<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Wayire Munzur&#039;i * Bir Başka Enerji mümkün ! - İnadına  MUNZUR MUNZUR MUNZUR &#187; *Manşet</title>
	<atom:link href="http://www.munzurca.com/kategori/manset/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.munzurca.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2010 06:08:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Dersim&#8217;de arıcılık bitmek üzere</title>
		<link>http://www.munzurca.com/dersimde-aricilik-bitmek-uzere/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/dersimde-aricilik-bitmek-uzere/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 10:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Arı]]></category>
		<category><![CDATA[Arıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersimde Arıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[DİHA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1538</guid>
		<description><![CDATA[Dersim&#8217;de önemli bir geçim kaynağı olan arıcılık, devam eden çatışmalı ortam ve artan operasyonlar nedeniyle can çekişiyor. Operasyonlar nedeniyle kovanlarıyla ilgilenemediklerini aktaran arıcılar, toplu arı ölümlerini ise kullanılan bombalar ve diğer patlayıcıların bıraktığı kimyasal atıklardan kaynaklandığı tahmin ediyor. Yağıştan sonra arı ölümlerinin yaşandığına dikkat çeken arıcılar, her gün dağlara bırakılan onlarca bombanın geride bıraktığı kimyevi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Arı-Dersim.jpg" rel="shadowbox[post-1538];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-1537" title="Arı Dersim" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Arı-Dersim.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a><span style="font-family: Verdana,Arial;">Dersim&#8217;de önemli bir geçim kaynağı olan arıcılık, devam eden çatışmalı ortam ve artan operasyonlar nedeniyle can çekişiyor. Operasyonlar nedeniyle kovanlarıyla ilgilenemediklerini aktaran arıcılar, toplu arı ölümlerini ise kullanılan bombalar ve diğer patlayıcıların bıraktığı kimyasal atıklardan kaynaklandığı tahmin ediyor. Yağıştan sonra arı ölümlerinin yaşandığına dikkat çeken arıcılar, her gün dağlara bırakılan onlarca bombanın geride bıraktığı kimyevi maddelerin yağışla çiçeklere sindiği ve bunun arı ölümlerin neden olduğunu ileri sürdüler.</p>
<p><strong>TELEF OLDULAR</strong></p>
<p>Yağışın ardından 36 arı kovanın tamamen telef olduğunu söyleyen İsmail Taşbilek isimli yurttaş, yetkililerin konu ile ilgili inceleme yapmasını istedi. Taşbilek, &#8216;Kimyasal artık nedeniyle arılarımız ölüyor. Ancak bunu kimse bilmiyor. Bir anda yağan yağışlı havadan sonra arılar telef olmaya başladı. 40 tane arı kovanından sadece 6 çıta kurtulabildi. Günde onlarca bomba atılıyor bu dağlara. Bizim arılarımızda bombalardan zehirleniyor. Yetkililerin bir an önce bir araştırma yapmaları gerekiyor. Ayrıca çamurlu ve zehirli olan yağmur bitki örtüsünü de bir anda kuruttu. Merada kalan arı da dolu nedeniyle telef oldu&#8217; dedi. Devletin arıcılık sektörünün sorunlarını çözemediğini dile getiren Taşbilek, &#8216;Yaylalarında devletin arıcılara destek vermesi lazım ancak operasyon nedeniyle yaylalara çıkmamıza da izin verilmiyor. Yoksa arı da hayvancılık gibi yok olacaktır. Şu an arı ve koyun besicileri bir arada tutuluyor. Devlet yetkiyi kendi muhtarlarına veriyor. Onlarda kendine yakın olan kişilere yer veriyor.&#8217;</p>
<p><strong>OPERASYONLAR DURSUN</strong></p>
<p>Nazmiye&#8217;de yurttaşların önemli bir bölümünün tek geçim kaynağı arı yetiştiriciliği olduğuna değinen Nazmiye Çevre Köyleri Kalkındırma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hakkı Kalkan, operasyonlar nedeniyle arıcılık sektörünün bitme noktasına geldiğini ifade etti. Kalkan, şunları kaydetti: &#8216;Son 30 yıldır bölgemizde operasyonlar hiç durmadı. Her yıl tonlarca bombalar bu coğrafyaya bırakılıyor. Doğada bulunan tüm canlılar gibi arılarda büyük zarar görmektedir. Çünkü arı polen toplayamıyor. Bombalandığı bölgeler tamamen zehirleniyor, doğal olarak zehirlenmeye neden olacaktır. Eğer böyle devam ederse bombardıman nedeniyle Dersim doğasının dengesi tamamen bozulacaktır. Tek isteğimiz artık bu operasyonların son bulması.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,Arial;">DERSİM-DİHA </span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/dersimde-aricilik-bitmek-uzere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gandi&#8217;ye Tebrikler, CHP Lideri Kılıçdaroğlu&#8217;na Sorular</title>
		<link>http://www.munzurca.com/gandiye-tebrikler-chp-lideri-kilicdarogluna-sorular/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/gandiye-tebrikler-chp-lideri-kilicdarogluna-sorular/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 14:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Baykal]]></category>
		<category><![CDATA[Gandi Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aygün]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçtaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[onur öymen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1534</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalılar &#8220;yes, we can&#8221; demişlerdi. Dersimliler şaşkın, umutsuz, cesur ve temkinli. Yüzyıllardır Mehdi&#8217;yi bekliyorlar, &#8220;Mehdi gelecek, bizi kurtaracak&#8221;. Şimdilerde Mehdileri Gandi Kemal gibi. Mustafa Kemal&#8217;in koltuğuna bir Alevi, hem de Kızılbaş Dersimli oturacak! Buna inanmıyorlar.

Bugünlerde Türkiye&#8217;de herkes Kemal Kılıçdaroğlu adıyla meşgul. Temiz, dürüst ve açık siyasetin temsilcisi &#8220;Gandi Kemal&#8221; şimdiden tüm siyasi dengeleri altüst etmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Kılıçtaroğlu.jpg" rel="shadowbox[post-1534];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-1533" title="Kılıçtaroğlu" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Kılıçtaroğlu.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a><strong>Amerikalılar &#8220;yes, we can&#8221; demişlerdi. Dersimliler şaşkın, umutsuz, cesur ve temkinli. Yüzyıllardır Mehdi&#8217;yi bekliyorlar, &#8220;Mehdi gelecek, bizi kurtaracak&#8221;. Şimdilerde Mehdileri Gandi Kemal gibi. Mustafa Kemal&#8217;in koltuğuna bir Alevi, hem de Kızılbaş Dersimli oturacak! Buna inanmıyorlar.</strong></p>
<div>
<p>Bugünlerde Türkiye&#8217;de herkes <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> adıyla meşgul. Temiz, dürüst ve açık siyasetin temsilcisi &#8220;Gandi Kemal&#8221; şimdiden tüm siyasi dengeleri altüst etmiş durumda. &#8220;CHP Politbürosu&#8221; için ölüm çanları çalıyor. Tüm siyasi aktörler &#8220;memur Kemal&#8221; karşısında bir şeyler söylemede.</p>
<h3><strong>1994</strong></h3>
<p>Sene 1994. Dersim köyleri ateş içinde. Evler gözler önünde yakılmada. İlçelerde prefabriklere sığınanlar, büyük şehirlerin varoşlarına gidenler. <strong>Murat Karayalçın</strong> adlı bir başbakan yardımcısı &#8220;dumanların en çok tüttüğü&#8221; bölge olan Ovacık&#8217;a giremiyor. S(C)HP iktidarda, ama sözü bir özel time bile hükümsüz.</p>
<h3><strong>Mazlum Mansuroğlu</strong></h3>
<p>Tarih yaprakları 15 Ağustos 1996. Dersim merkez Teşnik Köyü. <strong>Mazlum Mansuroğlu</strong> adlı 24 yaşındaki bir gence Emniyet Özel Harekat timlerince işkence yapılmakta; ardından kurşun.</p>
<p>Mazlum, Seyitlerden. Ocak sahibi. Pir. Cesedi şehirde &#8220;terörist&#8221; diye teşhir edilir. Bu satırların yazarının babası &#8220;CHP üyesi kimlik kartını&#8221; çıkarır atar. Bir daha da taşımaz. Mazlum&#8217;un ana-babası sadece CHP&#8217;ye değil, hayata da küser.</p>
<h3><strong>2009</strong></h3>
<p>Mecliste bitmeyen tartışmalar ve kayıkçı dövüşü. İslamcı parti &#8220;Kürt açılımı&#8221; diyor. CHP &#8220;sonsuz başkanı&#8221; Baykal, Tayyip&#8217;e &#8220;hadi önce Türk olduğunu söyle&#8221; diyor; &#8220;muhalefet&#8221; yapıyor. Hengamede &#8220;pandoranın kutusu&#8221; açılır.</p>
<p>Onur Öymen adlı bir diplomat adam (yine CHP&#8217;li) &#8220;1938&#8242;de Dersim&#8217;de analar ağlamadı mı?&#8221; der. Kıyamet kopar. 1938 katliamında &#8220;ölü ana-baba-kardeşlerinin altından sağ çıkanlar&#8221; öfkelenir. Gözyaşı, öfke, şaşkınlık. Aleviler yürür. Seyid Rıza fotoğrafları elde. CHP binalarının önü ana-baba günü. Sloganlar, çağrılar ve protestolar.</p>
<p>Dersim merkezde tüm CHP&#8217;li belediye başkanları istifada. Gandi Kemal Tunceli&#8217;de Onur&#8217;a &#8220;istifa et&#8221; der. Ankara&#8217;ya döner. Dili bağlanır. Siyaset.</p>
<h3><strong>2010 Ankara</strong></h3>
