<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Wayire Munzur&#039;i * Bir Başka Enerji mümkün ! - İnadına  MUNZUR MUNZUR MUNZUR &#187; Kitaplık</title>
	<atom:link href="http://www.munzurca.com/kategori/kultur-sanat/kitaplik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.munzurca.com</link>
	<description>Munzuru Munzurca Yaşama...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 07:31:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=1.1 Basic Wp</generator>
		<item>
		<title>Hayıg, Dersim&#8217;in sözlü geleneği</title>
		<link>http://www.munzurca.com/hayig-dersimin-sozlu-gelenegi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/hayig-dersimin-sozlu-gelenegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 11:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[hayig]]></category>
		<category><![CDATA[hayig kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kulağında nehir uğultusu]]></category>
		<category><![CDATA[mikail]]></category>
		<category><![CDATA[Mikail Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[mikail aslan kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[mikail aslan söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1715</guid>
		<description><![CDATA[Dersim’li sanatçı Mikail Aslan müzik alanındaki çalışmalarını, yazdığı Hayıg isimli kitapla farklı bir alanda sürdürüyor. Sanatçıların kendi alanları dışında ürünler vermesi pek rastladığımız bir durum değil. Kendi alanında başarılı olmuş sanatçılar farklı bir alanda ürettiği çalışmalar ise genelde başarısız olmuştur. Bu anlamda başarılı denebilecek yapıt sayısı sınırlıdır. O yüzdende sanatçılar, kitap denilince hemen anılarını yazmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dersim’li sanatçı <a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Aslan müzik alanındaki çalışmalarını, yazdığı Hayıg isimli kitapla farklı bir alanda sürdürüyor.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/hresim/hayig-mikail-aslan.jpg" rel="shadowbox[post-1715];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1716" title="hayig-mikail-aslan" src="http://www.munzurca.com/hresim/hayig-mikail-aslan.jpg" alt="" width="273" height="385" /></a><br />
Sanatçıların kendi alanları dışında ürünler vermesi pek rastladığımız bir durum değil. Kendi alanında başarılı olmuş sanatçılar farklı bir alanda ürettiği çalışmalar ise genelde başarısız olmuştur. Bu anlamda başarılı denebilecek yapıt sayısı sınırlıdır. O yüzdende sanatçılar, kitap denilince hemen anılarını yazmaya başlar.</p>
<p><a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Aslan bu anlamda iyi bir örnek olmaya aday. Müzik alanındaki ses getiren yaratıcı ve başarılı çalışmalarının ardından yazım alanında da iyi bir eserle karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Hayıg farklı bir çalışma. Özünde Dersimi ve Kızılbaş-Alevi kültürünün sözlü geleneğini buluyorsunuz. Halklar için önemli olan efsane-destan geleneği günümüzde çok kullanılan bir tarz değil. Hayıg’de bunu yeniden buluyoruz.</p>
<p><a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Aslan dağarcığındaki birikimleri kitabına dökmüş. Geçmişten günümüze vurguları şiir tadında yakalayabiliyorsunuz. Kızılbaş-Dersim otantiği kitapta güzel yedirilmiş. Dil sade olduğu kadar felsefi ve Kızılbaş felsefesinin güzelliklerini görebiliyorsunuz. Yine halkın yerel ağzı sırıtmadan yer almış, akıcı bir üslupla şiirsel dil iyi buluşturulmuş.</p>
<p>En önemlisi ise kitap BM raporlarında ölü diller arasında sayılan Zazaca yazılmış. Kitapta Zazaca ve karşılığı olan Türkçe’yi buluyorsunuz. Bu tarzda kitap bildiğim kadarıyla ilk.</p>
<p>Bu yöntemde yazılmış olan Hayıg’de kaybım insanların kolaycılığa kaçıp Zazaca yerine Türkçe’yi tercih etmesi olacaktır. Umarım kolaycılık yerine Zazaca öğrenmeyi tercih eder okuyucu. Bu çok önemli zira Zazaca bu coğrafyanın zenginliği, yok olması hepimizin kaybı olacak.</p>
<p>Eski Yunan ve Mezopotamya destanlarında gördüğünüz tarzla yeniden buluşmak oldukça önemli.</p>
<p>Hayıg Dersim’in bugününe de geçmişten söz söyleyerek eleştiri yapıyor. İnsanın içerisine düştüğü zayıflıkları değişik sözlerle yakalayabiliyorsunuz. Bazen ağaç canı konuşur bazen ise bir bitkinin ağzında eleştirileri almak mümkün.</p>
<p>İnsanın yaşadığı anı değerlendirmesi ancak anlamasıyla mümkündür. İnsan anlamazsa niye yaşadığını da anlamlandıramaz. İnsan yaşadığı doğa ve toplumla iç içe olmak zorundadır yoksa “günahkâr” olur. İşte Hayıg Can konuşuyor:</p>
<p>“Sen bu alemin halinden bahsediyorsun. Bu alem değil mi ki, viran olmuş ev misali bir türlü sıvası tutmaz, ocakta dumanı kesilir. Öyleyse git yan! bak! vicdanın üzerinde bir kazık var. Her şafağın fecrinde kalk. Şafağın ilk ışığını selamladıktan sonra önünde kendini dara çek, sallandır cüsseni o kazıktan. Nehirlerin kenarından kil topla getir, yeni bir harç kar. Düşen canlarından rızalık iste, ruhlarını şad eyle, yan günahkâr!”</p>
<p>“Nefesin, kâinatın nefesiyle bir olduğu oranda bilgelik çeşmesinden içebilirsin. Nefesin, kâinat nefesi ile ters düştüğü an kendi doğana yabancılaşırsın. İşte, gerçeğin sırrı burada gizlidir. Her an farkında olup, kâinatın nefesini içinde dolaştırmaktır özü; ama kâinatın enerjisi kendi içinde sürekli değişir; bu yüzden gerçeğin donu da sürekli değişir…”</p>
<p>Hayıg, can görmüş sorguluyor sorguladıkça anlamlandırıyor ve bizleri uyarıyor. Uyarısını sözün derinliklerinden aktarıyor:</p>
<p>“Bir hayli zaman yandın kavruldun.</p>
<p>Yandıkça öğrendin, dilinin kör düğümü çözüldü.</p>
<p>Nehirlerin kenarından toplayıp getirdiği kil ile</p>
<p>Mazlumların viran olmuş evlerini ne güzel onardın.”</p>
<p>“Birbirine itibar edip yan yana durabilenler,</p>
<p>Birleşerek uzun ömürlü akarlar.</p>
<p>Gün be gün gürleyip çoğalarak,</p>
<p>Hayli zaman beraber döner dururlar.</p>
<p>Başlangıçta kırmızı, beyaz ve boz bulanıktırlar. Ama</p>
<p>Aştıklarında, bir zaman sonra durulanıp,</p>
<p>Berrak renkte karar kılarlar.”</p>
<p>En önemlisi de Hayıg kızgındır. Ellerindekinin kıymetini bilmeyen, kutsallığı, geçmişi sıradanlaştıranlara karşıda haykırıyor:</p>
<p>“Ey ahali! Ey çaresiz sersemler! siz kendinizi mi şaşırdınız, nedir bu haliniz? Kaynağın başında ağlayan, inleyen şu ihtiyarlarınızdan da mı utanmıyorsunuz? Onların gölgesi olmasa ne yaparsınız? Xızır’ın kapısının önündeyiz; kuşun, kurdun, börtü böceğin yuvasını neden tar u mar ediyorsunuz? İçip sarhoş olmak için başka bir yer bulamadınız mı ?”</p>
<p>Hayıg tüm güzelliklerinin yanında eksiklerde taşıyor. Böyle bir çalışmada olmaması gereken imla ve kelime eksikleri var. Yine kitabın genel akışkanlığı kitabın sonlarına konulan öykülerle bir bütünlük oluşturmuyor. Aslında güzel olan bu kısa hikâyeler başlangıçtaki felsefi, şiirsel dille bütünleşmiyor. Tamamlaması için düşünülse de çok örtüşmemiş. Yine bazı bölümlerde akışkanlık kurgudan kaynaklı zayıflıyor. Her şeye rağmen bütünüyle değerlendirildiğinde mutlaka okunması gereken bir kitap Hayıg.</p>
<p><strong>* <a href="http://www.munzurca.com/K/hayig/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with hayig">HAYIG</a>: Farkındalık; ayık ve diri olan (cismin iç sesi, toprağa yakın, sarı renk.)</strong></p>
<p><strong>ERGİN DOĞRU </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/hayig-dersimin-sozlu-gelenegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikail Aslan&#8217;ın Zazaki Kitabı HAYİG</title>
		<link>http://www.munzurca.com/mikail-aslanin-zazaki-kitabi-hayig/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/mikail-aslanin-zazaki-kitabi-hayig/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 22:58:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[kulağında nehir uğultusu]]></category>
		<category><![CDATA[mikail]]></category>
		<category><![CDATA[Mikail Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[mikail aslan hayig]]></category>
		<category><![CDATA[mikail aslan kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[yön yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1313</guid>
		<description><![CDATA[Hayig yolunu bulup giden nehir yedi kat yerin derininde bir canın kulağında uğuldar Mikail Aslan dan Zazaca bir kitap (Türkçe çevirisi ile beraber) Yön Yayıncılık da çıktı. HAYİG ( Kulağında Nehir uğultusu) Hayig, bize çağlar ötesinden seslenen, varoluşumuza tanıklık eden, onu sorgulayan mitsel bir destan kahramanıdır. Zanox, zamanın ruhu, belleği ve bilgesi; Heydar ise evrenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/hayig.jpg" rel="shadowbox[post-1313];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1314" title="hayig" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/hayig.jpg" alt="Mikail Aslan " width="219" height="321" /></a><em><br />
<a href="http://www.munzurca.com/K/hayig/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with hayig">Hayig</a></p>
<p>yolunu bulup giden nehir<br />
yedi kat yerin derininde<br />
bir canın kulağında uğuldar</em></p>
<p><a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Aslan dan Zazaca bir kitap (Türkçe çevirisi ile beraber) Yön Yayıncılık da çıktı.</p></div>
<p><strong><br />
HAYİG </strong><em>( <a href="http://www.munzurca.com/K/kulaginda-nehir-ugultusu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with kulağında nehir uğultusu">Kulağında Nehir uğultusu</a></em>)</div>
<div><a href="http://www.munzurca.com/K/hayig/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with hayig">Hayig</a>, bize çağlar ötesinden seslenen, varoluşumuza tanıklık eden,  onu sorgulayan mitsel bir destan kahramanıdır. Zanox, zamanın ruhu,  belleği ve bilgesi; Heydar ise evrenin sesi, rengini gökyüzünden alan  bir sonsuzluk yaratıcısı ve koruyucudur.</div>
<div>Onların dünyasında söz çok kıymetlidir; az ama öz konuşurlar. Bu  yüzdendir ki gönül gözüyle de dinlemek gerekir onları.</div>
<div>Bütün efsaneler, varoluşun temelinde zifiri bir karanlığın yer  aldığından söz ederler. Aynı efsanelere göre ses, yaşamın ilk  belirtisidir. Irmağın uğultusunu duyacak bir kulağın varlığı doğal bir  uyanışa, dirilişe, varoluşa işaret eder. Bunun ardından ışık gelir; ateş  ve ışık! Ateşi kutsal kılan yaydığı ışıktır. Suyun, toprağın,  gökyüzünün, dağların, ormanların ve elbette renklerin bile bir ruhu, bir  dili vardır. Zamanla, doğal bir dizge oluşturur bütün bunlar, varoluşa  dair. Işık sudan, su topraktan, toprak yaşamdan ayrı düşünülemez. İyi,  kötü, çirkin, güzel, bilge cahil gibi tezatlar da öyle&#8230;</div>
<div>Destanlar, meseller verip insana arınmayı, durulmayı öğütler her  zaman. Bazen masalın büyüsünü, bazen deyişlerin, avazın ve kılamın  gücünü kullanırlar meramlarını anlatmak için.</div>
<div>Bir de anlatıcıları vardır bu destanların: Hep öğrenen, zamanla  bilgeleşip yaşam yolunu bulan ve öğreten anlatıcıları&#8230;</div>
<div>Destanlar, masallar o büyüleyici güçleriyle kendilerine mutlaka bir  dinleyici bulurlar.</div>
<div><a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Aslan, müzisyen duyarlılığının da etkisiyle olsa gerek, bu  coğrafyanın -elbette onun bir parçası olan Dersim’in- kadim  anlatıcılarını gönül kulağıyla dinleyip çok söz biriktirmiş. İşte, şimdi  bizimle bunları paylaşıyor <a href="http://www.munzurca.com/K/hayig/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with hayig">Hayig</a>’le.</div>
<div>
<div>
Zafer Yılmaz</div>
<p>Yön Yayıncılık, Nisan 2010</p>
<p>Kitabı İnternette bulmak mümkün genede ben bulamıyorum diyenler  iletişimden bize iletirlerse kendilerine yardımcı olmaya çalışalım.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/mikail-aslanin-zazaki-kitabi-hayig/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göçebe Ruhlar Üzerine</title>
		<link>http://www.munzurca.com/gocebe-ruhlar/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/gocebe-ruhlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 20:59:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[Fatma Atasever ve Remzi aydın'ın Göçebe Ruhlar adlı kitabının röportajı
"Bizi kamyona doldurdular.

Tüfekli iki erin nezaretinde.

Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.

Günlerce yolculuktan sonra bir köye attilar.

