 |
|
 |
 |
Che’nin ölümünün 40. yılı. Che, 40 yıl boyunca dostlarının da, düşmanlarının da hafızalarından hiç silinmedi, 40 yıl boyunca dostlarına umut, düşmanlarına korku saldı hep.
Che’yi yazıyorlar hala. Burjuva kalemşorlarından kırk yıllık reformistine, Che’yle özdeşleşen ne varsa onlardan adeta vebadan kaçar gibi uzaklaşanlara kadar hemen herkes yazdı, yazmaya da devam ediyor. Kimileri yazmakla kalmıyor, çeşitli anma etkinlikleri, gösteriler vs düzenliyor.
Peki, kim bunlar? Yaptıklarında ve yazdıklarında ne var?
Biraz korku, biraz nostalji, hayranlık ve rant… Yokedemiyorsan “sahip” çıkacaksın!.. İlk bakışta sanki övüyorlar, sahipleniyorlar gibi ama aslında Bolivya’da “başarısız” olmasından gizli bir sevinç duymaları hepsinin asıl ortak yanı.
Che yaşıyor ve aynı şeyleri yapıyor olsaydı bunun hiç hoşlarına gitmeyeceği kesindir. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, Che’nin yaşayan mirası onları rahatsız ediyor. O mirası sürdürenlerden, emperyalizm ve oligarşi karşısında “ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin” diyebilenlerden hoşlanmadıklarını biliyoruz. Bu yüzden, sisli, bulanık bir imaj yaratıp o imajın onun ardındaki gerçek Che’yi unutmak ve unutturmak istiyorlar.
Özkök, geçmişteki yazılarının birinde: “Ya o yanlıştı. Ya bugün bizler yanlışız...” diyordu. Kimin yanlış olduğu belli; kaldı ki yaşanan 40 yıl kırk bin kere bunu tekzip etmiştir de.
Emperyalizm dünya halklarını sömürmeye, kan ve ateş içinde boğmaya devam ederken, Che gibi olamayanlar, onu anlayamayanlar yanlış yerdedir.
Ernesto Che Guevara
Peki, hakkında bunca yazılar yazılan, filmler yapılan Che kim?
O bir savaşçı, gerilla, enternasyonalist, yeni insan... Bir halk kurtuluş savaşçısı.
Yaşamıyla, savaşıyla, teorisiyle dünya halklarına kurtuluşun yolunu gösteren devrimci bir önder.
Che, “Yeni insan”... Çünkü “eski”deki bireyciliği reddediyor. Çünkü halkı için yaşamını feda edişi görkemli bir gerilla destanıyla bayraklaştırıyor. Çünkü “eski”nin uzlaşmacılığını reddediyor.
Che, yeni insan; O kapitalist kültürden miras kalan kişiliğin reddidir. O sosyalizm düşüncesinin uğrunda ölünecek kadar değerli olduğunu söyleyen ve bunu hayatıyla perçinleyendir.
“Her devrimcinin görevi devrim yapmaktır” diyen Arjantinli Che, devrimci mücadelede yer aldığı 1953’ten, kahramanca şehit düştüğü 1967’nin Ekim ayına kadar, elde silahıyla dünya halkaları için savaşmıştı. Gençliğinde tüm kıtayı dolaşarak Latin Amerika halklarını yakından tanıyan Che, Küba devrimi en zor günlerini atlattıktan sonra, 1965 Eylül’ünde bütün görevlerinden istifa ediyor ve ünlü veda mektubunu Castro’ya bırakarak 1966’da gizlice Bolivya’ya geçiyordu.
Bu mektubunda şöyle diyordu Che:
“(...) Sanırım beni, Küba’nın kendi sınırları içindeki devrimine bağlayan ödevden payıma düşeni yerine getirdim.
Simdi, senden, arkadaşlardan ve artık benim de halkım olan halkından izin istiyorum (...) Dünyanın başka köşeleri var, benim karınca kararınca yardımıma muhtaç.”
4 ay sonra Bolivya’dan Havana’da toplanan üç kıta konferansına gönderdiği demeçte ise şöyle sesleniyordu:
“Amacım, iki, üç... daha fazla Vietnam yaratmak.”
Che, günümüzün görevlerini en çarpıcı şekilde ortaya koyuyordu bu sloganla. Ve o bir enternasyonalist proleter devrimci olarak kendini bu göreve adamıştı. Söz konusu demeci su satırlarla sona eriyordu:
“Ölüm nereden ve nasil gelirse gelsin...
Savas sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi safa geldi!”
Peki, kim diyebilir ki Che öldü diye?
Binlerce devrimci, onlarca yıldır Che’nin yükselttiği kavga bayrağını daha da yükseltmek için onun yolunda yürümedi mi? Tabii ki Che yaşıyor ve hala ülke ülke dolaşıp dağlarda ve kentlerde halkının özgürlük kavgasını büyütüyor.
Che’nin Mirasçıları, Günümüzün Che’leri
Mahirler ve onların yolundan yürüyenler; Türkiye halklarının Che’leri olarak atılmadılar mı kavgaya! Anadolu topraklarında yüzlercesi, binlercesi... Che’nin kavgasını sürdürmediler mi? Evet, bizim de dağlarımız, dağlarında; “Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin hoş geldi sefa geldi” diyen Guevaralarımız var…
“İki, üç daha fazla Vietnam” şiarıyla savaşıyorlar yıllardır.
Che onlar için yalnızca tişörtlerde taşınan bir “idol” değil; Onlar Che’nin adını pankartlarına yazıyor, silahlarının kabzasına işliyorlar, aynı düşünceler uğruna olüyorlar… Çünkü yanaklarında, aynı haksız tokatın acısını hissediyorlar.
Onlar Che gibi yaşıyor, Che gibi savaşıyorlar. Che onlarda yaşıyor.
|
| Tarih: 11.10.2007 Saat: 17:08 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|