<p>Baykal bir kasette. Ona yapılsa bile yöntem adice. Herkesin gözü onda. &#8220;Gandi Kemal&#8221; bir-iki &#8220;aday olmam&#8221; der. Ama sular ısındı bile. Değişimi kimse durduramaz. Bir-iki gün içinde milletvekilleri ve il başkanları &#8220;Gandi&#8221; der. Yolu yok. CHP&#8217;nin başında bir Alevi olacak!</p>
<h3><strong>2010 Mayısı Dersim</strong></h3>
<p>Amerikalılar &#8220;we can&#8221; demişlerdi. Dersimliler şaşkın, umutsuz, cesur ve temkinli. Yüzyıllardır Mehdi&#8217;yi bekliyorlar, &#8220;Mehdi gelecek, bizi kurtaracak&#8221;. Şimdilerde Mehdileri Gandi Kemal gibi. Mustafa Kemal&#8217;in koltuğuna bir Alevi, hem de Kızılbaş Dersimli oturacak! Buna inanmıyorlar. &#8220;Baykal&#8217;da oyun çok&#8221;. Kurban kesenler, dua edenler, mum yakanlar, adak adayanlar, &#8220;Alevi Vali yok, CHP&#8217;yi Alevilere vermezler&#8221; diyenler, &#8220;Dersimli hem de Pir geleneğinden&#8221; diyenler, &#8220;CHP&#8217;yi ancak hemşerimiz diriltir&#8221; lafları ve daha pek çok şey işte.</p>
<h3><strong>Gandi&#8217;ye Dersim&#8217;den Sorular</strong></h3>
<p>Kemal beyin dürüstlüğü açık. Türban, ordu-millet-irtica demeyen dili de bilinmekte. Yoksulluk, işsizlik, açlık, sömürü, TEKEL işçileri, özelleştirme, Kürt sorunu, Ermeni katliamı, Alevi-Kızılbaş sorunu, geleceğe endişe ve işsizlik korkusuyla bakan milyonlarca genç bir realite. Gandi tüm bu devasa meselelerde ne yapacak?</p>
<p>1938 felaketinde ailesini kurşun ve sürgünlere veren Nazmiyeli Karabulut ailesinin oğlu Kemal Kılıçdaroğlu, Dersimlilere ne söyleyecek? Devlet adına -hadi devlet değil!-, CHP adına bir özür dileyecek mi? Ruhsuz ve buzdan adam Öymen CHP vitrininde bir ad olacak mı?</p>
<p>Yıllarca &#8220;Ben Elazığlıyım&#8221;, &#8220;Ben Erzincanlıyım&#8221; diyen Dersimliler &#8220;Ben Dersimliyim&#8221; diyebilecek mi? Ana dilleri olan Zazaca ve Kürtçe&#8217;de isterlerse eğitim alabilecekler mi? Cemlerini-cemaatlerini &#8220;devlet korkusu&#8221; olmadan yapacaklar mı?</p>
<p>Yüzyıllardır &#8220;Biz de İslamız, biz de Müslümanız&#8221; diyen Kızılbaşlar &#8220;Biz Kızılbaşız&#8221; diyerek dolaşabilecek mi?</p>
<p>&#8220;Tuncelili&#8221;, &#8220;Kızılbaş&#8221; diye -üstelik mahkeme kararına rağmen- hakim yapılmayan Tuncelili Mahir&#8217;in derdine deva bulacak mı? Ordudaki, emniyetteki, bürokrasideki Alevi karşıtlarını terbiye edecek mi?</p>
<p>72 yıldır kaybettiği kardeşleri Beser ve Elif&#8217;i arayan Sultan Kulualp için çaba harcayacak ve ömrünün son demlerini yaşayan bu kadının yarasını sağaltacak mı?</p>
<p>Bu satırların yazarı bir sosyalist. Onun gözü, güler yüzlü, çok sesli, çok renkli ve dahası insani bir sosyalizmde. Ama namuslu ve ciddi bir sosyal demokrasiye de saygı duymakta. Yazarın babası kimlik kartını yeniden cebine koyacak mı?</p>
<p>Gandi&#8217;ye Kolay Gelsin! Yolu açık olsun! Xızır Yardımcısı Olsun!<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HÜSEYİN AYGÜN</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="color: #000000;">Bianet</span><br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/gandiye-tebrikler-chp-lideri-kilicdarogluna-sorular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DERSİM KÜLTÜR ÇADIRI (DERSIM KULTURZELT)</title>
		<link>http://www.munzurca.com/dersim-kultur-cadiri-dersim-kulturzelt-5/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/dersim-kultur-cadiri-dersim-kulturzelt-5/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 13:50:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Güler Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[kemal kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet çetin]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Topal Hulmani]]></category>
		<category><![CDATA[Safiye Akgündüz]]></category>
		<category><![CDATA[Seyfi Cengiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ülker Akoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1522</guid>
		<description><![CDATA[
&#8221; Karnavel der Kulturen &#8221; adlı bu karnaval her yıl Berlin&#8217;de yapılıyor. Berlin&#8217;de böyle bir karnaval fikri 1980&#8242;lerin sonunda Berlin eski Belediye Başkanı Richard Vo weizsacker ile o zamanki Yabancılar Dairesi Barbara John tarafından önerilmiştir. Bu ikilinin çabasıyla fikir kabul görmüş. 1993&#8242;te tüm kültürlere açık bir kurum oluşturulmuş. Bu kurumun adı &#8220;Werkstatt der kulturen&#8221;  (WDK) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Dersim-kültür-çadırı1.jpeg" rel="shadowbox[post-1522];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-1521" title="Dersim kültür çadırı" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Dersim-kültür-çadırı1-212x300.jpg" alt="" width="212" height="300" /></a><strong></strong></p>
<p><strong>&#8221; Karnavel der Kulturen &#8221; adlı bu karnaval her yıl Berlin&#8217;de yapılıyor. Berlin&#8217;de böyle bir karnaval fikri 1980&#8242;lerin sonunda Berlin eski Belediye Başkanı Richard Vo weizsacker ile o zamanki Yabancılar Dairesi Barbara John tarafından önerilmiştir. Bu ikilinin çabasıyla fikir kabul görmüş. 1993&#8242;te tüm kültürlere açık bir kurum oluşturulmuş. Bu kurumun adı &#8220;Werkstatt der kulturen&#8221;  (WDK) . İlk karnaval 1996&#8242;da yapılmış ve büyük ilgi görmüş .Bu yıl  da yapılacak olan ve 4 gün sürecek karnavalda  Dersim 38 Merkezi&#8217;nin şahsında Dersim kültürüde tanıtılmış olacak.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>21-24 Mayıs 2010 Berlin Kültür Karnavalı’nda Dersim Kültür Çadırı’nda<br />
buluşalım!</strong><br />
</span></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Bu çadırda:</span><br />
</strong>Ressam Safiye Akgündüz (Dersim Sanat Kültür Gençlik Platformu &#8211; Çalışma Grubu),<br />
Ressam Rıza Topal Hulmani,<br />
Dr Tessa Hofmann (Arbeitsgruppe Anerkennung &#8211; gegen Genozid, für Völkerverständigung e.V.), (Soykırım Karşıtı Çalışma Grubu &#8211; Cemiyeti)<br />
GfbV e.V. Gesellschaft für bedrohte Völker (Tehdit altında olan Halkların Derneği)<br />
Dr Christian Hanke (SPD Berlin-Mitte Belediye Başkanı),<br />
Sosyal Pedagog Ülker Akoğlu (SPD Berlin-Mitte),<br />
Quartiermanagement Güler Yıldız,<br />
Araştırmacı ve Yazar Seyfi Cengiz,<br />
Dersim 38 Merkezi Başkanı İsmail Kılıç,<br />
hep birlikteyiz.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Değerli sanatçılarımızdan:</strong></span><br />
Kemal Kahraman,<br />
Maviş Güneşer,<br />
Ali Rıza Kahraman,<br />
Hüseyin Güneş,<br />
Cemal Kılınç,<br />
Stepan Gantralyan<br />
ve şairlerimizden Mehmet Çetin de bu etkinlikte bizlerle birlikte olacaklardır.</p>
<p>Dersim kültürünü tanıtacak bu etkinligin hedefine ulaşması için tüm dostlarımızdan Dersim 38 Merkezi’nin aşağıdaki banka hesap numarasına katkıda bulunmalarını bekliyoruz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Dersim Zentrum 38 e.V.</strong></span><br />
Kontonummer: 29 032 102<br />
Bankleitzahl..: 100 100 10<br />
Bank&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;: Postbank Berlin<br />
IBAN&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;: DE09 1001 0010 0029 0321 02<br />
BIC&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..: PBNKDEFF</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/dersim-kultur-cadiri-dersim-kulturzelt-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1938&#8242;de Dersim&#8217;de Katledilenler Anıldı</title>
		<link>http://www.munzurca.com/1938de-dersimde-katledilenler-anildi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/1938de-dersimde-katledilenler-anildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 17:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ADHK]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[DEDEF]]></category>
		<category><![CDATA[DHF]]></category>
		<category><![CDATA[fdg]]></category>
		<category><![CDATA[Golê Çeto]]></category>
		<category><![CDATA[Halvori Gözeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Beltan]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aygül]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Gülmez]]></category>
		<category><![CDATA[Musatafa Sarıgül]]></category>
		<category><![CDATA[Tekin Türkel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1466</guid>
		<description><![CDATA[Sivil toplum kuruluşları temsilcileri, 1938 katliamından kurtulan  tanıklar, belediye başkanları, gençler, kadınlar ve çocuklar, Halvori  Kayalıkları&#8217;nda buluşarak 1938 kurbanlarını andı. Anmada katliam  tanıkları yaşadıklarını anlatıp &#8220;Adalet bekliyoruz&#8221; dediler.