Tarih öncesi köpekler havliyordu." Cemal Süreya ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-406 aligncenter" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/2009/09/goceberuhlar21-300x220.jpg" alt="goceberuhlar2" width="300" height="220" /></p>
<p><em><strong>&#8220;Bizi kamyona doldurdular. </strong></em></p>
<p><em><strong>Tüfekli iki erin nezaretinde. </strong></em></p>
<p><em><strong>Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. </strong></em></p>
<p><em><strong>Günlerce yolculuktan sonra bir köye attilar. </strong></em></p>
<p><em><strong>Tarih öncesi köpekler havliyordu.&#8221; Cemal Süreya </strong></em><em><strong> </strong></em></p>
<p><em>Özgürmedya- Fatma Atseven</em></p>
<p><strong>Merhaba </strong></p>
<p><strong>Söylesiye geçmeden önce birkaç anekdotu aktarmak istiyorum. Romaniniz zaman dilimi olarak farkli bir sürece tekabül ediyor ancak firsat bulmus iken kisa bir tarihsel açimli okurlarla paylasmak istedim. </strong></p>
<p><strong>Çok ilginç; kurtulus savasi yasamis , azinliklariyla asiretleriyle farkli etnik gruplarla önce ittifaklar kurulmus.. Ülke kurtarilmis.  Ancak  1937`den bu yana dogu ve güneydogunun bitmeyen yeni çileleri günümüzde de ayni sicakligini korumaktadir.. o bölgede dogan ve okumayan kiz çocuklari yasamlarinin asgari 30 yilini olaganüstü kanunlarla ve askerlerin  izniyle yasamaktadir</strong>. <strong>Osmanli – Pers savasinin galibi Yavuz Sultan Selim, galibiyetin verdigi cesaret ve güçle istila alanlarini genisleterek Kizilbaslari kesip biçmeye baslar. Bu sinirsiz katliamdan kurtulabilenler, Munzur ve Mercan sira daglarini kendilerine siper tutarlar.  O tarihten sonra Dersim,  Osmanliya karsi hep mesafeli olmus. Kuzey Afrika’dan Yemen’e, Viyana önlerinden Kafkasya’ya uzanan Osmanli Imparatorlugu, 1514’de Çaldiran Savasi’yla sinirlarina dahil ettigi ve ancak egemenligini tesis edemedigi  Dersim’i, bes yüz yil sonra,  bir sorun olarak, Türkiye Cumhuriyeti’ne miras birakir! Ne halifeligin seriatina, ne padisah hükmüne boyun egmemis Dersim ahalisi, Kemalist iktidara da sarik &#8211; sapka çikarmaz; gelenegine uygun dikbasliligiyla, sinirlarina dahil oldugu merkezi otoriteye ne asker verir, ne vergi. Ne iktidar da gözü olmustur. Ne de yönetilmeyi kabul etmislerdir.</strong><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Y</strong></em><strong>ayilmaci sinirsizligini önlenemeyen Osmanli Imparatorlugunun tecrit çemberi içinde, Dersim’linin kendine hükmeden yasayisinin bir bedeli vardi. Daglarini kendine siper tutan Dersim’liler, distan gelen her saldiri dalgasini, ilerledigi yerde hirpalayip disina kusan yabanil bir bagisiklikla efsunluydular adeta. Geçitlerin elverdigi bosluklardan sizan seferi ordularin nal selleri isitildiginde, asiretler çoluk çocugunu ayak altindan kaldirip, yamaçlara heyelan düsüren bir hengame içinde, çete düzeni aliyorlardi o hizla. Mercan Geçidi, Ali Bogazi ve Pülümür kanyonu gibi distan gelen saldirilara geçit kapisi gibi görünen yerler, Hanibal’in filler sürüsüyle Alplerin eteklerinden Po Ovasi’na yürürken yasadigina benzer telef oluslar, yamaçlara tutunan kayalari harekete geçiren görünmez, yabanil dogal tuzaklar tasiyordu. Patikalarin uzandigi uçurumlari, gedikleri, geçit vermez meselikleri, derin, engebeli koyaklari, taskin dereleri ve yaban hayatiyla uyumlu yasayan Dersim asiretlerinden yana tarafliydi doga. Çeperde, içerlerde yekdigerine eklenerek yasanan çatismalar, seferler azdan az, çoktan çok bir minval üzere sürüp gider.</strong><em><strong> </strong></em></p>
<p><strong>Imparatorlugun gelip geçen askeri ulemalari, her </strong><em><strong>yenibahar</strong></em><strong> döndügünde, bir önceki güz mevsiminden yarim birakilmis Dersim seferini tamamlamaya; yeni ordular dizmeyi adet edinirler. Ve böylelikle mevsimler yillara, yillar yüzyillara akar; nice sultanlar gelip geçer, kimler nice sinarlarsa da egemenlik hükmünü, nafile! Talih, bir türlü seferi ordulardan yana dönmez; Dersim’in fatihi olmak hiçbir pasaya, sultana nasip olmaz!.  diye anlatilirdi gerek okuduklarimizda gerekse  kulaktan kulaga yürekten yürege akitilan hikayelerde..</strong><em><strong> </strong></em></p>
<p><strong>Birbirini izleyen saldiri ve seferlerin yerlesik hayati tahrif ede geldigi, ekili tarlanin biçilemedigi, harmanin kaldirilamadigi, tohumun topraktan geri dönmedigi açligin, kitligin, çekirge sürülerinin aman vermedigi bir kistirilmislik içindeki asiretler çareyi, karsi saldirilarda inançlarina ve varliklarina yönelmis tehdidi savmak, imparatorluk düzeni içinde kendilerince tutturulmus düzeni korumak istiyorlardi. Dersimin yerlileri ve ayni ayriksi inançlarla ortak bir yazgiya baglanmis boy ve asiretler, kendilerince bir cemaatler hukuku ve mülkiyet tarzi olusturmuslardi&#8230; Meralar, sürüler, ekinler; derelerin suyu ve dönen degirmenler, ulu ceviz agaçlari ve damarlarinda evvel zamanlarin özsuyunu dolastiran dutluklar asiretin ortak maliydi; çobanin ve asiret reisinin ayni sofraya bagdas kurdugu ilkel ortakligin kavim kardeslik payiydi. Dört dag arasina birikmis asiretlerin kapali devre mülkiyet düzenine, ortaklik hukukuna, birbirleriyle iliskilerinin düzenleyicisi ekabirler topluluguna, töresine, eskil tanrilarina, duasina, niyazina, diline zarar gelmesini istemeyen Dersim’liler, bu moral inanisla bin parçalanmisliklarini onarmaya çalisirlar. Yazisiz, kitapsiz, hesapsiz, bir toplum yasayisidir bu. Kurumsal, organik devlet düzenlerinin nüfuz edemedigi kendine özgü bir toplumsal düzendi her seye karsin, eski Dersimli’nin </strong><em><strong>Kirmanciya Belek yani Kirmançiya  çagi , diye adlandirdigi kapali devre egemenligi. </strong></em></p>
<p><strong>“DERSIME SEFER OLUR ZAFER OLMAZ!” sözüne  tarih sayfalarinda çok rastladim…</strong></p>
<p><strong>Birçok cephede egemenligini yitiren Osmanlinin Dogu’da egemenligini pekistirme çabalari . Tanzimat yillarindan baslayarak Dersim’e ardi arkasi kesilmez seferler, yüzyil döndügünde, daha da hiz kazanir. Bu basarisiz seferlerin sonrasindadir ki, Dersim’in karakteristigini özetleyen bu mecazi söz  tarihe geçer: </strong></p>
<p><strong>1877’den 1930’ a kadar  Alevilere imha amaçli  ve kapsamli 11 askeri seferin gerçeklestigi yine tarih kayitlarina düsülmüs. </strong></p>
<p><strong>Anadolu’da tüm taslarin yerinden oynadigi 20. yüzyilin ilk çeyreginde, azinliklara bir bir pay edilecek büyük kirimlara,  kapi aralanir.  Azinliklari azinliklara kirdirma politikasi daha sistemli, planli, kapsamli bir yürürlük bulur yeni dönemle ve asiretlerin günümüze kadar süren kan davalari baslar. </strong></p>
<p><strong>Alevilerin inançlari,  köklesmis egemen yargiyla acimasizca yargilanmis ve saptirilmistir. Osmanlida baslayan anlayisa göre Alevilik   “ sapik, din &#8211; disi bir batilligi ifade etmektedir”.  “bu  sebeple dökülecek kanlari, talan edilecek mallari helâl sayilir.” </strong></p>
<p><strong>MUSTAFA KEMAL’E VE GENÇ CUMHURIYETE  GÜVEN  ????</strong></p>
<p><strong>1938 Soykiriminda; </strong></p>
<p><strong>Osmanli’da oldugu gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanindan sonra da, devlet sinirlari içinde egemenligin tesis edilemedigi bir bölge olarak durmaktadir Dersim. Ankara Hükümeti için halledilmesi gereken temel bir sorundur bu. Six Sait ve Agri ayaklanmacilarinin bastirilmasi, Piran, Çevlik ve Zilan katliaminin sonrasinda, nihai hedef olarak Dersim’e yönelmenin zamani geldigi ilan edilir.  Fakat Dersim Sorunu için daha köklü bir seferberlik plani ve hazirlanmasi  müzakere ile sorun çözmek degil kökten halletmek yani her zaman basvurulan yöntem kesmek biçmek yakmak yok etmek..  Farkli bir inancin bir felsefenin bir kültürün tamamen yok edilmesini saglamak. Genç Cumhuriyet ve Kemalizmden çikan fermanda Osmanlidan farkli olmadi. Simdiki gibi mecliste baslayan tartismalarin o gazetelerde desteklendigi  dört dag arasini kistirilmis alevi halkina karsi  kampanyalar baslatilir. Derhal kökünden çözülmesi yönünde ve Kizilbasligin yayilmasini önlemenin kutsal bir görev oldugu anlatilir. </strong></p>
<p><strong>25 Aralik 1935’de çikarilan </strong><em><strong>Tunceli Kanunu</strong></em><strong>, bölgeye, olagan üstü yetkilerle donatilmis bir genel valinin tayinini öngörmektedir. Buna paralel çikarilan </strong><em><strong>Tehcir ve Iskan Kanunu, Alevilere  dönük kapsamli bir kirim planini da sakli tutmaktadir satir aralarinda. </strong></em></p>
<p><strong>Bakanlar kurulunun 4 Mayis 1937’de çikardigi “Tedip” (uslandirma, terbiye etme) karariyla öngörülen kitlesel kiyim çanlari çalinmaya baslar! </strong></p>
<p><strong>ve tarihe Dersim isyani olarak geçen , katliamlar.. sonra çorum katliami Maras katliami ve Sivas katliami …</strong></p>
<p>1938 katliaminda 50 bin kisiden bahsediliyor. Sizce anlatilanlar bu kadar mi?</p>
<p>Bir halka uygulanan yüzyilin tüyler ürpertici, akilmaz insanlik suçlaridir. Yiginsal kirimin siyasal, askeri kurmaylari ve icraci erki, dünyalarini degistirdikleri güne degin, insanlik suçu yüklü geçmisleriyle yüzlesmemis suskunluklarini sürdürmüslerdir.  1937-38 yillarinin Dersim’inden sag çikanlarsa, uzun yilar sürecek ölüm sessizligi ve sürgün tecridi içinde, akip giden Munzur’un sularina yazdilar, yüksek kayaliklara , kayaliklarinin derinliginde yankisi kaybolan binlerin çigligini. Ünlü Laç Deresini, adiyla, ona uzak yakin duran herkese hatirlattigi bir sey vardir yine de.</p>
<p>Hep yarim birakilmis sayilan Dersim Seferi, bu kez nihaiyi basarisina tasinmis ve böylelikle yüzyillarin öcü alinmis olur! Mustafa Kemal Atatürk, ölümünden çok kisa bir süre önce, 1 Kasim 1938’de meclisin besinci dönem açilis konusmasinda, Dersim zaferini ilan eder!</p>
<p>Evet, bu bir zaferdir, Dersim’den ganimet yükünü alip Üsküdar’a konaklayanlar için! Ölülerin koynundan çalinmis altinlarla Ardahan’dan Karaköy’e is hanlari kurarak ortaya çikan “<em>Dersim Zenginleri</em>”ni iyi tanirlar rahmet olasi kuranin tertipleri.</p>
<p>Sosyolojik açidan incelenmeye deger bir konu haydutluk, sahiden de. Ne ki, yüzyillarca dört dag arasinda tecrit içinde yasamak zorunda birakilmis; daracik bir cografyada kendi üzerine çogalmis, Anadolu’nun dara düsen tüm çaresizlere  kapilarini , aralik tutmus; tuz ekmek hakki, kirvelik,  musayiplik diyerek ötekini kendine  kardes bilmis ayriksi bir halka maledilen haydutluk dedikleri nedir.?<br />
Anne karnindan süngülerle gün yüzüne çikarilan ölü bebeklerine sorulsun isterdik önce: aslinda haydutlarin kimler oldugunu.? <strong> </strong> <strong> </strong></p>
<p><strong>TOPLAMA KAMPI YA DA BLOK HAVUZLAR  OLAYI ? </strong></p>
<p><strong>SÜRGÜN VE YASAK BÖLGE ?</strong></p>
<p><strong>Nereler yasak bölge ilan edildi.?</strong></p>
<p><strong>Yazilanlari çizilenleri biraz kurcalayip söylesi öncesi Özgür medya okurlariyla ve tüm bunlari yakindan bildiginizi düsünerek sizinle paylasmak istedim. </strong></p>
<p><strong>1950 yillarin basinda çikarilan affin sonrasindadir ki, soykirim artigi sürgünler, ne oldu? Topraklarina dönebilmeye hak kazananlar nelerle karsilasti? toplumun çogunlugunun psikolojik baskisi Alevilerin  kimlik ve aidiyetlerini gizlemelerine neden olmus mudur.?</strong></p>
<p><strong>Insanlar gerek sürgünden önce, gerekse sürgün esnasinda büyük acilar çektiler. Kardesler dagildi, anne baba çocugundan haber alamadi. Aileler bilinçli bir sekilde parçalandi, bir toplum kasirgada kalmis gibi savruldu farkli köselere. Fakat o insanlar bile köklerinde yasamin önemini kavramis olacaklarki gerisin geriye döndüler. Benim ailemde Bursa’ya sürülmüs. Güzel bir arazi ve güzel bir ev tahsisi edilmis olmasina ragmen yinede geri dönmeye çalismislar. Fakat af tarihinden önce geriye döndükleri için bir süre kaçak olarak yasamislar kendi daglarinda. Af çiktiktan sonrada köylerini yeniden insa etmisler. Dinledigim kadariyla, daglardaki tüm olumsuzluklara ragmen yinede Bursa’dan daha mutlularmis. Çünkü özgürlermis. </strong></p>
<p><strong>Yillar yili ‘</strong><em><strong>unitaire’</strong></em><strong> ulus &#8211; devlet yaratma adina, kiyimdan katliama kosanlar, bu ceberut tarihi hep öteleyerek, gizleyerek, külleyerek, inkar gelerek, tabularina dokunulmaz bir düzen tuttular. Bünyesindeki tüm farkli renkleri, kültürleri, dilleri, otantik degerleri ve özgün aidiyetleriyle ortak bir anayasal güvenceyi öngören; ve birligini olusturan tüm halklar arasinda esit ve adil dengeler gözetmeyi olusumuna prensip sayan Avrupa Birligi’ne, aday üyeligin zorlandigi su yillarda bile, yerlesik ulusal ayricaliklarin kurbani sayiliyor. Bin kirimdan geçip gelmis Anadolu’nun kadim kavimleri. O büyük yiginsal kiyim ve ölümcün tehdidin sonrasindadir ki, Dersim yasadiklariyla kalmadi, harabeler içinde birakilan köyleri bin yillik adlarindan soyunduruldu; o büyük yangin ve yagmayi izleyen asimilasyon seferberligi içinde, özgün tarihinin tüm seceresini; dilini ve kimligini yitirmekle yüz yüze geldi.</strong></p>
<p><strong>20. Yüzyilin ilk yarisina yayilan büyük katliamlar tarihi içinde çigligi yankisiz kalan bir yerde duruyor Dersim hâlâ. Tabular ve resmi tarihin yasak duvarlarina çarparak döne dursun çiglik, beri yana dönüp son bir soru:</strong></p>
<p><strong>Yüceltilen, kutsanan resmi tarihlerin dokunulmazliginda, sözlü, rivayetler tarihlerine tutuna gelenlerin ya hiç mi payi yok!?.. </strong><br />
Fatma Ataseven:</p>
<p>Ben epey konustum sanirim <img src='http://www.munzurca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> )</p>
<p>Simdi  birz göçebe ruhlardan, biraz dogadan  biraz hayattan ;</p>
<p>Son zamanlarda okudugum en güzel romandi diyebilirim.  Farkli bir  tat . Felsefe ve psikolojinin harmanlanmasi…</p>
<p>Geçmisten gelecege  miras</p>
<p>Dogaya karsi duyarlilik ve bilge insanlarin özdeyisleri ;</p>
<p>Remzi  Aydin  : Tesekkür ederim; “Göçebe ruhlar” Benim halkima karsi bir sorumlulugumdu. Çünkü benim halkimin gençleri su anda ve yüzyillardir melem asisinin kurbani oluyor. Ovalarda, daglarda, metrepollerde, yabanci ülkelerde ve hatta varoslarda  kuruyorlar ve ben sadece izlemekle yetiniyorum. Kendi çocuklarimin bu sekilde tarumar olmasini istemedim, köklerini bulabilmeleri için onlara küçük küçük ip uçlari sundum. Kurtulmak ve yesermek isteyenler zaten bu ipuçlari sayesinde kendilerini bulacaklardir, buna inanmak istiyorum. Bir Miras dedinizya, evet “Göçebe Ruhlar” o baglamda geçmisin gelecege borcu gibidir. “Kendini taniyamayan, okuyamayan birey hiçbirseyi okuyamiyor ve taniyamiyor. Hatta kendini sevemeyen kisi, baskalarinida sevemiyor” Iste benim inancimin temel felsefeside bu; Önce kendini seveceksin, yaratandan dolayi yaratilani seveceksin ve dogayi seveceksin. Onunla imzalanan anlasmaya sadik kalacaksin. Yoksa sonuçta kendine yabancilasip kendi özgürlügünü kendi ellerinle yikiyorsun. Dersim halkinin en önemi özelliklerinden biride buydu, doga ile aralarindaki anlasmaya sadik kalislari. O nedenledirki, besyüzyili askin bir süre isgal edilemedi. Ne zaman ki “kapi içeriden açildi” iste o andan itibaren isgal edildi. Her insan kendine yakisan giysiyi giymeli ve bu giysi kendine ait olmali, yoksa sürekli egreti yasar, huzursuz, korkak ve panikatak bir yasam sürer.</p>
<p>Fatma Ataseven  :  Her agaç ancak kendi kökleri ile yasayabilir. Nerede olursa olsun. Baskalarina siginarak yasamanin sonu hüsranmidir sizce?</p>
