TÜRKİYE’YE DEMOKRASİ – ZAZALARA DEMOKRATİK HAKLAR
Zazaki - Kırmancki | XIDIR | Kasım 2, 2009 at 21:00Hükümetin geleneksel devlet çizgisinin dışında yeni bir politika olarak başlattığı „Demokratik Açılım“ politikasını olumlu görmekteyiz. Atılan adımlar yetersiz olsa da demokratikleşmeye katkıları yadsınamaz. Ne var ki “Demokratik Açılım” adı altında yürütülen politika pek de belirli değildir. Dolayısıyla, tam da neyi hedeflediği anlaşılmamaktadır.
Her nedense Türklerden ve Kürtlerden sonra üçüncü büyük ulusal topluluk olan Zazalar gündeme gelmemektedir. Aksine “açılım” politikası Zazalar açısından tersine yürüyor. Zazaca ayrı bir televizyon kanalı talebimiz kabul edilmedi. Aynı dönemde Dersim coğrafyasında barajların yapımına hız verildi. Dersim’e yapılan ve yapılması planlanan bu sekiz baraj bir doğa ve kültür katliamına sebep olacaktır. Hükümetin bu tutumunun demokratik açılımla ne kadar örtüştüğü gerçekten tartışma konusudur.
Zazalar sadece Osmanlı döneminde deĝil, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de büyük baskılara ve kırımlara uğramışlardır. 1921, 1925, 1937-38 Zazaların tarihinde unutulmayacak büyük felaketlerdir. Her defasında yerinden yurdundan koparılan bu halk tek dil politikası ile yaşadığı coğrafyada bile dilini yaşatamaz hale getirilmiştir.
Tek dil politikası Zaza halkı üzerinde çok katı bir şekilde uygulandı. Gelinen aşamada Zazaca UNESCO tarafından da tehlike altındaki diller arasında değerlendirildi. Türkiye Cumhuriyeti devleti, kendi vatandaşları ile barışmak için sadece özür dilemekle kalmamalı, aynı zamanda ve daha da önemlisi yaptığı haksızlıkları telafi etmek için de adımlar atmalıdır.
Türkiye sorunlarını çözmek zorundadır. Bunun yolu ve yöntemi şiddetten değil, demokratik yaklaşımlardan, güncel deyimiyle ‘demokratik açılım’lardan geçer.
Demokratikleşme için öncelikle yapılması gerekenler şunlardır:
Demokratik ve özgürlükçü bir anayasa sorunların çözümünün ana çerçevesini oluşturur. Vakit geçirilmeden demokratik ve özgürlükçü bir anayasa yapılmalıdır.
Ulusal ve demokratik haklar anayasal güvenceye bağlanmalıdır.
Ulusal sorunların çözümü, tam katılımcı demokratik yapıdan geçer. Devletin yapısında uygun düzenlemeler yapılarak yerel yönetimlere ağırlık verilen katılımcı ve demokratik bir sistem kurulmalıdır.
Anayasanın 42. maddesindeki „ (…) Türkçeden başka hiç bir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” ibaresinin değiştirilerek, Zazaca ve Anadolu’da kullanılan diğer dillerin anadil tanımına ve statüsüne alınarak evrensel normlara uygun hale getirilmelidir.
Zazaların tarihi, kültürü ve Zazaca Türkiye’deki üniversitelerde çağdaş bilimsel temelde araştırılmalı, bunun için gerekli düzenlemeler ve özendirici tedbirler alınarak öncelikle Tunceli, Bingöl ve Dicle üniversitelerinde Zaza Dili ve Edebiyatı Bölümleri açılmalıdır.
Zazaca eğitim-öğretim önündeki engeller tümüyle kaldırılmalı, Zazaların yaşadığı alanlarda (köy, kasaba, şehir) Türkçe’nin yanı sıra Zazaca eğitim de verilmelidir.
Yayın dili sadece Zazaca olan televizyonlar ve radyolar açılmalıdır.
Değiştirilmiş yer adları yeniden iade edilmelidir.
Kuruluşundan beri laik olduğunu söyleyen devlet, gerçek laikliğin gereği olarak devlet ve dini birbirinden ayırmalı, dinler arasında ayrımcılık yapmamalıdır. Bu bağlamda Dersim İnancı da tümüyle özgür olmalıdır. Herkes dini inancını kendi anadilinde yapabilmelidir.
