 |
|
 |
 |
68 kuşağının önderleri, Deniz Gez-miş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan´ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi´nde asılmasının üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen kararın adil olmadığı tartışması bitmek bilmiyor.
68 kuşağının önderleri, Deniz Gez-miş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde asılmasının üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen kararın adil olmadığı tartışması bitmek bilmiyor. Dava avukatlarından Halit Çelenk, üç gencin infazına ilişkin sarsıcı bilgiyi açıklarken dönemin Başbakanı Süleyman Demirel de "Elinde kan izi olmakla" suçlanıyor. Öte yandan, idamların birbirlerine izlettirilerek, son anlarında da "işkence"ye tabi tutuldukları ortaya çıktı...
Demirel'in "teessüfle" karşılık verdiği "suçlama" köşe yazarlarından da destek görüyor. 5 yıldır kanser ve astım tedavisi gören, bir dönemin tanığı Avukat Halit Çelenk, Akşam gazetesine yaptığı açıklamada Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi'nin avlusunda asılması anının birbirlerine izlettiklerini söyledi. Üç gencin darağacına gidişlerine avukat Mükerrem Erdoğan'la birlikte tanıklık eden Çelenk, "İdam Gecesi Anıları" adlı kitabında dahi söz etmediği sarsıcı bilgiyi yıllar sonra kamuoyu ile paylaştı.
YUSUF PENCEREDEN İZLEDİ
Çelenk'in "Gözümün önünden gitmiyor" dediği olay şöyle yaşandı: "Ulucanlar Cezaevi'nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz'in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz'i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf'u getirdiler. Yusuf, pencereden Deniz'in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin'i odaya getirdiler ve o da, Yusuf'un infazını saniye saniye gördü. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi?"
'DENİZ 25 DAKİKA CAN ÇEKİŞTİ'
Çelenk, Deniz Gezmiş'in infazını unutamadığını belirterek "Deniz'in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan'la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve 'Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı' dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, 'işkencedir'. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin'in infazlarında tek ilmik kullanıldı." dedi.
Çelenk infaz anını "87 yıllık ömrümün en zor anı" olarak tanımladı. Deniz Gezmiş'in sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisinin tekmelediğini yineleyen Avkuat Çelenk "Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, 'masayı çek, masayı çek' diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz'in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz'in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, 'işkence'den başka hangi sözle açıklanabilir?" dedi.
"ELİNDE KAN İZİ VAR SÜLEYMAN DEMİREL"
SABAH yazarı Ergun Babahan, Halit Çelenk'in şok açıklamalarından kısa süre önce 35 yıldır kamuoyu vicdanını rahatsız eden üç gencin idamıyla ilgili olarak dedi ve dönemin başbakanını idama onay vermekle suçladı. "Tarih Demirel'i üç gencin faşist rejim tarafından katli için şahsen çırpınan eski *****hurbaşkanı ve başbakan olarak hatırlayacak. Vicdanlarda mahkûmsunuz" diyen Babahan'a yanıt veren Süleyman Demirel "Teessüflerini bildirdiği mektubunda "Hüküm kesinleşmişse, idam kararları TBMM'ye gelir. TBMM, bu kararların temyiz mercii değildir. TBMM, mahkeme değildir. Sadece, kararı tasdik eder. Geri çevirdiği, hemen hiç görülmemiştir" yanıtını verdi. Konuyu köşesine taşıyan Kürşat Bumin de, bu yanıt üzerine Demirel'e "idama 'Hayır' diyen 45 milletvekilini şanına ortak olamasa da, hiç değilse -tam da Saddam'ın mide bulandırıcı idam görüntülerinin dolaşımda olduğu şu günlerde- vicdanlı birisi olduğunu bu vesileyle hatırlaması kendisi açısından iyi olacaktır... Hem böylece, ikide bir karşılaştığı ve altından kalkabilmek için kırk takla attığı 'münasebetsiz sorular'dan da kurtulmuş olur" önerisinde bulundu...
Üç Gül
Leylak zamanı
Mor, beyaz bir sabah…
Güneş alı al,
Kan ağlayan bir gelincik
Üç gül mağrur
ve başı dik
uyandırıldı
Sustu iç avlu, taş duvar
Uzak yollar, şehirler.
Durdu akan sular.
Kuşlar uçmaz oldu
Sustu demirciler çarşısında
Bakırda nakış, bir lale boynunu eğip
Kim diyebilir
Söyleyin kim
Leylak zamanı
Mor, beyaz bir sabah
Sebepsizdir ağlayan anaların gözyaşları
Hasan Kaya
|
| Tarih: 12.01.2007 Saat: 20:12 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|