<p>Remzi Aydin  : Kendi; dili, kültürü, inanci, yasam felsefesi, cografyasi ve insanlarindan ayri yasayan kisi özgür degildir. Sorunlarini, duygularini, askini, edebiyatini, yiyecegini, sevdasini, küfürünü ve hatta rüyalarini bile kendi diliyle göremeyen insan ne kadar özgür olabilir. Bu tipki “Melem asisina” benziyor; Aluç agaçlari igdis edilerek kiraz dali ile asilanir. Kiraz; suyu ve ovayi sevmesine ragmen; aluç yabani bir agaçtir, kayaliklarda ve yükseklerde yasar, suyu da pek sevmez. Bunu götürüp bahçesine diken insan bir süre sonra kirazin kurudugunu görür. Oysa suyu ve gübreyi tam vermistir, agacin yeride iyidir ama neden kurudugunu anlayamaz bir türlü. Hatta belki içinden küfür bile eder kiraz agacina. Fakat bilse ki; kökü Aluçtur ve o yabani bir agaçtir, kayaliklari sever, suyla arasi pek hos degildir. Iste Dersimliler’e yapilacak her asisinin sonu böyle hüsranla biter.Bence kendi kökü ile yasayayamayan insanin sonu gerçekten hüsrandir. Belki sonraki kusak bu hüsrani tam olarak anlayamaz ama ilk kusaklar bu hüsrani çok daha derinden ve anlamli yasarlar. Tipki su anda Siyularin Amerikaya baskaldirip, bagimsizliklarini ilan etmeleri gibi.</p>
<p>Fatma Ataseven : ASK?</p>
<p>Remzi  Aydin :  Ask kulaga hos gelen bir sözcük ama ben hep “sevda” sözcügünü tercih ettim. Sanki daha derin, daha anlamli ve daha safmis gibi geliyor. Ve bulunmasi zor olan bir duygu.  Sevda “kardelenlere” benziyor. Tüm olumsuzluklara ragmen yasamin diger yüzü. Veya yeni tomurlanan bir çiçegi düsün. Önce dalin o sert kabugunu yavas yavas pamuk gibi bünyenle parçalayacaksin. Sonra basini çikarip günes isigini göreceksin, gözlerin kamasacak hatta kör olacaksin. Ama her aciya inat yasamin içine akivereceksin rengârenk, güzelim kokularla. Ask acidir, ask kör edicidir ama ask canlilarin oldugu yerde varolmak zorundadir. Patlayan tomurcuk zamani gelince meyveye dönüsecek ve bir süre sonra yok olup gidecektir. Bir sonraki yil belki ayni yerden ayni renklerle yeniden yasama katilacaktir, belkide dalin farkli bir yerinde daha farkli bir renkle yasama merhaba diyecektir. Nereden çikarsa çiksin, iyi ki sürgü vermis o filizler ve iyiki yasanmis. Insan olmayi anlamanin en önemli yollarindan biri bence. Ha birde su boyutu var tabi; dagda gezerken bir kaya görüyorsun. O kadar çok begeniyorsun, o kadar çok etkiliyorki seni onu alip sehre evinin bahçesine diktiriyorsun. Sonuç, senin gördügün kaya orada yasiyordu ve oranin bir parçasiydi. Bahçedeki kaya ise farkli bir yerin parçasi. Ask, her yil o daga tirmanip o kayayi orada ziyaret edebilme yürekliligi gösterip emek harcayabilmek ama özel mülkiyetin olarak görmemektir….</p>
<p>Fatma Ataseven  : DOGA?</p>
<p>Remzi Aydin :  Tanri ve insanin kesistigi yer. Doga-Tanri ve insan. Yasam ise bu üçayak üzerine kurulmus bir kazana benziyor. Ayaklardan biri zayifladiginda digerleri de anlamini kaybedip islevselligini yok ediyor. Özellikle Alevilerde Doga farkli bir felsefe ile onurlandirilmis. Yeminler su üzerine yapilmis, agaçlara savasçilarin ruhlari verilmis, her bir kayanin, her bir canlinin ismi koyulmus. Isimsiz bir canli veya cansiz varlik yok. Bunun anlami ise, sen varsin ve ben seni önemsiyorumdur. Ki zamanimizda insanlar birbirlerinin isimlerini hatirlamazken, isimlerini ögrenmeye zahmet etmezken ne dedigimi anlamis olmalisiniz. Su, toprak, hava, ates, günes, ay hatta yildizlar ve gezegenler aleviler tarafindan kutsal olarak adlandirilir ve onlara yaklasim kutsal bir varliga yaklasim ayini gibidir. Düsünsenize, yilanlara bile musahiplik kardeslik sifatlari verilmis, vasaklar, kurtlar, geyikler, tavsanlar, yabani keçileri kutsal olarak kabul edilmis. Onlari avlamanin ve zarar vermenin bedelinin çok agir olacagina inanilmis. Hatta agaç dallarini kesen kisilere sürgün cezasi verilmis, öküze vurduklari için tecrit edilmis insanlar.</p>
<p>Fatma Ataseven  :TANRI?</p>
<p>Remzi  Aydin: Tanri; belkide en karisik ama en saf kavramdir.  Tüm kâinatta tanridan birer özellik vardir ve tanri tüm kâinatla beraber tek vücut olabilir. “Ve O; basindan gögü, ayaklarindan topragi, killarindan agaçlari, gözyaslarindan suyu, Anlamindan atesi yaratti. Islamiyet’ten çok daha önceki bir mirasidir Alevilere ve halada bu inancin önemi devam etmektedir. Iste; topragin, suyun, atesin, havanin kutsalligi ve Tanrilastirilmasi geçmis kültürden mirastir. Bir an için; atesin, suyun, havanin, topragin olmadigini düsünün, yasam olur muydu? Alevilerde Tanriya; insani duygular, istekler, düsünceler, giysiler yakistiramaz, yükleyemezsiniz. Iste o zaman insan kendine ait özellikleri baskasina yükleyerek kaybeder. Sonuçta insan yok olur ve tabi insani özellikler yüklenen tanrida zayiflar ve yok olur. Yani insan ne kadar güçlü, sevecen, bilgili, hosgörülü ne kadar olgun ise Tanrisi da o kadar güçlü, sevecen, bilgili, hosgörülü, olgun ve sonsuz bir güce sahip oluyor.  Kisacasi sizin yüreginiz ne kadar sevgi, nefret, ask ile doluysa tanrinizda öyle oluyor.</p>
<p>Fatma Ataseven :BARIS NE ZAMAN?</p>
<p>Remzi Aydin  :Baris, insanlarin önce kendileri, sonrada doga ile kucaklastiklari gün.  Kendisine sarilamayan, kendisini sevemeyen, kendisine dokunamayan insan baskalarina da bunu yapamiyor. Önce kendimize karsi hosgörülü olmak zorundayiz, sonra diger insanlara ve dogaya. Kendimize istedigimiz yasami, kosullari, hayalleri baskalarini da verdigimiz anda baris kendiliginden olusuyor. Ama öncelikle doga ile barismak zorundayiz zaten gerisi kendiliginden gelecektir. Çünkü doga baris ile yasamanin tüm kosullarini yüzlerce örnekle bize göstermistir, yeter ki dogayi okumayi ögrenelim. Baris halaya benziyor. Her figür ancak sirasinda ve ayni anda yapilirsa güzel ve anlamli. Figürler birbirine karisiyor ise orada bir karmasa ve düzensizlik olusuyor. Ve adalet herkese ayni yakinlikta yada uzaklikta olmak zorunda. Kuzey yildizi gibi. Onu zümrelere siniflara insanlara göre yakinlastirip uzaklastirirsaniz o zaman barisida kendinizden uzaklastiriyorsunuz demektir.</p>
<p>Fatma Ataseven : KADIN    Alevilerin Bakisi nedir?</p>
<p>Remzi Aydin:  Alevilerde kadin; binlerce yildir birakilan bir miras ile olmasi gerektigi gibidir. M.Ö. 3500 den beri kadin erkek ayni mecliste, yan yana ve omuz omuzadir. Dinsel ibadetlerinde kadin erkeginin yanindadir. Meclislerde ve toplantilarda erkegi ile ayni kosullarda ayni söz hakkina sahiptir. Özellikle dikkat ederseniz alevi kizlari daha özgürlükçü ve daha modern bir yapiya sahiptir. “Göçebe Ruhlar” da kadinlar ve Alevileri daha detayli olarak isledim. Her sorunda, eglencede, halayda, inançsal ibadetlerinde hatta cezalarda dahi kadin ve erkek omuz omuzaydi. Müslüm’ün cemden atilmasi ve kadinin onu terk etmemesi, halayda Isme ve Meyman’in omuz omuza halaya katilislari…</p>
<p>Fatma Ataseven: Yazar olarak sizin bakisiniz?</p>
<p>Remzi Aydin :Kadinlar ve ben bunu anlatmak çok zor olacak. Kisaca söyle söyleyebilirim. Kadinlar bazen bir kardelen kadar narin ama güçlüler. Bazen ise çoban gülünü andiriyorlar. Tabiki bende kadinlarin özgürlesmesi ve erkek hegemonyasindan siyrilip kendi ayaklari üzerinde durmasini istiyorum. Fakat bu erkeklerin vermesi ile olacak bir kazanimda olmamali. Kendi kazanimlari onlar için daha degerli ve daha anlamli olacaktir. Onlara teslim edilen özgürlükler yine basit bir sekilde kaybediliyor. Verilen bir gün geri alinabilir.</p>
<p>Fatma Ataseven : Dersim: günesin kutsal oldugu, atesin suyla söndürülmedigi yer.Rüzgârin, karin ve baharin bile asi oldugu bu kentTarih, bu kenti savaslara, isyanlara ve sürgünlere mahkûm ettigi,Bu yüzden agitlarin söylendigi, hüzünlerin beslendigi magrur bir kenttirTunceli Dersim’i birde Siz  yorumlarmisiniz? Remzi Aydin : Dersim, benim zayif noktam. Daglarini firsat buldukça gezerim, fotograflarini çekerim. Hatta daglari, kayalar,  rüzgâri ve çiçekleri ile konustugum bölge. Bir insan nasil olurda topraga âsik olur demeyin, iste onlardan biride benim. Fakat sikintili bir bölge. Hani bir söz var” None hode sol çino” “Ekmeginde tuz yok” iste Dersimin de ekmeginde tuz yok. Bahtsiz bir kent. Fakat bir seyi itiraf etmeliyim. Kendi kültürümü, dilimi, inanisimi, doga ile aramdaki bagi ve birakilan miraslari tanidikça, özümsedikçe Dersimli olmaktan hep gurur duydum. Tüm olanaksizliklara ragmen iyi ki Dersimli’yim diyebiliyorum.  <strong> </strong></p>
<p><strong>Fatma Ataseven :GÖÇEBE RUHLARI ANLATIRMISINIZ? </strong></p>
<p><strong>Remzi Aydin  :“Göçebe ruhlar” Bazi insanlar vücutsal olarak köle edilmis fakat ruhlari ele geçirilememistir. Onlar bir yere bagli olmadan, varolan sinirlari yok sayarak sinirlar ötesine, milliyetler ve inançlar ötesine savurmustur ruhlarini. Iste bunlar benim için özel insanlardir. Kendi bünyelerini ve hatta gölgelerini yok sayarak içlerindeki benlige ulasabilme yürekliligini gösterebilenlerdir. Göçebe ruhlardaki kahramanlardan bazilari böyle bir yapiya sahip. Onlar kendilerine ulasabilme yürekliligini; tüm acilari gögüsleyerek ulasabilme mücadelesi verebilenlerdir. Ve bu günün entelektüel insanlarinin eksik kalan bölümleridir de ayni zamanda. Belirli liderler tanimayan, varolan çarklarla isleri olmayan, savaslari baskalari ile degil kendileri ile yapabilenlerdir. Doga ve insan barisina inanan kisilerdir. Sevgilerii disariya, savasi kendilerinedir onlarin. Yinede “Göçebe Ruhlar’i anlatmak çok zor. Ancak okumakla ve okudugunu yasayabilmekle, hissedebilmekle olasi. . </strong></p>
<p>Fatma Ataseven :  birazda romandan bahsedelim; Göçebe Ruhlarda ..Meyman ve Isme’nin asklari tabulari zorladi ancak yikamadi neden?</p>
<p>Remzi Aydin :  Meyman ve Isme’nin aski birazda platonik bana göre. Ve unutmayalim ki 1917 li yillarda geçen bir olay. O tarihlerde Dünya’nin bir çok cografyasinda asklar tabulari yikamadi. Kaldi ki oradaki ask, standartlarin çok daha üstünde zorluklar yasiyor.</p>
<p>Fatma Ataseven  : MEYMAN ( Tanrinin gönderdigi misafir ) ve Inançlariniza göre misafir bir emanettir. Barisi saglamak, asiret savaslarini önlemek kardes kanini durdurmak ve soyun devami gibi degerler mitolojiden  bu yana Askin önünde hep bir engel olmustur. Feda edilmeye gerçekten degermiydi ?</p>
<p>Remzi Aydin :  Misafir Dersim bölgesinde kutsaldir. Gelen kisi kim olursa olsun kapiyi açmak zorundasiniz. O düsmaniniz dahi olsa hanenize girdigi andan itibaren bunu göz ardi etmek zorundasiniz. Birde siginma hakki olanlar vardir. Örnegin o tarihlerde Osmanlidan kaçan kisiler Dersimlilere siginmislardir. Fakat bu onlarin hakkidir ve haklarini isteyerek bunu yaparlar. Siginma hakki siginan kisiye aittir, sigindigi kisinin bu konuda söz söylemeye hakki yoktur, kabullenmek zorundadir. Hatta kabullenmeyen kisiler lanetlenir, sadece kendileri de degil gelecek nesilleri de soyutlanir, tecrit edilerek cezalandirilir. Belkide bu özellik sadece Dersimde vardir. Bahta düseni koruyamayan kisi “Bebehten” olarak kabul edilir. Bahta ihanet eden ve affedilmeyecek bir suçtur bu. “Göçebe Ruhlar” da birde böyle bir olay var, tüm bu olanlara ragmen Tanri Misafiri öldürülmek zorunda kaliniyor. Tabi bu çok kolay kabul edilen bir davranista degil. Uzun zaman tartisiliyor, sancili alinan bir karar. “Meyman” Rus olmasina ragmen sevilen ve kabul görülen kisi oluyor. Fakat isme ile olan aski isleri biraz daha zorlastiriyor. O günün kosullari ve o günün insan beyni ile düsünmek gerekiyor bence.</p>
<p>Fatma Ataseven : Göçebe Ruhlar  kitabinizin Ask Romani olmadigini düsünüyorum ,ancak Insan varsa Askda vardir . Sizce ? (sevda)</p>
<p>Remzi Aydin :Sevda, insanlarin yasadigi her yerde ve her dönemde olagelen bir duygu. Ve iyi ki bu duygu var, zorluklara ragmen, yasaklarina ragmen iyi ki yasanmis.  Evet, “Göçebe Ruhlar” ask romani degil. Fakat insanlarin yasadigi bir cografyada sevdayi yok sayamazdim. Yasanilmis ve hak ettigi degeri de vermek zorundayim, bu benim görevim.  Ama su beni rahatsiz eder açikçasi, “Göçebe Ruhlar” romaninin ask romani olarak anilmasi ve anilarda öyle kalmasini istemem. Fakat bu ask benim romanimda dekorlardan biriydi ve dekorun sevilmesi beni mutlu etti.</p>
<p><strong>Fatma Ataseven: Kardelenin Sizin için kutsal oldugunu tahmin ediyorum  :</strong></p>
<p><strong>Remzi Aydin: Kardelenler; onlar ki bu denli yüksekte yasamasina ragmen baslarini önüne egebilenlerdir. Düsünsenize, narin yapilarina ragmen önce kari yavas yavas eritiyorlar ama bedenleri kadar yapiyorlar bunu. Ve orada kendilerine bir yasam alani açiyorlar, tüm bitkiler henüz uyuyorken onlar; yasamanin güzelligini haykiriyorlar, her seye ragmen. Baska çiçekleri kiskandirmamak için kendilerini ve kokularini onlardan saklayacak kadar alçak gönüllüler. Onlara ulasmak için bazi tehlikeleri göze almaniz gerekir, o yükseklikte her an bir firtinayla, boranla, vahsi bir hayvanla karsilasabilirsiniz. Hatta kayip kayaliklardan parçalanabilirsiniz. Ama bence deger, onun için yapilan bu mücadele bosa harcanmis zaman ve emek degildir, yasamin derinligine atilan tatli ve tehlikeli bir yolculuktur. </strong></p>
<p><strong>Fatma Ataseven :TARIH ÖNCESI KARDELENLERE VE YÜZ YIL BIN YIL SONRASI KARDELENLERE ILETINIZ NEDIR..?</strong></p>
<p><strong>Remzi Aydin:“Kitabin arka kapaginda onlar için yazilmis bir mektup var. Okudugunuzda ne dedigimi anlayacaksiniz. Yüzyillar öncesi veya yüzyillar sonrasi pekte fark etmiyor, önemli olan sesimin onlara ulasabilmesi. </strong></p>
<p><strong>Fatma Ataseven:Mirz’in  dogayi okumasi ve yasaminin anlamini dogada bulmasi inanç ve felsefesi ile yorumlamak gerekirse ?</strong></p>
<p><strong>Remzi Aydin: “Mirz” Alevi felsefesini özümsemis onunla yogrulmus bir insan. Zamanin felsefecisi, hatta psikologu bence. Dogayi okuyarak ve kendine birakilan kültürel mirasi iyi özümsemis ve bunlara sahip çikarak emanetini torunlarina birakabilecek kadarda engin bir insan. Tipki selaleye benziyor Mirz; Aldigi her damla suyu büyük bir coskuyla baska yasamlara aktarabiliyor. Acilarini sevebilen, deneyimlerine sahip çikabilen özelligide çok önemli ve bu Mirz’de var. Aslinda Alevi ögretisinin özü Mirz’in davranislari. Wayu; Rüzgâr tanrisi, Zervanizm; zaman tanrisi, Mitra; günes tanrisi, gök tanrisi, toprak tanrisi, Mazdaizm, hatta agaç tanrisi zaten Alevilerin köklerinde olan özellikler. Bu nedenle Mirz’in o mistik yapisi aslinda mistik alevi felsefesinden kaynaklaniyor. Mirz, güçlü bir karakter, güçlü bir insan. Dogaya karsi sadik, onun bir parçasi oldugunu kabullenmis ve ancak onunla baris içinde yasarsa torunlarina mutlu bir gelecek birakabilecegini kavramis </strong>biri.</p>
<p>Fatma Ataseven : Mile  Xori ‘de güçlü bir insan sevgisi var , Insani oldugu gibi kabul eden  , hatalarin nedeniyle degil yasama kattiklarini ve ögrettiklerini  önemseyen hümanist  yönü etkileyici ;</p>
<p>Remzi Aydin:Mile (Xori) Hori (Derin bilge) ; tam anlamiyla doga dostu. Yilanlari, ayilari, vasaklari tedavi edebilen ve dogaya karsi son derece verici bir bilgin. Söyledigi su cümleler onu daha iyi tanimamizi saglayacak. Yasam nedir? Sorusuna verdigi yanit, ayni zamanda Mile Horiyi anlatiyor.“Yasam, iki penceresi açik bir oda düsleyin. Iste orasi dünyadir. Pencerenin birinden girip digerinden uçuveren bir kus, iste o insandir. Uçus süreci ise hayattir, iste o kadar kisadir. Önemli olan bu süreç degil, bu süreçte yasama ne katip ne aldiginizdir”</p>
