 |
|
 |
 |
| Hoşçakal Dersim / ErdaL Er |
Giderken demişti: ‘elveda’ … ve eklemişti: ‘hoşçakalın, ben gelmem’..
Ve sözüne sadık kaldı gelmedi/gelemedi ve gitti bir sonbahar akşamı…
ERDAL ER
Gerisinde son sözü kaldı: ‘Evlade Kerbelayıx, be günayıx, be hatayıx, ayıptır, günahtır, cinnayettir, zulümdür.’
Yeminle darağacı arasına sıkışan bir hayat/hayatlar öyküsünün detayını bu iki cümle arasına sakladı.
Yemin ve bedeli darağacı…
*** *** ***
Yıl 1935...
Genç *****huriyet’in kan tüccarları parlamentoda ihaleye katılırlar. Fiyat kırılmaz, arttırılır. Hararetli tartışmalar sonunda Dersim fermanı imzalanır.
25 Aralık 1935 yılında kanlı Tunceli Kanunu çıkartılır, Dersim adı değiştirilerek Tunceli yapılır.
Söz konusu kanunla birlikte yeni dönem başlar Dersim için. Alkışlarla ihale edilen kanlı kefen ihalesinde birinci perde kapanır. Tarihte Dersim katili olarak bilinen general Abdullah Alpdoğan olağanüstü yetkiler verilerek Elazığ’a gönderilir.
Birinci Genel Müfetişlik kapsamına alınan illerin sınırı genişletilerek, Dördüncü Genel Valilik kurulur. (6 Ocak 1963). Bununla yetinmeyen Ankara hükümeti Elazığ’da Dersimlileri yargılayacak İstiklal Mahkemesi kurar. Dersim ve çevresi ‘yasak mıntıka’ ilan edilir. Ankara Dersimlilerden; 200 bin martin tüfeği, vergi, asker ve *****huriyetin egemenliğini tanımasını ister. Yüzyıllarca yarı bağımsız yönetilen Dersim bu talepleri reddeder ve kendi ulusal haklarının tanınmasını talep eder. Ankara yönetimi, 1930’lardan sonra Dersim’i ‘çıban’ başı ilan eder. Parlamento açılış konuşmasında Atatürk kürsüden şunları söyler: ‘Dahili iç işlerimizde en mühim safva varsa o da Dersim meselesidir. Dahilinde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam ve geniş şelahiyetler verilmelidir.’
Katliam kararı veren Ankara, işe Dersim’de yol, karakol ve kışla yaparak başlar.
1936 baharında Dersim’e iki koldan hava destekli haraket düzenlenir. 1936 sonbaharına kadar süren askeri haraket başarısızlıkla sonuçlanır ve karın yağmasıyla birlikte asker Elazığ’daki kışlasına geri döner.
1937’nin kanlı baharı
Karın erimesiyle birlikte 1937 baharında Dersim’e tekrar hava ve karadan haraket düzenlenir. Ankara, Eskişehir ve Diyarbakır’dan kalkan uçaklar aylarca Dersim’i bombalar.
Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçe’nin uçağından atılan bombalar Laçinan Vadisin’de saklanan Seyit Rıza ailesini hedefler. Bu saldırıda Seyit Rıza çocuklarının da içinde yer aldığı 38 kişi katledilir. Dersim’in çeşitli yerlerinde sivil halkı hedef alan toplu katliamlar yapılır. Yerleşim yerleri yakılır ve kullanılamaz hale getirilir. Dersimliler, Türk ordusuna karşı yiğitçe direnir. Ancak Temmuz ayının başında Alişer ve eşi Zarife, 26 Ağustos’ta da direnişin önderlerinde Hozat cephe Komutanı Şahan Bey, iç ihanete kurban olurlar. Alişer, Zarife ve Şahan Ağa’nın başları kesilerek Hozat’da General İsmail Hakkı Tekçe’ye teslim edilir.
Önderlerinin yasını tutan Dersim, Eylül ayında Rayber Seyit Rıza’nın yakalanmasıyla tamamen sarsılır. Seyit Rıza, Erzincan Valisi’nin; “İsteklerinizi kabul ediyoruz” çağrısı üzerine iki arkadaşıyla Erzincan’a giderken 5 Eylül 1937 tarihinde Dersim Erzincan sınırında yer alan Muti köprüsünde askerlerce yakalanır.
Tutuklanan Seyit Rıza, Erzincan’dan Elazığ’a gönderilir ve cezaevine konulur.
12 Ekim’de başlayan 71 kişilik Dersim davasında hukuk hiçe sayılarak *****artesi ve Pazar günü son mahkeme yapılır. İsyana teşvik suçlamasıyla askeri mahkemede yargılanan Dersimli esirlerin içinde bulunan Seyit Rıza’nın yaşı küçültülür, oğlu Resik Usen’in yaşı ise büyütülerek 11 kişiye idam cezası verilir.