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Dersim Dernekleri  Federasyonu (DEDEF) ve Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) bileşenleri,  1938 katliamından kurtulan tanıklar, belediye başkanları, gençler,  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sivil toplum kuruluşları temsilcileri, 1938 katliamından kurtulan  tanıklar, belediye başkanları, gençler, kadınlar ve çocuklar, Halvori  Kayalıkları&#8217;nda buluşarak 1938 kurbanlarını andı. Anmada katliam  tanıkları yaşadıklarını anlatıp &#8220;Adalet bekliyoruz&#8221; dediler.</strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Dersim.jpg" rel="shadowbox[post-1466];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1461" title="Dersim" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Dersim.jpg" alt="" width="490" height="260" /></a></p>
<p>Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Dersim Dernekleri  Federasyonu (DEDEF) ve Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) bileşenleri,  1938 katliamından kurtulan tanıklar, belediye başkanları, gençler,  kadınlar ve çocuklar, Halvori Kayalıklarında (Kemere Arey) buluşarak  Temmuz 1938&#8242;de kurşuna dizilenlerin şahsında 1938 kurbanlarını andı.  Anmada, ölenlerin anısına Munzur&#8217;a 333 karanfil atıldı.</p>
<h3><strong>Katliam tanıkları, yaşadıklarını anlattı </strong></h3>
<p>25 araçlık konvoyla saat 11:30&#8242;da yola çıkan yaklaşık 300 kişi,  1938&#8242;in sıcak yaz gününde mitralyöz ateşiyle öldürülerek uçurumdan  atılanların katledildiği tepeye vardığında bir anmaya uygun şekilde  niyazlar, lokmalar dağıtıldı. Mumlar ölenlerin anısına yakıldı.</p>
<p>Etkinlik, saygı duruşu ve <strong>Haydar Beltan&#8217;</strong>ın sunuşuyla  başladı. Halvori katliamının tanığı <strong>Süleyman Ağlar, </strong>Zazaca  konuşmasında bölgede yaşanan gelişmeleri, katliamdan kurtulan dört  kişinin çektiklerini, kadın-çocuk ve yaşlı 484 kişinin kurşuna  dizilişini anlattı.</p>
<p>Hese Geve&#8217;nin oğlu <strong>Haydar Kaya,</strong> yine Zazaca,  Demenanlıların yaşadıklarını, babasının öldürülmesini, dağlarda  çektikleri açlığı, Dere Laç&#8217;i anlattı ve konuşmasını &#8220;Adalet bekliyoruz&#8221;  diye bitirdi.</p>
<p><strong>Veli Es, </strong>Zazaca olarak, Demenanlı çocuk olarak 11  yaşında iken dağlarda saklanmak zorunda kaldıklarını ve yaşadıkları  güçlükleri dile getirdi.</p>
<p><strong>Mahmut Yıldız</strong> ise Türkçe olarak Dersimlilerin nasıl  suçsuz yere öldürüldüklerini ve Kızılbaş inançlarını özetledi. Seyit  Rıza&#8217;nın torunu Rüstem Polat, anmaya gelenlere minnetini Zazaca söyledi.</p>
<h3><strong>&#8220;Bizi affedin&#8221; </strong></h3>
<p>Mazgirt Belediye Başkanı <strong>Tekin Türkel, </strong>Zazaca bir  katliam şiiri okudu. Ovacık Belediye Başkanı <strong>Mustafa Sarıgül,</strong> &#8220;Dağlarda silahlı kişiler var idiyse bunları değil, binlerce çocuğu  neden öldürdünüz?&#8221; diye sordu. DEDEF adına <strong>Ali Mükan, </strong>Dersimlilerin  taleplerini dile getirdi.</p>
<p>FDG adına <strong>Celal Yıldız, </strong>4 Mayıs&#8217;ın &#8220;Dersim  Tertelesini Anma Günü&#8221; olarak seçilmesinin sebeplerini anlattı. Avrupa  Demokratik Haklar Federasyonu (ADHK) adına <strong>Ali Tacer </strong>ise  meseleye demokrasi ve özgürlük mücadelesi bağlamında bakmak gerektiğini  açıkladı.</p>
<p>Hukukçu <strong>Hüseyin Aygün </strong>ise, &#8220;72 yıldır buraya  gelmedik. Atalarımızın yemin ettiği ve 484 kişinin ölüme yürüdüğü bu  yere ne utançtır ki piknik için geldik. Affet bizi süngüdeki bebek,  affet bizi anne karnındaki yavru, affedin yaşlılarımız ve tüm masumlar,  affedin ki sağalalım ve sizin başınıza geleni dünyaya duyuralım&#8221; dedi.</p>
<p>Anma, yaşlı ve çocukların Munzur&#8217;a 333 karanfil atması ile son buldu.</p>
<h3><strong>Golê Çeto&#8217;da mumlarla </strong></h3>
<p>Akşam saat 18:30&#8242;da Golê Çeto&#8217;daki kutsal ziyarette ellerinde mumlar  ve &#8220;çıla&#8221;larla bir araya gelen Dersimliler, burada kurşuna dizilen  Yusufhan, Demenan, Haydaran ve Kureyşanlı aileleri de unutmadı.</p>
<p><strong>Haydar Beltan </strong>ve <strong>Mehmet Gülmez&#8217;</strong>in  yaptığı konuşmalarda kurbanların ruhuna rahmet dilendi. Gülmez &#8220;Sadece  Yusufhanlı Kamer ağanın ailesinden 81 kişi burada kurşuna dizilerek suya  atıldı, önlerinde saygıyla eğiliyoruz, Dersim için &#8216;Katliamdır&#8217; diyen  Başbakan Erdoğan&#8217;ı ise sözlerinin gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz&#8221;  dedi. (BB)</p>
<p><strong> Bianet</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/1938de-dersimde-katledilenler-anildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Külden Evler</title>
		<link>http://www.munzurca.com/kulden-evler/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/kulden-evler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 08:31:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Taş]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim 1994]]></category>
		<category><![CDATA[Fadıl Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Boşaltmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Külden Evler]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet çetin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1457</guid>
		<description><![CDATA[
“Ben de yansaydım, yaşananları kim anlatacaktı…”
“Askerler köye geldiklerinde..” diyordu, ’93-94 yıllarında Dersim’deki köy yakma-boşaltmalar döneminde Çat Köyü Muhtarı; “&#8230;güz mevsimiydi. Ben de cevizlerimi dökmüş, kurumaları için evin damında güneşe sermiştim. Evleri ateşe verdiler, damdan aşağı inip bir-iki yatak kurtarırım umuduyla ateşin içine daldım. Dışarıya çıktım… panik içindeydim… öyle ki yatakları sırtımdan indirmeden tekrar evin içine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/asker2.jpg" rel="shadowbox[post-1457];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1456" title="asker2" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/asker2.jpg" alt="" width="470" height="453" /></a></p>
<p><em>“Ben de yansaydım, yaşananları kim anlatacaktı…”</em></p>
<p>“Askerler köye geldiklerinde..” diyordu, ’93-94 yıllarında Dersim’deki köy yakma-boşaltmalar döneminde Çat Köyü Muhtarı; “&#8230;güz mevsimiydi. Ben de cevizlerimi dökmüş, kurumaları için evin damında güneşe sermiştim. Evleri ateşe verdiler, damdan aşağı inip bir-iki yatak kurtarırım umuduyla ateşin içine daldım. Dışarıya çıktım… panik içindeydim… öyle ki yatakları sırtımdan indirmeden tekrar evin içine götürüp… aynı şekilde tekrar dışarı çıkmışım. O an artık alevler evi sarmıştı.</p>
<p>İkinci kez evin içine girip geri döndüğümde, alevler içinde kaldığımı düşünen yaşlı köpeğimin pencereden içeriye atlayışını gördüm&#8230; öyle kalakaldım… bir an köpeğimin arkasından ateşe atlayıp, onun vefasına kayıtsız kalmak istemedim&#8230; bir yanda insanları ateşe veren insanlar, diğer yanda da küle dönen bir bedeni kurtarmaya çalışan bir köpek. İnanın o saatten sonra sanki yalnızca bu olayı anlatabimek için yaşadım.</p>