<p>Fatma Atasever: MIRZ VE MILE XORI ÜZERINDEN DOGA VE INSAN SEVGISINI AKTARMISSINIZ?Sinirlari, topraklari ve liderleri kabul etmek bana göre degil. Varolan sistemin bir parçasiyim ama ruhumda bu konuda bir göçebelik var. Ben zaten varolan mükemmel bir sistem taniyorum. Oda doganin sistemi ve bundan daha önemli bir sistemin insanlar tarafindan getirilemeyecegine inaniyorum. Ancak doga ile anlasmaya sadik kalabilirsek mutlu olabilecegiz. Benim atalarim bu anlasmaya uymuslar, doga ile ilgili sikintilari olmamis. Ama diger insanlar tarafindan sürekli rahatsiz edilmisler.</p>
<p>Fatma Atasever: ROMAN KAHRAMANLARINIZLA ÖZDESLESEN  , BENZESEN  ÖZELLIKLERINIZI BILIYORMUSUNUZ? Sanirim her kahramanla özdeslesen özelligim var. Çünkü onlari yaratan ve öyle düsünmelerini saglayan,” benim içimdeki ben”. Biraz Mirz, Biraz Isme, Biraz Mile Hori ve digerleri. Biraz agaç, biraz annesine aglayan ayi, biraz kurdu parçalayan ayi, biraz toprak biraz ates… Hepsinden vücudumda ve ruhumda biraz var ve birlesince bir bütünü olusturuyorlar, yani beni.</p>
<p>Fatma Ataseven : “Seni, çocuklarimizdan ve çocuklugumuzdan, Baba Munzur`un döktügü her süt damlacigidan, bir &#8220;Kizilderili&#8221; bilgeligiyle ödünç aldik ve söz verdik:<br />
Borcumuzu ödeyecegiz&#8230;.aldik ve söz verdik:<br />
Borcumuzu ödeyecegiz! “ GÖÇEBE RUHLARI yazarak borcunu ödemeye çalisan bir Aydinsiniz Bundan sonrada dogum sancilariniz devam edecekmi? Düsünmek bile   sanciliyken  ?</p>
<p>Remzi Aydin: “Göçebe Ruhlar” Benim çocuklarima borcumdu, kendi inancima felsefeme ve bizi “melem asisina” çevirmek isteyen insanlara da yanitimdi. Göçebe Ruhlar aslinda benim 4. Romanimdi. Fakat ilk basimlasansina o sahip oldu. Göçebe Ruhlardan sonra 2 roman daha yazdim. Göçebe ruhlar su anda piyasada hemen hemen yok gibi. Ikinci basima acil ihtiyaçta var. Çesitli sehirlerden bana ulasan onlarca insan kitabi bulamadiklarindan sikâyetçi oldular. Maalesef bu konuda benimde yapabilecegim çok sey yok. Fakat 2. Basimda umarim bu sikintilari en aza indirgeyecegiz.</p>
<p>Fatma Ataseven : Hem bagli oldugunuz köklerinize ve inanciniza hem de gelecek kusaklardaki KARDELENLERE  baska birakacak mirasiniz olacakmi.?</p>
<p>Remzi Aydin: Yeni kitaplar, uygun zamanda kendiliginden yasamin içine akacaktir buna eminim.  Bu benim birakacagim mirastan ziyade onlara borcumdur, ancak borcumu ödedikten sonra rahat uyuyacagim sanirim. Insanlar baskalarinin ayakkabisinin içine girmeyi ögrendigi gün, baskalarinin acisini yüreginde hissettigi gün, doga ile anlasmasina sadik kalabildigi gün mutlu olacaktir. Bu mutlulukta eger benimde küçücük bir katkim olursa iste o zaman basarmisim diyecegim. Her kitap bu konuda atilmis küçücük bir adim olur umarim.</p>
<p>Fatma Ataseven : Bizim kusak Romanla geç tanisti diye düsünüyorum. Kendi adima konusuyorum ben ortaokul çaglarinda üç bes tane roman okudum asil roman okumaya  1985 ten sonra basladim ,geç kaldigimin farkindayim… her roman bana degisik bir tat katarken yeni yeni pencereler açti.  Doga sevgisi dogayi anlamak ve okumak insanin kendini anlamasi ve tanimasini sagliyor… Göçebe Ruhlar’i iyiki yazdiniz ve umarim ruhunuzu kattiginiz ve kahramanlariniz üzerinden aktardiginiz duygulariniz tüm insanlara ve Kardelenlere ulasir. Sohbet için çok tesekkür ederim.</p>
<p>Remzi  Aydin:Duyarliligi için Özgür medya ‘ya ve tüm emekçilerine tesekkür ederim ,-</p>
<p>iletisim için: remziaydin62otmail.com</p>
<p><strong>Haber Tarihi :</strong> 12/31/2007</p>
<p><strong>Haber Editörü :</strong> Özgür Medya</p>
<p>GÖÇEBE RUHLAR HAKKINDA ÖZGÜR MEDYADA YAPILAN YORUMLAR</p>
<p>Merhabalar; Yazarın ilk kez bir kitabını okudum, &#8220;ateşte semah dönenler&#8221; ve beni çok etkiledi. Yazar hakkında bilgilenmek amacıyla nette sörf yaparken sizinle karşılaştım. Artık göçebe ruhları okumam gerekiyor. Ateşte semah dönenler, Madımakta yaşanılan vahşeti ruhumda ve tenimde hissetmemi sağladı. Böylesine coşkulu ve yürekli yazarı kutluyorum. Teşekkürler remzi. <strong>Yazan :</strong> <em>Süha Genç</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Sayın FATMA ATASEVEN KALEMİNİZE, YÜREĞİNİZE SAĞLIK.KİTABI O KADAR İYİ YORUMLAMIŞSINIZ Kİ NE DESEM AZ OLACAK. KİTABI ADETA SİZİN YAZINIZ ÜZERİNDEN OKUDUK. BU SİTENİN EN İYİ KALEMLERİNDEN BİRİSİNİZ. YABANCILAŞMA ÜZERİNE YAZDIĞINIZ YAZILARI DEFALARCA OKUDUM. SİZİ TEBRİK EDİYORUM. SAYGILAR. <strong>Yazan :</strong> <em>MEHMET BOZDEMİR</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;Birbirini izleyen saldiri ve seferlerin yerlesik hayati tahrif ede geldigi, ekili tarlanin biçilemedigi, harmanin kaldirilamadigi, tohumun topraktan geri dönmedigi açligin, kitligin, çekirge sürülerinin aman vermedigi bir kistirilmislik içindeki asiretler çareyi, karsi saldirilarda inançlarina ve varliklarina yönelmis tehdidi savmak, imparatorluk düzeni içinde kendilerince tutturulmus düzeni korumak istiyorlardi. Dersimin yerlileri ve ayni ayriksi inançlarla ortak bir yazgiya baglanmis boy ve asiretler, kendilerince bir cemaatler hukuku ve mülkiyet tarzi olusturmuslardi&#8230; Meralar, sürüler, ekinler; derelerin suyu ve dönen degirmenler, ulu ceviz agaçlari ve damarlarinda evvel zamanlarin özsuyunu dolastiran dutluklar asiretin ortak maliydi; çobanin ve asiret reisinin ayni sofraya bagdas kurdugu ilkel ortakligin kavim kardeslik payiydi. Dört dag arasina birikmis asiretlerin kapali devre mülkiyet düzenine, ortaklik hukukuna, birbirleriyle iliskilerinin düzenleyicisi ekabirler topluluguna, töresine, eskil tanrilarina, duasina, niyazina, diline zarar gelmesini istemeyen Dersim’liler, bu moral inanisla bin parçalanmisliklarini onarmaya çalisirlar. Yazisiz, kitapsiz, hesapsiz, bir toplum yasayisidir bu. Kurumsal, organik devlet düzenlerinin nüfuz edemedigi kendine özgü bir toplumsal düzendi her seye karsin, eski Dersimli’nin Kirmanciya Belek yani Kirmançiya çagi , diye adlandirdigi kapali devre egemenligi. &#8221; söylesinizden bir alinti yaptim. Dersim`i ve Dersimli olmayi mükemmel anlatmissiniz. Fatma arkadas giyabinizda çok yakindan taniyorum sizi , sanirim karsilassak sizde tanirsiniz.( 2003 yiliysi sanirim Can Senligi oyuncularinin &#8220;Gençlik hiç bir zaman yaslanmiyor&#8221; adli tiyatro oyunu vardi. Izmir Tunceliler Dernegi olarak katilmistik.) Özgür Medyayi tavsiye üzerine kesfettim. ilgi ile trakip ediyorum. Serçesme Dergisinde yayinlanan yazinizida okudum. Dostlugunuz ,duyarlililiginiz için tesekkür etmek istedim. Size asil tesekkürüm bizleri Remzi Aydin ve kitaplari ile tanistirdiginiz içindir. Yayinlanmis olan her iki romaninida okudum. yayinlamadigi eserlerini bekliyorum.sevgi saygi ve selamlarimla.. <strong>Yazan :</strong> <em>Ali Açiksözlü</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba ,üniversite ögrencisiyim, 37 olaylarindan sonra sürgün edilmis Büyük Dedelerim. Anne ve Babam tüm israrlarimiza ragmen neler yasandigini tam anlatmadilar , üzülmeyelim diye ,ancak hem zulüm görüp katledilmek , hem ata topraklarindan sürgün edilmek. fazlasiyla asagilandiklarini biliyorum. O gün sürgün edilenlerin çogu bir daha kendi topraklarina kavusamadan öldüler. Bizi Mugla`ya sürmüsler . Mugla çok güzeldir herkes bilir. Ne varki benim ailem hiç mutlu olmamislar. Babam yeni emekli oldu ,herkes emekli olduktan sonra buralara yerlesmek isterken onlar illa topraklarina kavusmak istiyorlar. Dersim`e dönmek ve orda ölmek istiyorlar.5-6 Ay önce eve geldigimde Annemi aglarken gördüm ,elinde bir kitap vardi okuyup agliyormus. &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; romani ve benide çok etkiledi ,sonra Sayin Remzi Aydin`in baska romani oldugunu ögrendik ,hemen getirttim ,Anneme sürpriz oldu. fakat daha çok agladi ,zira &#8220;Gölgesiz Bedenler &#8221; tamda yakin tarihi anlatiyordu. nerde görülmüstür insanin insana bu kadar aci vahseti.? ihanetler , sürgünler, para için kardesine kapisini açmayan hainler. ve &#8220;teslim olmaktansa&#8221; ölümü onur sayanlar&#8230;Özgür medya sitesini tesadüfen gördüm. söylesiyi farkedince önce anneme okudum. Söylesiyi bile aglayarak dinledi. Duygularimizi yazmami rica etti ,yayinlarsaniz inanin çok mutlu olacaktir. Remzi abide yazilanlari okuyor tahminim. Annemin çok selami var ,her iki romanin için tesekkür ediyor . Sevgiler ve selamlar yolluyoruz. <strong>Yazan :</strong> <em>GÜLNUR SAHAN</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Fatma abla, email adresine yazdim ama geri geldi yazim. Karlar erimeden gelecektin Munzurlara bekledim gelmedin. Belki haberin vardir, 31 Temmuzda festival basliyor . Mutlaka bekliyorum . Sevgi ve selamlarimi iletir oglunuzuda öperim. (Onuda getirirsen sevinirim.) <strong>Yazan :</strong> <em>Sirin Genç</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />“Gölgesiz Bedenler” romaninizi büyük bir zevkle okudum. Aslinda zevk derken okuma zevkini yani akiciligi ve etkileyiciligi kastediyorum.Yoksa o romani okuyup ta hüzünlenmemek ve hatta aglamamak mümkün degil. Okurken gözyaslarimin romanin sayfalarina düsmesine engel olamadigim için sayin yazarimiza da biraz içimden sitem etmistim.Sayin Remzi Bey, siz o olaylardan çok sonra yasiyor olmaniza ragmen adeta bizzat yasamis gibi anlatmissiniz. Sizin bu özümseyerek aktardiklariniz okuyucuda da ayni etkiyi yapiyor.Yani okurken de bizzat yasiyor, duygulaniyor ve o geçmis günlere geri gidiyoruz. Sanki zaman içinde kisa bir yolculuk yapiyoruz. Evet yasanan onca üzücü ve yürekleri yakici olaylara ragmen yine insanca duygular ve degerler romanda yerini bulmus. Romanda tarihten aci bir kesit verilirken o zamanda ya da bu zamanda yasanmis ve yasanacak tüm güzel ve insani duygular da okuyucu ile bulusmus.Sayin Remzi Bey, belki bu yorumun yeri, bu söylesinin hemen alti degil ama siz yeni çikan bu romaninizdan bahsedince bende bir seyler yazmak istedim.Basarilarinizin devamini diliyorum Sevgi ve saygilarimla. Her sey gönlünüzce olsun. <strong>Yazan :</strong> <em>selin imamoglu</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />EVET NIHAYET &#8220;GÖLGESIZ BEDENLER&#8221; ISISMLI KITAP PIYASAYA ÇIKTI. Koçkiri isyaninin kisa bir bölümünü anlatan bu romanida severek okuyacaginizi umuyorum. Sevgiyle kalin <strong>Yazan :</strong> <em>remzi aydin</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Göçebe Ruhlar romanini 1 yil önce okudum. roman çok güzel, psikolojik yönünün daha hissedilir oldugunu düsünüyorum. spekülatif haberlerle meshur olan yazarlari düsününce Sayin Remzi Aydin gibi bir çok yazarin ne zaman kesfedilecegini beklemek düsüyor biz okuyuculara . Yeni romanini sabirsizlikla bekliyorum .Asil yazma nedenime gelmek istiyorum. Romanla ilgili söylesi yapan Fatma Ataseven`i 30 yildir tanirim. siyasi olarak ayni rotada degildik ancak ortaokulda basliyan arkadasligimiz halen devam etmektedir. Ben pes ettim ,durdum isime gücüme baktim, hayatimi yasadim, çocuklarim büyüdü ,mevki ve makam sahibi oldum, 12 eylülde burnum kanamadi, sorgulamadim bile ,yüksek mimar olmak beni tatmin ediyordu. Fatma son derece zeki biridir. ben saatlerce ders çalisirdim. Birlikte ortak hayalimiz mimar olmakti basladigimiz mimarlik fakültesinden gözalti nedeniyle ayrildi, onu korkumdan dolayi hiç aramadim. haberlerini aldim sürekli hem egitimci olmustu hemde iktisat bitirmisti, kendisi aç degil, yoksul degil, ezilmis degil, ancak sürekli bir derdi vardi , haksizliga, ayrimciliga,sömürüye, esitsizlige karsiydi. hiç degismeden ,hiç taviz vermeden ,egilmeden ,bükülmeden bildigi ve inandigi sekilde yasadi. Bunlari neden yazdim ; bu köseye yazi yazan kisilerin yazilarini okudum, Ben kürt biri olarak 30yillik arkadasima haksizlik edildigini düsünüyorum. Lisede okurken okula sürgün gelen bir arkadas vardi, kürt oldugu için dislanmisti ,okulun yemek hanesinden yemek bile vermiyorlardi, büyük bir direnç göstererek okul idaresine karsi tavir koydu ,yemekhaneden arkadas faydalandi,ayrica evinden getirdigi esyalarla barinmasini sagladi, sonuçta disiplin cezasi alip sürgün edildi. burada yazamayacagim bir çok konu var daha , ben bir kürt olarak mücadelenin nasil olmasi gerektigini Fatma`dan ögrendim. Remzi Beyin söyledigi gibi 72 millete ayni gözle bakmasini bilen bir arkadastir Fatma. arkadasligi ve dostluguna güvenebileceginiz ender bir insandir. Kürt dostlugu nedeniyle epey sikintilar yasadiginida biliyorum. arkadaslara önyargili olmamalarini rica ediyorum. yillarca sessiz kalmis bir arkadasi olarak buda benim görevim olsun istedim. Özgür medya sitesini kutluyorum. Göçebe Ruhlu arkadasima sevgilerimi iletiyorum. Nurten Ertikli -DIYARBAKIR <strong>Yazan :</strong> <em>Nurten ERTIKLI</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Biraz önce sizden gelen iletileri tek tek okudum. Hepside harikaydi, Göçebe Ruhlari sizlerle paylasmanin onurunu bana yasattiniz, tesekkür ederim. Keske dünyanin diger ucunda yasayan; Siyularin, Afrikada ki zencilerin, Meksikada ki yerlilerin, Filistindeki insanlarin mücadelesinide tek tek sunabilseydim size. Alevi felsefesine göre; yetmis iki millete ayni nazarda bakamayan bizden degildir.&#8221; Dolayisi ile tüm acilari yüregimizde hissediyor, onun içindirki ezilmislerin yaninda yer aliyoruz. Sanirim bir ay içinde ikinci romanimiz olan &#8220;Gölgesiz Bedenler&#8221; okurlari ile bulusacak. Belki size birde sürprizimiz olacak, farkli dildeki insanlarlada bu romanlari paylasma sansini yakalamis olacagiz. Kimbilir:))))))) Hepinize sonsuz tesekkürler, sevgiyle kalin&#8230; <strong>Yazan :</strong> <em>remzi aydın</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Daha söylesi yeni yayinlanmisti. Bir yorum yazmistim. Sitede zaman zaman teknik sorunlar yasadi. Sürekli takip ettigim bu kösede çok fazla yazisma vardi ve bir çogu bu teknik ariza nedeniyle silinmis .Göçebe ruhlar romaninin ikinci baskisini da aldim. Kizima hediye ettim. Ikinci baskiyi daha çok begendim . Kitap kapagi daha içerikli olmus. Ikinci defa yazmamin nedeni bazi dostlarin yanilgilari.  