 |
|
 |
 |
25 bin nüfuslu kent, 40 kamerayla 24 saat izleniyor. Baro Başkanı
Kaplan, ‘Bütün kent izlenemez ve dinlenemez, hukuka aykırıdır’ dedi Tunceli
Emniyet Müdürlüğü, ‘güvenlik’ gerekçesiyle kentin tüm caddelerini
kamerayla donattı. Uygulamaya karşı çıkan Tunceli Barosu Başkanı Özgür
Ulaş Kaplan, “Bütün bir mahalle ve kent izlenemez ve dinlenemez. Bu
hukuka aykırıdır. Hiçbir suçla ilgisi olmayan kendi arkadaşlarıyla,
sevdikleriyle yaptıkları sohbetler kolluk güçlerince dinlenmeye tabi
tutuluyor, bu başlı başına hak ihlalidir” dedi.
Geçtiğimiz yıl
İstanbul’da başlayıp tüm Türkiye’ye yayılan Mobil Elektronik Sistem
Entegrasyon Projesi’nin (MOBESE) kamera sistemiyle birlikte artık hem
‘yasal’ hem de yasal olmayan yollarla insanlar 24 saat izleniyor.
İstanbul’da geçtiğimiz yıl 570 ayrı noktaya kamera yerleştirilirken,
Ankara’daki kamera sayısı ise bin adet. Sadece İstanbul’a yerleştirilen
MOBESE kameraların maliyeti 25 milyon YTL. Yani ‘izleme’ özel hayatı
ihlal etmekle kalmıyor ülke ekonomisini de yük oluyor. MOBESE kamera
sisteminin İstanbul’dan sonra ilk olarak uygulandığı kent olan
Tunceli’de ise yaklaşık 40 MOBESE kamera bulunuyor. 25 bin nüfusa sahip
Tunceli’de Emniyet Müdürlüğü tarafından sokak ve caddelere
yerleştirilen bu kameralar zaten çok küçük olan kenti 24 saat boyunca
takibe alıyor. En son alınan bir karar ile artık internet kafelerin
giriş ve çıkışlarında da kamera bulundurulması zorunlu hale getirildi.
Kameralı sistemle birlikte konuşmaların yanı sıra görüntüler de kayıt
altına alınacak.
Bunun dışında artık liselerde de çeşitli olaylara
karşı ‘güvenlik’ amacıyla yerleştirilen kameralar var. Tunceli’de şu
ana kadar 2 liseye kamera yerleştirilmiş durumda. Sistemin okulda
çocuklarda ‘suçluluk psikolojisi’ yaratacağını vurgu yapan Eğitim Sen
ise uygulamaya karşı. Eğitim Sen Tunceli Şube Başkanı Süleyman Güler,
kameraların güvenlik değil ‘fişleme’ sağladığını ve bunun da
hukuksuzluk olduğuna dikkat çekiyor.
Sohbetler bile dinleniyor
Tunceli
Barosu Başkanı Özgür Ulaş Kaplan, insanların bütün yazışmalarının,
görüşmelerinin kontrolden geçmesinin kişilik haklarına en büyük saldırı
olduğunu söyledi. İnsanlar arasındaki görüşmelerin gizli bir şekilde
dinlenemeyeceğini, ancak mahkeme kararlarıyla dinlenebildiğine vurgu
yapan Kaplan, “Bunun da şartları var; bir suç işleneceğine dair makul
bir şüphe varsa, Emniyet ya da ilgili kurum söz konusu olayla ilgili o
kişiyi dinlemeye alır. Ama bütün bir mahalle ve kent izlenemez ve
dinlenemez. Bu hukuka aykırıdır. Hiçbir suçla ilgisi olmayan kendi
arkadaşlarıyla, sevdikleriyle yaptıkları sohbetler kolluk güçlerince
dinlenmeye tabi tutuluyor ve bu başlı başına ihlaldir” diye konuştu.
Sokak
ve caddelere kameralar yerleştirildiğini ve bunlara işyerleri ve
internet kafelere yerleştirilen kameralar da eklenince artık her zaman
her yerde insanların izlendiğini ifade eden Kaplan, Emniyet’in suç
şüphesi olsun olmasın bir kişiyi 24 saat izleyebildiğini kaydetti.
“Zaten söz konusu kişinin bir dernek, sendika ya da siyasi parti üyesi
olması izlenmeye değer kılıyor ve keyfi olarak kameraya alınıyor” diyen
Kaplan, bunun özel hayatın ihlali anlamına geldiğini belirtti.
‘Polis keyfi davranıyor’
Polisin
kimi eylemlerde aşırı güç müdahalesinde bulunduğu iddialarının
incelenmesinde kullanılacak görüntülerin izlenmesini talep ettiklerinde
her nedense polisin o an için kayıt yapılmadığını ya da silindiğini
söylemesine dikkat çeken Kaplan, “Fakat aynı yerde sendikal bir eylemde
polis hemen kaydı savcılığa götürüp o kişi hakkında anında soruşturma
açılıyor. Kameralar keyfi kullanılıyor” dedi. Bir kişinin daha önce suç
işleyip işlemediğinin adli sicil kaydından belirlenebileceğini, bu
nedenle uygulanan sistemle polisin insanları fişlediğini söyleyen
Kaplan, bunlara karşı hak arama bilincinin gelişmesi gerektiğini ve
kişilerin haklarını bilmesi ve bunun için mücadele etmeleri gerektiğini
dile getirdi.

|
| Tarih: 25.12.2007 Saat: 12:12 Gönderen: DersiMVataN |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|