<p>Ben de yansaydım, yaşananları kim anlatacaktı… ”</p>
<p>Yazları köyde, kışın Ankara’da çocuklarının yanında kalan Muhtar, bu olaydan sonra köyü yakıldığı için Ovacık’ta kurulan prefabrik konutlarda kalmaya başlıyor ve bir daha da orayı terk etmiyor: “Bir köpeğin yuvasına gösterdiği sadakati, insan olarak ben de toprağıma göstermek zorundayım, derdi. Bu süreçte yapılan her eyleme katıldı. Adı Emirali Karakaya idi. O benim babamdı. 2003 yılında hakka yürüdü” diyor, dönemin Ankara Tuncelililer Derneği Başkanı da olan İbrahim Karakaya, ve devam ediyor; “bu sürecin bize verdiği en önemli ders; toprağına, tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine sahip çıkmanın, varolmakla eşdeğer olduğudur.”</p>
<p><strong>“Ömrümün yarısını orada bıraktım…”</strong></p>
<p>“O yıl sonbahar boyunca askerler boşaltılan tüm köyleri gezerek yanmamış bütün evleri yaktılar” diyordu, o dönemde ve o dağlarda gerilla olarak bulunan Zeynelê Çamali; “&#8230;köylerde kalan ne kadar at, katır ve eşek gibi hayvan varsa onları kurşuna dizdiler. O yıl köy yakma, boşaltma ve hayvan öldürme operasyonları kar yağana kadar devam etti.”</p>
<p>“Yakılan köylerden eşya taşımaya gidiyordum” diye anlatmaya başlıyordu H. Ayrılmaz’a, bir diğer Ovacıklı; “&#8230;her taraftan dumanlar yükseliyordu. Daha önceleri cıvıl cıvıl olan bu köylerde şimdi hiç kimse yoktu, uygulanan zulümden sonraki sessizlik ürkütücüydü. Bu sessizliği bozansa kedi ve köpeklerin varlığıydı. Her eşya almaya gittiğimde, etrafıma toplanıyorlardı. Her birinden ayrı bir ses çıkıyordu.</p>
<p>Bu zulümden onların payına da yalnızlık ve ölüm düşmüştü. Ayaklarıma dolanıyorlardı, ne demek istediklerini anlıyordum ancak, ben de çaresizdim. Çıkardıkları seslerle sanki bana; bizimkiler nereye gitti, her gün oynadığımız çocuklar nereye kayboldular, der gibiydiler. Bir taraftan onların sesi, bir taraftan ağlayarak kalan eşyaları yüklemek&#8230; diğer bir duygum da bu hayvanların ne olacağıydı.</p>
<p>Bu gel-gitler bir hafta sürdü ve bu bir haftalık süreçte ömrümün yarısını orada bıraktım.</p>
<p>Çünkü ben traktörü yükleyip yola koyulduğumda hepsi ‘bizsiz gitme, ne olur bizi sahiplerimizin yanına götür’ dercesine arkamdan koşmaya başlıdılar. Ta ki ben gözden kaybolana dek..</p>
<p>O manzara bugünkü gibi hâlâ gözlerimin önünden gitmiyor ve asla da gitmeyecek!”</p>
<p>A waxt ğeribiyê de:</p>
<p>“Vane, ma kê dewê ra veciaym” vat bi Ana Dina; “&#8230;yi dewanê ma de çıqa kutık u pısıngi ma estê, tedê amee peser, şiye dormê qıslê guretê&#8230; ”</p>
<p><strong>“Kaçtık, kaçtık, kaçtık…”</strong></p>
<p>“Bir gün, kartalların uçuştuğu bir bölgede kaybedilen köylülerin cesetlerinin olabileceği duyumunu aldık” diyordu dönemin Tunceli CHP İl Başkanı, resmi kayıtlara göre 423 faili meçhulün(!) olduğu 1994’te: “Bir çobanın kılavuzluğunda gittiğimiz söz konusu bölgede bir ceset bulduk. Ceset; kuşlar ve kurtlar tarafından parçalanmıştı. Ceset, kaybedilen 12 köylüden birine aitti. Geride kalan 11 kişinin akıbeti hâlâ esrarını korumaktaydı. Bu olaylardan sonra diğer köylüler paniğe kapılıp davarlarını yok pahasına satıp Elazığ ve diğer şehirlere kaçtı.”</p>
<p>“&#8230; Köyümden kaçışım kaza gibi bir şeydi” diyordu o çocuk sesiyle Sybella Willees, dünyanın bir başka coğrafyasında ve ‘Bir Gün Kaçmak Zorunda Kaldık’ başlıklı anlatısında; “&#8230;askerler geldiğinde saat beş civarındaydı ve biz oyun oynuyorduk. Hemen kaçtık. Nereye gittiğimizi bilmeden, öylesine kaçtık. Ben askerleri görmedim; yalnızca silah seslerini, çığlıkları ve bum bum bum bumm diye ses çıkaran ve bir çok kişiyi öldüren bomba seslerini duydum. Hepsi, sanki bir kaza gibi, aniden oluverdi ve yanımıza hiçbir şey almadan kaçtık; ne yemek, ne giysi, hiçbir şey almadık.</p>
<p>Kaçtık, kaçtık, kaçtık&#8230;”</p>
<p><strong>“Ama onlar bunu bilmezler, çok uzaklardan gelmişler…”</strong></p>
<p>“Aras nehrinin kollarından birine yakın yerde oturuyorduk. Ülkemize Taokh ülkesi denir” diye yazılıyordu kadim tarihlerdeki bir kıyıma dair, Aras ırmağı kıyısında bulunan bir tablette; “&#8230;o güne kadar hiç görmediğimiz biçimde giyinmiş korkunç barbarların ülkemize girdiğini duyduk. Bunlara Yunan deniliyormuş, çok uzaklardan gelmişler. Kaleye çekildik; kadınlarımız, çocuklarımız ve hayvanlarımız. Bizim taştan başka silahımız yok. Bu canavarların güneş altında yanan sivri ve keskin bıçakları var.</p>
<p>Kalemize deliler gibi saldırdılar, taşlarla kafalarını ezdik. Durmadılar. Sonunda taşlarımız bitti. Karımla gözgöze geldik. Kızımızı tuttuğu gibi kayalardan aşağıya attı, sonra da kendisi atladı. Tüm Taokh çocuklarının parçalanışını izledim, tüm kadınlarımızın güzel bedenlerinin kayalarda kırılıvermesini. Sonra sıra bize geldi, tam aşağıya atlayacakken Yunanlının biri belime yapıştı. Aklısıra beni durdurup tutsak edecek. Biz Taokhları tutsak edecek. Biz Taokhlar teslim olmayız. Ama onlar bunu bilmezler, çok uzaklardan gelmişler” diye paylaşıyordu bunu bizimle Celal Saçaklıoğlu ve aktarımını sürdürüyordu:</p>
<p>Belime yapışmış o barbarla birlikte kendimi atıverdim aşağıya. Çığlık çığlığa bağırdı yaratık, kayalara çarparken o altta kalmış olmalı. Beni, öldü diye bıraktılar. Artık kimim kimsem yok ama tutsak da olmadım; hayvanlar gibi dağlarda yaşadım, sürekli göç ettim. Gecikmiş ölüm gelip beni bulmadan, acılarımı bu tablete döküyorum&#8230;”</p>
<p><strong>“Ayaklar altına alınan gururumuzdur, şerefimizdir, haysiyetimizdir…”</strong></p>
<p>“Bizi mezarlarımızdan, ziyaretlerimizden koparıp Hozat’a getirdiler, ekmeğe dilendirdiler” diyordu sonra, köyünden sürgün edilen Rukiye Kankotan; “&#8230;sokak ortasında elimize tutuşturulan 1 kilo un, 1 kilo şeker ve yarım paket çay onurumuza dokunuyor. Ben elimde file ile Hozat’ın caddesinde yürüdüğümde, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi ağlamaklı oluyorum.</p>
<p>Ayaklar altına alınan gururumuzdur, şerefimizdir, haysiyetimizdir. Biz dilenci değiliz; ne yalvarmaya ne de yardım talep etmeye geldik. Biz, Dersimlilere yaraşır bir şekilde hesap sormaya geldik. Bizi rahat bıraksınlar!..</p>
<p>Bırakmıyorlar mı&#8230; Dersimli 300 kadın bana imza verdi… Mücadelemizde çaresiz kalırsak; nasıl ki kadınlarımız 38’de zalimin eline düşmemek için kendilerini bebekleriyle uçurumlardan attı, akar sulara atlayıp intiharı seçti, biz de gecenin birinde çocuklarımızı kundakta, kocalarımızı yatakta bırakıp Pertek suyuna atlarız… ya da bir ormana gider etrafımıza gaz döker, yakarız…</p>
<p>Ya da silah alır dağa çıkarız.Bu bir propaganda değildir.</p>
<p>O acıya dayanılır, ama çektiğimiz acılar dayanılacak gibi değildir.</p>
<p>İnşallah şanslı çıkarlar da, üçüncü şıkka bizi mecbur bırakmazlar…”</p>
<p><strong>“Yangın bütün bir bölgeyi sarıyor&#8230;”</strong></p>