Göçebe ruhlari tanitirken tarihsel perspektifinin söyleside dogru aktarildigini düsünüyorum. Ben Alevi yönü agir basan bir kürdüm. Prometeus`dan Demirci Kawa`ya isyan atesinin nasil yakildigini ögrendim. Bizleri nasil parçalayip yönettiklerini ögrendim. En dogrusu Dostuda düsmanida ögrendim. ÖZGÜR MEDYA`NIN ayni zamanda yazari olan ve bu söylesiyi gerçeklestiren Fatma Ataseven`i gönül dostumuz olarak kabul etmeliyiz. Dersim`in kürt ve alevi dokusunun bilincinde olduguna dair hiç bir kuskum yoktur. Kadim topraklarimizda yakilip yok edildik ancak bunun suçlusu dostlarimiz olmamali. <strong>Yazan :</strong> <em>Hüseyin Özgür</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />MERHABA ÖZGÜR MEDYAYI DÜZENLI OLARAK TAKIP EDIYORUM. EMEKÇI ARKADASLARI SELAMLIYORUM .ENÇOK OKUNDUGU IÇIN DIKKAT ÇEKICI HALE GELEN BU KÖSENIZ IÇIN TEBRIK EDERIM. KÜRT MÜCADELESINI IKINCI PLANA ATMAYA ÇALISANLAR ALEVILIGI YENIDEN GÜNCELEMEK PESINDELER KANIMCA. DERSIM KONUSUNDA &#8211;MEDET KILIÇ &#8211; ARKADASIN GÖRÜSÜNÜ HAKLI BULDUM. RÖPORTAJI YAPAN FATMA ARKADAS ACABA BILINÇLI OLARAK MI KÜRTLERI GÖZARDI ETTI MERAK ETMEKTEYIM. SEVGILI REMZI AYDIN`I TANIYORUM ,DEGERLI BIR INSAN VE IYI BIR GÖNÜL DOSTUDUR. SAYGILARIMLA . <strong>Yazan :</strong> <em>ÖZGÜR OZAN </em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Dersim`den uzun uzun bahsetmissiniz röportajda ancak tek kelime bile Kürtlerin adi yok, NEDEN ? ipi gögüsleyenler yalniz Alevilermi idi ? Hayret ettim, saskinlik yasamaktayim. Aleviler Kemalizm in korumasinda yasarken kürtler mücadele veriyordu , baris ve demokrasi için. Bu sitenin en çok okunanlari arasina girmis , güzel bir roman olabilir GÖÇEBE RUHLAR ,Roman için sözüm yok . Röportaji hazirlayan arkadasin bilgili oldugu yazilarindan belli oluyor. Sicak gündemde olan bir sorun hakkinda tek kelime söz etmemesini yadirgadim. <strong>Yazan :</strong> <em>Medet Kiliç</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba söylesiyi Serçesme Dergisinin yurtdisi dagitimindan aldim. Görünüste uzun bir söylesi gibi ancak okumaya baslayinca bir solukta bitirdim. Önce romanin siparisini verdim . Romanin kritiginden ziyade söylesi üzerine yazmak istedim. Alevi kökenli bir sosyalistim (halen ) Alevi sitelerinde agir bir mistik durum var, kimileride tamamen yobaz aleviler dedigimiz köklerini ve temellerini kafasinda bir yere koyamamis tutucular. Bunlarindan en az sunni yobazlar kadar tehlikeli oldugunu biliyorum. Göçebe Ruhlar üzerine yapilan söyleside ise farkli bir tat var. Söylesiyi sunan arkadas güzel sunum ve çok net sorular sormus , yazar Remzi Aydin ise tam bekledigim ve duymak istedigim yanitlari ile gerçek bir yazar sorumlulugunda , tek derdinin birikimlerini gelecek kusaklara dogru aktarmanin çabasinda olan biri. &#8220;MELEM ASISI&#8221; ni dogru enjekte etmeye çalisan bilinçli ve duyarli bir alevi. Birde sevgili Aydin`in konusma dili çok özgün ,popülist ve egemen dili kullanmaktan kaçinmis. Yürekten kutlar ,çabalarinizda basarilar . Özgür medyanin degerli yazar ve emekçilerinide sevgiyle selamlarim. Ömer Adiyaman -Fransa <strong>Yazan :</strong> <em>ömer adiyaman</em> | <strong>Email :</strong> <a href="mailto:.........."><em>&#8230;&#8230;&#8230;.</em></a></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />merhaba Idefixde kitap ararken romanin adi ilgimi çekti Ben yörük oldugum için göçebelik ile ilgili tüm kitaplara ilgi duydum. Göçebe Ruhlar romanini cuma günüokuyup bitirdim. yazarihakkinda bilgiedinmek istedim. ve kendimi burda buldum, bir sitede daha söylesi var ,ancak orada yorum kösesi yoktu. romandan sonra söylesiyi okumak çok daha faydali oldu benim için. Göçebe Ruhlar çok ilginç geldi bana , Isme`nin yasadiklari etkileyici , romanin denk düstügü tarihe döndügümüzde gerçekten farkli bir kültürle karsilasiyoruz. günümüzde &#8220;namus &#8221; ugruna islenen cinayetleri düsününce o insanlar çok aydin ve ileri görüslülermis. evli bir kadin olan Isme`yi hiç kimse Meyman`a asik oldugu için yargilamiyor. kocasi bile . hatta Mirz bu büyük sevdaya için için saygi duyuyor. Bu kahramanlari yaratan yazar Remzi Aydin hakkinda gerekli bilgiyi bu söylesiden ögrendim. Yazarin baska kitaplarini bekliyorum. söylesiyi düzenleyen Fatma hanima ve Özgür medya sitesine tesekkür ederim. gelismeleri buradan takip edecegim. iyi geceler. FILIZ ADIGÜZEL. <strong>Yazan :</strong> <em>FILIZ ADIGÜZEL</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba , daha önce yorum yazmistim . Simdi göremiyorum neden acaba ? Büyükdedem 1937 dersim sürgünlerindenmis . Devlet dedemi zorunlu olarak sürgüne göndermis o da Eskisehir`i seçmis. Simdi düsünüyorumda neden burasi diye: Eskisehir iklim olarak çok sert , Munzurlar kadar degil tabiki, birde göçmenlerin çok oldugu bir sehir . Dedemi düsünüyorum sürekli özelliklede &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; romanini okuduktan sonra . Acaba Mirz`e mi benziyordu yoksa Mile Hori`yemi , roman aradigim sorularin tamamini cevaplamiyordu ,ancak söylesiyi okudugumda ; Remzi Aydin`in verdigi cevaplar benim bilgilenmemde çok etkili oldu. Dersim`i hiç görmedim. Dersimli oldugumuzu ancak üniversiteye devam ederken korkmadan söyleyebildim. Birde babamin çektigi acilari düsününce isyanim o kadar çok arttiki NEDEN diye bagirmak istedim. Romani 2 defa okudum. Her okuyusumda aci hissettim. ALEVI olmak neden suç bu ülkede anlamiyorum &#8230;&#8230;.. Isme`yi düsünüyorum sürekli . Özgür Medya sitesini kutluyorum ve tesekkür ediyorum . <strong>Yazan :</strong> <em>Aynur Yildiz</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Dostlarim , Özgür Medya sitesinin server`inde olusan ariza nedeniyle yasadigimiz teknik sorunlar oldu. Sizler vakit ayirip yazdiniz , duygularinizi heyecaninizi paylastiniz. Hep birlikte tüm &#8221; teknik arizalara &#8221; ve teknolojinin sakalarina ragmen paylasmaktan vazgeçmedik. Ençok okunanlar arasinda bir paye verdiniz. Öncelikle dostlugunuz ve paylasiminiz için tesekkür ederim. Ögrencilerimin bile beni burda bulmalari , hatirlamalari duygusal anlar yasatti. &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; romanini ve yazarini sizlerle bulusturabilmissem bu benim için onurdur. Zira kendimizi yabancilastiran sirf &#8220;top 0n&#8221; listesinde ilk 10 siralamasina girmis bir çok romani ayip olmasin diye okudugumuzun farkindayim. Oysa bu roman yazarinin tüm yüregini , birikimini , inancini , özlemlerini ve hatta acilarini kurgulayarak aktardigi ; bize ait bizim tarihimize ve bizim olan degerlerimizden olusmaktadir. Doga Insan ve Tanri farkli bir inancin ve farkli bir kültürün penceresinden yazilmis. &#8220;En-el Hak &#8221; demis yazarin kahramanlari. Romanin yazari degerli dost Remzi Aydin ise tanidigim en tevazu sahibi bir kisilik. Tanimis olmaktan onur ve gurur duydum. Sizlerle diger eserleri üzerinede paylasimlarda bulunacagiz. Göçebe Ruhlar romani bildiginiz gibi ilk baskisinda yayinevinden kaynakli problemler yasadi, okuyucu ile bulusmasi gecikti. Simdi ikinci baskisi yapildi. dagitim konusunda bir sorun kalmadi. Ikinci baski Ekvator yayinevi tarafindan gerçeklestirildi. Yayinevi Romana gereken ilgi ve özeni gösterdi. Yayinevi ve romana ulasmanizin nasil olacagi ile ilgili bilgiler Sitemizin Kültür Sanat sayfasinda mevcuttur. Göçebe Ruhlar romani ile ilgili her türlü duygu ve düsüncelerinizi yine buradan paylasmak dilegiyle, sevgi ve selamlarimi iletiyorum. <strong>Yazan :</strong> <em>Fatma Ataseven</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Hocam, kitabiniza ve kitap hakkindaki söleyisiyi yapan Fatma hanimin anlatimina hayran kaldim. Siteyi kitabi ararken buldum. Elinize yüreginize saglik. Bu kitap sayesinde sitenizin de ünü aldi basini gitti. Kutlarim. Tüm emegi geçenleri. <strong>Yazan :</strong> <em>hasan toyluk</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Hocam , &#8220;Fatma ATASEVEN&#8221; adini ariyordum internette . Sizi çok merak etmistik. Antep`ten gittiginizi ögrenmistik fakat nereye gitmistiniz ? ve sizi ararken klavyemin tuslari buraya getirdi beni. Fotografiniza defalarca baktim. Sonra oleyyyyyy !. Iste buldum diye bagirdigimda esim geldi yanima . &#8220;Neyi buldun&#8221; dedi ve heyecanla esime gösterdim. Tahmininizden fazlaydi esimin heyecani ve gözyaslari ile anilarimizi yadettik. Esimi tanirsiniz. D sinifinda en önde oturan Eylem &#8230; Ulasabildigimiz sinif arkadaslarimizi aradik. Sizi unutmadik Hocam ve Sizi çok özledik. Iyi bir birey olmayi, emegi, sevgiyi, paylasmayi ve dostlugu ,demokrat olabilmeyi , sizden ögrendik. Siz ögretmenimiz degil arkadasimizdiniz. Sorunlarimiza ailemizden çok siz sahip çiktiniz. Sik sik pencereden dalgin bakislarinizi yakalardik , o hep baktiginiz yerdemisiniz ? Eylemle ugrasip bahçeli bir ev yaptirdik . Evimizin kocaman penceresi var. Eylem insaat halindeyken pencere çok önemli projeyi tekrar tekrar gözden geçirdik. Nedeni sordum; pencere bana Fatma Hocayi hatirlatiyor dedi. O pencereden ikimizde sizin için sizin tarafiniza bakiyoruz. Sivas Olayinda çektiginiz aciyi o gün gözlerinizde görmüstük. Okuldan sonra muhasebe büronuza giderdiniz. Yol boyunca size eslik edip sohbet ederdik. Masanizda Asim Bezirci`nin yazisini görürdük hep. Yüreginize ne kadar çok aciyi ve sevinci sigdirabilmissiniz. Büyüyüp yetiskin olunca anladik çogu sözlerinizi. Size belki toylugumuzdandir gerekli tesekkürü edememistik. Simdi saygi ve minnetle selamliyoruz Hocam ve tesekkür ediyoruz verdiginiz emek için. Sitedeki bütün yazilarinizi okuduk artik nerde oldugunuzu biliyoruz. Bahsettiginiz romani ise Eylem her yerde ariyor. &#8220;Emek vermeden hiç bir sey hak edilmez &#8221; Hocam. biz Göçebe Ruhlar`i arayip bulacagiz. Ögrencileriniz adina Eylem &#8211; Ferhat. <strong>Yazan :</strong> <em>Ferhat YILDIZAY</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Öncelikle Göçebe Ruhlar için sarfettigim bir cümleyi degistireyim. Böyle bir kitabin varligindan süpheliyim cümlesini kitaba ulasamadigim için yazmistim. Yoksa kitabin olmayisini ve hayali bir kitaptan bahsedildigini söylemek degildi amacim. Sayin Fatma Hanimdan özür dilerim. Bana kizmakta hakli tabi. Bu süreç içinde zorluklarla kitaba ulasabildim. Ve nihayet ikinci kez okuduktan sonra size düsüncelerimi aktaracagim: Siyasal bir kimlik noksanligindan bahsetmistim haddim olmayarak, fakat gördüm ki kitabin çok saglam bir siyasi kimligi var. Zaman zaman Marksizm ve Sokratesi, Thalesi, Anaximenes ve de xsenophanes gibi doga felsefecilerinin kuramlarini düsünmeden edemedim. Duygularin doga üzerindenaktarimi basarili olmus fakat aceleyle basilmis bir kitap izleniminide bana verdi. Mailime gönderilen elestirilerede yanit vermis oldum. Emekci tüm arkadaslara selamlar. Sayin Aydin ve Ataseveni kutlamak geldi yüregimden. <strong>Yazan :</strong> <em><a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Burkay</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Ben Almanya`da yasiyorum. Yilbasi tatili nedeniyle geldigimde aldim Göçebe Ruhlar romanini . Içerigini bilmeden sadece adini gördügümde ruhuma iyi gelecegini düsünmüstüm. Okuduktan sonra inanin kendimi Meyman a benzettim. Ilk geldigimde alman bir kiz görmüstüm ve gözgöze geldik . O an ne o ne ben hangi dili konustugumuzu bilmeden dakikalarca göz göze bakistik. Gözlerden yürege sevdamiz akti. Sonra sadece bakisarak sürdürdük gözlerimiz anlatiyordu herseyi. Evet sonrasi malum bizi küçümseyen almanlarin irkçi ve asagilayici davranislarina heba olduk. Isme kadar onurlu ve cesur olamadi ne yazikki. Romanda sadece kendime ait duygulari degil dogayi ve bilge insanlari tanidim. Mirz`in yilanla dostlugu etkileyiciydi. Barisi istemelerine ragmen bir özlem olarak ertelenmesi ve agir bedeller ödenmesi ise çok gerçekçi yönüydü. Sayin Remzi Aydin sayesinde hiç tanimadigim bir inanç ve kültürü ögrendim. Müthis bir tat aldim. Okuyucuya armagan edilmis en güzel eser . Tesekkür ederim. Paylasmak istedim. <strong>Yazan :</strong> <em>Emre BALIÇ</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Yaz tatilinde Istanbul`da dolasirken öylesine almistim &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; romanini uzun sürede öylece durdu. Bir arkadasim Özgür Medya`da yayinlanan söylesiden bahsetti sanirim Ocak ayi basindaydi, söylesiyi okuduktan sonra ilgimi çekti ve 2 defa okudum, hiç bir yazarin romani hakkinda bu kadar yorumlar yazildigina rastlamadim. Roman ne küçümsenecek kadar basit ne de bu kadar abartilacak kadar çok mükemmel ancak tebrik ediyorum Sayin Remzi Aydin`i çok sansliymis.. Ilk romaninda böylesine basariya ulastigi için. Sevgili Fatma Hanim size özelden mail yazdim cevap yazarsaniz sevinirim. Mailin ekinde 85 adet türkçe ve kürtçe siirlerim var. Okuyup elestiri ve görüslerinizi paylasmanizdan mutluluk duyacagim. Birde küçük bir anekdotum olacak; Dersim sadece Alevilerin yasadigi acilarla anilmamali Kürtlerde ayni tarihlerde kiyima ugradi . 21 Subat Uluslararasi Anadili Günü nedeniyle Anadiline özgürlük istiyorum. Iyi geceler. <strong>Yazan :</strong> <em>Gülsüm Yigit</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;Göçebe Ruhlar&#8221;la tesadüfen tanistim: Aslinda &#8220;tevafuk&#8221; demek daha dogru olacak. Benim kitaba ulasmam diger arkadaslarin aksine çok kolay oldu: Büyük bir heyecanla okudum ve en kisa sürede bir daha okuyacagim. Yazarin kendine has dili, akiciligi ve evreni algilayisi mükemmel&#8230; Mirz`in ve Hasan Efendinin hosgörüsüne, dogaya bakislarina, hayati algilayis tarzlarina ve bilge kisiliklerine hayran oldum. Kimdir bu bilge kisileri yaratan &#8220;Remzi Aydin&#8221;. Demek ki aslinda bige kisi yazarin kendisidir: Varliginiz beni çok mutlu ediyor, iyi ki varsiniz. Her sey için, özellikle dostlugunuz için çok tesekkür ediyorum ve basarilarinizin artarak devam etmesini diliyorum&#8230; Sevgi ve saygilarimla&#8230; Sena Ünsal <strong>Yazan :</strong> <em>Sena Ünsal</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba bir süredir Özgür medyayi takip ediyorum. Yazarlariniz çok farkli , aslinda Fikret Hoca disinda taninmis degiller. Fakat okuyunca vazgeçilmeyecek kadar farkli yaziyorlar. Kutlarim emegi geçen herkesi. Gelelim GÖÇEBE RUHLAR romanina ; ben arkadasimdan duydum ismini , kitap gerçekten zor bulunuyor ancak bunda ilginç bir durum var sanki tipki Dersime ulasmak , Dersimi anlamak ve Dersimli olabilmek gibi, epey arastirdim, internette gezinir iken burda yayinlanan söylesiyi gördüm. Dersim de yasanilanlari , yasatilanlari , okudugumda Babaannemin anlattiklari geldi aklima , üzerinde söndürülmüs tütün yaniklari ve altin yüzük için kestikleri parmagini gördüm yeniden , oysa unutmaya çalisiyordum adimi kim oldugumu . Ne gerek vardi simdi Sevgili Ataseven hatirlatmaya !. Kaybolup gitmek varken !. Ne kadar örtersek örtelim unutmak mümkün degil. Romani bulmam zor olmadi. Bingöl`de yasiyorum Erzincan`dan bir arkadasim gönderdi. Yeni okudum. Özledigim bekledigim bir roman yazmis sevgili dost Remzi Aydin ellerine saglik. Kardelen benim için sadece kizimin adi degil bütün halkimin çiçegi. Yazarken bile duygulandim. Selam ola herkese. <strong>Yazan :</strong> <em>HANDAN NALBANTOGLU</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba öncelikle Özgür medyanin &#8221; böyle bir esere yer vermesi&#8221; anlasilmayacak bir durum degil. Dersim tarihsel yapsi nedeniyle etkilendigim bir bölgedir. Etnik ve dini kimlikleri bünyemde tasimamakla birlikte kültürü inançlari nedeniyle kirima ve kiyima ugramis tüm kimlikleri anlayabiliyor , onlarin acilarini insan ve solcu kimligimle paylasabiliyorum. Göçebe Ruhlar romani ve yazarini bilindik popüler roman ve romancilardan farkli bir yere koydugum için inceledim ve bir söylesi gerçeklestirdik. Yine bilindik önyargilardan kurtarmaya çalismakti çabamiz. Romandan nasil bir siyasal yapi aradiginizi bilmiyorum. böyle bir kitabin varligi ile ilgili kuskuya düsmenizide ben anlayabilmis degilim <img src='http://www.munzurca.