Munzur Kültür ve Doğa Festivalini Düşlerken.(!)

Munzur Vadisi | XIDIR | Temmuz 16, 2009 at 12:24

munzuru
“Festivity”den doğan ve günümüzde enternasyonal bir hal alan “Festival”, bayram, şölen, fuar, panayır olarak da adlandırılan toplu bir etkinliktir. Kalabalıklar, kaybolan insanlar, oturacak yer bulamayan yaşlılar, şamata, gürültü, ara sıra kavga, çılgınca alış-verişler, konserler, paneller, tartışmalar, gösteriler… ve hatta aşklar, flörtler, çapkınlıklar… Bunların hepsi topluca eğlenceyi ve dolayısıyla da festivali tarif ederler.

Geleneksel dönemi belli olan, yapıldığı çevre, tahmini katılım sayısı, niteliği, belirlenmiş bir konseptin programla belirlenen ve özel bir öneme haiz olan, coşkulu, şenlikli; kültürel ve sanatsal etkinliklerle örülen toplaşma eylemi de diyebiliriz.

Türkiye’de yapılan yüzlerce festivalden biridir “Munzur Kültür ve Doğa Festivali.” Ancak festivallere yüklenen anlamlardan farklı, tamamen kendine özgü ve içinde bulunulan koşullardan kaynaklı bir festival olarak doğdu. İlki 1999 yılında planlanmıştı. O yıllarda kimi ilçelere saat 15.00’dan sonra giriş-çıkış yapılamıyordu. Filmi geriye sararsak, çeşitli nedenlerden dolayı köylerin çoğu boşaltılmıştı. Köylere gitmek zordu ve örneğin Ovacık’a saat 15.00’dan sonra giriş-çıkış yapılamıyordu. Ve ilk festivalin yapılmasına, bazı gerekçeler ileri sürülerek izin verilmedi. Nihayet ilki düzenlendi 2000 yılında.

Bölge insanının dili, kültürü, doğası kıyıma uğramış ve yalnızlaştırılmıştı. Festivalin asıl amacı, yalnızlığı parçalamak ve bir ışık aralığı açmaktı. İnsanı doğasıyla, doğayı insanlarıyla buluşturmaktı. Yani, festivallere yüklenen anlamların dışında bir anlam yüklenmişti “Munzur Kültür ve Doğa Festivali”ne. Şenlik ve eğlencenin yanı sıra, yöre dilinin ve kültürün korunması, sürgüne yollanmış Dersimli’lerin kendi geçmişleriyle yeniden buluşmalarının sağlanması, viraneye dönmüş köylerin ve yalnız kalmış mezarların ziyaret edilmesi ve dolayısıyla yüzlerini yeniden Dersime dönmesiydi Dersimliler’in.

İlk yapıldığında olağanüstü hal uygulaması vardı henüz. İnsanlar ürkek ve tedirgin olmalarına rağmen Dersimliler’in büyük buluşması sağlandı. Dünyanın dört bir yanından akın akın Dersim’e yönelen Dersimliler ve dostları yeni bir festival anlayışı ortaya koyarak tarihi bir rol üstlenmiş oldular. Bu çığırı açanlara sonsuz teşekkürler. Onlara minnettarız.

Festivalimiz karşılığını bulmasına rağmen, son yıllarda amacında saptırıldı ve farklı bir mecraya doğru sürüklendirildi. Festival, sadece şenliğe, panayıra çevrildi. Büyük paralar harcamayı göze alarak popüler sanatçılar peşinden koşuldu. Denetimsiz ses cihazları, havai fişekler, afişler, pankartlar ve diğer giderlerin maliyeti katlandı.

Yerel motifleri güçlendirme yerine, festival yabancılaştırıldı. Sadece şenlik havasına sokulmaya başlandı. Dilimiz, kültürümüz, geleneklerimiz festival aracılığıyla asimile edilip, yok edilme sürecine itildi. Halk, “bu festival bizim değil, bize yabancı festivalidir” demeye başladı. Yani, “8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali” giderek halkımızdan yabancılaşmaya doğru yol alıyor. Halbuki, örneğin: Fırik Dede misalinde olduğu gibi, her gün bir şair veya önemli şahsiyetimize adanabilirdi. Misafirler ile birlikte ilk ateş Anafatma’da yakılabilir, Munzur suyu ile kucaklanılabilirdi. Festival boyunca bu ateş yanabilirdi. Şehrin Girişine Çok dilli pankartlar asılabilinirdi. Uygun bir bölgede “Dewa Ma” adında bir köy kurularak, otantik giysiler giyen kadın ve erkekler köy yaşamını canlandırarak, palaz, kilim vb örebilir, geleneksel köy yemekleri yapabilir, ayran yayabilir, dam loğlayabilirlerdi.

Ayrıca, çeşitli şahsiyetlerimiz adına koşular yapılıp, köyler, kutsal mekanlar ve önemli dağlar ziyaret edilebilirdi. Munzur kıyısında kurulacak çadırlarda yaşlı-genç şairlerimiz buluşturulup geçmiş yaşatılabilirdi. Her şeyden öte Zazaca dilinde Düzgün Bava’da veya herhangi bir kutsal mekanda bir Cem tutulabilirdi. Dilimiz, kültürümüz ve inançlarımızla ilgili Zazaca paneller organize edilebilirdi.

Ne yazık ki, festival bizden çok uzaklaştı.

Bu önerileri daha önce komiteye sunan Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu’nu hiç dikkate alınmadı. Can sıkıcı, halktan kopuk, bölge farklılıklarını dikkate almayan, dilimizi, kültürümüzü, inançlarımızı, geleneklerimizi dikkate almayan içi boş festivaller istemiyoruz artık; eğer adı “Munzur Kültür ve Doğa Festivali” ise!

Festivalin adına ve adımıza layık olalım!

Haydar Beltan

Tags: , , ,
  • Benzer YAZILAR

  • YORUM YAP