<p>“Biz Siirt Pervari G. köyü halkındanız&#8230;” diye yazmaya başlıyordu Mehmet M, 12 Şubat 1991 tarihli dilekçesinde; “Köyümüze yakın bir yerde PKK&#8217;lılar ve askerler çatıştılar. Bu olaydan sonra Pervari’de görevli binbaşının emri üzerine askerler maddi varlıklarımızı tutuşturmaya başladılar. Köylü kadınlar onlara müdahale ettiler. Askerler onları fırlatıp attılar. Yakılan varlıklarımız: Beş binin üzerinde kavak ağacı, dört tondan fazla buğday, köyün etrafındaki bütün ormanlık alan, köylülerin otlarıyla birlikte yirmiden fazla ahır.</p>
<p>Şimdi köy boşalmış durumda, bütün evlerin yakılacağını adımız gibi biliyoruz&#8230;</p>
<p>Köyün dışına çıkarıldığımız an hayvanlarımız askerler tarafından taranıyordu.</p>
<p>Bitişikteki M. köyünün arılarını dahi kovanlarıyla birlikte yaktılar&#8230;</p>
<p>Önümüze iki seçenek koymuşlardı; ya korucu olup ölecektik, ya da terk ve açlık!</p>
<p>Biz nerelerde, nasıl barınacağız? Çocuklarımızı neyle doyuracağız?”</p>
<p>“Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da Boşaltılan Yerleşim Birimleri Nedeniyle Göç Eden Yurttaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu” 14 Ocak 1998 tarihinde TBMM’ye 170 sayfalık bir rapor sunuyor. ‘Ulusal hassasiyetleri rencide etmemek için’ rapor diplomatik bir üslupla yazılıyor olmasına karşın, karabasanı açık bir şekilde kayda geçirmiş oluyor.</p>
<p>Belki de en önemli katkısı, OHAL Valisi&#8217;nden köy yıkımlarıyla ilgili resmi bir rakam koparmayı başarmış olması. Komisyonun bu raporuna göre bölgede 820 köy (ki Helsinki İzleme Komitesi’nin Ekim 2002 tarihli raporuna göre 1994 yılına kadar bölgede 3.000 köy haritadan silinmiş) ve 2.345 küçük yerleşim biriminden toplam olarak 378.335 kişi göç ettirilmiştir.</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı raporlarına göre ise: “Olağanüstü Hal Bölgesi’nde 1990 yılından 1993 yılına kadar 923, 1994 yılında ise 1000 kadar mezra ve köy boşaltılmıştır. Bölgede göçe zorlama yanında can güvenliğinin ciddi bir tehdit altında olması nedeniyle de önemli ölçüde göç yaşanmıştır. Bir örnek olarak, Olağanüstü Hal Bölgesi’nde 1991 yılında 31; 1992 yılında 360; 1993 yılında 467; 1994 yılında 423 faili meçhul cinayet işlenmiştir. Yaşanan şiddet olayları sonucunda yüzbinlerce insan mağdur duruma düşmüş, yaklaşık 2-3 milyon kişi yıllardır yaşadığı yerleri terk etmiştir&#8230;”</p>
<p><strong>“Evinizi boşaltır mısınız, roket atacağız&#8230;”</strong></p>
<p>İnsanlığın kanayıp duran açık yarası Filistin’de, füze saldırısı sonucu oturulamayacak hale gelen evinin yıkıntıları önünde, “saat 01.30 sırasında aradılar” diyor, Ebu Gali&#8217;nin oğlu; “merhaba, İsrail ordusundan arıyoruz. Rahatsız ediyoruz ama, yarım saat içerisinde evinizi boşaltmanız gerekiyor, dediler. En son karşı komşumuzu aramışlar. Onlara da 2 dakika süre vermişler.</p>
<p>Gece yarısı kalktık, 20 metre ötede beklemeye başladık. İşte durum, şimdi gördüğünüz gibi&#8230;”</p>
<p>O sırada, yani Ekim 2006’da ve Afganistan’da; işgalci bir general de, içi suyla dolu ağaçları yakamadıklarından yakınıyordu; &#8220;ormanları beyaz fosfor bombasıyla yakmaya çalıştık, işe yaramadı, dizelle yakmaya çalıştık, olmadı. Bitkiler şu sıra öylesine sulu ki, onları yakamıyoruz&#8221; diyebiliyordu, pervasızca&#8230;</p>
<p>Pervasızca, evet!</p>
<p>Küresel emperyalizm ve yerel işbirlikçileri, egemenlik hırslarıyla yeryüzünü her anlamda yangın yerine çevirirken, artık ‘ormanları, evlerinizi bombalayan PKK helikopterleridir’ türünden bir dezenformasyona dahi gerek duymayacak pervasızlıkta yapabiliyorlar bunu. Bunun sonrasında onbinleri, yüzbinleri, milyonlarca insanı yine ölümün, sefaletin ve sürgünün cehennemine atabiliyolar vb.</p>
<p>Irkçı, ulusdevletçi mülkiyet sınırları içinde tutsak alınmış ya da eğemenlikçi diğer saldırılar, yakım/yıkımlar sonrası yeryüzüne sürülmüş insanlık aynı kaderi, aynı kederi paylaşıyor. İnsanlığın, yaşam hakkı merkezli; dillerin, inançların, kültürlerin, cinsiyetlerin ve doğanın özgürleşmesi hasreti, belki de her zamankinden daha çok ağırlaşıyor bu nedenle, daha da koyulaşıyor. İnsanlık tarihinin ufuk menzilindeki ‘sınırsız ve sınıfsız bir dünya’ hasretine işaret edecek seçeneklerin sınırlılığı, bu koyulaşmayı daha da katlanılmaz kılıyor. Sonrasında ise&#8230;</p>
<p><strong>“Şiddetin yol açtığı ruhsal problemler&#8230;”</strong></p>
<p>“Zorunlu olarak göç eden insanlar uzun bir dönem çok yoğun bir şiddet ortamında yaşamış kimselerdir. Çoğunlukla göç ettikleri yerlerde de ciddi sosyal, ekonomik, kültürel sorunlarla karşılaşmakta, ayrıca şiddet ve baskıdan da tam olarak kurtulamamaktadırlar” diyordu, Psikiyatrist Doğan Şahin, 1995 yılında, olayların ardısıra, Gazi Mahallesi izlenimlerinde:</p>
<p>“Şiddetin yol açtığı ruhsal problemler çoğunlukla göçün yarattığı sorunlarla üstüste binmekte ve tabloları ağırlaştırmaktadır. Zorunlu göçün, mağdurların yaşamaya alışık oldukları yerden kopmaları, yerleştikleri yerde işsizlik, barınma, ekonomik zorluklar, kültürel ve uyum zorlukları gibi problemlerle karşılaşmaları yanında, göçten evvel, göç sırasında ve göçten sonra çok ciddi travmalara maruz kalmışlardır&#8230;”</p>
<p>1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’nde ise şunlar söyleniyordu:</p>
<p>“Madde 1: Tüm insanlar özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı bir kardeşlik anlayışıyla davranır. Madde 2: Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ve toplumsal köken, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bu bildirgede ileri sürülen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir. (&#8230;)</p>
<p>Madde 3: Herkesin yaşama ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı vardır. Madde 5: Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış ve ceza uygulanamaz. Madde 6: Herkesin, nerede olursa olsun yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır. Madde 9: Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.</p>
<p>Madde 10: 11: 12.. ”</p>
<p><strong>“Hama&#8230;”</strong></p>
<p>“Sürgüne çıktığımız günü hiç mi hiç unutmuyorum” diye söze başlıyordu Usenê Mirzî; “mezramızdaki bütün canlılar bizimle yola düşmüşlerdi sanki. Marquez’in romanlarında görmeye alıştığımız o gerçeküstü mü, o büyülü gerçeklik mi, nasıl tanımlanırsa artık, o fotoğraf kareleri bir bir kazınıyordu altı yaş çocukluğumun hafızasına. En çok da gözyaşını unutmuyorum;</p>
<p>Herkes, ama herkes ağlıyordu çünkü, ve&#8230;</p>
<p>Sonrası daha da anlatılamaz bir yıkım.</p>
<p>Ömrümün sonrasına ağır birer travma olarak kalacak o sürgün günlerinde benim payıma düşenler bir yana ama, babamın yaşadıklarını uzun uzun anlatmayı çok isterdim. O bunları hiç anlatamadı çünkü, anlatamaz artık. Ona sormak istediğim ne çok şey kalmış meğer o günlerden bana, sormak isterdim, soramam artık. Mesela; ben henüz 8-9 yaşlarındayken, gecenin bir vaktinde o çocukluk uykumdan beni niye uyandırırdın a benim güzel babam, demek isterdim; uyandırdıktan sonra ‘hadi 66 oynayacağız’ demek de ne demekti sahiden? Sen kahvehaneye gidip de orada kağıt oynamak nedir bilmezken, benimle paylaşmak istediğin neydi gerçekten?</p>
<p>Hasret mi?</p>