Dersim ve çevresinde Munzur, Harçik ve Peri suyu üzerinde yapılan ve yapımı devam eden barajların faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.
Halkımızın uzun yıllar içinde birikmiş sorunları var. Biz bütün zorluklarına rağmen demokratik çözümün en doğru yol olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye’nin demokrasiye, Zazaların da Anadolu’da yaşayan tüm insanlarla birlikte daha fazla özgürlüğe ihtiyacı var.
30.10.2009
Kemal Akay (yazar)
Dr. Hüseyin Çağlayan (politolog)
M.Tornêğeyali (araştırmacı)
Xal Çelker (araştırmacı, yazar)
Berfin Jêl (yazar)
Sait Çiya (araştırmacı, yazar)
Hıdır Eren (sosyolog, eğitimci, yazar)
Ali Ekici (araştırmacı)
Faruk Eren (eğitimci, yazar)
Fahri Pamukçu (eğitimci, araştırmacı, yazar)
Haydar Şahin (araştırmacı)
Dilaver Eren (yüksek elektrik mühendisi)
Mesut Keskin (dilbilimci)
Cefo Çarekız (T. Şahin, yazar)
Hakkı Çimen (eğitimci, yazar)
Mirzali Zazaoğlu (Zazaca Wikipedia redaktörü)
Yaşar Aratemur (araştırmacı)
Şervan Barihas (sanatçı)
Hayri Dalkılıç (yazar)
Hasan Öztürk (işletmeci)
Ali Himmet Dağ (yazar, sosyolog)
Usxanê Cemali (yazar)
Zaza Kültürevi Mannheim
Radio Zaza









Zazaların ulus olduğuna dair, sosyolojik, etimolojik vb.. bir kanıt olmamasına rağmen, hala ve ısrarlı bir şekilde “ulus” olarak tanımlamanızı bir “Zazakî konuşan Kürt” olarak sizi kınıyorum.
sayın lol, asıl ben sizi insanlık adına kınıyorum, zira bir halkın, dilin, kimliğin varlığını yok sayıyor, sorguluyorsunuz. araştırsaydınız, kanıtlarını da bulurdunuz, ama anlaşılan, Kemalist milliyetçi inkarcı eğitimden nasibinizi almışsınız…
zazaki dili genelde kürtçenin içinde geçer ve adlandırılmaz.kürtçenin 3 büyük lehçesi vardır.KURMANCİ-SORANİ-ZAZAKİ bu iç dilde kürtçe olarak geçmektedir.bunları dilbilimciler bilim adamları araştırmış bize laf söylemek düşmez bilime bırakalım.
http://www.dersim.dk/zaza_ulusal_sorunu.htm
arkadasa bu yaziyi okumasini tavsiye ederim.
arkadas kalkiyor dilimizi konusmaya calistigmiz ve demokratik haklarimizi savundugumuz icin bir kürt olarak sizi kiniyorum demesi yokmu,yerim ben senin o kinamani.
zazaca bir tv kanali yok,dilimiz ölüyor buna karsi cikmazsiniz,onu yerine sahip cikanlari kinarsiniz öylemi,kinamaya kina yakarak devam edin
(Bu yaziyida okumasini tavsiye ederim)
Bir Dili Yok Saymak veya Bir Halkı Yok Etmek
geschrieben von: Ercan Sönmez (akt.), am: 16/05/2010 – 02:38:09
Bir Dili Yok Saymak veya Bir Halkı Yok Etmek
“Tunceli Üniversitesi Kampusu‘nda bir araya gelen Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG) üyesi öğrenciler, … adına açıklama yapan DYG üyesi Süleyman Alp Ergin, üniversite yönetiminin verilen seçmeli Kürtçe derslerinde Zazaca lehçesini, Kürt dilinden ayrı tutma anlayışında olduğuna dikkat“ çekerek protesto etmiş/ler. (Gündem, http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=91152 ). PKK güdümlü yayın sitelerinde bu haber dolaşıyor. Sorunun özü nedir? Bunun üzerinde durmak gerekir.