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) okumadigim , olmayan bir eser üzerine söylesi yapmakla itham etmis oldunuz. Google`den sorgulatmis olsaniz bile hemencecik ulasabilirdiniz. Kitabin Nisan 2007 de Kardelen yayincilik tarafindan basildigini, suanda bir çok okurdan söylesi üzerine yorum ve mailler aliyorum. Göçebe Ruhlar romanini bulmakta sikinti çekenler çogunlukta. Bu durum sanirim yayinevinin sinirli sayida basmasi ve dagitim aginda olusan sorundan kaynaklanmaktadir. Sanirim ikinci baskida sorun çözülecektir. Yazar arkadasimiza remziaydin62@hotmail.com adresinden ulasabilir ya da isterseniz adres birakip size gönderebiliriz. Iginize tesekkür ederim. Selamlarimla Fatma Ataseven <strong>Yazan :</strong> <em>Fatma Ataseven</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Bu kadar övgüyle bahsedilen kitabi açikcasi merak ettim. Siyasal bir yapisi olmamasina ragmen duygu yüklü bir kitap oldugunu saniyorum. Özgür medyanin böyle bir esere yer vermesini de çok anlayabilmis degilim açikcasi. Yine de isteklerime yenilip kitabi aramaya basladim. Gerçekten böyle bir kitap var mi diye kuskuya düstügüm anlar oldu. Çünkü kitaptan bir iz yok. Umarim bulabilir ve okuyabilirim. Yine de sayin Aydin ve sayin Ataseven`i kutluyorum. Emegi geçen arkadaslara saygimi iletiyorum. <a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Burkay <strong>Yazan :</strong> <em><a href="http://www.munzurca.com/K/mikail/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with mikail">Mikail</a> Burkay</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Özgür medya okuruyum. Söylesiyi inceledim. Özellikle Yazarin Göçebe Ruhlar romanini yazma nedenlerini okuduktan sonra her yerde kitabi aradim. Yayinevine hem mail attim. Hem telefon ettim. Romanin tükendigini söylediler. 3 gün önce arkadasim Antalya`da bir kitapçidan alip gönderdi. Bugün bitirdim. Mirz`e hayran kaldim. Onun anlatiminda dogayi yeniden farkettim sanki. Evinin bas kösesinde bir yilanla yasamasi, yilanin misafirliginden aldigi keyif, sonra hiç konusmadigi halde savasta esir düsmüs rus askerine (Meyman) olan sevgisi ve köpeginin ölümünden duydugu aci ve keder ve çok dogal. Özgün ve farkli tasvir edilmis. Etkilendim. Umarim Sayin Remzi Aydin söyleside bahsettigi romanlari ile kisa sürede bizleri bulusturur. Tebrik ediyorum. <strong>Yazan :</strong> <em>Mehtap Eratalay</em> |</p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Göçebe Ruhlar romanini esimin israri nedeniyle okudum. Iyiki okumusum. Farkli bir dil farkli bir anlatim. Savundugu düsünce ve inandigi kültür ve yasam biçimine saygi duydum. Ilk roman da bu basari ve ilgiyi yakalamak yazar adina sevindirici. Tebrik ederim. Yeni romanlarinizi beklerim. <strong>Yazan :</strong> <em>Nezih Candogan</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Göçebe Ruhlar romanini yazarak bize o günleri unutturmadigin için tesekkür ederim sevgili dostum. Biz birlik olamazsak bizi ezerler, bu birlik seçimlerde kendini göstermesi sart. Duyduk ki bizim daglarimizi isterler.!!! Duyduk ki Dersim`i Diyarbakir`i isterler. Soldaki bölünmüslük yillardir Ankara`da Melih Gökçek`i belediye baskani seçtiriyor. Ayni hatayi yapmayalim. Elinize yüreginize saglik. Selam olsun tüm dostlara. Özgür Medya ya tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>SERKAN GÖTEPE</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba üyesi oldugum bir fotograf sitesinde duymustum &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; romanini , çok zor temin edip okudum. Kendi topraklarinda mültecilige zorlanan sürgüne gönderilmis parçalanmis alevi bir aileye mensubum. Köklerimi aradim durmadan ,y erlestikleri her yerden sürülmüsler , kiyima ve zulme ugramislar, hükmetmeyi ve hükmedilmeyi asla kabul etmeyen bir inanç ve kültürü asimile ederek bizlere &#8220;kim oldugumuzu&#8221; unutturmaya çalisiyorlar. Bu baglamda Göçebe Ruhlar romani yazarin inanarak yüregini koyup yazdigi önemli bir eserdir. Sevgili Dost Remzi Aydin`i tebrik eder, basarilar dilerim. Özgür Medyaya ve söylesiye emek veren arkadasa tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>Baris Durgut</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Romani yeni okuyup bitirdim. Çok begendim. Günümüzde de karsiligi olan asiretler arasi savasi mükemmel anlatmis. Bilge insanlarin olanca çabasina ragmen kardes kaninin durmamasi ogün oldugu gibi halen BARIS`in bir türlü saglanamasi , parçalanmis hayatlar, yürek parçalayici Isme ve Meyman`in asklari arabesklestirilmeden ustaca anlatilmis. Yazar yüegini ortaya koymus. Tipki Mehmet Uzun romanlarina gibi.. Tebrik ediyorum. Herkese tavsiye ediyorum. Bu arada Özgür Medya ile tanistim. Yazarlariniz ve yazilari çok kaliteli. Kutlarim hepinizi basarilar dilerim. Selamlar. <strong>Yazan :</strong> <em>NAZLI YARKIN</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;Sevgili kardelen; dünyanin neresindesin; hangi zaman diliminde yasadin, rengin, dilin, dinin nedir bilmiyorum. Belki yüzyillar önce yasadin, kim bilir belki de yüzyillar sonra yasayacaksin. Simdi bes yasinda, hatta yüz yasinda olabilirsin. Beni taniyacak misin, tanidin mi bilemiyorum. Gerçi önemli de degil, ama bu yazit sana olan duygularimin sancili dogumuydu.&#8221; Remzi Aydin. Romanin arka kapagina yazilan bu notu defalarca okudum. Dilerim tüm yasamis ve yasayacak kardelenlere ulasir sözleriniz. Yüregine saglik sevgili dostum. <strong>Yazan :</strong> <em>SERMIN DEDEOGLU</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Simdiye kadar okumus oldugum kitaplar içerisinde, cok etkilendigim kitaplardan biri `Göcebe Ruhlar`.. Defalarca okuyacagimdan eminim&#8230;Ask, Felsefe, psikoloji, doga ve tanri. Böylesine güzel iç içe ve özenle islenmis, kilim dokur gibi sanki konular&#8230; Okudugum için `göcebe ruhlar`i çok sansliyim .Yazarin kullandigi dil ise bambaska etkileyici, ve siradisi. Dilerim yakin bir zamanda yazarin yeni kitapilariyla yeni yolculuklara çikip köklerimizle yeniden yeniden bulusuruz. Özgür Medyayla yeni tanistim. Ciddi bir site ve seviyeli tartismalarin yapildigi bir platform. Söylesiyi hazirlayan yazariniz gerçek bir Alevi dostu selam olsun dostumuza. <strong>Yazan :</strong> <em>Rohat Bekri</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Göçebe Ruhlar romanini Agustos ayinda okudum. Ikinci defa okudum. Farkli bir bölgesel roman. Pek çok yazardan farkli bir aktarim ; Kürt ve Aleviler ya da asiretler kurgulanarak yazilan romanlarda gelenekçi tarz hep ayni olurken Göçebe Ruhlar da hemen farkedilen bir olgu ilk defa &#8220;KADININ ADI VAR&#8221; satir aralarini didikledigimde ; kadina hem esit bakis hemde kadin ve emeginin kutsanmasi , kadinin iradi karar verme ve temsil haklarinin dogalligini gördüm. Bir kadin okur olarak sevindim. Tebrik ederim. Remzi Aydin`a tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>Mihriye Yildirim</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Özgür medya okuruyum. Köklerim Dersim`den sürülmüs. Babami küçük yaslarda kaybettim. Annemse farkli bir kültüre ait. Bir kaç defa gezi amaçli gittim , bir posete koyup getirdigim toprak disinda hiçbir bagim yok. Söylesiyi okudugumdan beri günlerdir her yerde GÖÇEBE RUHLAR romanini aradim. Ne yazikki Kardelen yayincilik çok ilgisiz . Adana`dan bir arkadasim bulup gönderdi. Kitabin arkasindaki Sevgili Remzi Abi`nin Kardelenler için yazdiklarini okurken agladim. Ve hemen duygularimi paylasmak istedim. Çok tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>ZSeyda Erkan</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba GÖÇEBE RUHLAR romanini okudum Fevkalade güzel buldum. Fakir Baykurt romanlari tadinda . Tabiat ve insan felsefeyle birlikte yogrulmus. Kitap okumasini çok severim özellikle roman okumak nefes almak gibidir. Geçen aksam yegenlerimle epey konustuk hem Göçebe Ruhlardan hem baska romanlardan. Ben emekli ögretmenim bizde memleketin dört bir yanini dolastik . Ögretmenlerde bir nevi göçebedirler. Bu sitede Romanin yazariyla yapilan söylesiden bahsedildi. Hem söylesiyi itinayla okudum hemde yazilan yorumlari. Yazar Remzi Aydin Bey`i de tanimis oldum. Efendim ben bir iki olaya deginmeden geçemeyecegim. Burda yazilanlar dogrudur. Tarihimizde ve miras aldigimiz Osmanlida bir çok isyanlar olmustur. Osmanli`nin Cumhuriyetimize ve Atatürk`e biraktigi bir çok vak`a lara baktigimiz vakit hepside Cumhuriyet için ve vatani korumak için yapilmistir. Alevi isyaninin bastirilmasi yanlistir. Kiyim kötüdür fakat bir rejimi korumak ve mevcudiyetini devam ettirmekte sartsa birtakim bedeller ödenmistir. O zaman yerlerinden göç ettirilen alevilerle devlet barismistir. daha sonra alevi cemaatinin cumhuriyet halk partisi içinde kendilerini ifade etmelerinin imkani saglanmistir. Fatma, çok emek vermissin bu yazi için ancak hala pesin hüküm verme ve bildigini okuma huyundan vazgeçmemen üzüyor beni. Bu vatan kolay kurtarilmadi. Bu Cumhuriyet kolay kurulmadi. zor günler yasaniyor , karanliga dogru gidiyoruz. Bu defa Atatürk gibi cesur ve dürüst bir kurtaricimiz yok. Özgür medya ile tanismamda iyi oldu. Yazilarinin hepsini okudum kizim, edebiyatin ve dilin çok kuvvetli bu alanda kendini daha fazla gelistirmelisin. &#8220;Kalanlar&#8221; yazini çok sevdim ve duygulandim. Basarilarinin devamini dilerim. Sayin Remzi Aydin`i tebrik ediyorum yeni romanlarini bekliyoruz. Hepinize sevgi ve selamlarimi yolluyorum. Iyi aksamlar <strong>Yazan :</strong> <em>Zahide ÖZDEMIR</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Keske bir roman daha yazmaya baslasaydim, inanin daha kolay olacakti. Ama simdi &#8220;GÖÇEBE RUHLAR`IN&#8221; okuyucularina ve bu güzel duygularla paylasima katilmalarina ne diyecegimi kestiremiyorum. Yinede, &#8220;Göçebe ruhlar`da&#8221; ciddi yazilim sorunlari oldugunun farkindayim. Hatta kitabi elime alinca ve o hatalarla karsilastigimda kizardigimin farkina variyor, okurlarin karsisina böyle çiktigim için kendime kiziyor ve utaniyordum. Özellikle son zamanlarda bize yapilmaya çalisilan &#8220;MELEM ASISI&#8221; karsisinda sunu düsündüm. Iyiki yazmisim. Belki yazilim hatalari var ama inanin anlatim hatalari ve duygu hatalari yok. Ari duygularla size bir kültürü aktarmaya çalistim. Bunu yaparken kesinlikle dinsel ögeler üzerinde durmadim. Belki okudugunuzda dinsel ögeler varmis gibi geliyor, fakat felsefi boyutu ile incelediginizde gözükenin çok daha derininde verilen mesajlar bulacaginizi umuyorum. Insan sevgisi, doga sevgisi ve insanin içindeki tanri sevgisi. Bunlarin üçü sac ayagini olusturdu ve dedimki; &#8221; biri yok olursa digerleri yasam denilen kazani, ayakta tutamiyacaktir.&#8221; Kitapta kullanilan Mihemmed ve oli sözcükleri m.ö. kullanildigina inaniyorum. Sonuç olarak, doga ile anlasmayi bozdugumuz sürece hiçbir sistem bizi kurtaramiyacaktir. Çünkü tüm sistemlerin doga karsisinda çaresiz kalacagina inaniyorum. Ve tabiki bunun yolu sevgi. Önce kendimizi, çevremizi, dünyamizi ve kainati sevmekten geçiyor. Hepinize tesekkür ederim, emeginize, ellerinize, duygulariniza ve yüreginize saglik. Sevgiyle kalin. REMZI AYDIN <strong>Yazan :</strong> <em>Remzi AYDIN</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Tunceli Pülümür`de yasiyorum . Es durumuyla gelmistim. O kadar çok alistik birakip baska bir yere gidemiyoruz. Anadolu`nun hiç bir yerinde rastlamadigim farkli bir sehir, olanca asimilasyon olanca kiyima direnen bir halk. Sadece rahat birakilmak ve kendi inandiklari degerleriyle yasamak istiyorlar. Kapitalizmin insan avciligi özellikle gençlere yönelik planli bir yozlasma kültürünü enjekte etmesi yeni yeni gözle görülmeye basladi.Sayin Remzi AYDIN`in &#8220;melem asisi&#8221; dedigi sey sistematik olarak gençler üzerinde deneniyor. Alevi olmamakla birlikte insanlarin inandigi ve mutlu olduklari sekilde yasamalarindan , irk dil din ayrimi yapilmadan kardesçe yasanilmasindan yanayim. Romani GÖÇEBE RUHLARI okudum . Islenen konular ustaca. Dil ve yazim hatalari var kimi yerlerinde . Umarim ikinci baskida düzelir. Tesekkür eder, basarilarinin devamini dilerim. <strong>Yazan :</strong> <em>Ali Önder YILMAZ</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba Hrant Dink`in haberleri ile ilgili internette gezinirken tesadüfen Özgür Medya sitesine ulastim. Özgür radyoyu dinledim çok begendim. Siteye gözatarkende Göçebe Ruhlar basligi dikkatimi çekti . Ögretmenler günü hediyesi olarak ögrencimin hediye ettigi romandan bahsedilmesi hosuma gitti. Zira Remzi Aydin`i ve düsüncelerini merak ediyordum. Çok güzel ve olumlu yorumlar almis. Meslektasimi kutluyorum. Romani mükemmel , Türkçe ögretmeni olmamdan kaynakli dilde biraz sorun var sanki; ancak isledigi olaylar olgular ve konularin bütünlügü ve akiciligi dil sorununu gözardi etmemi sagladi. Ilk romani olmasina ragmen bellegimde iz birakan bir yazar artik. Tekrar kutlar , basarilar dilerim. Fatma Ataseven`e hem böylesine bir söylesiye emek verdigi için hemde &#8220;Mülteciler&#8221; yazisi için tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>Eburu Manisali</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba özgürmedya`nin yeni okurlarindanim. Göçebe Ruhlar romanini Adana`ya gitmistim ordan aldim. Geçen gün bitirdim. Arkadaslarima da tavsiye ettim. Ancak Eskisehir`de hiç bir kitapçida bulamamislar. Böylesine güzel bir romanin basim ve dagitim sorunu yasamasi üzücü bir durum. Romanda farkli bir dil farkli bir tarz var. Klasik romancilardan farkli bir tat buldum. Doga tasvirleri ve herseyi doganin diliyle anlatmasi , Remzi Aydin`in ifadesinde de belirttigi gibi kültüründe etkisiyle &#8220;Doga ile iyi bir anlasma yaptigini ve anlasmaya sadik kaldigini&#8221; gösteriyor. Doga ya ve hayvanlara zarar verenlerin tecrit edilmesi ile Mirz`in yilanla dostlugundan inanilmaz etkilendim. Tebrik ediyorum. Yeni romanlarinizi bekliyorum. Hosça kalin. <strong>Yazan :</strong> <em>ÖZLEM CANER</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba. Özgürmedya okuyucusuyum. Izmir`de yasiyorum. 10 gündür Göçebe Ruhlar romanini ariyorum. Hiçbir kitapçida bulamadim. Hirs yaptim buluncaya kadar ugrascam. Kardelen yayinevine telefon ettim. Temin edip göndereceklerini söylediler. Merak ve sabirsizlik içinde romanimi bekliyorum. Iyi geceler. <strong>Yazan :</strong> <em>ESRA KARACAN</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba ben Almanyada yasiyorum. Rum kökenliyim. Romani okudum. Kendimi Meymana benzettim. Üçüncü kere okudum her defasinda Meyman oldugum hissettim. Kiz arkadasimi çok seviyorum ama o bir alevi ve bizim evlenmemiz imkansizmis. Bu çagda böyle düsünce olabilirmi ? Kardelene sahip olmak yasamdan vazgeçmeye bedelmi? Göçebe Ruhlar romanini okuyunca biraz daha farkli bakmaya basladim. Yasadiklarini düsününce mantikli buluyorum. Bay Remzi AYDIN a tesekkür ederim. &#8212; Her seyin bir bedeli varmis.. Yasamin anlami belkide herkese göre farkli olsada bir bedel ödenecektir-  Selam ederim . <strong>Yazan :</strong> <em>AKI YONIS</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba ben aslen Sivas`liyim. Lisede okurken amcamin ogluyla zorla evlendirildim. Oysa ben okumak ve bir ögretmen olmak istiyordum. Hem çocuklugumda hemde gençligimde aleviler bizim için kötü insanlar ve kizilbaslar olarak anlatilirdi. 