiyle birlikte Kayseri’ye zorunlu göç eden Aslan, Malatya İnönü Üniversitesi Matematik Bölümü’nde 2 yıl okuduktan sonra politik nedenlerden dolayı okuldan uzaklaştırıldı. 1995 yılında zorunlu olarak Almanya’ya yerleşen Aslan’ın anadili ile solo albüm yapma arzusu “Agereyis” (Dönüş) ile hayat buldu.
|
| Tarih: 03.01.2007 Saat: 10:27 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|