Öteden beri Kürt Milliyetçileri diyorlar ki, Zazaca da Kürtçe’dir; Kürtçe’nin bir lehçesidir. Bu anlayışın özü şudur: Eninde, sonunda Zazaca yok olacaktır, yalnızca Kürtçe kalacaktır. Bu durum aslında diğer Kürt lehçeleri için de geçerlidir. Bu Kürtçe denilen dil de aslında Kurmanci’dir. Bütün lehçeler, Kurmanci (Kürtçe) içinde eriyecek, erimezse eritilecek ve kaynaşmış olarak bir dil, Kürt dili olan Kürtçe kalacak. Bu, tespitler tam olarak bu şekilde ortaya konmamış olabilir ama tam olarak bu istenmekte ve arzulanmaktadır. Bunun geçmişi, 1930’lu yıllara, Bedirxan Beyzadelere kadar götürülebilir. Daha sonraki süreçte Kürt milliyetçiliği bu yaklaşımdan beslenmiştir. Bir ara Bismark örneğini tartıştılar ve Kürtlerin bunu örnek alması gerektiğini savundular. Bilindiği üzere Bismark (Otto Von Bismarck) Almanları ‘zor‘ ile birleştirmiş ve yeni Almanya’yı yaratmıştı.
Zazalarda ulusal bilinçlenme yenidir, son yılların eseridir. Ama Kürt milliyetçileri buna oldukça hazırlıklı ve örgütlü olarak tepki vermişlerdir. A. Öcalan, Mahir Sayın ile yaptığı röportajda (Erkeği öldürmek, 1998) bu konuya dikkati çeker. ‘Zazac’ılığın arkasında devletin olduğunu iddia eder ve N.Dersimi’nin klasik millliyetçi ‘Zazaca, en eski Kürtçe’dir demagojik sözlerini aktarır. PKK ve yan kuruluşları, sorunu, ‘düşman ajanları‘ çerçevesinde ele alır ve buna uygun politikalar izler. Kürt örgütleri içindeki eli kalem tutan Zaza kökenliler bu ajanlık, bölücülük teorilerine dört elle sarıldılar. Malmısanıj, Munzur Çem, Haydar Işık gibi yazarlar, mütemadiyen aynı konuları işlediler. Bunlar yer yer ‘dilbilimsel analiz’lerde bulunmaktan da geri kalmadılar. Özet olarak denebilir ki, Kürt milliyetçilerinin bir kesimi Zaza sorunu, Zaza dili veya Zazalarla ilgili herhangi bir sorun gündeme geldiğinde veya tartışıldığında, hemen bu ‘ajan’lık, ‘bölücü’lük, ‘devlet işbirlikçili’ği vb iddialara sarılırlar. Zazaların yaptığı bazı hataları da kullanarak, bunları ‘doğru‘ diye lanse ediyorlar. Gerçekte ise bu iddialar, yalan ve iftiralara dayanmaktadır.
Dr. Zülfü Selcan, yaşadığı bir olayı aktarmıştı: İsviçre’nin bir eyaletinde (Kanton) yabancılar için ‘Ana Dilde Eğitim‘ adlı bir proje hazırlanıyor. Diğer milliyetlerin yanı sıra Kürtçe ve Zazaca konuşanların temsilcileri de çağrılmış. Kürtler ne yapmış dersiniz? İsviçreli yöneticilere, Zazalar için, bunlar bölücüdür, niyetleri Kürtleri bölmektir. İsviçre devleti ise emperyalisttir, Kürtlerin bölünmesini istiyor veya Kürtleri bölmek istiyor mealinden şeyler söylüyorlar. İsviçreliler ise kendilerine şunu söylüyor: Kürtçenin kaç lehçesi olduğu, Zazaca’nın Kürtçe’nin bir lehçesi olup olmaması, bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren, bu dili veya sizin deyiminizle lehçeyi konuşan insanların olduğu ve bu ihtiyaca cevap verilmesidir. Konuşulan ister dil olsun, ister lehçe olsun, öğreticileri ve öğrenecek olanlarla ayrı sınıflarda ve Kürtçe konuşanlardan ayrı yapılacağına göre, bizim görevimiz bunun yapılmasını ve gerçekleşmesini sağlamaktır. Ancak, sonuç olarak proje Kürtler tarafından engelleniyor ve uygulanmıyor.