5 yil evli kaldim sonra köyümüze bir ögretmen gelmisti Balikesir`den . Bos zamanlarinda kurslar veriyordu. Ona sevdalandim ve kaçtik birlikte. Aleviydi ailesi beni çok degerli biriymisim gibi karsiladi. Ben bosanip ve yeniden evleninceye kadar bana dokunmadi esim. Hayatimda gördügüm en büyük saygiyi ve sevgiyi yasadim. &#8220;Benim kabem insandir&#8221; sözünün gerçek anlamda yasatildigi tek kültür bence. Çok kitap okuyorum özellikle roman okumasini çok seviyorum. GÖÇEBE RUHLAR romanini komsumun evinde gördüm. O da arkadasindan almis. Komsumdan ödünç aldim ve iki gecede bitirdim. Komsuma anlattim. Oda bana düsüncelerimi bu sitede paylasabilecegimi söyledi. Romanda en çok baska bir köye gelin giden Sabriye`den etkilendim. Mirzi esimin büyük dedesine benzetiyorum. Riza`yi esimemin çocukluguna . Böylesine güzel insanlar , böylesine yürekleri sevgi dolu insanlarin neden bu kadar çile çektiklerini anlayamiyorum. Anladigim bir sey böylesine güzel bir romanin yazilmis olmasi. Ve benim okuyarak mutlu olmam dagbek ve askireki, daglarini daracik ovalarini ve beni bagislamayan ailemi çok özledim. Onlarda anlasalardi ne olurdu sanki. Romani yazan sayin Remzi Aydin`i tebrik ediyorum . Basarilarinin devamini diliyorum. Röportaji yapan Fatma hanimi da güzel sorulari ve ayrintili bilgilendirmeleri için tesekkür ederim. Iyi günler. <strong>Yazan :</strong> <em>SENIHA ÖZTÜRK</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;Seni, çocuklarimizdan ve çocuklugumuzdan, Baba Munzur`un döktügü her süt damlacigidan, bir &#8220;Kizilderili&#8221; bilgeligiyle ödünç aldik ve söz verdik: Borcumuzu ödeyecegiz&#8230;. aldik ve söz verdik: Borcumuzu ödeyecegiz! “ Sayin Fatma Ataseven`in bu röportaj için gerçekten emek verdigi ve samimi bir Alevi dostu oldugu için minnetarim. Sevgili ve yüregi güzel insan Remzi Aydin`i tanima ve Göçebe Ruhlar romanini okuma onurunu yasadim. Son günlerde &#8220;Alevi açilimi&#8221; yaratmaya çalisanlar kültürümüzü ve inançlarimizi parçalayamayacaklar. Emeginize saglik.Özgürmedya ya tesekkürler. <strong>Yazan :</strong> <em>Hüseyin ÖZGÜR</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba bir süredir Özgür Medya`da ki sol ve marksizm tartismalarini takip etmeye çalisiyorum. 78l`ileri dikkate alarak ve 80 sonrasi süreci düsünerek tartismalari yazili ve sanal ortamlarda takip ediyorum. Gereklimiydi evet gerekli , ancak suan için degil sanirim. Bu tartismalarin müdahili degilim tabiki okuyucusuym , bu görüsümü belkide burda yazmamam gerekiyordu. Ancak ihtiyaç hissettim ve yazdim. Asil derdim elbetteki röportaja konu olan roman GÖÇEBE RUHLAR. Söylesiyi geçen hafta okudum. Sanirim birde üyesi oldugum baska bir sitede ismine rastlamistim. Röportajin romana ilgiyi artirdigini düsünmekteyim. Alevi olmamakla birlikte alevilere inannan onlarin yasadiklari acilari haketmediklerini düsünen ve olabildigince alevilerle dost olabilmeyi basaran biriyim. Diger yandan göçebelik yasam biçimini hayata geçiremesemde sevdalisi olmam nedeniyle kitabi arastirdim. Kardelen yayincilikla görüstüm ve ellerinde ilk baskinin kalmadigini söylediler. Ankara`dan bir arkadasimda bulamadigini söyledi. Umarim kisa zamanda basim ve dagitim sorunu çözülür. Emegi geçen herkesi selamliyorum. Remzi Aydin`i tebrik ediyorum. <strong>Yazan :</strong> <em>ALI SUAT DELIBAS</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Bu siteyi tesadüfen gördüm, incelerken birden gözüm Göçebe Ruhlar yazili alana takildi. Ayrildigim kiz arkadasimin hediye ettigi romandan bahsediliyordu. Oysa ben Ona kizginligimdan dolayi okumayi düsünmemistim. Bana vermek istedigi gerçek mesajida röportajin satir aralarindan anlamis oldum. Bir taraftan sistemli olarak yozlastirilmaya çalisilan kültürümüzün birde bizzat biz alevi kökenli gençlerce kavranamayisinin geçmiste çekilen acilara ihanet oldugunu anladim. MELEM ASISINI anlamama yardimci oldugu için Sayin Remzi Aydin`a tesekkür ederim. Söz veriyorum bu gece okuyacagim. Böylesine kaliteli yazilara yer verdigi için Özgür Medya`ya da tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>M.TOLGA KARAGÜL</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Ben bir egitimciyim. Dersim bölgesinde görev yaptim. Genç Cumhuriyete devredilen en trajedik miras olarak düsündüm hep Dersim olaylarini. Tipki Istiklal mahkemelerine neden ihtiyaç duyuldugunu anlayamadigim gibi Dersim olaylarinida anlayamadim. Anladigim sey yasanmamis olmasini istememdir. Göçebe Ruhlar romasnini kuzenimden aldim. Remzi Aydin`in da ayni zamanda egitim emekçisi oldugunu ögrendim. Meslektasimla gurur duydum. Kitabin henüz yarisindayim. Anladigim kadariyla tarihsel süreç daha öncelerine dayaniyor asiretler ve Osmanli dönemleri. Röportajda ise genis bir ayrintiya yer verilmis. Faydalida olmus. Tahmin ediyorum Sevgili meslektasim bu romanla kalmayip sonraki sürecide anlatacaktir. Sabirsizlikla bekliyorum. Romaninin tamamini okumadim ancak dil biraz zor olmasina ragmen konu ve olaylar akiskanlik yaratmis. Merakla sonucunu ögrenmek istiyorum. Felsefi yönü gerçekten belli bir birikimi ortaya koymus. Basarilar dilerim. <strong>Yazan :</strong> <em>AKIN ÖZDEMIR</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Özgürmedya okuyucusuyum. Kitabin adini söylesi yayinlandiktan sonra ögrendim. Tunceli`de görev yaptim ve ordan ayrilirken sanki ailemden ayrilmis gibi yogun duygular yasadim. Alevileri ve kültürlerini inançlarini yakindan görme ve anlama firsatim oldu. Inanilmaz dost insanlar yüreklerinde sadece sevgi var. Çektikleri çilelere ragmen insana topluma ve dogaya bagliliklarini kaybetmemisler. Kardelenler gibi tipki. Romani çok zor edinebildim ve okuyorum. Daha bir kaç sayfada hemen içine çekiyor. Okuyup bitirdikten sonra tekrar paylasacagim düsüncelerimi. Remzi Aydin hem romanini hem kendini güzel anlatmis söyleside. Söylesiye büyük emek veren Fatma Ataseven`in sitede yazmis oldugu yazilarini begenerek okuyorum. Rmegi geçen herkese tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>YASEMIN ERYILMAZ</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;GÖÇEBE RUHLAR&#8221; Romanini okudum , ikinci defa okumaya basladim. Isme ve Meymanin askinda kendi sevdami gördüm. Tipki Mirze benzeyen dedem vardi. Yilanlarla konustugunu söylerlerdi . Köklerimizden ne kadar uzak ve yabanci oldugumu anlamami sagladi. Manisa`ya Dersimden gelmisiz ve bir daha hiç görmemisiz. Ilk firsatta Dersim`e atalarimin yasadigi topraklari görmeye gidecegim. Sonra tek tek ceviz agaçlarini dolasacagim. Duygularim o kadar yok olmuski ne zaman agladigimi bile unutmustum. Sevgili dost ve hemsehrim Remzi Aydin yüregine saglik. Bize kim oldugumuzu nerden geldigimizi hatirlattin.. Kizima da tesekkür ederim arayip bu söylesiyi haber verdigi için, tekrar eline diline yüregine saglik. Yeni eserlerini bekliyorum. Saygilar efendim. <strong>Yazan :</strong> <em>MERAL SENEL KAYA</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Göçebe Ruhlar kitabini okudum; Kitabinizdan anladigim inançdan hareketle baslayarak, yasadigim, doydugum, çocuklarimin gelecegi ülke sevdalisi olarak yaziyorum. Türk &#8211; Islam sentezi savunucusu bir Ülkücü olarak sunu gördüm veya hissettim! Kitabinizi okurken ben Türk &#8211; Islam sentezi savunucusu sizin deyiminizle (fasist) siz ise eski Türk inançlari dogrultusunda Türk &#8211; Alevi sentezi savunucusu olarak bizim deyimimizde (komonist) olarak ikimizde Insani duygularla ayni degerleri farkli sekilde birimiz sagci birimiz solcu olarak ayni degerleri savundugumuzu gerçegini kitabinizi okurken fark ettim. Fakat sunu hala ayirt edemiyorum! Bugüne kadar birbirimizi karsilikli olarak Amerikan yanlisi olarak suçlayarak yasadik da Neden Mile Xori (Hasan Efendi) Nefret, Intikam tohumu ekersen onu biçersin. Sevgi tohumu ekersen onu biçersin. Neden Mirzin iyi niyet kararli hirsiyla, Meymanin Aski için yaptigi fedakarligi, kaya çiçeginin zerafeti, Isme nin sevdasi güzelliginde, Sabriyenin fedakarliginda birbirimizi anlamiyorda. Bowe Silt’in ; Avcinin hareketini bekleyen bir ayi gibi, Bole Gul’ün anlasilmaz hirsiyla, bekleyen Amerikaya veya karistirma cabasi içinde çirpinan devletlerin dogrultusunda birbirimizi nasil eritiriz hesabi yapiyoruz. Bizler Mazimizden nasil birlikte gelmissek Atimizde çocuklarimiza Mazimiz gibi birligi birakmamiz dilegiyle. Kitabiniz bende ve benim gibi binlerce, milyonlarca gözlerle okuyup ayni düsüncelerle degerlendirilecegine ve sizin güzel engin kalbinizin derinlik ve güzellikleriyle daha güzel eserlere imza atacaginiza tüm kalbimle inaniyor, yeni cikaracaginiz kitaplarda sana basarilar dilerken yeni kitaplarini okumak için sabirsizlikla beklerken Göçebe Ruhlara, farkli pencereden yazarin ellerine, gözlerine, yüregine saglik. <strong>Yazan :</strong> <em>HAYATI FIRAT</em> |</p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba romani tavsiye üzerine okudum , belkide ilk okuyanlardanim . Dili anlatimi romana konu olan gerçek hayata dayali olaylar ve kahramanlar ustalikla anlatilmis. Yazarin ilk romani olmasina karsin büyük bir birikimin disa vurumu . Önemli bir edebi eser. Benim anlamadigim sitede genis yer tutan ve sol düsüncede olanlarin agirlikta oldugu bir yerde alevilige fazla bir önem verilmis olmasi. Evrensel degerler yerine bir mezhebin detayli irdelenmesi. Son günlerde tekrar gündem olusturan alevi tartismalarinin kaygisindan mi diye düsünmeden edemedim. Birde söylesiyi yapan yazarinizin alevi olup olmadigini merak ettim.? <strong>Yazan :</strong> <em>MESUT ACARTÜRK</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Selam GÖÇEBE RUHLAR kitabini yeni okudum. Bir arkadasim bu sitede bahsedildigini söyledi.. Benim köklerime ait oldugunu ve benim köklerime ne kadar yabancilastigimi anladim. Esimden gizlice ilk defa agladim. Atalarimi göçe zorladiktan sonra asimile olmusuz ne yazikki. Alevi oldugumuzu dislanmamak için söyleyememisler. Cesaretiniden ve bana katkinizdan dolayi tebrik ediyorum tesekkür ediyorum.. Emegi geçen herkese selam olsun. Bir dost ve kardes kazandim eline saglik dostum Remzi Aydin. Yüregine saglik. Yeni eserlerini bekliyoruz. Nerde olursak olalim bizler hala ceviz agaciyiz. <strong>Yazan :</strong> <em>METIN GENÇ</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Merhaba &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; romanini tavsiye üzerine okudum. Hiç bilmedigim ve üstelik önyargili oldugum bir kültürü geç farketmenin ezikligini ve röportaji inceledigimde ise 500 yüz yil öncesinden günümüze süren ve böylesine dogaya insana kadina sevdaya farkli yorumlar getiren bir kültürü yok etmeye çalisan insanlik utancini yasadim.. Evine insan almayanlari düsündüm önce sonrada Mirzi ; Hergün evinin bir kösesinde yilana rizkini vermesini.. Hayata ne güzel anlam katmislar .. Firsat buldugumda yeniden okuyacagim ve yeni romanlarini bekliyorum Sayin Remzi Aydin`dan.. Alevileri ve Dersim`i emek vererek hazirlayip sunan Fatma Ataseven`e de tesekkür ediyorum.. Böylesine bir romani okuyup okuyucuya tanittigi için.. Herkesin eline ve emegine saglik.. <strong>Yazan :</strong> <em>Funda AYLA</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Röportoja konu olan &#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; adli romani okumadim, göçebelik yasam algisina ilgi duydugum için okudugum röportaj; kitabi okumam gerektigine dair büyük bir arzu olusturdu. Alevilik tarihinin, bir mitolojik efsane tadinda aktarildigi yaziyi oldukça basarili buldum. Sakli bir hikayenin hapsedildigi sandikta küçük bir delikten sizanlari görmenin hem keyfini hem de insanlik utancini yasatan yazi; romanin yazari Remzi Aydin ve röportaji yapan Fatma Ataseven gibi iki cesur insani tanimami sagladi. Emeginize, yüreginize ve sevdaniza saglik&#8230; <strong>Yazan :</strong> <em>nermin yilmaz</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;Göçebe Ruhlar&#8221; kitabi sevgili egitim emekçisi dost Remzi Aydin`in ilk romani,ama; özellikle anlatim teknigi, olusturdugu olgun dil ile ilk kitap sorunlarina sirt çevirmis bir ilk roman. Dersim insanina, dogasina ve Dersim Aleviligine sevdali bir dostun yazdigi bu eser, alaninda çok önemli bir boslugu doldurdu. Yarattigi bilge insan karekterlerinde Dersim`e, dogasindan emaneten aldigi kardelen çiçegine bir nevi borcunu ödedi. Özellikle Dersim disinda yasayan gençlere Dersim`in bir nevi anahtarini sundu. Bu anahtarla kilidi açip; degerlerine, insanlarina, dillerine yönelip yönelmeme arayislarini da gençlerin vicdanina birakti. Bana göre; gençler de Remzi dost gibi sorumluluk bilinciyle hareket etmeli ve her türlü kirlilige karsi, Dersimli olmanin hazzina varacak dönüsümleri yaratmak için zaman yitirmemelidir. Dersim bilgelerinin deyisi ile unutmayalim ki; &#8220;ma ke mal çirayneme yek ma çiraynene.&#8221; Elimizde kadim degerlerimizden fazlaca birseyin kalmadigi bu zamanda , bize bizi hatirlattigi, silkelenmemiz için kapi araladigi için, sevgili dost Remzi Aydin`a tekrar tesekkür ediyorum.Wes war be! <strong>Yazan :</strong> <em>Daimi Dogan</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Öncelikle bir konuya deginmeden edemiyecegim. Göçebe Ruhlari okudugumda dikkatimi çeken ilk sey, ilk kez kirmanciki yazili bir eser olmasiydi. Evet hepsi kirmanciki degildi ama bir kismi öyleydi. Bu roman sayesinde kirmanciki bilgimi arttirdim. Roman olarak ilk kez karsilastim ve sevindim tabiki. Yazarin ilk romani olmasina ragmen, bence edebiyata çok hizli girdi. Anlatim tarzi çok farkli insani derinden etkiliyor. Duygularimizin en derinine çok kisa bir sürede girebiliyor. Ilk sayfalardaki problemler daha sonra göze gözükmüyor. Umarim bu romanin ikinci cilti en kisa zamanda bize kavusur. Bitmesini istemedim. Sayin Atasevene ve Aydina bu söylesi için tesekkür ederim. <strong>Yazan :</strong> <em>Rojda çelik</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Göçebe ruhlar insan ruhunu yavas yavas fehteden bir kitap. Her bölümümde benden birseyler vardi. Esmenin sonunu begenmesem bile askina hayranligini inkar edemem. Sevgili arkadasim yüregine saglik Cemal`in oglunun sagligi için Günes`den yardim isteyisi, çaresizligi güzel islenmis. Herkesin emegine saglik. Meyman`in çaresizligi ve Mirz`in esine olan özlemi beni etkiledi ve aglatti. Tesekkürler <strong>Yazan :</strong> <em>Canan DOGAN</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Geçmisten gelecege aktarilan ve tipki usta sairimiz Nazimin Vera`ya yazdigi ask mektuplari tadinda yasanmis bir askin romana yansimis hali. Ilk defa roman ile edebiyat tarihine iddali biçimde giren sevgili arkadasim Remzi Aydini kutluyorum. Doga hiç bir zaman bu kadar insana yakin ve sicak olmamaisti. Ask hiçbir zaman bu kadar trajik yasanmamisti. Ve Tanri &#8211; Doga &#8211; Insan gerçekligi Dersim cografyasinda bu kadar berrak olmamisti. Yakin tarihimizde yasanan acilar hiç bu kadar içimize islememisti. Alevi Felsefesi romanin ana kaburgasini olusturuyor. Romanda yer alan karekterler okadar gerçekçi ele alinmiski sanki bu karekterler içimizde yanibasimizda. Tesekkürler degerli arkadasim eline ve yüregine saglik. <strong>Yazan :</strong> <em>hüseyin tugal</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Romanin, destansi motifler tasimasi; tarihsel olgu ve olaylarin bilinmeyen taraflarinin anlasilir ve sürükleyici bir biçimde sunulusu; düs ile gerçegin, aldatma ile sadakatin, cesaret ile korkakligin, erdemlilik ile cehaletin ve mertlikle namertligin, aralarindaki bütün çeliskilerin harmanlanarak itina ve uyum içinde sunulusu ile özgün bir yapiya sahip oldugu fikrindeyim. Bu manidar çalisma, umarim bizimle beraber insanlarimizin kendi degerlerimize neden ve nasil sahip çikmamiz gerektiginin önemli bir hatirlaticisi ve yol göstericisi olmustur. Üstadimiza tesekkürlerimi içtenlik ve saygiyla sunuyorum. <strong>Yazan :</strong> <em>volkanpolat</em> |</p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Göçebe ruhlar isimli kitabi iki kez okudum.  