 |
|
 |
 |
| Kadının Bir Günlük Krallığı |
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken hiç kuşkusuz Avrupa siyaset sahnesinin başarılı oyuncuları günün anlam ve önemini bize süslü laflarla nasıl aktaracaklarını düşünüyorlar.

Başarılı bir diplomatın elinden çıkan oy ya da iktidar kaygısıyla hazırlanmış biraz da vicdan rahatlatmaya dönük parlak açıklamaları aynı gün evinde veya sokakta şiddete uğramış bir kadın dudağının morarmış köşesinde acı bir gülümsemeyle dinleyecek. Çünkü o kadın 8 Mart'ın onun hayatındaki şiddeti değiştirmeye gücü olmadığını bilecek. Çünkü o kadın devletin, polisin, sosyal hizmetlerin ve politikanın bu sorunu çözemediğini yıllar önce öğrenmiş olacak. Çünkü o kadın köşeye sıkışmış olmanın verdiği yorgunluğu duyumsayacak.
Af Örgütü'nün 2004 yılında çıkardığı bir rapor, post-modern, neo-con, Soğuk Savaş sonrası, yeni dünya ne derseniz deyin, bugün yaşadığımız dünyanın kadınlarının hâlâ en büyük sorunlarından birinin şiddet olduğunu ortaya koydu. Dünyada her üç kadından biri ki -bu 1 milyar kadar kadın demek- hayatının bir döneminde dayak yiyor, tecavüze uğruyor ve cinsel ilişkiye zorlanıyor. Genel olarak bu suçu işleyen kişi de kadının aile ya da yakın çevresinden bir erkek oluyor. Avrupa Konseyi'nin araştırmalarına göre 16-44 yaş arasındaki kadınlar en çok ev içi şiddet yüzünden ölüyor ya da sakat kalıyor. Bunu kanser ve yol kazaları izliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kadınların yüzde 70'i kocalarının elinden cinayete kurban gidiyor.
Üstelik bunun gibi istatistikler buzulun görünen kısmı, çünkü genel olarak şiddete uğrayan kadınlar utançtan, korkudan, çaresizlikten bu sorunu açığa çıkarmıyorlar. Tüm Avrupa ülkelerinde görülen ev içi şiddetin yalnızca düşük gelirli kesimlerde yaşandığı ise büyük bir yanılgı. Şiddet kadını toplumun en yüksek düzeylerinde de tehdit ediyor.
Yine iş kuşkusuz, burada da kadına düşüyor. Ev içi şiddet çemberinden kurtulan azınlığın diğerlerine yol göstermeleri, korkunun ve ekonomik bağımlılığın yıkılması için elverişli ortamın yaratılması konusunda özellikle kadın yetkililerin cesur adımlar atmaları gerekiyor. Türkiye ve Avrupa'da kendini bu konuya adamış canla başla çalışan gönüllülerin olduğunu unutmamalı. Ancak çabalar yetmiyor. Kadınlar evde, işte, sokakta, savaşta sürekli, durmaksızın ölüyor.
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ortaya çıkışının aksine birkaç politikacının sempati mesajları verdiği bir gün olmaktan ileri gidemiyor. 8 Mart 1857'de New York'ta tekstil fabrikalarında çalışan kadınların iş ve maaş koşullarını protesto etmesiyle başlayan hareket 20. yüzyılda kadınlara pek çok ekonomik, siyasi ve sosyal hak sağladı. 1960'larda başlayan feminist hareket ise bunu daha da ileriye götürdü.
Bunca ilerlemeye karşın çağdaş kadının hâlâ en büyük sorunlarından birinin şiddet olması kadın hakları konusunda bir arpa boyu yol gidildiğini gösterir.
Artık kadınların bile ciddiye almadığı 8 Mart günü için böylesi bir şiddet ortamında neyi kutladığımızın açıklamasını yapacak birileri mutlaka vardır. Ne de olsa kadın haklarını erkekler daha iyi savunmuyor mu?
Kadının Bir Günlük Krallığı
|
| Tarih: 05.03.2007 Saat: 11:24 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|