İdama mahkum edilenlerin sayısının çok olmasından dolayı, 4 kişinin cezası 30 yıla indirilir. Seyit Rıza, oğlu Resik Hüseyin, Aliye Mirzali, Ülküye oğlu Hasan, Seyit Hüseyin, Demenan Aşiret Reisi Cebrail Ağa’nın oğlu Hasan ve Fındık Ağa 17 Kasım’ı 18 Kasım’a bağlayan gece Elazığ Buğday Meydan’ında darağacına çekilirler.
Günlerce teşhir edilen cenazeler yakılarak, külleri bilinmeyen yere götürülür.
Kanlı 1937 yılını, önderlerini kaybederek kapatan Dersim’de direniş Demenan ve Aliboğazı’da devam eder.
1938 ilkbaharında düzenlenen askeri haraketta çatışmalar tekrar başlar.
26 Ağustos’ta Kırmızı Dağ ve Demenan mıntkasına yapılan saldırıda Laç Deresi düşer.
Böylece Dersim direnişi yenilgiyle sonlanır.
3 yıl süren katliamın faturası Dersim’e çok ağır olur. Bu konuda; Türk devletinin 40 bin, bazıları da 70 bin Dersimliyi katlettiği yazılır. On binlerce Dersimli, Türkiye’nin batı illerine sürgün edilir. Hayvan vagonlarına doldurulan Dersimlilerin pek çoğu daha sürgün yerine uğramadan açlık ve hastalıktan kırılırlar. Sürgün bölgesine ulaşanlar ise, aileler parçalanarak ve ilişkileri kesilerek dağıtılırlar.
1946 yılında çıkarılan afla, yaşayan sürgünlerin çoğu Dersime geri döner. Bu tarihe kadar başta Demenanlı direnişçiler olmak üzere pek çok Dersimli dağlarda direnişini sürdürür.
Hoşgeldin Dersim
Okuyucuya, Dersim genozidinin -katliamının- kısa bir kronolojisini sunduktan sonra, şimdi de katliama paralel yürüyen “Beyaz katliam” adı verilen ethnozide (asimilasyonla yok etme) geçelim. Devlet, “Sefer yapılır, ama zafer kazanılmaz!” diye ün yapan, Kürdistan’ın kalesi Dersim’i düşürmek için her kasabada askerine kışlalar yapmış. Savaş sonrası bu kışlalara, devşirilen Kürt çocukları doldurularak, Türk oldukları yemini yaptırıldı. Kışlalar, fakir Kürt çocuklarının devşirildikleri kurumlar haline getirildiler.
Dersim’de tüm coğrafi isimler Türkçeleştirildi. Kürtçe konuşmak yasaklatıldı. Dersimlilerin öz be öz Türk oldukları, Horasan’dan geldikleri yalan ve propagandası yapılarak, Dersimli Kürdün ataları, tarihi ve kültürü ile bağı atıldı. Türk devleti Dersim’i düşürmek için hayatın her alanında kapsamlı çalıştı. Bu propagandaya inanan veya çıkarı için etkisinde kalan önemli miktarda insan olduğu bir realitedir.
Dersim genelde Alevi inançlıdır. Katliam sonrası Dersimliler cem tutmak için gözcü dikerken, Kemalizm Alevi inancını “teklik” içine çekmek için baskı altında tutarken, günümüzde Kürt ulusal mücadelesinin gelişmesi sonucu, Aleviler yeniden cem evlerine kavuştular.
Dersim, önce aşiretler arası kavgalarla, ardından içki sokularak, sulukule ekipleri gönderilerek, sonra da marjinal sol siyasetlerine arena yapılınca, önemli oranda güç kaybetse de, bugün Kürt Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nin yükseldiği bölge haline geldi. Bugün katliamın çocukları ve torunları, kendilerine gururla DERSİMLİ demektedir. Tunceli ve Tuncelilik ise, artık tarihin çöplüğüne atılmak üzeredir.
aktuelle News Hoscakal Dersim
Dersimliler, Türk ordusuna karşı yiğitçe direnir. Ancak Temmuz ayının başında Alişer ve eşi Zarife, 26 Ağustos’ta da direnişin önderlerinden Hozat cephe Komutanı Şahan Bey, iç ihanete kurban olurlar. Önderlerinin yasını tutan Dersim, Eylül ayında Rayber Seyit Rıza’nın yakalanmasıyla tamamen sarsılır.
|
| Tarih: 12.10.2007 Saat: 04:07 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|