<p>Senden bana armağan en güzel sırlardan biri de bu ‘hasret’ olmalı piye me, demek isterdim; insanın kendisine dahi hasret düşürüldüğü şu zulüm dünyasında hasret, bu zulme karşı koymanın da bir ifadesi ve imkanı sanki. Sanki senin o anlatılamaz hasretin ile tanımışım ben Dersim’i.</p>
<p>Seni yitirdiğimiz ikinci sürgünün sonrasındaki hasret ise&#8230;”</p>
<p><strong>“Sürgünlerin Yüzyılı&#8230;”</strong></p>
<p>“Şimdi, bir yerde doğup, bir yerde büyüyüp, adı gurbet olan bir yerde ölüyoruz” diye yazıyor Fadıl Öztürk; “yurdumuzda gömülmek ya gözümüzde, ya da vasiyetimizde kalıyor sadece. Doğduğumuz yerde yaşlanmayı bizden aldılar. Bizim de sularımız gibi hayata akmak, dağlarımız gibi omuzları dik durmak, mevsimleri karşılayıp uğurlamak gibi hakkımız var&#8230;”</p>
<p>“Yeryüzünü, hatta bütün bir kâinatı zapturapt altına almak isteyen empeyalizmin marifetiyle” diye sözü devralıyor Xeca Qeremani; “Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre son 30 yılda dünyadaki göç-sürgün ikiye katlanıp 200 milyonu bulmuş. Yani şu anda 200 milyonu aşkın insan&#8230;</p>
<p>Göç yoktu aslında ‘sürgünler yüzyılı’ olarak da tanımlanan 20.yy’da, şimdi de yok; savaş, işgâl, ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal vb. nedenlerle, göç ettirilme var, ki nihayetinde sürgündür bu. Bu ormanları yakarak, evlerimizi başımıza yıkarak, insanı toprağından, ziyaretlerinden, mezarlarından, ırmaklarından uzak düşürerek ne yaptığını sandı ki faşizm?</p>
<p>Yaptıkları onların yanına şimdilik kâr kalmış olsun ama onlar bir şeyi hâlâ bilemediler: Dersimlilerin, Dersim’i nasıl duyduklarını ve yaşadıklarını bilemediler, anlayamadılar.</p>
<p>Bu insanları sürgüne çıkarmakla sorunu halletmiş mi oldular? Dersimli, sürüldüğü cennete de cehenneme de beraberinde götürür Dersim’ini. Yeryüzünde kaç kent vardır ki böyle; dağına, ağacına, ırmağına, yazı-yabanına, kurduna-kuşuna, bu kadar klam, stran, deyiş yakılan! Ateşte sınanmış bir halkı yine ateşlerde sınamak istediler ama sonuçları kendileri de görüyorlar işte: Dersimliler sürüldükleri yerlerde, diasporada mesela o kadar etkin oldular ki; dil, inanç, kültür, edebiyat, sanat, dayanışma, hemen hemen her alanda önemli bir birikim yarattılar. Yaptıkları her şey Dersim içindi ve yapmaya da devam ediyorlar işte. Ekonomik örgütlenme anlamında Munzur AŞ ve diğer kimi yatırımlar; sosyal dayanışma anlamında kurulmuş vakıflar, cemaatler, Türkiye’de Tunceli Dernekleri Federasyonu, Almanya’da Dersim Dernekleri Federasyonu, diğer özerk örgütlenmeler, dergiler, kitaplar, albümler, oyunlar, belgeseller, dünyaya örnek verilebilecek Umudun Türküsü vb. projelerin başarısı&#8230;. daha ne çok kazanım! Evet, orman yakmalar, baskılar, özellikle de Dersim’i haritan silmek amaçlı barajlar, siyanurla altın aramalar vb. sorunlar şimdilerde çok can yakaıcı, ama..”</p>
<p><strong>“Değil&#8230;”</strong></p>
<p>“Değil” diye itiraz ediyor Serkan;”bunlar birer kazanım olmakla birlikte, genellikle dışarıdan bakıldığı için görülmeyen pek çok sorunu artarak devam ediyor Dersim’in. Yani sorun sadece barajlar, siyanürle altın aramalar değil. En önemli tahribat kültürel kirlenmede yaşanıyor mesela. Yine, tarihi eser kaçakçılığından söz ediliyor mu hiç? Hem de henüz hiçbir arkeolojik araştırma ve kazının yapılmadığı ve zaten sınırlı sayıdaki tarihi eserin olduğu Dersim’de. Ermenilerden kaldığı söylenen kilise türü yapılar nerede mesela&#8230; avlanma ya da&#8230; iktidarın yerel temsicleri eliyle örgütlenmek istenen fuhuş&#8230; uyuşturucu&#8230; anadilimizin ağzımızdan yitip gitmesi&#8230; çatışma gerekçesiyle orman yakmaların bugün de sürüyor olması&#8230; iş ve istihdam yetersizlikleri.. sivil toplum kurumlarımızın önemli ölçüde politik çevrelerin penceresinden Dersim’e bakıyor olması&#8230; doğayla uyum içinde yaşamanın yurdu olan Dersim’de önce doğaya hükmetme hırsı, ardısıra tahrip ve kimbilir daha ne çok zarar-ziyan&#8230; yani sorunlar 2006’da dahi, orman yakmalarda olduğu gibi, pek çok alanda artarak sürüyor aslında ve bir de, arabesk Dersimci yaklaşımlarla fetişleştirilen Dersimciliğe karşı Dersim dostlarının giderek tedirginleşmesi&#8230; mesela bu da görülmek istenmiyor.</p>
<p>Yoksa, daha eşitlikçi bir ülkede ve dünyada illa ki Dersim hırsımız olamaz herhalde, değil mi?”</p>
<p>“Ama unutamıyorsun ki nereli olduğunu! Bu kent ardından gelecek misali” dediğinde Nesimi Aday;</p>
<p>“Koparıldığım doğa koşullarında ve yine o doğallıkla yaşayabilseydim eğer” diyorum ben de; “&#8230;yani başka bir dil öğrenmeye mecbur tutulmasam, kekeme bırakılmasam, dilim, kültürüm, inancım, değer ve yaşam estetiğim başka yerlerde aşağılanan, yasaklanan, kınanan bir hal almasa ve ben bu kadar yalnız bırakılmamış olsam sürüldüğüm yerlerde, yurdum dediğim yere bu kadar derin bir hasret duymazdım belki. Bu hasreti katlanılmaz kılan asıl faktörlerden biri, sürüldüğümüz, yaşamak zorunda bırakıldığımız yerlerde yaşadıklarımız, tanık olduklarımız, oradaki mağduriyetlerdir.. ki eğer, şu yeryüzü bizim de yurdumuz olsaydı eğer, nereli olduğumuzu hatırlamak gibi bir gereksinim de duymazdık belki&#8230;”</p>
<p><strong>“Ezcümle&#8230;”</strong></p>
<p>Tarihi itibarıyla diller, inançlar, kültürler, doğa ve doğal yaşam şenliği olarak da tanımlanan Dersim’in trajedisinin önemli bir kesitine, ‘belgelerle’ önemli kanıtlar ve tanıklıklar sunuyor Cemal Taş, Külden Evler ile. “Aslanların tarihini avcılar yazdıkça, avcılar hep haklı kalacaktır” diyen Afrika atasözünün haklılığını yeniden hatırlatırca ve, olup bitenlerin bir de bizim aklımımız ve kalbimizle okunması, anlaşılır kılınması ve karşı karşıya kaldığımız yıkıcı tehditlere yine birlikte karşı koymanın olanaklarının birlikte açığa çıkarılması, paylaşılması çağrısı, duyarlılığı ve dileği ile&#8230;</p>
<p>Bu duyarlık, emek ve içtenliğe minnetle teşekküer ederken, anlıyoruz ki yine:</p>
<p>“Yaşamak ve düşünmek için gereken o en hayati dersi, tarihin infazına maruz kalmışlardan alırız” demişti Homi Bhabha, yani; “mağdur edilenlerden, sürgünlerden&#8230;”</p>
<p>Yani Külden Evler’den..</p>
<p><strong>Mehmet Çetin</strong><br />
<em>Ekim’06, Amsterdam </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/kulden-evler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim Katliamı&#8217;nda &#8220;İmha&#8221;nın Belgesi</title>
		<link>http://www.munzurca.com/dersim-katliaminda-imhanin-belgesi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/dersim-katliaminda-imhanin-belgesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 11:23:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim Katliyamı]]></category>
		<category><![CDATA[hozat]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aygün]]></category>
		<category><![CDATA[Nazimiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1451</guid>
		<description><![CDATA[Tunceli Valiliği, 1938 Dersim katliamında ailesini yitiren Ali Akgün&#8217;e  sürgün sonrası &#8220;Aile üyeleriniz imha edildi&#8221; yanıtı verdi. Yargıya  başvuran avukatı Aygün, dosyanın &#8220;insanlığa karşı işlenen suçlar&#8221; ile  ilgili olduğu ve zamanaşımına da uğrayamayacağına inanıyor.