Tunceli Üniversitesindeki olay, bunu benzeri bir şey. Kürt milliyetçilerinin ve onlara alet olanların niyeti, yapmak istedikleri şey nedir? Zazaca’nın öğretilmemesi, öğrenilmemesi ve böylece yok olmasıdır. Bunu, ille de bu şekilde ifade etmeleri gerekmiyor, ama sonuç budur. Çünkü, herşey onların istediği gibi gitmemektedir, buna güçleri yetmemektedir. Zoraki ’bir dil yaratma’ koşullarına sahip değiller. Bunun için en kullanışlı araç, Güney Kürdistan’da da görüldüğü gibi devlettir. O zaman Kuzey Kürdistan Kürtleri ve onların milliyetçi temsilcileri yeni yollar ve yöntemleri devreye sokmak istiyorlar. Bu yol ve yöntemlerin yani Zazaca konuşanları yok ve asimile etmenin başlıca araçları şunlardır:
1. Zazaların yerleşim alanlarında çatışmaları körüklemek; devletin bütün dikkatini ve gücünü bu alanlara çekmek ve böylece Zazaca konuşanların sürülmesine, ezilmesine ve kırılmasına zemin hazırlamak.
2. Silahlı güçleri ile, Zazaların yaşadığı alanları baskı altına almak, yardım etmiyorlar, işbirlikçilik yapıyorlar, vb bahaneler ile bunları dağıtmak, yerinden etmek, ajan ve kontra ilan etmek, topraklarından sürmek. Ve mümkünse Zaza yerleşim yerlerine Kürtlerin göçünü sağlamak.
3. Zaza ileri gelenlerini, Zaza aydınlarını, düşünürlerini ajan, kontra, işbirlikçi ilan etmek, tehdit etmek, şartlar uygun ise saldırmak, sürgün etmek veya öldürmek.
4. Televizyon, radyo, vb yayın organlarında Zazaca’nın konuşulmasına ambargo koymak, kendilerinin hazırladıkları programlarda Zaza dili ve kültürü yerine, bu ajanlık, bölücülük konularını işleyerek dikkatleri Kürtlerin üzeine çekmek, Zazaca’nın ve Zazaların ne kadar Kürtçe’ye ve Kürtlere yakın olduğunun propagandasını yapmak, belirlenmiş terimlerle ve kalıplarla konuşmayı dayatmak veya empoze etmek. Mesela Zaza ve Zazaca terimleri yerine Kırmanc, Kırmancki, Kurmanci/Kurmancki gibi terimlerin kullanılmasını istemek gibi.
5. Okullarda, üniversitelerde Zazaca’nın öğretilmesine ve öğretilmesine engeller çıkarmak. Tunceli üniversitesindeki protesto bu analamda somut bir örnek.
6. Ulusal ve uluslararası alanda Zazaca ve Zazalar ile ilgili çalışmaları, konferansları, panelleri, projeleri engellemek, sulandırmak, saptırmak. İsviçre’de yaşanmış, Zaza dilinin okullarda öğretilmesini amaçlayan projenin engellenmesi, Dersim Soykırımı’nın, Kürt katliami diye lanse edilerek özünden saptırılması; Dersim 38 davasının tanınması ve kabul görmesinin engellenmesi; Avrupa Dersim Festivallerinin etkisizleştirilmesi için alternatif festivaller düzenlenmesi; Dersim Doğa ve Kültür Festivallerinin, Kürt festivallerine çevrilmesi, vb, vb.
7. Son olarak da, Zazaca yayın ve eğitim isteyen Zaza çevrelerini, Zaza aydınlarını, işbirlikçilikle suçlamak, devletle ilişkili göstermek; devletin yarım yamalak yaptığı veya yapmak istediği projeleri engellemek; bunların, Kürtlerin bölünmesini amaçlayan projeler olduğunu ileri sürerek hem devleti ve devlet yetkililerini suçlamak ve hem de bunları isteyen çevreleri, kurumları, şahısları zan altında bırakmak; vs, vs.
İşte size bir dili yok saymanın veya bir halkı yok etmenin kısa bir hikayesi.
İşte, Kürt milliyetçilerinin Zaza ve Zazaca düşmalığı budur. Eğer bir dili, bir halkı zorla yok edemiyorsanız, onu yok olmaya itecek koşulları yarattığınızda bu amacınız, tam istediğiniz gibi olmasa da eninde sonunda gerçekleşebilir. Bu tarihte denenmiştir, örnekleri vardır ve yaşadığımz coğrafya buna oldukça müsaittir. Osmanlı imparatorluğunun külleri üzerine kurulan TC, buna çok iyi bir örnektir.
15.05.2010
Ercan Sönmez
http://www.forum-prinz.com/cgi-bin/forum.cgi?forum_name=1534&message_number=578&pid=