Ikinci okumamda yeni duygular ve felsefi boyutlar yakaladim. Özellikle tanri &#8211; insan ve doga kavramlarinin bu kadar iç içe ama bu kadar ari sekilde islenmis olmasi beni sasirtti. Alevi felsefesini merak ettim, böylesine zengin bir kültürü felsefeyi tanidigim için göçebe ruhara ve yazarina saygilar sunuyorum. Yukaridaki söylesi çok güzeldi. Emegi geçen herkese tesekkür ederim. saygilarla hepinizi selamliyorum. Cansu <strong>Yazan :</strong> <em>Cansu Demir</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />&#8220;GÖÇEBE RUHLAR&#8221; adli romani; insana , hayata, dogaya, barisa ve tüm güzelliklere önem veren ve vermeyen her insanin okumasi gerektigini düsünüyorum. Yazar, DOGA ile INSAN arasindaki etkilesimi, yöre insaninin dogaya ve insana bakis açisini, doga ile insan arasindaki bütünselligi romaninda satir satir islemistir. Bir insan dogayi ve onun içinde barindirdigi canli, cansiz tüm varliklari ancak bu kadar güzel bir biçimde dile getirtebilir. Savaslarin, kiyimlarin, insan hayatinin hiçe sayildigi, insan onurunun ayaklar altina alindigi, ormanlarin acimasizca yakildigi ve dogamizin ciddi bir sekilde tahrip edildigi günümüz dünyasinda romanin, okurlarinda yeni bir isik, yeni bir umut, yeni bir yasam ve yeniden bir dogus yaratacagini umuyorum. Romanin, insan olarak unuttugumuz degerlerimize, dogamiza, insana ve yasama dair her seye bir dönüs olabilecegi umuduyla; sizleri MIRZ`in bilgeligi, MEYMAN`in mahsumuyeti, ISME`nin aski ve CEMdeki dedenin adaletiyle selamlarim&#8230; <strong>Yazan :</strong> <em>murat ibili</em> |</p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Sevgili Fatma hem röportaj çok çok ustalikla yapilmis, hem de giris bölümü çok güzel olmus, isil isil aydinlik yüreginin tepesine kocaman bir öpücük kondurmak istiyorum. Kitabi okumamistim, okumak istiyorum hemen.. Köklerimle, anilarimla bulustum birden. Basi dumanli bir dagda teyzemin dizine oturdum bir cevizin altinda.. Teyzem saçlarimi oksar oldu benim yaralarimi sarar oldu. Saglikla kal.. Gözünün isigi hiç mi hiç sönmesin. <strong>Yazan :</strong> <em>aysel kiliç</em></p>
<hr size="1" noshade="noshade" />Buradaki söylesiyi bir arkadasimdan duydum. Heyecanla okudum. Bende göçebe ruhlari okuyan biri olarak birseyler söylemek istedim. Son zamanlarda okudugum ve beni etkileyen kitaplardan biri. Özellikle isme ve meymanin askina hayran oldum.Tesekkür ederim <strong>Yazan :</strong> <em>ezgi yesil</em> |</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/gocebe-ruhlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TİJ YAYINLARI&#8217;NDAN YENİ KİTAPLAR!</title>
		<link>http://www.munzurca.com/tij-yayinlarindan-yeni-kitaplar/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/tij-yayinlarindan-yeni-kitaplar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 17:16:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[tij kitaplığu]]></category>
		<category><![CDATA[tij yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[tij yayınları kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[zazaki]]></category>
		<category><![CDATA[zazaki kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Değerli okuyucular ! Kırmanc-Zaza halkımız yüzyıllardan bu yana dili ve kültüründen uzaklaşmış ve uzaklaştırılımıştır.Dilimiz Zazaca yazıya dökülmemiş, kitaplarımız yayımlanmamıştır. Ancak son yıllarda aydınlarımız bu meseleye el atıp yavaş yavaş dergi ve kitaplar çıkarmaya başlamışlardır ama bunun yeterli olduğunu söyleyemek mümükün değildir. Sözünü ettiğimiz dergilerden biri de, Tija Sodiri ve İstanbulda yayınını sürdüren Tij Yayınları&#8217;dır &#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/2009/08/tija_sodiri.jpg" rel="shadowbox[post-252];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-253" title="tija_sodiri" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/2009/08/tija_sodiri.jpg" alt="tija_sodiri" width="200" height="290" /></a></p>
<p>Değerli okuyucular !</p>
<p>Kırmanc-Zaza halkımız yüzyıllardan bu yana dili ve  						kültüründen uzaklaşmış ve uzaklaştırılımıştır.Dilimiz  						Zazaca yazıya dökülmemiş, kitaplarımız yayımlanmamıştır.<br />
Ancak son yıllarda aydınlarımız bu meseleye el atıp  						yavaş yavaş dergi ve kitaplar çıkarmaya başlamışlardır  						ama bunun yeterli olduğunu söyleyemek mümükün değildir.  						Sözünü ettiğimiz dergilerden biri de, Tija Sodiri ve  						İstanbulda yayınını sürdüren Tij Yayınları&#8217;dır &#8230;<span id="more-252"></span></p>
<p>Zazaca&#8217;da okuma-yazma alanında çalışmalarımız  						olmasına rağmen, okuyucuya ulaşamama yönünde zorluklarla  						karşılaşmaktayız. Bu nedenle yayın ve dağıtım alanında  						oldukça geri kaldığımızı da söyleyebiliriz. Gazetelere  						reklam veya ilan verme gücümüz oldukça kısıtlıdır.</p>
<p>Fakat tüm bu olumsuzluklara rağmen, dilimiz ve  						edebiyatımız için verdiğimiz bu mücadele sonuçta doğru  						ve yerinde bir uğraştır. Atmış olduğumuz bu adımı,  						dilimiz ve kültürümüze bir hizmet akdi olarak kabul  						ediyor ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bundan sonra  						daha iyi ve sağlam adımlar atarak, akademik çalışmalara  						yer verip daha kaliteli yayınlar çıkarmayı hedefliyoruz.</p>
<p>Hedefimiz; karanlıkta kalan tarih ve kültürümüzü  						aydınlığa çıkarmak ve tanıtmaktır. Kültürümüzün  						güzelliklerini ortaya çıkarmak, bizden sonra gelen kuşak  						için iyi ürünler vermektir. Gençlerimiz kendi kökeni  						hakında aydınlanmalı, ondan gurur duymalı ve güç  						kazanmalıdır. Bu nedenle sözünü ettiğimiz Kırmanc-Zaza  						Dili ve Kültürü yaşamalı ve kendini diğer<br />
dil ve kültürlere tanıtmalı, bir Mozaik içerisinde  						beraber yaşamalıdır. Ortadan kaybolmuş bir toplumun dili  						ve kültürü, mozaikten sökülmüş bir parça gibidir.<br />
Bu nedenledir ki siz okuyucuların destek ve  						dayanışmasına ihtiyacımız vardır.<br />
Biliyoruz ki, desteğiniz olmadan bu tüm çalışmalar  						hedefine ulaşamayacaklardır.</p>
<p>Dostlar!<br />
Dileğimiz odur ki, yayına sunduğumuz ve sunacağımız bu  						kitapları okur ve çevrenizde tanıtırsınız.<br />
Gerekli ilgi ve yardımlarınızı bekler, çalışmalarınızda  						başarılar dileriz.</p>
<p>Tij Yayınları adına,<br />
Hawar Tornêcengi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Not: Aşağıda, dağıtıma sunduğumuz ve yayına  						hazırladığımız Kitap listemiz mevcuttur. Toplu  						istemlerde ucuz tarife uygulanacaktır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İsteme Adresleri:<br />
Tij Yayınları<br />
Tel: 0049.172 5109651<br />
E-Mail: tijasodiri@arcor.de (Almanya)</p>
<p>Tij Yayınları: Gümüşpala Mh. Güzelbakan Sk. No: 26/2  						TR-Avcılar-İstanbul<br />
Tel.: 0212/591 44 85<br />
www.bonema.com &#8211; E-Mail: tij@bonema.com (Türkiye)</p>
<p>KİTAP LİSTESİ</p>
<p>1.<br />
Sait Çiya<br />
Dersim Yazıları (Araştırma yazıları) -(5 Euro)<br />
2.<br />
M. Koêkorta &amp; H. Özyurt<br />
Daka Pire, Lüya Dızde -(5 Euro)<br />
(Sanıka domanu eve resmunê Hamdi Özyurti)<br />
3.<br />
Xal Çelker<br />
Ebe yaraniye kewtime rae (Welat ra kuratey/fıkralar) -(5  						Euro)<br />
4.<br />
C.M. Jacobson<br />
Zazaca Okuma-yazma el kitabı -(5 Euro)<br />
5.<br />
M.Gorki (Çarn. K. Akay)<br />
Karkerê Noni (Roman) -(5 Euro)<br />
6.<br />
Hawar Tornêcengi<br />
Rozê Yena (Kılami) -(4 Euro)<br />
7.<br />
C. Çarekız<br />
Bava Gul (Zara ra weşiya dewreşi) -(3 Euro)<br />
8.<br />
Hraçya Koçar (Çarn. S.Çiya &amp; X.Çelker)<br />
Hesrete (Roman) -(5 Euro)<br />
9.<br />
Vedat Dalokay (Çarn. H. Tornêcengi)<br />
Bıza Kole (Mesela Şake u bıza kole) -(5 Euro)<br />
10.<br />
X. Çelker<br />
Düri Şiya, Nezdi Ama (Kılami) -(5 Euro)<br />
11.<br />
Harun Turgut<br />
Zazaca Türkçe Sözlük (Qesebendê <a href="http://www.munzurca.com/K/zazaki/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with zazaki">Zazaki</a>-Tırki -Bingöl  						ağzı) -(7 Euro)<br />
12.<br />
Fahri Pamukçu<br />
Gramerê <a href="http://www.munzurca.com/K/zazaki/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with zazaki">Zazaki</a> (Zuwanreznayi -Çermik-Siverek ağzı) -(15  						Euro)<br />
13.<br />
Samet Behrengi (Çarn. H.Tornêcengi) -(5 Euro)<br />
Jü Şêftaliye, Hazar Şêftali (Sanıka domanu)<br />
14.<br />
Koyo Berz -(6 Euro)<br />
Begê Dımıliyan (Tarix u kulturê Çermug u Siweregi)<br />
15.<br />
M. Koêkorta-(5 Euro)<br />
Reuka Doy (Mesel u hêkatê Vartoy)<br />
16.<br />
E.Yıldız (Çarn. H. Tornêcengi) -(3 Euro)<br />
Pasa u Vilıkê Usari (Sanıka domanu, eve resmu)<br />
17.<br />
Sait Çiya<br />
Her çi beno sanıke (Roman) -(5 Euro)<br />
18.<br />
Tija Sodiri 7<br />
(Perloda Kırmanc-Zazay/Zazaca Edebiyat -dergisi/kitabı)  						-(5 Euro)<br />
19.<br />
C.M. Jacobson<br />
Rastnustena Zonê Ma -(6 Euro)<br />
(Zazaca doğruyazım Kılavuzu -Dersim ağzı)<br />
20.<br />
C. Çarekız -(5 Euro)<br />
Qoçgiri u Qerebel (Tarix u kulturi Qoçgiriye)<br />
21.<br />
Nurettin Aslan<br />
Dersim&#8217;in Delileri (Roman) -(5 Euro)<br />
22.<br />
Şerafettin Halis -(4 Euro)<br />
Nupelda, Kuzeye akan nehirler gibi (Şiir)<br />
23.<br />
Xeyri (Hayri Dalkılıç) -(4 Euro)<br />
Kesreta Zerrê Mı (Kılam u Lawıki)<br />
24.<br />
Kemal Astare -(4 Euro)<br />
Destur Bıde.. (Kılam u Lawıki)<br />
25.<br />
Dr. H. Çağlayan -(10 Euro)<br />
38 ra Jü Pelge (Tertelê Dêrsımi sero Reportaji)<br />
26.<br />
Memê Jêle-(5 Euro)<br />
Khalmemo Sırr (Destane)<br />
27.<br />
Celal Yıldız -(10 Euro)<br />
Dersim Dile Geldi (Roman)<br />
28.<br />
Cefo Çarekız-(5 Euro)<br />
Domanê Qoçgiriye (Hêkati)<br />
29.<br />
Hasan Yıldız -(5 Euro)<br />
Pukeleka (Kılami)<br />
30.<br />
Xal Çelker<br />
Welat ra Şanikê Şani (saniki) -(15 Euro)<br />
31.<br />
Cemal Taş -(10 Euro)<br />
Külden Evler (araştırma)<br />
32.<br />
Cemal Taş -(10 Euro)<br />
Roê Kırmanciye (Donağine)<br />
33.<br />
Av. Hüseyin Aygün -(7 Euro)<br />
Eve Tarixê xo Têri Amayene (hêkati)<br />
34.<br />
Memê Jêle -(5 Euro)<br />
Sarê Genimi Ginay Goni ro (kılami)<br />
35.<br />
Hasan Yıldız-(5 Euro)<br />
Öyle Yıkma Gülüşünü (şiir)</p>
<p><!-- Ende BeitragsText --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/tij-yayinlarindan-yeni-kitaplar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göçebe Ruhlar &#8211; Remzi Aydın</title>
		<link>http://www.munzurca.com/gocebe-ruhlar-remzi-aydin/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/gocebe-ruhlar-remzi-aydin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 12:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[dersim kitap]]></category>
		<category><![CDATA[dersim kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[gçöebe ruhlar]]></category>
		<category><![CDATA[remzi aydın]]></category>
		<category><![CDATA[remzi aydın kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[‘Göçebe Ruhlar’, yüzyıllarca merkezi otoritenin kurulmadığı, sürekli baskılara maruz kalan, katliamların, ihanetlerin, kahramanlıkların ve isyanın eksik olmadığı Dersim’e dair okunması gereken bir kitap.Remzi Aydın’ın ‘Göçebe Ruhlar’ romanı, Cumhuriyet öncesi Dersim’de yaşananların bir dönemine ışık tutuyor. Osmanlı ordusunun baskıları, Dersimlilere esir düşen Rus askeri, aşiretler arası çatışmalar, Rus askerine aşık olan Dersimli kadın İsme’nin dramı, acılarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-21" title="gocebe-ruhlar" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/2009/07/gocebe-ruhlar.jpg" alt="gocebe-ruhlar" width="300" height="200" />‘Göçebe Ruhlar’, yüzyıllarca merkezi otoritenin kurulmadığı, sürekli baskılara maruz kalan, katliamların, ihanetlerin, kahramanlıkların ve isyanın eksik olmadığı Dersim’e dair okunması gereken bir kitap.<span id="more-20"></span>Remzi Aydın’ın ‘Göçebe Ruhlar’ romanı, Cumhuriyet öncesi Dersim’de yaşananların bir dönemine ışık tutuyor. Osmanlı ordusunun baskıları, Dersimlilere esir düşen Rus askeri, aşiretler arası çatışmalar, Rus askerine aşık olan Dersimli kadın İsme’nin dramı, acılarla yaşlanmış 2 bilgenin geleceğe ışık tutan sohbetleri, ‘Göçebe Ruhlar’la okuyucuya ulaşıyor.</p>
<p>Kardelen Yayıncılık’tan çıkan ‘Göçebe Ruhlar’ adlı roman, yazar Remzi Aydın’ın yayınlanan ilk kitabı. Osmanlı-Rus Savaşı sırasında bir Rus askerin Dersimlilere esir düşmesi öyküsü üzerinden, bölgede o dönem yaşanan aşiretler arası ilişkiler ve çatışmalar, Osmanlı devleti ile Dersimlilerin ilişkileri anlatılıyor. Adı sanı bilinmeyen Rus askeri, esir düştüğü aşiret tarafından Meymanê Hakk-î (Tanrı misafiri) olarak adlandırılıyor. Osmanlı ordusunun baskısından ve kendilerini cezalandırmasından çekinen Dersimliler, Meyman’ı uzun süren tartışmaların ardından öldürme kararı alıyorlar. ‘Tanrı Misafiri’ni öldürmek için kimse gönüllü olmazken, Meyman’a aşık olan İsme adlı kadın bu infazı gerçekleştirmeyi üzerine alıyor.</p>
<p><strong>İki bilgenin sohbetleri&#8230;<br />
</strong><br />
Kitapta dilini, kültürünü, adını bilmediği Meyman’ı; kendi insanını korumak için öldürme kararı alan İsme ile Meyman’ın ruhlarında yaşanan yasaklı aşkları çarpıcı bir dille anlatılıyor. Katı aşiret ilişkilerinin Mıle Hori (Derin Bilgin) ve Apo Mirz (Amca Mirz) adlı 2 yaşlının dilinden anlatıldığı kitapta, yaşanan iç çelişkiler ve çatışmalar yazar tarafından iyi bir gözlemle yansıtılıyor. Romanda, onlarca çatışma görmüş, çocuklarını ve yakın akrabalarını Osmanlı ordusu ve aşiretler arası çatışmalarda yitirmiş iki bilge insan, çatışmaların yarattığı tahribatları okuyucuya mistik bir havada anlatıyor. İki bilgenin sohbetleri ve iç çelişkileri, okuyucunun ruhunda parçalanmalar ve hesaplaşmalar yaratırken, aşiret çatışmalarında birbirine zarar veren bölge insanının ruh hali ve çatışmaların anlamsızlığı çarpıcı bir şekilde yansıtılıyor.</p>
<p>Romanda, aşiretlerarası barış için bilge yaşlılar tarafından büyük çaba harcanıp, barış ateşleri yakılmaya başlanırken patlayan bir silahın bu ateşlerin sönmesine neden olması sonrası insanlarda yarattığı hayal kırıklığı ve umutsuzluğun artması, çarpıcı betimlemelerle veriliyor.</p>
<p><strong>Beni tanıyacak mısın, tanıdın mı?<br />
</strong><br />
‘Göçebe Ruhlar’, yazarın dili konusunda kimi sorunlar olsa da, yüzyıllarca merkezi otoritenin kurulmadığı, sürekli baskılara maruz kalan, katliamların, ihanetlerin, kahramanlıkların ve isyanın eksik olmadığı Dersim’e dair okunması gereken önemli bir yapıt. Yazar Remzi Aydın’ın, kitabı için söylediği, ‘Sevgili kardelen; dünyanın neresindensin, hangi zaman diliminde yaşadın, rengin, dilin, dinin nedir bilmiyorum. Belki yüzyıllar önce yaşadın, kim bilir belki de yüzyıllar sonra yaşayacaksın. Şimdi beş yaşında, hatta yüz yaşında olabilirsin. Beni tanıyacak mısın, tanıdın mı? Bilmiyorum. Gerçi önemli değil ama bu yazıt sana olan duygularımın sancılı doğumuydu&#8230;’ cümleleri, yazarın yüreğini romana koyduğunu gösteriyor.</p>
<p>İBRAHİM ASLAN<strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/gocebe-ruhlar-remzi-aydin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