1938 Dersim harekatında ailesini yitiren Ali Akgün&#8216;e  sürgün sonrası Tunceli Valiliği&#8217;nce verilen &#8220;Aile üyelerinin imha edildiği&#8230;&#8221; yazılı zabıt, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tunceli Valiliği, 1938 Dersim katliamında ailesini yitiren Ali Akgün&#8217;e  sürgün sonrası &#8220;Aile üyeleriniz imha edildi&#8221; yanıtı verdi. Yargıya  başvuran avukatı Aygün, dosyanın &#8220;insanlığa karşı işlenen suçlar&#8221; ile  ilgili olduğu ve zamanaşımına da uğrayamayacağına inanıyor.</strong></p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Dersim-katliyam-belgesi.jpg" rel="shadowbox[post-1451];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1450" title="Dersim katliyam belgesi" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Dersim-katliyam-belgesi.jpg" alt="" width="490" height="250" /></a></p>
<p>1938 Dersim harekatında ailesini yitiren <strong>Ali Akgün</strong>&#8216;e  sürgün sonrası <a name="aspx1">Tunceli Valiliği&#8217;nce verilen &#8220;Aile</a> üyelerinin imha edildiği&#8230;&#8221; yazılı zabıt, bugün ilk Dersim davasının  resmi dayanağı oldu.</p>
<p>&#8220;&#8230;Hüseyin Altıntaş&#8217;ın nüfus hane kayıtlarında adı yazan Hüseyin  karısı Humar ve Hüseyin evlatları Humar&#8217;dan doğma Elif, Mehmet, Hadice,  Ahmedi, Suzan, Alicemal, Hetip, Emine&#8217;nin 1938 harekâtında imha edildiği  ve aile reisi Hüseyin Altıntaş&#8217;ın da 952 yılında öldüğü, haneden yalnız  Ali Akgün&#8217;ün sağ kaldığı anlaşılmak gereği düşünüldü.&#8221;</p>
<h3>72 yıl sonra mahkemeye taşındı</h3>
<p>Tunceli Valiliği, 27 Ağustos 1955&#8242;te toplandığında, &#8216;haneden sağ  kalan&#8217; Ali Akgün&#8217;ün, sürgün olduğu Kütahya&#8217;dan Tunceli&#8217;ye dönüşünü bu  zabıtla karara bağlamıştı. Ancak o gün geri dönüş için yazılan bu  ifadeler, bugün &#8216;Dersim Katliamı&#8217;nın ilk resmi itiraflarından biri oldu.</p>
<p>Radikal gazetesinden İsmail Saymaz&#8217;ın haberine göre Ali Akgün, bu  zaptı kanıt gösterip 10 yakınını yitirdiği kıyımı 72 yıl sonra yargıya  taşıdı. Dönemin jandarma erleri ve yetkilileri hakkında &#8216;insanlık karşı  suç işlendiği&#8217; iddiasıyla suç duyurusu yaptı.</p>
<p>Tunceli&#8217;de yaşayan emekli memur <strong>Hüseyin Akgün, </strong>22  Nisan&#8217;da avukatı <strong>Hüseyin Aygün</strong> aracılığıyla Nazimiye  Savcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulundu. Bu dilekçenin şüpheliler  hanesinde, &#8220;Dersim Harekâtı&#8217;na katılan jandarma birlikleri ve  yetkilileri&#8221; yazıyor.</p>
<p>&#8220;Suç&#8221; hanesinde ise &#8216;Plan dahilinde siyasi, felsefi veya dini  saiklerle bir toplumsal grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi amacıyla  10 kadın ve çocuğun öldürülmesi&#8217; ifadesi bulunuyor. Hüseyin Akgün,  kendi iddiasıyla, &#8220;Dersim 38&#8243;de yitirdiği 10 akrabasının hesabını tam 72  yıl sonra soruyor.</p>
<h3>Aygün: Yaşananlar insanlığa karşı suç</h3>
<p>Ali Akgün&#8217;ün oğlu Hüseyin Akgün, şimdi bu zabıt tutanağını suç  duyurusuna ekleyip geçen 22 Nisan&#8217;da Nazımiye Savcılığı&#8217;nda şikâyetçi  oldu. Bu aynı zamanda &#8220;Dersim 38&#8243; ile ilgili açılan ilk dava anlamına  geliyor. Avukatı Hüseyin Aygün, yaşananların &#8220;insanlığa karşı işlenen  suçlar&#8221; kategorisine girdiğini, dolayısıyla zamanaşımının bu davada  işlemeyeceğini söylüyor.</p>
<p>Avukat Hüseyin Aygün, davanın &#8216;Dersim 38&#8242; ile yüzleşebilmek için iyi  bir fırsat olduğunu da düşünüyor:</p>
<p>&#8220;Dersim dosyası hukukçularca yürütülebilir. Buna uluslararası hukuk  ve soykırımla ilgili sözleşme fırsat veriyor. Türkiye&#8217;de geçmişteki acı  olayları hatırlama dalgası var. Dilerim, bu dosya bu yüzleşmeye hizmet  eder.&#8221;</p>
<h3>Ölüm tarihi: 0/0/1938</h3>
<p>Hukukçu Aygün iki şikayetini de, 86 yaşındaki müvekkili Efo Bozkurt  adına bugün Hozat Cumhuriyet Savcılığı&#8217;na yapıyor.</p>
<p>İddiaya göre Bozkurt Ailesi, Hozat&#8217;ın Çaytaşı köyünde yaşanan Efo  Bozkurt&#8217;un Kurtuluş Savaşı gazisi olan 43 yaşındaki babası Keko, annesi  Kuhari, ablaları 16 yaşındaki Havi, 12 yaşındaki Eyti, altı yaşındaki  Besi, erkek kardeşleri dört yaşındaki Mehmet, iki yaşındaki Niyazi  jandarmalarca kurşuna dizildi. Efo Bozkurt, kıyımdan kaçarak ve yaralı  halde kurtuldu.</p>
<p>Bozkurt&#8217;un üç kardeşinin ve Altıntaş Ailesi&#8217;nin altı çocuğunun ölüm  tarihi olarak, nüfus kütüklerinde, &#8216;0/0/1938&#8242; yazıyor. (EÖ)</p>
<p><strong>www.Bianet.org</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/dersim-katliaminda-imhanin-belgesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TUNCELİ BAROSU YÖNETİM KURULU&#8217;NDAN KAMUOYUNA</title>
		<link>http://www.munzurca.com/tunceli-barosu-yonetim-kurulundan-kamuoyuna/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/tunceli-barosu-yonetim-kurulundan-kamuoyuna/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 11:45:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Barışyıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[uzunçayır barajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1438</guid>
		<description><![CDATA[Munzur nehri üzerinde bulunan Uzunçayır barajı ile ilgili olarak Ankara  13. İdare mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildiği ve bu  kararla Uzunçayır barajının tüm faaliyetlerinin durdurulması gerektiği,  elektrik üretiminin sonlandırılması ve baraj kapaklarının açılması  gerektiği yönünde Tunceli Barosuna bağlı bir avukat tarafından basına ve  halka açıklamalar yapılmış ve karar halk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Tunceli-barosu.1.jpg" rel="shadowbox[post-1438];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-1448" title="Tunceli barosu." src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Tunceli-barosu.1.jpg" alt="" width="151" height="207" /></a>Munzur nehri üzerinde bulunan Uzunçayır barajı ile ilgili olarak Ankara  13. İdare mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildiği ve bu  kararla Uzunçayır barajının tüm faaliyetlerinin durdurulması gerektiği,  elektrik üretiminin sonlandırılması ve baraj kapaklarının açılması  gerektiği yönünde Tunceli Barosuna bağlı bir avukat tarafından basına ve  halka açıklamalar yapılmış ve karar halk tarafından sevinç ve davul  zurnalar ile karşılanmıştır. Davayı açan Baromuza bağlı avukat Barış  Yıldırım tarafından Tunceli ilindeki tüm barajların yapımının  durdurulması bakımından bu kararın emsal olacağı yönünde kamuoyuna  açıklamalar yapılmıştır.</p>
<p>Sözkonusu hukuki gelişmeler üzerine  konu hakkında bir çok hemşehrimiz Baromuzu arayarak barajların iptal  edilip edilmediğini ve barajların hukuki durumu hakkında bilgi almak  istemektedir. Bu nedenle Baro üyesi Av. Barış Yıldırım tarafından açılan  davanın ilgili Mahkeme kararı incelenmiş ve konu hakkında kamuoyuna  açıklama yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Öncelikle  belirtmek istediğimiz Uzunçayır barajı ile ilgili Ankara 13. İdare  Mahkemesinin Yürütmeyi durdurma kararı basına ve halka açıklandığı  şekilde değildir. İlgili karar bir hukuk kurumu olan Baromuz tarafından  incelenmiş faaliyet durdurma, kapakların açılması ve barajların iptali  vs. konuları içermediği anlaşılmıştır. Kararda; Davacı tarafından  yapılan başvuruda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun elektrik  lisansını iptal etmesi talep edilmiştir. İlgili talep idari makam olan  Kurul tarafından cevaplandırılması gerekirken, yetki aşımı yapılarak  daire başkanlığı tarafından cevaplandırılması, yetkisiz bir işlem olarak  kabul edilmiş ve İYUK gereğince bu cevabın yürütmesinin durdurulmasına  karar verilmiştir. Ortada bir cevabi yazının usuli yetkisizliği tespit  edilmiş ve sadece bu cevabi yazının yürütülmesi durdurulmuştur. Bu da  usüle uygun yeni bir cevap verilmesini kapsamaktadır. Ayrıca kararın  devamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kararlarına karşı  Danıştay’da dava açılabileceği, görevli Mahkemenin Danıştay olduğu da  dile getirilmiştir. Elektrik lisans işlemlerinin iptali istemlerinin  ancak Danıştay tarafından karara bağlanacağı belirtilmiştir. Sözkonusu  bu dava ise Ankara da yetkisiz bir işleme karşı İdare Mahkemesinde  açılmıştır.</p>
<p>Kamuoyuna açıklandığı gibi sözkonusu karar,  Uzunçayır barajının faaliyetlerinin durdurulduğu ve diğer barajların  iptaline emsal teşkil ettiği yönündeki açıklamalar ile uyuşmamaktadır.  Halkımız tarafından tepki ile karşılanan baraj projeleri konusundaki  hassasiyet ortada olan bir gerçektir. Rehavet yaratacak tarzda yanlış  bilgilendirmeler çevre mücadelesine zarar verecektir. Munzur kişisel  çıkara alet edilmeyecek kadar kutsal bir meseledir. Kamuoyuna saygı ile  sunulur.</p>
<p><strong>TUNCELİ BAROSU YÖNETİM KURULU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/tunceli-barosu-yonetim-kurulundan-kamuoyuna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersimliler barajla ilgili kararı halaylarla kutladı</title>
		<link>http://www.munzurca.com/dersimliler-barajla-ilgili-karari-halaylarla-kutladi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/dersimliler-barajla-ilgili-karari-halaylarla-kutladi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 07:55:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Barış Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[cevdet konak]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Edibe Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[munzur]]></category>
		<category><![CDATA[newededersim]]></category>
		<category><![CDATA[uzunçayır barajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1424</guid>
		<description><![CDATA[Ankara 13&#8242;üncü İdare Mahkemesi&#8217;nin Uzunçayır HES&#8217;in elektrik üretim  lisansının yürütmesinin durdurma kararı Dersimliler tarafından  halaylarla kutlandı.
Dersim Cumhuriyet Meydanı&#8217;nda toplanana ve   aralarında Belediye Başkanı Edibe Şahin’in de bulunduğu Yaklaşık 1000  kişi, mahkeme kararını davul-zurna eşliğinde çektiği halaylarla kutladı.  Mahkemeye başvuran Avukat Barış Yıldırım, toplananlara yaşanan mahkeme  sürecini anlattı.
Yıldırım,  &#8221; 2009 yılı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/tuncelililer-karari-halaylarla-kutladi-1260.jpg" rel="shadowbox[post-1424];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-1423" title="tuncelililer,-karari-halaylarla-kutladi-1260" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/tuncelililer-karari-halaylarla-kutladi-1260.jpg" alt="" width="250" height="190" /></a><strong>Ankara 13&#8242;üncü İdare Mahkemesi&#8217;nin Uzunçayır HES&#8217;in elektrik üretim  lisansının yürütmesinin durdurma kararı Dersimliler tarafından  halaylarla kutlandı.</strong></p>
<p>Dersim Cumhuriyet Meydanı&#8217;nda toplanana ve   aralarında Belediye Başkanı Edibe Şahin’in de bulunduğu Yaklaşık 1000  kişi, mahkeme kararını davul-zurna eşliğinde çektiği halaylarla kutladı.  Mahkemeye başvuran Avukat Barış Yıldırım, toplananlara yaşanan mahkeme  sürecini anlattı.</p>
<p>Yıldırım,  &#8221; 2009 yılı sonunda  elektrik üretmeye başlayan LİMAK A.Ş.’ye ait Uzunçayır Barajıyla ilgili  Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’na Barajın yapım kararı ve elektrik  üretim sürecinden önce çevresel etki değerlendirmesi kararı bulunmadığı  ve sürecin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle başvuruda bulunuldu. Bu başvurusunu reddedilmesinin ardından, Ankara İdare  Mahkemesi’ne başvuruda bulunduğunu belirten Avukat Yıldırım’ın talebi  Ankara 13. İdare Mahkemesi’nde görüşüldü. Mahkeme, Enerji Piyasası  Denetleme Kurulu tarafından yapılan savunmaya rağmen yürütmeyi durdurma  kararı verdi. Avukat Barış Yıldırım, kararın ardından şirketin elektrik  üretimine son vermesi ve baraj kapaklarını açması gerektiğini söyleyerek  Bu karar Dersim halkının çevreye olan duyarlılığınını bir  zaferidir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/karara_halay_ic1.jpg" rel="shadowbox[post-1424];player=img;"><img class="alignnone size-full wp-image-1425" title="karara_halay_ic1" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/karara_halay_ic1.jpg" alt="" width="470" height="313" /></a></p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/karara_halay_ic3.jpg" rel="shadowbox[post-1424];player=img;"><img class="alignnone size-full wp-image-1426" title="karara_halay_ic3" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/karara_halay_ic3.jpg" alt="" width="470" height="313" /></a></p>
<p>NWD</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/dersimliler-barajla-ilgili-karari-halaylarla-kutladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzunçayır Barajı için Yürütmeyi Durdurma Kararı Verildi</title>
		<link>http://www.munzurca.com/uzun-cayir-baraji-icin-yurutmeyi-durdurma-karari-verildi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/uzun-cayir-baraji-icin-yurutmeyi-durdurma-karari-verildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 10:29:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[barış yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Doğa aktivistleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzun çayır barajı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1408</guid>
		<description><![CDATA[17 Ağustos 2009 tarihinde  su tutmaya başlayan ve Dersimde 20 kilometrelik  bir alanı suyla dolduran Uzunçayır barajı için yürütmeyi durdurma  kararı verildi.  Avukat barış Yıldırım tarafından açılan davanın  kazınılması sonucu Dersimde büyük bir çoşkunun olduğunu ve bugün saat  17:30 da büyük bir kutlamanın olduğu bildirildi.
Bu başarının  kazanılmasın da büyük emeği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/son-dakika.jpg" rel="shadowbox[post-1408];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-1409" title="son dakika" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/son-dakika.jpg" alt="" width="238" height="157" /></a>17 Ağustos 2009 tarihinde  su tutmaya başlayan ve Dersimde 20 kilometrelik  bir alanı suyla dolduran Uzunçayır barajı için yürütmeyi durdurma  kararı verildi.  Avukat barış Yıldırım tarafından açılan davanın  kazınılması sonucu Dersimde büyük bir çoşkunun olduğunu ve bugün saat  17:30 da büyük bir kutlamanın olduğu bildirildi.</p>
<p>Bu başarının  kazanılmasın da büyük emeği geçen başta Avukat Barış Yıldırım ve Tüm  Dersimlileri Munzurca.Com yönetimi olarak kutluyoruz.</p>
<p>Not: Haber Munzur  Doğa Aktivistleri Grubundan Mesaj atılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/uzun-cayir-baraji-icin-yurutmeyi-durdurma-karari-verildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Munzur Çayıda Kirletildi&#8230;</title>
		<link>http://www.munzurca.com/munzur-cayida-kirletildi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/munzur-cayida-kirletildi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 12:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Ferit Demir]]></category>
		<category><![CDATA[munzur]]></category>
		<category><![CDATA[munzur çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Vadis]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli Belediyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1397</guid>
		<description><![CDATA[
Türkiye&#8217;nin en temiz çaylarından biri olarak bilinen Tunceli&#8217;deki Munzur Çayı, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerde fuil oil boşaltılması sonucu kirletildi. 
Ferit DEMİR
TUNCELİ- Çayın kirletilmesi ile Munzur Çayı&#8217;nda yetişen ve dünyanın en lezzetli balıklarından kabul edilen kırmızı pullu alabalıkların büyük risk altına girdiği belirtildi.
Munzur Çayı&#8217;na fuil- oil dökmesi sonucu çay siyaha boyandı. Kalorifer yakıtı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Munzur-çayı.jpeg" rel="shadowbox[post-1397];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1396" title="Munzur çayı" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/Munzur-çayı.jpeg" alt="" width="450" height="301" /></a></p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin en temiz çaylarından biri olarak bilinen Tunceli&#8217;deki Munzur Çayı, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerde fuil oil boşaltılması sonucu kirletildi. </strong></p>
<p><strong>Ferit DEMİR</p>
<p>TUNCELİ- Çayın kirletilmesi ile Munzur Çayı&#8217;nda yetişen ve dünyanın en lezzetli balıklarından kabul edilen kırmızı pullu alabalıkların büyük risk altına girdiği belirtildi.<br />
Munzur Çayı&#8217;na fuil- oil dökmesi sonucu çay siyaha boyandı. Kalorifer yakıtı olarak kullanılan fuel oil&#8217;in kentin kanalizasyon sistemiyle Munzur Çayı&#8217;na deşarj edilmesi nedeniyle çayın kent merkezinde bulunan büyük bölümü siyah renge büründü. Uzunçayır Barajı&#8217;nda su tutulması nedeniyle akışı da duran çaydaki kirlilik suda yaşayan canlıları tehdit ediyor. Tunceli Belediye Başkan yardımcısı İbrahim Kasun, meydana gelen olayla ilgili Emniyet Müdürlüğü ve Çevre Müdürlüğü ile koordineli çalışma başlattıklarını belirterek, şöyle dedi:</p>
<p>“Şehrin kanalizasyon çıkışından doğamızı kirleten, Munzur&#8217;u katleden bir çevre felaketiyle karşı karşıyayız. Bunu yapanlar doğa, çevre ve Munzur düşmanı. İnançlarımıza göre Munzur&#8217;u kirletenler düşkün ilan edilmekte. Kendini bilmez bir takım insanlar kalorifer sistemini temizleme zahmetine katlanmadan en kolay yolu seçiyor. Bunları tespit ettiğimizde en ağır cezayı keseceğiz.”</p>
<p>Belediye başkan Yardımcısı Kasun, ellerinde kirliliği temizleyebilecek teknolojik sistem bulunmadığını söyledi. Kent ve çevre konusunda araştırma yapan Tunceli Üniversitesi öğretim görevlisi Ali Ekber Doğan ise, yaşanan olayda, halkın çevre konusundaki bilgisizliği, duyarsızlığı ile baraj nedeniyle su akışının engellenmesinin ortaklaşa etkisinin yaşandığını söyledi. Kirliliğin temizlenmesi halinde dahi mazotun biriktiği yerde canlı varlığının ortadan kalkacağını belirten Doğan, “Geçen yılki durum olsa bu sonuç yaşanmaz ve buralarda birikmezdi. Çevresel bir yıkım tehlikesi altında kalınmazdı. Bu geçiştirilebilecek bir şey değil” dedi.</strong></p>
<p><strong>DHA</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/munzur-cayida-kirletildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
